Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı **Fahrettin Altun, Bosna-Hersek'te**
yayımlanan **Stav** dergisine verdiği mülakatta gündeme ilişkin
değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
**İsrail'in Filistin'e** yönelik[ saldırılarına
ilişkin](https://tr.sputniknews.com/ortadogu/202105201044554389-israil-hamas-
gazze-ateskes/) Altun, " _Hiçbir insani ve kutsal değeri tanımayan İsrail,
**terör devleti** olduğunu bir kez daha gösterdi. Müslümanlar için mübarek bir
ayda, **Kudüs'te, Mescid-i Aksa'da** ve **Gazze'de** Filistinli kardeşlerimize
alçakça saldırılar gerçekleştirdi. Aralarında çok sayıda çocuğun da olduğu
yüzlerce Filistinli şehit oldu. Yüreğimizi dağlayan, bayram sevincimize gölge
düşüren bu fütursuz saldırıları bir kez daha lanetliyorum_" değerlendirmesinde
bulundu.
İsrail terörünün oluşturduğu bu vahşet tablosu karşısında öfkelendiklerini,
büyük üzüntü duyduklarını ama elleri kolları bağlı durmadıklarını belirten
Altun, şöyle devam etti:
> "Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Türkiye, yıllardır Filistin'in haklı
> davasının en önde gelen savunucusu ve destekçisi olmuştur. Bu son saldırılar
> karşısında da ilk andan itibaren tepkimizi en sert şekilde ortaya koyduk. Bu
> duruşumuzu hem devlet hem de millet olarak her düzeyde kararlı bir şekilde
> devam ettiriyoruz. İsrail’in saldırılarına karşı Filistin'e destek olmak
> için Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere,
> ilgili tüm uluslararası kurumları harekete geçirmek üzere çalışıyoruz."
Cumhurbaşkanı **Recep Tayyip Erdoğan'ın** Filistin'den Rusya'ya, Katar'dan
Pakistan'a, Kuveyt'ten Cezayir'e 20'den fazla ülke lideriyle telefonda
görüşerek Filistin için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü anımsatan
Altun, Erdoğan'ın saldırıların bir an önce durdurulması, İsrail'e güçlü bir
ders ve caydırıcı bir tepki verilmesi için birlikte hareket etme daveti
yaptığını aktardı. Altun, " _Filistin için uluslararası her platformda
**mücadele** etmeyi sürdüreceğiz. İsrail'in bu **hukuk tanımaz** tavrının son
bulması için ne gerekiyorsa yapacağız. Mücadelemiz Filistin tam anlamıyla
özgürlüğüne kavuşana kadar sürecek. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın 'Dünya 5'ten
büyüktür' manifestosuyla, dünyadaki **zulüm** düzeninin en büyük aktörü
İsrail'e ve destekçilerinin yüzüne gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz_"
ifadelerini kullandı.
## 'Biden'ın 1915 açıklaması tarihi gerçeklerden uzak'
ABD Başkanı **Joe Biden'ın 1915 olaylarına** ilişkin yaptığı açıklama
konusunda görüşü sorulan Altun, [Biden'ın, 1915 olaylarına dair tarihi
gerçeklerden uzak, mesnetsiz, hakikate aykırı
ifadeler](https://tr.sputniknews.com/abd/202104241044351191-biden-1915-olaylarini-
soykirim-olarak-tanidigini-duyurdu/) kullandığını belirtti. Tarihi olayları
çarpıtarak siyasi rant elde etme girişimlerinin kendilerince hiçbir itibarı
olmadığını bildiren Altun, şu değerlendirmeyi yaptı:
> "Biden'ın ikili ilişkilerimizi yıpratan, müttefikliğe yakışmayan ifadelerini
> iç siyasi hesaplar, lobilerin baskısıyla kullandığını çok iyi biliyoruz.
