[Görüş](/columnists/)
21:48 12.05.2021(Güncellendi 21:49 12.05.2021) URL'yi kısaltın
__14 __8
Filistin-İsrail gerilimindeki tırmanışı değerlendiren Rus uzman Truyevtsev,
Orta Doğu'daki ihtilafın çözümüne ilişkin müzakere sürecinde birbiriyle
ilişkili iki ana formatın varlığına dikkat çekti.
Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü’nden **Konstantin Truyevtsev** ,
[Filistin-İsrail ihtilafının
çözümüne](https://tr.sputniknews.com/ortadogu/202105121044486366-rus-
disisleri-israilin-kudusun-statusunu-degistirme-girisimleri-hukuka-aykiri/)
ilişkin müzakere sürecinin günümüzdeki ana formatının Rusya, ABD, Birleşmiş
Milletler (BM) ve Avrupa Birliği'nden (AB) oluşan Orta Doğu Dörtlüsü olduğunu
anımsattı.
Truyevtsev, Sputnik'e yaptığı açıklamada, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde
bulundu:
_"Mahmud Abbas ve diğer Filistinli liderler aktif olarak Orta Doğu Dörtlüsü
formatına geri dönülmesi çağrısında bulunuyor. İkinci platform ise BM Güvenlik
Konseyi'dir. Her iki format da birbiriyle ilişkili. Kanımca bugün ana soru
işareti Dörtlü'ye dönüşün olup olmayacağı ve eğer olacaksa nihayetinde
Filistin ve İsrail taraflarının sunulacak önerilere ne kadar katılacağı. Bu
konu hem Filistin hem de İsrail için çok hassas. Filistin içinde Hamas ve
İslami Cihad, Filistin ulusal idaresini ihanet ve yetersiz çabalarla suçlama
eğiliminde. Diğer yandan İsrail'de, Netanyahu ile ilgili durumu çok karmaşık.
Netanyahu, Hamas ile iş birliği dahil bazı suçlamalarla karşı karşıya. Durum
hükümet krizi eşiğinde. Bununla birlikte her iki taraftan radikal güçler
gerilimi sürdürmeye hazır. Bu koşullarda, mevcut araçlarla görüşmelere devam
etmek son derece zor."_
© AP Photo / Khalil Hamra
Ancak özellikle Rusya Devlet Başkanı
**Vladimir Putin**
ve Cumhurbaşkanı
**Recep Tayyip Erdoğan**
arasında bugün gerçekleşen telefon görüşmesinden sonra Orta Doğu çözüm
sürecini kolaylaştırmaya yönelik yeni, ek girişimlerin ortaya çıkma
olasılığının göz ardı edilemeyeceğini belirten Truyevtsev, sözlerini şöyle
sürdürdü:
_"Uluslararası gündeminde, Suriye ve Dağlık Karabağ modeli alınarak yeni bir
Rus-Türk girişiminin ortaya çıkma olasılığına gelince, burada öncelikle
Türkiye'nin Filistin-İsrail süreciyle teğet bir ilişkisi olduğu söylenmeliyim.
Ancak bu, Erdoğan’ın Putin ile birlikte, başka platformlardaki müzakere
sürecine belirli bir katkı sağlayacak herhangi bir ek yapıcı şeyler
sunamayacağı anlamına gelmiyor. Tabii ki bu katkı belirleyici olmayacak. Çünkü
bu konuda, Avrupa Birliği ve ABD'nin pozisyonu önemli. AB'nin pozisyonu
Rusya'ya yakın. ABD'nin pozisyonu ise İsrail yanlısı. Gerçi mevcut Biden
yönetimi, önceki Trump yönetimine göre, Filistinlilerle iş birliği yapmaya
hazır görünüyor."_
Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini
yansıtmayabilir.