Akademisyen Ertan Erol, Kolombiya’da yaşanan protestolarla ilgili olarak
pandemiyle birlikte daha da görünür olan derin ekonomik eşitsizliklere işaret
ederken, hükümetin yaşananları fırsat bilerek askeri yollarla istikrarı
sağlamaya çalıştığı görüşünde.
Kolombiya’da Devlet Başkanı Ivan Duque’nin vergi reformu yasa tasarısına karşı
başlayan ve 9 günü geride bırakan gösterilerde 30’dan fazla kişinin hayatını
kaybettiği ve binlercesinin yaralandığı açıklandı. [Diğer yandan 379 kişinin
de kaybolduğu
duyuruldu.](https://tr.sputniknews.com/guney_amerika/202105071044444989-kolombiya-
liderinden-protestoculara-gorusme-cagrisi-onlarca-olu-yuzlerce-yaralinin-
yanisira-379/)
Başkan Duque’nin, vergi eşiğinin düşürülmesiyle birlikte su, elektrik gibi
temel ihtiyaçlara da ek vergi getirilmesini öngören yasa tasarısı 2 Mayıs günü
[‘yeniden değerlendirilmek’ üzere geri çekilse de protestolar durmuş
değil.](https://tr.sputniknews.com/guney_amerika/202105031044408875-kolombiyahukumeti-
protestolara-neden-olan-vergi-reformu-yasa-tasarisini-geri-cekti/)
28 Nisan’da sendikaların ve öğrenci gruplarının başlattığı protestolar başta
sakin ve barışçıl geçerken, polisin ve daha sonra da askerin müdahalesi
sonrasında şiddetli olaylara sahne oldu.
Kıtadaki ortaklarıyla birlikte Venezüella’ya baskı yapmak için çalışacağını
açıklayan ABD ise, yakın müttefiki Kolombiya’da olanlara sessiz kaldı.
Koronavirüs pandemisi ve FARC ile yürütülen barış sürecinin etkileriyle
birlikte Kolombiya’da yaşananların arka planını, bölgesel denklemi İstanbul
Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Dr. Ertan Erol ile konuştuk.
## 'Olanları anlayabilmek için 2019’da olanları hatırlamakta fayda var'
Ertan Erol, Kolombiya’da devam eden protestoların anlaşılabilmesi için 2019’da
yaşanan büyük eylemleri hatırlatırken, bunların sağa meyilli olan ülke
açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtti:
© Flickr / Ricardo Alguacil
’’Kolombiya’daki protestolarda, 1 Mayıs’tan itibaren Başkan Ivan Duque’nin
talebiyle büyük kentlerde askerin de sokağa indiğini görüyoruz. Tüm bu
olanları anlayabilmek için belki de 2 sene önce Kasım 2019’da olanları
hatırlamakta fayda var. O zaman yaşanan genel grev ve sonrasında ortaya çıkan
gençlik hareketinin 1-2 ay sürmesi, ülke açısından önemli bir dönüm
noktasıydı. Çünkü Kolombiya sağ politikaya meyilli bir ülke. FARC, ELN gibi
Marksist örgütlerin de yıllarca mücadele ettiği bir yer ancak bunun toplumda
yarattığı militarizasyon geçmişi var. Bu açıdan Kolombiya bölgedeki en sağa
meyilli ülke olarak görülebilir. 2019 Kasım ayındaki olaylar ise bu açıdan
ilginç ve ilk örnekti. Ülkede o dönemden beri yükselen bir muhalefet var. En
azından gençler arasında bir mobilizasyon olduğunu söyleyebiliriz.
### 'Kolombiya bölgenin en eşitsiz ekonomilerinden birine sahip'
Uzun yıllar süren savaşla birlikte pandeminin bölgenin en eşitsiz
ekonomilerinden birisine sahip olan Kolombiya üzerindeki etkilerine işaret
eden Erol, salgın süresince hükümet politikalarının yetersizliğinin ortaya
çıktığını dile getirdi:
’’Kolombiya bölgenin ve hatta dünyanın en eşitsiz ekonomilerinden birine
sahip. Ülke, ekonomik olarak büyük sıkıntılara sahip. Bir kere böyle ekonomik
bir problem var. Yıllarca süren savaş ve bundan dolayı kentlere göç etmiş
milyonlarca köylü var. Bu göçün ikinci ve üçüncü jenerasyonları var. Bu göç
eden kitlenin enformel sektörlerde yaşadıkları büyük bir yoksulluğun olduğunu
görüyoruz. Bu o günlerden bugüne gelen önemli bir mesele ve tabii ki Kovid-19
salgınıyla da daha da ağırlamış. Çünkü Kovid-19’un enformel sektörlerin hakim
olduğu ekonomilerde böyle bir etkisi oluyor. Diğer yandan salgının
ilerlemesine karşın hükümetin politikalarının yetersizliği ortaya çıktı.