> Ermeni diasporasının mesnetsiz iftiralarına destek mahiyetindeki bu
> ifadelerinin hadsiz, hukuksuz ve geçersiz olduğunu bir kez daha vurgulamak
> istiyorum. Bu talihsiz açıklama, Türkiye'de yaşayan Ermeni vatandaşlarımızı
> da üzmüştür. Nitekim, Türkiye Ermenileri Patriği Sayın Sahak Maşalyan ve
> Ermeni Vakıfları Birliği Başkanı Sayın Bedros Şirinoğlu, ABD, AB ve diğer
> bazı ülkelerin alevlendirmeye çalıştığı bu tartışmaların iyi niyetten uzak
> olduğunu belirterek asırlardır bu topraklarda barış içinde yaşadıklarını
> açıkça ifade etmiştir."
## 'Asla iddia edildiği gibi bir soykırım söz konusu olmamıştır'
Türk milletinin tarihinde vicdanları karartacak, alınlara [leke olacak bir
olayın bulunmadığının altını
çizen](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105171044526951-cumhurbaskani-
erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklama-yapiyor/) Fahrettin Altun, " _Ancak
bize bu ithamları yöneltenlerin tarihine bakıldığında hepsinin de insanlık
suçlarıyla anıldığına şahit olacaksınız. Türkiye bu konuda da kendine
güveniyor. Uzun yıllardır **arşivlerimizi tarihçilere,** araştırmacılara
**açabileceğimizi** gür bir sesle **dile getiriyoruz.** Ancak mesnetsiz Ermeni
iddialarını savunanlar bu çağrımıza icabet etme cesaretini gösteremiyor.
Esasında Türkiye'nin bu çağrısına kayıtsız kalan Batı, Ermeni meselesindeki
tutumuyla da riyakarlığını ve çifte standardını ortaya koyuyor_" ifadesini
kullandı.
Altun, **1915 olayların arkasında neler bulunduğu** ve Ermenilerin neden böyle
bir iddiası olduğuna yönelik soruya şöyle yanıt verdi:
> "24 Nisan 1915 tarihi aslında, Osmanlı Devleti savaş halindeyken
> düşmanlarıyla bir olup içeride bölücü faaliyetlerde bulunan Taşnak, Hınçak
> ve Ramgavar gibi Ermeni örgütlerin kapatılıp 235 yöneticisinin tutuklandığı
> gündür. Bu tarihte ne sevk ve iskan kanunu ne de bir can kaybı söz konusu
> olmuştur. Sevk ve İskan Kanunu 27 Mayıs'ta çıkartılmış, 1 Haziran'da da
> uygulamasına geçilmiştir. Yapılan işlem muhtemel bir isyana ve Ermeni
> çetelerin Anadolu'daki savunmasız Müslüman halka yönelik katliamlarını
> önlemeye yönelik bir tedbirdir. Bu tarihe kadar da zaten Ermeni çeteler
> binlerce Müslüman Türk ve Kürt katletmişti. Ermeni çeteler, Anadolu'da
> savunmasız sivil Türkleri ve Kürtleri, Kafkasya tarafında da Çerkezleri
> katletmişlerdir. Ermeni çetecilerin yaptıkları katliamları övünerek
> anlattığı pek çok belge de arşivlerde bulunmaktadır. Türkiye olarak belge ve
> bilgiler ışığında konuşurken, politikamızı belirlerken, aynı tavrı iddia
> sahiplerinden de beklemekteyiz. Arşivimizde konuyla ilgili 1 milyonun
> üzerinde belge ve bilgi var. Ermenilere yönelik yer değiştirme işlemi
> sırasında dönemin şartlarından kaynaklı salgın hastalıklar, asayiş sorunları
> baş göstermiştir. Bu nedenlerin yanı sıra güvenlik güçleriyle de çatışarak
> hayatını kaybedenler olmuştur. Asla iddia edildiği gibi bir soykırım söz
> konusu olmamıştır."
