[Türkiye](/turkiye/)
14:10 08.05.2021(Güncellendi 17:01 08.05.2021) URL'yi kısaltın
__25 __120
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüse karşı alınması gereken
tedbirlere uyulduğu takdirde kısa sürede normale dönülebileceğini söyledi.
"Bir süre daha fedakarlık gerekli" diyen Erdoğan, "17 Mayıs itibarıyla
başlayacak yeni normalleşme takvimini önümüzdeki günlerde açıklayacağız.
Okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak" dedi.
Cumhurbaşkanı **Recep Tayyip Erdoğan** , 81 ilden gençlerle iftar programında
bir araya geldi. Burada ilk olarak **yeni tip koronavirüs (Kovid-19)**
salgınının Türkiye'deki seyriyle ilgili konuşan Erdoğan, "Tedbirlere uyarsak
normal hayat yakın. Bir süre daha fedakarlık gerekli. Normale kısa sürede
döneceğimize inanıyorum" dedi.
Erdoğan, 17 Mayıs itibariyle başlayacak yeni normalleşme takvimini önümüzdeki
günlerde açıklayacaklarını belirterek "İlk kabine toplantımızın en önemli
gündem maddelerinden biri bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili
süreç de yer alacak. Vefat sayısında ciddi manada düşüş var. Sizleri
okulunuzla buluşturmak için her türlü gayreti gösterdiğimizden emin
olabilirsiniz" ifadesini kullandı.
Erdoğan bir gencin "Sizce sizi en Kasımpaşalı yapan özelliğiniz nedir?"
şeklindeki sorusuna da "Her ne kadar birileri 'Kasımpaşalı' deyimini
kabadayılıkla örtüştürmeye çalışsa da bana göre Kasımpaşalılığın en önemli
özelliği insan ve kültür zenginliğidir. Böyle zenginlik içinde yetişmiş
olmanın çok büyük faydalarını gördüm. O kültür bana baş eğdirmedi" yanıtını
verdi.
Programın devamında gençlerin yönelttiği sorular ve Erdoğan'ın bunlara verdiği
[yanıtlar şöyle](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210419/1044304521.html):
**\- Yoğun çalışma temponuz ve yoğun siyasi hayatınız çocuklarınız ve
torunlarınızla ilişkinizi nasıl etkilemektedir?**
Öyle bir soru sordun ki, yaramı deştin. Deniz, bu seçim çalışmalarından gece
geç saatlerden, eve geç gelişlerden... Bir tanesinde de yine eve çok geç
gelmiştim. Yatak odamızın kapısına büyük kızım bir pusula yapıştırmıştı.
Pusulada şu yazıyordu; 'Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın?' Ama biz de
tabii çalışmalarımızı yapıyoruz. Toplantılarımız oluyor vesaire... Belki
yanlış yaptım, sonra düşünüyorum ki biz çalışmazsak kim çalışacak? Bizler bir
şeyler yapmamız lazım. 18 senede öyle çalıştık ki bak, İstanbul - İzmir
arasında 3 saat 15 dakikaya düşürdük mü Deniz? Artık arabanıza biniyorsunuz 3
saat 15 dakikada İstanbul'dasınız. Şimdi davama, ülkeme ve milletime karşı
sorumluluklarımı yerine getirmek için koştururken çocuklarıma yeteri kadar
vakit ayıramamış olmak tabii ki en büyük yaramdır. [Fedakarca
sabrettiler](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210413/1044260311.html).
**\- Adalar'daki 978 ata ne olduğunu bilmemek bizi çok üzüyor. Kamuoyundan
gizlenen nedir?**
Her şeyden önce Adalar'daki atların bir canlıya yakışmayacak şartlarda
çalıştırılması uzunca bir süredir gündemimizdeydi. Eski büyükşehir belediye
başkanlarımız rahmetli Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal çeşitli çalışmalar
yapmıştır. Ancak bu uygulanamadan İBB'de yönetim değişti. Hala ne olduğuna
dair tatmin bir açıklama yapılamadı. Hayvan hakları konusunda ortalığı toza
dumana katanların bu hususta hiç ses çıkarmamaları da ikiyüzlülük örneğidir.
Sesinizi çıkarsanıza? Neden çıkamıyorsunuz? Hayvanlara acımanın ideolojik
boyutu olamaz. Bize haber geldi, İçişleri Bakanım beni aradı, İBB Başkanı da
yanındaydı. Dedim ki; ne gerekirse yapalım. Burada elektrik araçlar
kullanabilir miyiz dediler, hayırlı olsun kullanın dedik. İstanbul'un atlarına
dahi sahip çıkıp hesabını veremeyenlerin diğer konularda neler yaptığını
düşünmek istemiyoruz.
## 'Biz bir zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk'
**\- Biz gençleri milli teknoloji hamlesinde daha neler bekliyor?**
Biz bir zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk. Biz aynı şekilde milli
savunmada yüzde 20 yerli, bunun dışında tamamen ithal savunma sanayinde
kullanım yapıyorduk. Ama şimdi yüzde 20'den yüzde 76'ya çıktık. Nereden
nereye. Belki bilinçli olarak, belki gaflet sebebiyle uzunca bir süre Türkiye
milli ve yerli teknolojiden uzak kalmıştır. Göreve geldiğimizde bu acı durumun
en büyük ve tehlikeli yansımalarını da savunma sanayinde gördük.
