**Öztrak** , partisinin MYK toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi.
"Bugün toplantı gündemimizde, Hükümetin yönetemediği 'buhran' ve bu buhranı
aşmak için yapılacaklar vardı" diyen Öztrak, konuşmasına Avrupa şampiyonu olan
[Anadolu Efes basketbol
takımını](https://tr.sputniknews.com/spor/202105301044619076-anadolu-efes-
euroleague-sampiyonu/) kutlayarak başladı.
Ayasofya'da Erdoğan'ın önünde Atatürk'e hakaret eden eski imamı Mustafa
Demirkan'a tepki gösteren Öztrak, "Ayasofya Camii’nde devlet ricalinin önünde,
Bir defa daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e lanet okundu. Kibir, şımarıklık,
hazımsızlık ve yalan kutsal mekan Ayasofya’yı adeta mesken tuttu. Bir emekli
imam, Atatürk’e lanet okumaya cüret etti. O sözleri ettiği Ayasofya’yı,
İstanbul’u, Rize’yi ve tüm memleketi emperyalistlerin işgalinden kurtaranın,
Atatürk olduğunu unutarak cehaletini sergiledi. Bu suçtur, bu büyük bir
rezalettir. Buna, orada oturan devlet ricalinin sessiz kalması ise çok daha
büyük bir rezalettir. Tarihini bilmeyen kendini bilmez. Bu imam müsveddesine
ve ona sessiz kalan devlet ricaline soruyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk
olmasaydı, Bugün Ayasofya’da, Sultanahmet’te, Süleymaniye’de ecdadın mukaddes
emanetleri üzerinde, Hak iddia edebilir miydiniz?" dedi.
Öztrak konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu camilerde Kuran-ı Kerim tilaveti icra edebilir miydiniz? Aklı, izanı ve
azcık vicdanı olan bunun cevabını bilir. Bugün Kudüs’te, Mescidi Aksa ’da
yaşananlara bir bakın. Bugün bu topraklarda böyle bir zül yaşamıyorsak, bu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir. Tarihi, 'Keşke Yunan galip gelseydi'
diyen, meczuplardan öğrenenler, elbette milletinin tarihine de, Milli
mücadeleye de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de, bu devletin kurucusu, Gazi
Mustafa Kemal Atatürk’e de böyle eğri bakar.
Ama şunu herkes bilsin. Aziz milletimizin vicdanı çok güçlüdür. Tüm bu
eğrileri, hain ve gafilleri mahkûm eder. Ezip geçer. Tarihimizde
“Kuvayımilliyecilerin katli vaciptir” diye, fetva veren Sarayın Şeyhülislamı
Dürrizade varsa, o fetvayı yırtıp atan, “Her kim ki Mustafa Kemal ve
Kuvayımilliye aleyhine fetva verip düşmanlık yapar, Bilin ki onların
damarlarında kâfir kanı akar” diyen, Milletin kahramanı, Sütçü İmam da vardır.
Kininin, nefretinin esiri olmuş, zavallı bir zihniyete, bu ülkenin
çocuklarının tertemiz zihinleri, nasıl emanet edilebilir?
Milletimiz o gün o camide olan devlet ricalinin nasıl sustuğunu görmüştür. Bu
rezalete, çocuklarının, torunlarının dekor edilmesine göz yuman, buna da
sessiz kalanlara yazıklar olsun. Hak, hukuk tanımayan, izan yoksunu bu kibre
düşmüşlere, milletimiz elbette hakkını helal etmeyecektir.
Grup başkanvekilimiz, UYAP üzerinden bu şahıs hakkında, [suç duyurusunda
bulunmuştur. ](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105311044621693-chpli-
ozel-ataturke-lanet-okudugu-gerekcesiyle-imam-demirkan-hakkinda-suc-
duyurusunda-bulundu/)Artık konu, yargının alanındadır. Ancak şunu da
söyleyelim; Bu olup bitene sessiz kalanlara, Gizli gizli alkış tutanlara,
Milleti bölenleri ve bundan siyasi medet umanlara, Milletimizin notunu
verdiğini; Ve bunlara önce seçim sandığına, Ardından da tarihin çöplüğüne
gömeceğinden Tereddüdümüz yoktur."