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, Osmanlı döneminde Ermeni
vatandaşların durumuna ilişkin şu bilgileri verdi:
> "Anadolu, Osmanlı döneminde, öncesinde ve bugün de farklı kökenden ve
> inançtan insanların huzur içinde yaşadığı bir coğrafyadır. Tüm halklar gibi
> Ermeniler de bu coğrafya da dini özgürlüklerini sonuna kadar
> kullanmışlardır. Osmanlı devlet yönetiminde Ermeni tebaadan çok sayıda kişi
> sayabiliriz. Ancak Osmanlı Devleti'nin sağladığı onca imkana, makama rağmen
> Ermeniler, Batılıların cesaretlendirdiği azınlıkların ayaklanmaları
> sırasında Çarlık Rusya'dan aldıkları cesaretle çeteleşmişler ve Osmanlı
> Devleti sınırlarında Müslüman halka yönelik katliama girişmişlerdir. Bugün
> Anadolu'nun pek çok yerinde Ermeniler tarafından katledilen **Müslüman Türk
> ve Kürtlerin** toplu mezarlarına rastlarken Anadolu sınırları içerisinde bir
> tane bile Ermeni toplu mezarı bulamazsınız. Ermeniler, Osmanlı döneminde
> belki de tarihlerindeki en huzurlu, rahat, refahlı günleri yaşamışlardır.
> Bugün bile kendi ülkelerinde bulamayacakları huzuru, refahı bizim ecdadımız
> onlara sağlamıştır. Buna dayanak olarak da şu anda bile Türkiye'de yaşayan
> Ermenileri gösterebiliriz. Hiçbiri Türkiye'den ayrılmak istemiyor,
> Ermenistan'a gitmek istemiyor."
### 'Bağımsız tarihçiler tarafından araştırılması teklifimiz hala geçerlidir'
Altun, **sözde soykırım iddialarına** karşı Türkiye'nin arşivlerin açılması
teklifine neden yanıt verilmediğine ilişkin soruya şu karşılığı verdi:
> "Bugün asırlardır barış içinde beraberce yaşamış Türk ve Ermeni halklarının
> geçmişinden, yalan ve çarpıtmalarla husumetler çıkarmaya çalışan odaklarla
> karşı karşıyayız. Türkiye olarak hakikatin ortaya çıkması ve bu hakikatin
> iyiliğe, insanlığa, barışa hizmet etmesi için arşivlerimizi açma teklifinde
> bulunduk. Konunun siyasetten uzak, ideolojik zeminden bağımsız, sadece
> barışa ve insanlığa hizmet amacıyla bağımsız tarihçiler tarafından
> araştırılması teklifimiz hala geçerlidir. Daha önce de ifade ettiğim gibi
> bizim hakikate ulaşma isteğimiz siyasal bir kazanım için değil, hakikatin
> kendisi içindir. Sayın Cumhurbaşkanı'mız da hakikatten ve tezlerimizden o
> kadar emin ki konunun araştırılması için samimi adımlar attı. Her fırsatta
> arşivlerimizin tarihçi ve araştırmacılara açık olduğunu vurguladı. Kendisi,
> hakikatin verdiği özgüvenle 2005'ten bu yana da hayatını kaybeden Ermeniler
> için taziye mesajı yayınlıyor. Gerçekle irtibatı olmayan, sadece siyasi
> hesaplarla kurgulanan bu iddiaların araştırılmasından kimler rahatsız
> oluyor? Bu iddialardan beslenen lobiler, bölge halkının barış içinde
> yaşamasından rahatsız olan emperyalist güçler. Biz, arşivlerdeki araştırmayı
> neden kabul etmediklerini de biliyoruz. Ama ne olursa olsun hakikat için
> çalışmaya, Ermeni tezlerini bir bir çürütmeye devam edeceğiz. Düzenlediğimiz
> uluslararası konferanslarla, yaptığımız çalışmalarla 1915 olaylarının
> bilimsel bir şekilde incelenerek tarihin doğru anlaşılmasına hizmet
> edeceğiz. Türkiye'nin arşivleri açıktır, barışa ve istikrara katkı sunmak
> isteyen herkese açıktır."
