[Avrupa](/avrupa/)
07:25 13.05.2021URL'yi kısaltın
__19 __8
Fransa'da yapılacak bölgesel seçimlerde Macron'un partisi LREM'in adayı Sara
Zemmahi'nin seçim afişlerindeki başörtüsü tartışma konusu oldu. Aşırı sağ
cephenin baskısıyla LREM, başörtülü bir adayın parti çizgisini temsil etmediği
gerekçesiyle Zemmahi'nin adaylığını geri çekme kararı aldı.
Ülkenin güneybatısındaki **Montpellier’e bağlı bir kantondaki** bölgesel seçim
kampanyasında **Macron'un partisi LREM'in yedek adaylarından** **Sara
Zemmahi'nin** başörtülü seçim afişi ülkede tartışma konusu oldu.
Muhalefet lideri Marine Le Pen'in aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisinin (RN)
iki numaralı ismi Jordan Bardella'nın, Twitter'dan Vatandaşlık İşlerinden
Sorumlu Devlet Bakanı Marlene Schiappa'yı etiketleyerek söz konusu seçim
afişini _"Bölücülükle böyle mi savaşıyorsunuz?"_ ifadelerini kullanarak
paylaşması üzerine, Zemmahi'nin başörtüsü LREM'i ikiye böldü.
**Parti Genel Sekreteri Stanislas Guerini'nin** 'LREM çizgisini temsil
etmediği', _"Bu kadın LREM adayı olmayacak"_ ifadelerinden sonra partiden
yapılan açıklamada da 'LREM'in laik Fransa ilkesine bağlı olduğu ve dini
sembollerin açıkça seçim kampanyası belgelerinde kullanılamayacağı'
savunularak **Zemmahi'nin desteklenmeyeceği** ve adaylık listesinden
çıkarılacağı belirtildi.
**Bakan Schiappa ise** iktidar çoğunluğunun Le Pen'in partisinden öğrenecek
şeyi olmadığını söyleyerek, Fransa yasalarına göre bir kadının kamusal alanda
başörtü takmasına engel bulunmadığını belirtti.
Schiappa, politik seçimlerde ise kişilerin dinsel simgeler taşımamasının
partilerinin çizgisine daha uygun olacağını savundu.
LREM Milletvekili Caroline Janvier, _"Aşırı sağın oylarının peşine düşmek,
yalnızca fikirlerinin tatminine neden olur. Onursuzluk bu. Yeter artık"_
diyerek başörtülü kadın adaya yapılanlara sert tepki gösterdi.
## Ayrımcılık uyarısı
LREM’in Zemmahi ile aynı bölgedeki delegelerinden, hukuk komisyonu üyesi Naima
Moutchou da Zemmahi'nin adaylığının başörtüsü nedeniyle çekilmesinin
ayrımcılık olacağı uyarısında bulundu.
Moutchou, **Fransa yasalarının** dini inançları ve bir seçim kampanyası
sırasında bunları sergileme özgürlüğünü koruma altına aldığını belirterek
kararın seçmene bırakılması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
Hükümet sözcüsü Gabriel Attal, **başörtülü birinin aday olmasının** yasalara
aykırı olmayacağını kaydetti.
Attal, partisinin **'tarafsızlık çerçevesi' gerekçesiyle** başörtülü bir adayı
seçim kampanyasında kullanmayı tercih etmediğini ileri sürdü.
Bütün tartışmalara rağmen Macron'un partisinin Zemmahi'yi tepkiler üzerine
adaylıktan çıkaracağı ve desteklenmeyeceği ifade ediliyor.
### Başörtülü seçim afişi yasalara aykırı değil
Fransız yasaları seçim kampanyalarında afişlerde başörtülü fotoğrafları, diğer
dini sembollerin giyilmesini, takılmasını ya da bulundurulmasını yasaklamıyor.
Ancak 2022'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan Macron'un aşırı sağın
desteğini çekmek için seçim kampanyalarında başörtülü adaylardan kaçındığı
ifade ediliyor.
#### Fransa yönetiminin tepki çeken tasarısı
Fransa'da **Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un** 2 Ekim 2020'de **'İslamcı
ayrılıkçı' olarak** açıkladığı ve gelen tepkiler üzerine ismini "Cumhuriyet
Yasalarına Saygıyı Güçlendiren Prensipler" olarak değiştirdiği yasa tasarısı,
16 Şubat'ta Ulusal Mecliste, 13 Nisan'da ise yasaklar genişletilerek Senatoda
kabul edilmişti.
Şubat, Mart ve Nisan aylarında Fransa Ulusal Meclisi ve Senatosu tarafından
kabul edilen ve Ulusal Mecliste ikinci kez oylanacak olan tasarı ülkedeki
Müslümanların yaşantıları ve giyimlerine müdahaleyi beraberinde getirdi.
Senatoda yeni maddeler eklenen tasarı, okul gezilerinde **öğrencilere refakat
eden** annelerin, 18 yaşından küçük kız çocuklarının kamuya açık alanlarda
başörtüsü takmasını, havuzlarda tesettür mayo giyilmesini ve resmi spor
müsabakalarında başörtüsü kullanılmasını yasaklıyor.
Tasarı açıklandığından bu yana, ülkede cami ve mescitlere yönelik saldırılar
artış gösterdi. **Bazı camiler kundaklanırken** , bazılarının duvarlarına
**İslamofobik yazılar** yazıldı.
Yasa tasarısı, Müslümanları hedef aldığı ve ötekileştirdiği gerekçesiyle
Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplum ile sivil toplum
kuruluşları tarafından eleştiriliyor.