Amerika'ya gittim. Amerika Başkanı, evlat Bush'tan ben bu dronelarla ilgili,
İHA'larla ilgili 'Bize İHA vermeyecek misiniz?' dedim. O zamanlar bize 48
saatte bir anlık İHA gönderiyorlar. Ne için biliyor musun? Terörle mücadele
için. Hemen o zamanki Dışişleri Bakanı'nı yanına çağırdı, o da
toplantımızdaydı. Dedi ki 'Niye böyle yapıyorsunuz?' Dışişleri Bakanı da o
zaman Condoleezza Rice. Dedi 'Bundan böyle kesinlikle Türkiye'ye insansız hava
aracı, bakın SİHA demiyorum, İHA vereceksiniz.' 24 saatliğine bize İHA'lardan
veriyorlardı. Terörle mücadele edeceksin. Neyle? SİHA ile değil, İHA ile. İHA
ne işe yarıyor o zaman. İHA sadece nokta tespiti yapıyor. Yani koordinatları
belirliyor. O koordinatları belirledikten sonra [servise sinyallerini
veriyor](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210413/1044265626.html). Servise
verdiği sinyallerle de F-16'lar gidip orayı vuruyor.
## 'Şu anda ciddi manada savunma sanayinde ihracat yapan ülke konumundayız'
Tabii bu size bir zaman kaybettiriyor aynı zamanda. Daha sonra ne oldu?
Bayraktarlar İHA'yı da yaptı, SİHA'yı da yaptı. Şimdi de üçüncü olarak
Akıncı'yı yaptı. Bundan böyle çok daha farklı bir konumdayız. Geldiğimiz yer
elbette çok önemli ama henüz yine de söylüyorum hedeflerimizin gerisindeyiz.
Şu anda ciddi manada savunma sanayinde ihracat yapan ülke konumundayız.
İthalat değil, ihracat. Artık biz SİHA'larımızın bütün mühimmatını da
Türkiye'de yapıyoruz. Yani 'Birisi bize göndersin de kullanalım.' yok. Biz
şimdi kendimiz onu da üretiyoruz. Yani daha açık konuşayım, bombalarını da biz
üretiyoruz. Yani bütün Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Bestler Deresi'nde,
buralarda teröristlerin inlerine girdik ve giriyoruz.
**\- Transkript belgesinin ücretsiz ve çift dilli olmasını istiyoruz. Bu
konuda bir gelişme var mı?**
Artık gençlerimiz transkript belgelerini istedikleri yerden çift dilli olarak
herhangi bir ücret ödemeden ve hızlı bir şekilde alabilecekler. Hem salgın
döneminde farklı şehirlerde bulunan hem de eğitimlerine yurt dışında devam
etmek isteyen öğrencilerimize büyük kolaylık sağlayacak bu yeniliğin
gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.
## 'İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip çıkmayı
sürdürecektir'
**\- Türkiye'nin salgın döneminde yaptığı yardımların devamı gelecek mi?**
Hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmama anlayışıyla çok yönlü bir destek
programını hayata geçirdik. Salgın döneminde şimdiye kadar, sosyal koruma
kalkanı adı altında, bakın gençler burası çok önemli, 61 milyar liralık bir
meblağı karşılıksız olarak her kesimden ihtiyaç sahibi insanımıza dağıttık. 61
milyar diyorum. Bu çerçevede, hane bazlı sosyal destekler kapsamında yaklaşık
2 milyon 300 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza 8,5 milyar lira aktardık.
İstihdamı korumaya yönelik kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 765 bin, nakdi
ücret desteğinden 2.5 milyon, işsizlik ödeneğinden [1 milyon insanımız
istifade etti.](https://tr.sputniknews.com/bilim/20210507/1044444414.html)
Normalleşme desteği için de 3.2 milyon esnafımıza 4 milyarın üzerinde
karşılıksız destek sağladık. Gelir kaybı ve kira desteği olarak da 5 milyar
liranın üzerinde bir kaynağı esnaflarımıza hibe olarak dağıttık. Bakın,
karşılıklı ödeme değil, hibe olarak dağıttık. Ayrıca vergi ve sigorta
primlerinden çek ve senetlere kadar, reel sektörün işleyişinde sıkıntıya yol
açabilecek ödemeleri erteledik. Tüm bunlara ilave olarak, faizsiz veya düşük
faizli kredilerle esnafımızdan sanayicimize kadar iş dünyasının tüm
kesimlerini 315 milyar lirayı bulan bir kaynakla destekledik.
Son 16 aydır yaşanan hadiseler, ülkemizde hiç kimsenin sahipsiz olmadığını,
devletin tüm imkanlarıyla vatandaşının yanında yer aldığını göstermiştir.
İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip çıkmayı
sürdürecektir.