## 'Türkiye, tehdit unsurlarını inlerinde yok etmeye başlamıştır'
Türkiye'nin **Irak'ın kuzeyinde başlattığı operasyonların** hedefine yönelik
soru üzerine Altun, [Türkiye'nin sınır içinde ve dışında terör örgütlerine
yönelik](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105141044506125-msb-pence-
simsek-harekati-bolgesindeki-teror-saldirisinda-bir-asker-sehit-oldu/) tüm
operasyonlarının nihai hedefinin ülkenin güvenliği, vatandaşlarının huzuru ve
bölgenin istikrarı olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin 2015'ten itibaren terörle mücadelede yeni bir safhaya geçtiğini ve
tehdit unsurlarını inlerinde yok etmeye başladığını belirten Altun, bu
doğrultuda sınır içinde ve dışında terör örgütlerine yönelik operasyonların
başlatıldığını ve terör örgütlerine **ağır darbeler vurulduğunu** kaydetti.
**Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım** operasyonlarının da yine bu doğrultuda,
Türkiye'ye yönelik terör tehditlerini bertaraf etmeye yönelik olduğunu aktaran
Altun, " _Türkiye güney sınırlarında kurulmaya çalışılan terör devletine asla
izin vermeyecektir. Bölgemizde terör örgütlerine ve **teröre asla müsaade
etmeyeceğiz** , terörün kökünü kazıyana kadar, uluslararası hukuktan doğan
haklarımızı kullanarak bu eli kanlı teröristlerle, onların iplerini elinde
tutanlarla mücadelemizi sürdüreceğiz_" ifadelerini kullandı. Altun,
operasyonlarda yerli ve milli silahların, **mühimmatların** kullanılmasının da
kendileri için ayrı bir gurur vesilesi olduğunu bildirdi.
## 'Türkiye, insani yardımlarda milli gelire oranda dünyanın bir numaralı
ülkesi'
Suriyeli sığınmacılar için neler yapıldığı yönündeki soruya karşılık Altun,
Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada en fazla sığınmacıya
ev sahipliği yapan, insani yardımlarda milli gelire oranda dünyanın bir
numaralı ülkesi olduğunu belirtti.
Ülkenin şu anda 3.7 milyonu **Suriyeli** olmak üzere, 5 milyona yakın yerinden
edilmiş kişiye ev sahipliği yaptığını aktaran Altun, " _Türkiye Cumhuriyeti,
vatandaşlarına hangi imkanları sağlıyorsa sığınmacılara da aynısını
sağlamaktadır. Türkiye'nin kucak açtığı **sığınmacıların** çok azında sahip
olan Batı ülkeleri onları sağlıksız, derme çatma barınaklara mahkum
etmemektedir_" ifadesini kullandı.
Türkiye'de eğitim çağındaki 685 bin Suriyeli çocuğa okul imkanı sağlandığını,
Suriyeli çocukların okullaşma oranının, yüzde 30'dan yüzde 63'e çıkarıldığını,
yaklaşık 35 bin Suriyelinin de Türkiye'de lisans ve lisansüstü eğitimi
almasına imkan sunulduğunu anlatan Altun, " _Suriyeli ve diğer göçmen
çocukların evlatlarımızla beraber **aynı sınıflarda eğitim** almasını temin
ettik. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla Suriyelilerin yoğun
olarak yaşadıkları yerlerde Göçmen Sağlığı Merkezleri inşa ettik_" bilgilerini
paylaştı.
Suriyelilere yönelik entegrasyon faaliyetlerinin de her alanda devam ettiğini
bildiren Altun, şöyle devam etti:
> "Özellikle Suriyeli nüfusun yoğun olduğu illerimizde, sosyal ve kültürel
> etkinlikler icra ediyoruz. Ayrıca, Suriyelileri istihdam eden işverenlerin
> çalışma izin harçlarının düşürülmesi gibi yöntemlerle Suriyelilerin
> istihdamını teşvik ediyoruz. Her ilimizde mültecilere yönelik dil ve meslek
> edindirme kursları açtık. Bugün ülkemizdeki birçok Suriyeli artık kendi
> ayaklarının üzerinde durabilir konuma geldi. Suriyelilere insani yardım
> faaliyetlerimiz ise aralıksız devam ediyor. Birleşmiş Milletler kriterlerine
> göre Türkiye’nin şu an itibarıyla mülteciler için yaptığı harcama 40 milyar
> doları aşmış durumda."