Hükümet salgınla ilgili olarak ‘ekonomik rahatlama’ paketini açıklayamadı.
Çünkü böyle bir kaynak aslında yoktu. Bu da önemli bir etkide bulundu.
#### 'Devlet Başkanı Duque bağımsız bir siyasetçi olarak düşünülemez'
Kolombiya’daki politik sahnede eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe’nin büyük
etkisine değinen Erol’a göre FARC ile barış sürecine uyulmaması ile birlikte
gelen ekonomik sonuçlar tepkiyi arttırdı:
’’Politik açıdan bakarsak Ivan Duque aslında bağımsız bir siyasetçi olarak
düşünülemez. Duque ve partisi tamamen eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe
tarafından idare ediliyor. İktidardaki bu ‘Uribeciliğe’ karşı yükselen bir
muhalefetin olduğunu görüyoruz. Bunun temel sebeplerinden birisi; eşitsiz
ekonominin dayandığı büyük toprak sahiplerine bağlı oligarşik bir yapıyla
birlikte, Uribe’nin aşırı sağ ve militarist politikaları. Bunlardan en
önemlisi önceki başkan Manuel Santos döneminde FARC ile imzalanan anlaşmaya
uyulmaması. İkinci sebep olarak söylersek Uribe, bu anlaşmaya barış
görüşmelerinin başladığı Oslo’dan itibaren karşıydı. Görüşmeleri hep sabote
etmeye çalıştı. Bundan sonra da tabii ki Duque seçilmesiyle temel maddelerin
uygulanmasına mani olmaya çalışıp kabul etmediler. Bununla birlikte kırda
bulunan FARC üyelerinin, bazı aktivistlerin ve köylü liderlerinin
öldürüldüğünü görüyoruz. Anlaşmaya göre bunlara sağlanması gereken fonlanmalar
yapılmıyor. Bu da ikinci dalga bir göçü getirdi. Son yıllarda kentlere göç
daha da fazla arttı. Yoksulluk seviyesi böylelikle daha da yükseldi. Yani FARC
ile barış anlaşmasının uygulanmamasının çok temel ekonomik sonuçları var.
Kolombiya halkı bu anlaşmayı çok seviyor olmasa bile yaşananlar ve anlaşmaya
uyulmaması, Uribe’ye tepkiyi artırıyor.’’
##### 'Hükümet, protestoculara sert müdahale ile daha da görünür olan
militerleşmeyi 2022 seçimlerine kadar kalıcı hale getirmek istiyor'
Erol, Kolombiya’daki olayların büyümesinin hükümetin istediği bir politika
gibi göründüğüne değinerek, pandeminin de fırsat bilindiğini ve 2022
seçimlerine kadar bu ‘militerleşme’ haliyle devam edilmesinin amaçlandığını
söyledi:
’’Aslında hükümet vergi reformu yasa tasarısında geri adım atmadı. Hükümet,
çoğunluğa sahip olduğu mecliste oylamanın yapılmaması ve yeniden değerlendirme
için ‘duruldu’ diyebiliriz. Çünkü bu protestolara karşı sert müdahaleyle daha
da görünür olan militerleşme mevzusu ve olayların büyümesi hükümetin istediği
bir politikaymış gibi görünüyor. Çok pasifist gösterilerin ‘terörize’
edildiğini görüyoruz. Aslında bir korku yaratılmaya çalışıldı. Hükümet 2022
seçimlerine kadar, pandemiyi de fırsat bilerek bu militarize durumu kalıcı
hale getirmek istiyor olabilir. Pandemiyle birlikte ekonomik krizin
derinleştiği ve grevin ekstra bir darboğazın içine soktuğu kentlerde ekonomik
faaliyetler sıkıntıya giriyor. O zaman hükümet ne yapabilir? Durumu militarize
ederek kendisine bir meşruiyet sağlayabilir.’’
###### 'Ekonomik kriz derinleşecek, istikrarı askeri biçimde sağlamaya
çalışabilirler'
Ekonomik krizin derinleşeceği görüşünde olan Erol’a göre Duque hükümeti
istikrarı askeri bir biçimde sağlamaya çalışabilir:
’’Hükümetin vergi artışıyla sağlamaya çalıştığı kaynak, belirli bir yerden
tekrar kompanse edilmek zorunda. Çünkü Kolombiya devletinin ekonomik kaybını
karşılayacağı bir yer yok. Bu yüzden bir şekilde yine orta ve alt sınıflara
dolaylı vergiler üzerinden baskı uygulamak zorundalar, yoksa çıkış yolları
yok. Ekonomik etkileri anlamında genel olarak baktığımızda krizin derinleşmesi
beklenebilir. Duque rejiminin büyük ölçüde meşruiyetini kaybettiğini
görüyoruz. Buna karşı, seçimlere kadar pandemiyi de bahane ederek istikrarı
askeri bir biçimde sağlamaya çalışabilirler.’’