## Marmara'daki müsilaj tehlikesi
"İstanbul Fatihi Sultan Mehmet Han, 'Ormanlarımdan bir dal kesenin, başını
keserim' buyurmuş. Yine Atalarımız, 'Yaş kesen, baş keser' demiş. İstanbul,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle: 'Türk vatanının ziyneti, Türk
tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeğidir.' İstanbul’u çeyrek asır
yönetenler, Tarihi yarımadanın siluetini bile, Rant için katlettiler.
Milletimizin göz bebeğine acımadan ihanet ettiler. Bir de bunu utanmadan
itiraf ettiler.
Şimdi Marmara Denizi de, bu acımasız ihanete isyan ediyor. [Müsilaj, yani
deniz salyası, tüm Marmara’yı kapladı.
](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105291044611914-bilim-insanlari-
musilaj-sorununu-cozmek-icin-marmaraya-acildi/)Marmara tüm gücüyle, 'Artık
yeter' diye feryat ediyor.
Genel Başkan Yardımcımız Ali Öztunç, bu konuda, Bugün Merkez Yönetim
Kurulumuza sunduğu rapor ve çözüm önerilerini kamuoyuna da açıklayacak.
Dünyada tamamı tek bir ülkeye ait nadir denizlerden birini, Marmara’yı
bitiriyoruz. 'Kendi denizinizi koruyamadınız, Diğer denizlerde nasıl hak iddia
ediyorsunuz' diyenlerin eline, koz veriyoruz.
'İstanbul’a ihanet ettik' diyenler, Marmara’nın feryadını duymak yerine,
İhanetlerine hız veriyorlar. Hafta sonu esnaf kulak kesilmiş, 1 Haziran
sonrasında nasıl açılma olacağını duymayı bekliyor. Bunlar Kanal İstanbul
projesine, Haziran sonunda kazma vuracaklarını açıklıyorlar. Bu proje, Marmara
Denizi’nin ve bölgenin idam fermanıdır. Kanal, Trakya’yı Anadolu’dan koparma,
Ülkeyi bölme projesidir. Talan İstanbul projesidir. Bu projenin ekolojik,
stratejik, ekonomik, siyasi, askeri, sonuçları doğru düzgün
değerlendirilmemiştir.
Devlet akılla ve bilimle yönetilir ama bunların devleti yönetmek gibi bir
derdi yoktur. Bunlar şehit kanlarıyla sulanmış topraklarımızı, Talan edilecek
kupon arazi, Beytülmali ise ganimet olarak görenlerdir. Doların yeşili için,
Doğanın yeşilini feda edenlerdir. İşte bu hastalıklı zihniyet yüzünden, Devlet
krizi her gün daha da derinleşiyor.
Şimdi giderayak, beş müteahhidi, buralarda arazi kapatmış yandaşlarını ve
Katarlı dostlarını daha da zengin etmek için, Ülkeyi bir defa daha borca
batırmaya hazırlanıyorlar. Kendi rant sevdalarının bedelini, çocuklarımıza,
torunlarımıza ödetecekler. Milletimiz bunların ekonomiyi, devleti ve pandemiyi
yönetememesinin faturası altında zaten yeterince ezildi. Erdoğan Şahsım
Hükümetini ve bu projeye mali destek verecekleri şimdiden uyarıyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, Kanal İstanbul’a tek kuruş çalışmayacak.
İmzalanan sözleşmeler de, yargıya, hatta gerekirse, uluslararası tahkime
götürülecek. Herkes bunu şimdiden bilsin, Ayağını ona göre denk alsın.
## Sedat Peker gündemi
"Devlet krizi, her gün derinleşiyor. Erdoğan Şahsım Hükümeti’ni açıkça
destekleyen, Erdoğan’a karşı çıkanları alenen tehdit eden, hükümetin polis
koruması verdiği, [bir organize suç örgütü
elebaşı,](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105311044625255-istanbul-
milletvekili-sik-tip-olarak-sedat-pekerin-iddialarini-arastirmak-uzere-
bagimsiz-bir/) bir aydır tefrika halinde, bir takım kirli ilişkilerini ifşa
ediyor. Millete hesap vermekten kaçan, bağımsız medyayı yok eden Erdoğan
Şahsım Hükümeti, sonunda gerçeği arayan milleti, Bir suç örgütü elebaşının
tefrikalarıyla baş başa bırakma noktasına geldi.
Milletin haber alma özgürlüğüne darbe yapmak Erdoğan’a pahalıya mal oluyor.
Dün bu suç örgütü elebaşı kendini ihbar etti. Suriye’ye giden silahların,
Bayır-Bucak Türkmenlerine gönderilmediğini, El Nusra’ya gittiğini itiraf etti.
Daha önce de bir MHP milletvekili, Tuğrul Türkeş, 'Vallahi de billahi de o
silahlar Türkmenlere gitmiyordu' demişti.
Bizim Suriye’ye silah gönderme meselesini bir suç örgütü elebaşının ağzından
dinlemeye ihtiyacımız yoktu. Bu, ülkemizde çok iyi bilinen bir husustur. Çok
da mağdur yaratmıştır. Bunlardan biri de, değerli arkadaşımız Enis
Berberoğlu’dur. Arkadaşımız haksız, hukuksuz bir şekilde MİT TIR’ları
davasıyla ilişkilendirilerek hapse atıldı.
Sayın Genel Başkanımız buna be ülkedeki tüm haksızlıklara, hukuksuzluklara,
adaletsizliklere karşı Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüdü. Enis Berberoğlu
mahkemede aklandı. Yeniden milletvekili seçildi. Meclis’e girdi. Ama yönetim
bu konudan o kadar rahatsızdı ki, Berberoğlu’nun milletvekilliğini düşürmek
için, Olmadık yargı kumpasları kurdurdu. Meclis Başkanı, milletvekilinin
hukukuna sahip çıkmadı. Erdoğan’ın vesayeti altındaki mahkemeler Anayasa
Mahkemesi’nin kararlarına direndi. Ama sonunda hak yerini buldu, arkadaşımız
Meclis’e döndü.
Biz buradan bir kere daha çağrıda bulunuyoruz: Milleti suç örgütü elebaşının
açıklamalarına mahkum etmeyin. Enis Berberoğlu davasıyla ilgili gizlilik
kararını derhal kaldırın. Kaldırın da bu millet gerçekleri görsün. Erdoğan
Şahsım Hükümetinin bir zamanlar beraber yol yürüdüğü, bu suç örgütü elebaşı,
'Beni bu silah kaçakçılığı işinde de kullandılar' diyor.
'Mehdi gelecek. Ortamı buna göre hazırlamalıyız' diyen, bir dönem Erdoğan’a
danışmanlık da yapan, Devletin resmi güvenlik toplantılarına katılan, bir
general emeklisinin başında olduğu SADAT şirketinin, Bu işlerde aracı olduğunu
iddia ediyor. Tabi sorumlulara; 'Mehdiye ortam hazırlamak için mi Suriye’de
bulundunuz?' diye, soracak bir savcı yok. Firma da gönül rahatlığıyla
iddiaları reddediyor.
Suriye’deki iç savaş, Türkiye’yi ne yazık ki çok yordu. 'Emevi Camii’nde namaz
kılma' hülyası, yanlış kararlar, yanlış politikalar ülkemize büyük bedeller
ödetti.