AB'nin bu konuda **Türkiye'ye destek** sözü hatırlatılarak [bu sözün ne
kadarının yerine getirildiği
sorusu](https://tr.sputniknews.com/kultur/202105111044477241-suriyeli-multeci-
cocugu-temsil-eden-dev-kukla-gaziantepten-manchestera-yurutulecek/) üzerine
Altun, Türkiye'nin bugüne kadar **Suriyeli sığınmacılar konusunda** hep yalnız
bırakıldığını bildirdi. Kendi milli varlıklarıyla 40 milyar doları aşan bir
harcama yapan Türkiye'ye **Avrupa Birliği'nin** sadece **3+3 milyar avro**
vermeyi taahhüt ettiğini ancak bunun bile tam olarak yerine getirilmediğini
aktaran Altun, şunları kaydetti:
> "Uluslararası toplum mülteciler konusunda Türkiye'yi yalnız bırakmıştır.
> Avrupa Birliği ve sözde müttefikimiz olan ülkeler mültecilerin siyasi ve
> insani sorumluluklarını paylaşmamaktadır. Ülkemizdeki Suriyelileri,
> Suriye'nin kuzeyinde oluşturacağımız güvenli bölgeye yerleştirme çağrımıza
> bile olumlu yanıt alamadık ve Türkiye yaptığı askeri operasyonlarla bölgeyi
> güvenli hale getirdi. Akabinde de buralarda briket konutlar yaparak
> Suriyelilerin yerleşmesine olanak sağladı."
Türkiye'nin kabul ettiği mülteci sayısıyla bir **insanlık dersi** verdiği
ancak bazı kesimlerin Türkiye'ye bu konuda eleştiri yaptığı ifade edilerek,
buradaki çelişkiye yönelik soru üzerine Altun, " _Batılı ülkelerin
çelişkilerine, Türkiye'ye yönelik çifte standardına alıştığımız için artık bu
konuda şaşkınlık yaşamıyoruz. Ülkelerine sayılı mülteci alan, aldıkları
mültecileri bile eğitim ve mesleki durumlarına göre belirleyen Batılı
ülkelerin, 5 milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'yi eleştirmesi
bile bu ülkeler için sadece utanç vesilesi olacaktır_ "
## 'Ne yaparlarsa yapsınlar yolumuzdan dönmeyeceğiz'
Başka ülkelerin yerel medyalarında Türkiye'ye, **Cumhurbaşkanı Erdoğan'a** yer
verildiği, seçim döneminde **Türkçe manşetler** atıldığı, kongre salonlarının
kapatıldığı buna karşın Türkiye'nin başka ülkelerin seçimlerine karışmakla
eleştirildiği belirtilerek değerlendirmesi sorulan Altun, Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ın tüm dünya için adaletin, hakikatin bayraktarlığını yaptığını,
mazlumların ve kimsesizlerin sesi olduğunu kaydetti.
Adaletsizliğin, zulüm düzeninin devamını isteyenlerin ise Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ı kendilerine tehdit olarak gördüğünü ifade eden Altun, "
_Rahatsızlığın temelinde bu yatıyor. Bu nedenle de bütün imkanlarıyla
saldırıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar biz yolumuzdan dönmeyeceğiz. Dünyanın
dört bir yanından **mazlumların ve sağduyu sahibi insanların** ülkemize ve
Sayın Cumhurbaşkanı'mıza besledikleri umudun, duydukları güvenin ve ettikleri
duaların ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Bu sorumlulukla kendisinin
liderliğinde tüm mazlumların yanında durmaya, uluslararası sistemi daha adil
ve etkin bir yapıya kavuşturmaya ve hakikatin sesi olmaya var gücümüzle devam
edeceğiz_" değerlendirmesinde bulundu.
## 'Gençlerimizi her türlü sapkınlıktan korumak istiyoruz'
Türkiye'nin neredeyse bütün **sosyal medya** mecralarına [Türkiye'de ofis
açtırmayı nasıl
başardığı](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105211044556776-rekabet-
kurumudan-Whatsapp-gizlilik-sozlesmesi-aciklamasi/), bunun bir ülke için neden
önemli olduğu yönündeki soruya karşılık Altun, Türkiye'nin her alanda olduğu
gibi dijital dünyada da egemenlik haklarını koruyan, bunun için mücadele eden
bir ülke olduğunun altını çizdi. **Küresel sosyal medya platformlarının**
kendilerini **devletten üstün görme** alışkanlığı edindiğini, bu
alışkanlıkların da ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini anlatan Altun,
sözlerini şöyle sürdürdü:
> "Bu sosyal medya platformlarının Türkiye ile ilgili konularda iddia
> ettikleri gibi demokrasi ve ifade özgürlüğü mecrası olmadıklarını yaşanan
> bazı olaylarla tecrübe ettik. Bu platformların terör örgütleri ve
> gayriahlaki gruplar için gösterdikleri toleransı milletimizin temsilcilerine
> göstermediğine şahit olduk. Bunun karşısında da Türkiye olarak ülkemizde
> dijital faşizme müsaade etmeyeceğimizin altını çizerek konuya ilişkin
> düzenleme yaptık. Bu düzenlemeler sırasında içeride ve dışarıda müthiş bir
> baskıyla karşılaştık. Ama sağlam durduk, taviz vermedik. Gösterdiğimiz
> kararlı duruş da sonuç getirdi ve sosyal medya platformları birbiri ardına
> Türkiye'de temsilci atamaya başladı."
Vatandaşların hak ve hukukunu korumanın öncelikli vazifeleri arasında yer
aldığına işaret eden Altun, " _İnsanımızı aşırılıklardan, çocuklarımızı ve
gençlerimizi de her türlü **sapkınlıklardan** korumak istiyoruz_" ifadesini
kullandı.
Bu platformlara yönelik **reklam yasağı,** internet trafik bant genişliğinin
daraltılması gibi cezai yaptırımların da bu şirketlerin temsilci atamasında
etkili olduğunu belirten Altun, " _Bu konuda adım atmak ve sonuç almak önemli
çünkü kontrol edilmeyen ya da başka odakların kontrolündeki medya, sosyal
medya, dijital dünya enstrümanları ülkeler için beka sorunu, toplumlar için
ahlak, yozlaşma, şiddet sorunları olarak sonuç doğurabilmekte_ "
değerlendirmesini yaptı.
## 'Dünyada en çok aşı çalışması yapan ülkelerden biri olduk'
Türkiye'nin **Kovid-19** ile mücadelesine yönelik soru üzerine Altun,
[salgında tüm dünyanın son derece önemli bir
sınav](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202105201044553686-saglik-bakani-
koca-aciklama-yapiyor/) verdiğini ve vermeye devam ettiğini bildirdi.
Bu süreçte gelişmiş ülkelerin bile sağlık sistemleri çökerken, Türkiye'nin
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde zamanında ve etkili önlemlerle süreci
hem sağlık hem de ekonomik boyutlarıyla başarıyla yürüttüğünü ifade eden
Altun, şu görüşlerini paylaştı:
> "Mücadelenin en başında bilim temelli atılan adımlar, oluşturulan
> Koronavirüs Bilim Kurulu, karar alıcılara yol gösterici oldu. Salgının
> Türkiye'ye gelişinden itibaren her alanda geniş kapsamlı çalışmalar
> yürütüldü. Hiçbir vatandaşımızın mağduriyet yaşamasına müsaade etmediğimiz
> gibi, dünyanın dört bir yanından yardım talebinde bulunan vatandaşlarımızı
> ülkeye getirmek için Cumhuriyet tarihinin en geniş çaplı tahliye
> operasyonunu gerçekleştirdik. Süreçte, 142 farklı ülkeden vatandaşlarımızın
> ülkemize dönüşünü sağladık. 368 hasta vatandaşımızı ise ambulans uçakla
> Türkiye'ye getirdik. Yine bu dönemde sağlık alanında 45 gün gibi kısa bir
> sürede 1008'er yataklı iki salgın hastanesini, 16 dev şehir hastanesini
> hizmete açtık. Milli ve yerli solunum cihazlarının seri üretimine başladık.
> Bu cihazlardan 4 bin ventilatörü 20 ülkeye ihraç etme başarısını gösterdik.
> Sadece kendi vatandaşlarımıza değil Afrika'da 44, Avrupa'da 43, Asya'da 33,
> Amerika'da 22, Okyanusya'da 15 ülke olmak üzere toplamda 157 ülkeye farklı
> ihtiyaçlara göre yardımlar yaptık. Dünyada en çok aşı çalışması yapan
> ülkelerden biri olduk ve yerli aşı üretim çalışmalarımız da sona yaklaştık."
**Küresel ekonomik daralmanın** yaşandığı bu dönemde Türkiye ekonomisinin de
sağlam durduğunu belirten Altun, Türkiye'nin 2020'nin son çeyreğinde elde
ettiği yüzde 5,9'luk büyüme performansıyla Kovid-19 salgınına rağmen dünyanın
en çok büyüyen ikinci ülkesi olduğunu kaydetti. Türkiye'nin sağlıkta olduğu
gibi ekonomi alanında da tüm önlemleri hızlıca aldığını anlatan Altun,
**Ekonomik İstikrar Kalkanı** paketi ile birçok sektörde önleyici tedbirlerin
hayata geçirildiğini, salgının çalışma hayatına ve toplumsal hayata olumsuz
etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik çok sayıda tedbir ve desteğin ortaya
konulduğunu bildirdi. Bu çerçevede bireyden aileye, aileden topluma uzanan tüm
süreçlerde her bir insanı kapsayan Sosyal Koruma Kalkanıyla vatandaşlara
doğrudan aktarılan kaynağın toplam tutarının 1 Mart 2021 itibarıyla 53 milyar
lirayı aştığı bilgisini paylaşan Altun, şöyle devam etti:
> "Kısa çalışma ödeneğinden işten çıkarmaların yasaklanmasına, nakdi ücret
> desteğinden işsizlik ödeneğine, normalleşme desteğinden telafi çalışması
> uygulamasına, hızla işe dönüş teşviklerinden istihdam desteklerine, sigorta
> prim ertelemesinden SGK borç yapılandırılmasına, emekli aylıklarının yeniden
> düzenlenmesinden iş göremezlik ödeneğinin Kovid-19 kapsamında da
> uygulanmasına, evsizlerin konaklatılması projesinden Biz Bize Yeteriz
> Türkiyem Milli Dayanışma Kampanyası'na kadar birçok teşvik, destek, hibe ve
> yardım uygulaması bu süreçte hayata geçirildi. Kovid-19 ile Mücadele ve
> Dayanıklılık Programı kapsamında kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil
> toplum kuruluşlarının 63 projesine 48 milyon lira destek verdik. Salgınla
> mücadelede başarılıyız çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı
> koordinasyon ve yönetim kapasitesiyle proaktif, esnek ve etkili politikaları
> hayata geçiriyoruz."
## 'Türkiye, Bosna-Hersek'in istikrar ve kalkınma projelerine her türlü
desteği vermektedir'
Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki ekonomi iş birliğinin yeterli olup
olmadığı, daha iyisi için neler gerektiği sorusuna karşılık Altun,
[Türkiye'nin, Bosna-Hersek ile ilişkilerine her
zaman](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104171044295500-turkiyenin-hibe-
ettigi-10-bin-doz-asi-bosna-herseke-ulasti/) önem verdiğini, Bosna-Hersek'i
gönül coğrafyasının en güzide ülkelerinden biri olarak gördüğünü, karşılıklı
üst düzey ziyaretlerle de bu ilişkinin her geçen gün daha da derinleştiğini
anlattı. İlişkilerde ekonomik boyutun da önemli olduğunu belirten Altun, ikili
ticaret hacminin, serbest ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle 9 kattan
fazla artış göstererek 2020 yılında 650 milyon dolara ulaştığını, iki ülkenin
potansiyelinin bu seviyenin katbekat üzerinde olduğunu ve ticaret hacminin
kısa zamanda 1 milyar dolara çıkarma hedefi konulduğunu ifade etti.
Ekonomik iş birliğini daha da ileriye götürmek için Bosna-Hersek Devlet
Başkanlığı Konseyi'nin 16 Mart 2021 tarihinde Türkiye'ye gerçekleştirdiği
ziyarette ekonomi ve ticari iş birliği ağırlıklı bir dizi anlaşma
imzalandığını anımsatan Altun, " _Türkiye, Bosna-Hersek'in istikrar ve
kalkınma projelerine her türlü desteği vermektedir. Türkiye, iki ülke arasında
enerji, sağlık, savunma sanayi, turizm, tarım ve hayvancılık alanlarında
işbirliğinin geliştirilmesi için de kararlı bir siyasi iradeye sahiptir_ "
değerlendirmesini yaptı.
Balkanlarda, Slovenya'nın AB'ye gönderdiği iddia edilen ve Bosna-Hersek
topraklarının bölünmesinden bahsedilen bir belgeden söz edildiği aktararak
**Türkiye'nin Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğü** konusundaki görüşünün
sorulması üzerine Altun, şunları kaydetti:
> "Türkiye, Bosna-Hersek'in siyasi birliği ve toprak bütünlüğünden yanadır.
> Bosna-Hersek'in huzur ve istikrarına çok büyük önem veriyoruz. Sayın
> Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da farklı zamanlarda dile getirdiği
> gibi Türkiye, Bosna Hersek halkının huzuru, refah ve kalkınması için her
> türlü gayrete destek olacaktır. Bosna-Hersek'in parçalanmasını Bosna-
> Hersek'in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin Sırbistan'a
> bağlanması ve Kosova'nın Arnavutluk ile birleşmesi gibi maddelerin yer
> aldığı bu belge kabul edilemez. Bu tür tartışmalar bölge ve Avrupa için
> oluşturduğu tehlike ortadadır. Yeni krizler yaratmaktan başka hiçbir şeye
> yaramayacak bu tür girişimlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Bölgenin yeni
> krizlere değil barışı ve istikrarı perçinleyecek girişimlere ihtiyacı
> vardır."
Bu belgede Türkiye'den de bahsedildiği, Türkiye etkisiyle Bosna-Hersek
vatandaşlarının AB yolundan uzaklaşabileceği iddiasına yer verildiği dile
getirilerek değerlendirmesi sorulan Altun, Dışişleri Bakanı Mevlüt
Çavuşoğlu'nun **Slovenya'ya** gerçekleştirdiği ziyarette konu gündeme
geldiğinde Sloven yetkililerin bu belgeyi kabul etmediklerini, ortaya atılan
ve kimsenin kabul etmediği bu belgenin bölgenin huzuruna, istikrarına hizmet
etmediğinin açık olduğunu ifade etti. Altun, " _Fakat altını çizmekte fayda
var, Türkiye, Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğünden, ülke vatandaşlarının
huzurundan, refahından yanadır. Türkiye, **hiçbir ülkenin içişlerine
karışmadığı gibi** , kendi içişlerine karışılmasına da müsaade etmemektedir_"
değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı **Fahrettin Altun,** Türkiye'nin Bosna-
Hersek'te hem sevildiği hem de bir kesim tarafından eleştirildiği ifade
edilerek Türkiye'nin Bosna-Hersek'teki amacının, pozisyonunun ne olduğu
sorusuna ise şu yanıtı verdi:
> "Türkiye'nin Bosna-Hersek'e ile ilişkileri ve politikası, belli kesimlerin
> eleştirileriyle yön bulacak politikalar değildir. Bosna-Hersek ile olan
> tarihi ve kültürel bağlarımızı çok önemsiyoruz. Bosnalı kardeşlerimizin Türk
> milletinin gönlündeki müstesna yeri herkesin malumudur. Bu coğrafyanın tüm
> halklarını Boşnak, Arnavut, Sırp, Hırvat ayırt etmeden asırlarca birlikte
> yaşadığımız, gelecekte de yine her alanda iş birliği içinde olacağımız
> dostlarımız olarak görüyoruz."