###### 'Duque, Biden yönetimi ile ilişkisini daha olumlu hale getirmek için
Venezüellalı göçmenler hakkında karar aldı'
Erol, hükümete karşı tepkiye daha da arttırmış olan Venezüellalı göçmenler
kararının Duque’nin ABD’yle daha da olumlu hale gelmek istemesiyle ilgili
olduğu görüşünü dile getirdi:
’’Bütün bu olayların bölgesel bir çerçevede değerlendirilmesi gerekir. ABD’de
yeni bir yönetim var. Bu yönetime Kolombiya’daki hükümetin yılın başından beri
bir yaklaşma siyaseti güttüğünü biliyoruz. Trump ile Bolsonaro’nun kurduğu
gibi farklı bir ilişki vardı. Şimdi biraz ayar değiştirmek zorundalar. Örneğin
Venezüellalı göçmenler meselesi var. Bu göçmenlere Kolombiya’daki ekonomik
sorunları da göz önünde bulundurduğumuz zaman pek olumlu bakıldığını
söyleyemeyiz. Tüm bunlara karşın büyük oranda politik destekten de yoksun olan
Duque, toplum tarafından hoş karşılanmayacak bir karara imza atarak mevcut
Venezüella göçmenlerin bir şekilde enformal sektörden formal sektöre
geçişlerini kolaylaştırıldı. Bu kimlik verilmesi gibi şeylerle sağlandı.
Aslında bu yapılan ABD ile ilişkisinin, Biden ile ilişkisini biraz daha biraz
daha olumlu hale getirmek içindi.’’
###### 'Bölgedeki ülkeler Venezüella’da olduğu gibi tutum almıyor, bu
şaşırtıcı değil'
Kolombiya’da yaşananlarla ilgili olarak diğer ülkelerin Venezüella’daki gibi
tutum almayıp ikircikli bir tutum takındıklarını dile getiren Erol’a göre
insan hakları farklı bir yaklaşımı olduğu öne sürülen Biden’ın sessiz kalması
şaşırtıcı değil:
’’Tabii ki ABD’nin ya da Amerikan Devletleri Örgütü’nün Kolombiya konusunda
ikircikli bir tavır takındığını görüyoruz. Amerikan Devletleri Örgütü,
doğrudan ‘taraflara’ diyerek göstericilere ‘vandallık yapmama’larını öğütledi
ve orta yol çizdi. Bu ülke ve örgütler Venezüella’daki gibi tutum almıyorlar,
şaşırtıcı değil. Bölgedeki diğer ülkeler de bu olaylar ‘Casto-Chavistlerin
planladığı bir faaliyet’ kartlarını kullanıyorlar. Örneğin ilginç bir şekilde
bunun Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno tarafından dillendirildiğini
görüyoruz. Moreno, Kolombiya’daki olaylar için Venezüella ve Maduro’yu
suçladı. Bu açıklamalar da bölgesel bakmak açısından önemli. Bölgedeki diğer
pro-ABD’ci ve Venezüella karşıtı ülkelerin bu olayları doğrudan Maduro’ya
Venezüella’ya havale etmek istediğini görüyoruz. Bu kadar ölüme ve yaşananlara
rağmen ABD’nin sert bir tutum alamaması, Biden’ın Trump’tan sözde ‘insan
haklarına farklı bir yaklaşımı olan başkan’ olarak ses çıkarmaması şaşırtıcı
değil. Duque’nin Ocak ayında ABD ile ilişkiler için Venezüellalı göçmenlerle
ilgili aldığı kararın kendisi açısından aptalca olmadığı böylelikle
anlaşılıyor. Bunu akıllıca bir şekilde uluslararası ve bölgesel durumu
gözeterek yaptığı çok ortada.’’
###### 'Taleplerin çoğu ekonomik, barış anlaşmasının uygulanması talebi de
aslında öyle…'
Ertan Erol, son olarak göstericilerin taleplerine değindi:
’’Polislerin, kolluk kuvvetlerinin tutumlarının değiştirilmesi daha eşitlikçi
bir ekonomi gibi daha genel talepler var. En spesifik talep, ESMAD denilen
özel polis grubunun reforme edilmesi. Bunun dışında taleplerin çoğu ekonomik.
Çünkü FARC ile barış anlaşmasının uygulanması talebi de aslında ekonomik.
Bunun da altını çizmek gerekiyor.’’
Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini
yansıtmayabilir.