[Türkiye](/turkiye/)
15:05 29.05.2021(Güncellendi 16:29 29.05.2021) URL'yi kısaltın
__29 __6
Hidrobiyolog Levent Artüz, Marmara Denizi'nin yüzeyini kaplayarak endişeye
neden olan müsilajına (deniz salyası) ilişkin olarak yaptığı açıklamada, "Bu
münferit bir olay değil, bir zincir, bir sonuç. Bundan sonra da böyle
anomaliler göreceğiz. Marmara Denizi 1989 yılında öldü. Gördüğümüz, bir
cesedin çürümesidir" dedi.
Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi Projesi’nin
(MAREM) Başkanı Hidrobiyolog Levent Artüz, Marmara Denizi'nin yüzeyini
kaplayarak endişeye neden olan müsilajına (deniz salyası) ilişkin olarak
yaptığı açıklamada, "Bu münferit bir olay değil, bir zincir, bir sonuç. Bundan
sonra da böyle anomaliler göreceğiz. Marmara Denizi 1989 yılında öldü.
Gördüğümüz, bir cesedin çürümesidir. Müsilajı kavrayabilmek için bu olgunun
tarihine bakmalıyız" dedi.
Artüz, 1+1'den [Siren İdemen ve Anıl Olcan ile yaptığı
söyleşide](https://birartibir.org/ekoloji/1170-cesedin-curumesidir-
bu#.YLE5yhLGEeA.twitter), müsilajlara ilişkin bilgi verirken, "Bir tarifle
anlatmak gerekirse; oklava şeklinde bir tavuk yumurtası düşünün, bilimsel ismi
Proboscia alata olan plankton, kısa sürede anormal artış gösteriyor. Daha
sonra patlıyor. Patlama derken bomba patlaması değil, çiçeklenme, tomurcuk
patlaması. Ölüp kırılıyor. Kırılınca hücre içi sıvısı ortama yayılıyor. Tıpkı
yumurtanın beyazını su dolu bir bardağa dökmek gibi… Müsilaj kökenlendiği
canlıya bağlı olarak genelde üst su kütlelerinde oluşur. Denizin
çalkalanmasıyla içinde hava kabarcıklarını hapsederse suyun yüzeyine çıkar.
Askıda katı madde dediğimiz denizin içindeki partikülleri hapsederse ağırlaşıp
çöker. Yani, içine katı maddeyi hapsederse batıyor, yoğunluğu azalırsa
yüzüyor. İncelemelerimizden gördüğümüz kadarıyla, müsilaj esas olarak ara
yüzey dediğimiz alanda birikmiş vaziyette. Dalgıçlar 5-10 metrelik
derinliklerde gözlemleyebiliyor. Ama, büyük miktarlarda çökmüş müsilaj alt su
kütlesinde, yani 50-100 metre derinliklerde de görülüyor" açıklamasını yaptı.
## "Tür çeşitliliği daha da azalır"
Müsilajların deniz canlılarına etkisine ilişkin olarak da konuşan Artüz,
yapışkan ve bulaşkan bir yapıya sahip olduklarını belirterek, "Balık
yumurtalarının büyük çoğunluğu denizin yüzeyindedir. Yumurtanın içinde yağ
damlacığı vardır ve yüzerler. Yüzeydeki yumurtalar müsilajın içinde hapsoluyor
ve yaşama şansları kalmıyor. Larvalar için de aynı şey söz konusu. Müsilaj
ortamdaki hayvansal besini, yani zooplanktonu içine hapseder. Müsilaj zamanla,
hareket edemeyen (sesil) midye, istiridye, tunikatlar gibi canlıların üzerine
de çöker. Deniz çayırlarını örter ve ışıkla temaslarını keser. Bu canlıların
beslenmesini ve solunumlarını etkiler. Böylece tür çeşitliliği daha da azalır"
dedi.
Artüz, şu ifadeleri kullandı:
### "Marmara Denizi artık küresel değil, bulanıklık sebepli"
Marmara Denizi’nde yaşanan sıcaklık artışının küresel ısınmayla doğrudan
ilişkisi yok. Tabii ki küresel ısınmanın etkisi var. Ama komşu denizler
küresel ısınmadan etkilenmiyor mu? Komşu denizlerde ısınma dünya ortalaması
olan 1 dereceye yakınken Marmara’daki sıcaklık artışı 2,5 derece. 2000
senesinde sıcaklık artışı 1,8 derece civarında. 2000’den beri Marmara’nın üst
su kütlesinde inanılmaz bir sıcaklık artışı var. MAREM olarak yaptığımız
çalışmalardan biliyoruz ki, önlem alınmaksızın yapılan Derin Deniz
Deşarjlarından dolayı oluşan bulanıklık sebebi ile özellikle üst katmanda
deniz suyu sıcaklığının anormal bir şekilde arttığını görüyoruz. Marmara
Denizi artık küresel değil, bulanıklık sebepli, sadece bu denizimizin üst su
kütlesini etkileyen lokal bir ısınmayla karşı karşıya. Keşke Marmara’daki
sıcaklık artışı küresel ısınma ortalamalarında olsaydı. Bu artış küresel
ısınma ortalamalarının çok üstünde ve sebebi de bulanıklık.
#### "Müsilaj agregat yapının yok olmasının tek bir yolu var"
Müsilaj agregat yapının yok olmasının tek bir yolu var. O da bakteriyolojik
olarak parçalanması. Bakteriyolojik olarak parçalanması için gerekli suda
çözünmüş oksijen de ortamda yeterli miktarda yok şu anda. 2007’de Marmara
Denizi’nde çözünmüş oksijen seviyesi bugünküne nazaran daha fazlaydı. Buna
rağmen, müsilaj yapı iki senede parçalandı. Şimdi oksijen çok daha az. Ne
olacağını kestirmek güç. Bakteriyolojik parçalanma sonucu parçalanma ürünleri
ve bu kütleyi parçalayacak bakteri biyokütlesinin de ne olacağı ve bu durumun
olası kümülatif etkileri de meçhul. Net ölçüm yapabilmemiz için deniz
ortamının durulması gerekiyor. Şu aşamada bakıp “vah vah” demek dışında
yapacak bir şey yok."