
Mısır'daki bir arkeoloji ekibi, Kuzey Sina'da yerel bir tanrıya adanmış daha önce bilinmeyen bir tapınağın kalıntılarını, antik Pelusium kentindeki Tell el-Farama'da ortaya çıkardı.
Mısırlı bir arkeoloji ekibi, antik Pelusium kentindeki Tell el-Farama'da yerel bir tanrıya adanmış, daha önce bilinmeyen bir tapınağın kalıntılarını ortaya çıkardı.
Altı yıllık sistemli kazı çalışmalarının ardından, Yüksek Eski Eserler Konseyi bünyesinde çalışan ekip, uzmanların Pelusium’un antik dünyadaki rolüne dair yorumları yeniden şekillendirebileceğini belirttiği özgün bir dini kompleks ortaya çıkardı.
Turizm ve Eski Eserler Bakanı Şerif Fathi, keşfi bir dönüm noktası olarak nitelendirerek Kuzey Sina’nın stratejik ve arkeolojik önemine vurgu yaptı. Fathi, devam eden kazıların kayda değer tarihi değere sahip alanları gün yüzüne çıkarmaya devam ettiğini ve bunun daha geniş bilimsel bilgi birikimine ve küresel miras araştırmalarına katkı sağladığını belirtti.
Yüksek Eski Eserler Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hişam Lithi’ye göre, bu buluntu Pelusium’un dini ve kültürel alışverişin merkezi bir kavşağı olarak oynadığı rolü öne çıkarıyor. Antik Mısır geleneklerini Helenistik ve Roma tarzlarıyla harmanlayan mimari unsurlara dikkat çeken Lithi, “Bu keşif, şehrin fikirleri medeniyetler arası aktarma konusundaki etkisini kanıtlıyor” dedi.
Tapınağın kalıntıları, antik Pelusium Nil koluna bağlı, yaklaşık 35 metre çapında büyük dairesel bir havuzdan oluşuyor. Arkeologlar, havuzun bir zamanlar Nil’in bereketli alüvyonlarıyla sembolik olarak bağlantılı su barındırdığına ve isminin Grekçe kil kelimesinden türemiş olabileceği düşünülen Blozius adlı ilahın kimliğini yansıttığına inanıyor.
Havuzun çevresinde, tanrının heykelini taşıdığı düşünülen merkezi bir kare kaideye sahip gelişmiş bir su kanalları sistemi bulunuyor. Stratigrafik kanıtlar, alanın MÖ 2. yüzyıldan MS 6. yüzyıla kadar kullanımda kaldığını ve zaman içinde yalnızca küçük mimari değişikliklere uğradığını gösteriyor.
Deniz Eski Eserleri ve Sina Merkezi Departmanı Başkanı ve kazı sorumlusu Dr. Hişam Hüseyin, 2019’daki ilk bulguların dairesel yapının sadece dörtte birini gösterdiğini belirtti. O dönemde yapı, muhtemelen bir senato binası gibi sivil bir yapı olarak tanımlanmıştı.
Hüseyin, “Devam eden kazılar ve karşılaştırmalı çalışmalar anlayışımızı tamamen değiştirdi. Artık buranın siyasi bir yapı değil, dini ritüellerde kullanılan kutsal bir su tesisi olduğunu biliyoruz” dedi.
Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nden klasik arkeoloji uzmanları da dahil olmak üzere uluslararası uzmanlarla yapılan istişareler, bu yeniden yorumlamayı destekledi ve binanın ritüel işlevinin doğrulanmasına yardımcı oldu. Bu buluntu, sadece yerel dini uygulamalara ışık tutmakla kalmıyor, aynı zamanda antik dönemde Mısır ile daha geniş Akdeniz dünyası arasındaki karmaşık kültürel etkileşimleri de gözler önüne seriyor. Arkeologlar, alanda yapılacak daha ileri çalışmaların antik Pelusium’un ruhani yaşamı ve bölgesel etkisi hakkında daha fazla bilgi sunabileceğini belirtiyor.
Manşet Görseli Kredisi: Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı