Rafael Sadi'ye göre, Meron Dağı'ndaki dini bayram kutlamalarındaki facianın
sorumlusu yılda 2 milyon ziyaretçi akan türbeyi yöneten tarikatlar ve
bakanlarla sıkı ilişkileri. Sadi, facianın İsrail için 'utanç kaynağı'
olduğunu belirtti. Sadi, 23 Mart seçimi sonrası hükümet krizinin dinmediği
İsrail'de beşinci seçimin ufukta olduğu görüşünde.
İsrail'de iki yıl içinde sonuncusu 23 Mart'ta düzenlenen dördüncü seçim de
'hükümet krizlerini' sona erdirmezken, ülke tarihinin en büyük faciasıyla
sarsıldı. Lag BaOmer dini bayramında ultra Ortodoksların Meron Dağı'nda 100
bin kişiyi aşan kutlamaları izdihama yol açarken, en az 45 kişi can verdi,
150'den fazlası yaralandı.
Kabala öğretisinin kurucusu 2. yüzyılın bilge' lakaplı hahamı Şimon bar
Yoçay'ın anıldığı dini bayram, İsrail tarihine en büyük sivil felaketlerden
birisi olarak geçerken, Benjamin Netanyahu, başbakanlığı altında hükümet kurma
sıkıntıları yaşarken ulusal yas ilan etti. İsrail'de facianın nedenleri
tartışılırken, perde arkasındaki koşullar, tarikatlar ile siyaset ilişkilerini
bir kez daha ortaya serdi..
Meron Dağı faciası ve İsrail siyasetinin durumun Odatv yazarı Rafael Sadi ile
konuştuk.
## 'Bir tarafta insanlar eziliyor, boğuluyorlar, öbür tarafta adamlar müzik
çalıp hala dans ediyor Bu hangi dinde var, nasıl bir mantık?'
Rafael Sadi, Yahudilikte türbeye gidip mum yakmak, ölülerden bir şey dilemek
gibi dini vecibeler olmadığını belirtirken, bu konuların aslında dünyanın her
yerinde tarikatların 'uydurmaları' olduğunu vurguladı. Benzer geleneklerin
diğer dinlerde de olduğunu belirten Sadi, bu uygulamaların laikliğe ters
olduğunu belirtti:
"Yanlışları doğruları bir kenara atacak olursak, bir kere Yahudi dini
çerçevesi içinde bu tür kutlamalara yer yok. Türbeye gidip mum yakmak,
ölülerden bir şeyler talep etmek, onların dertlerini çözmesi gibi bir dini
inanç söz konusu değil. Yok öyle bir şey. Ama fiilen var. Bu dini bir olay
değil, tarikatların uydurmasıdır. Maalesef bütün dinlerde var. Bu biraz da
paganizmden kalan usullerdir. Meron Dağı'ndaki videolarda bir taraftan
insanlar eziliyorlar, boğuluyorlar, nefes alamıyorlar; öbür taraftan adamlar
müzik çalıp hala dans etmeye devam ediyorlar. Bu hangi dinde var, nasıl bir
mantıktır? Bizim bildiğimiz usulde laiklikle taban tabana zıt. Laik
olanlarımızı rahatsız ediyor. Bunu Yahudi dinine mal etmek de çok ayrı bir
şey. O türbede kim yatıyor, Rabbi Şimon Bar Yohai. Kabala biliminin veyahut
eğitiminin, öğretisinin biridir. Yani bu adamın yazdığı bir kitap var, Zohar.
O kitaba göre insanlar hayatlarını düzenliyorlar, ondan sonra kafayı yiyorlar,
uçuyorlar."
### ‘Türbeye yılda 2 milyon ziyaretçi geliyor, parayı kazanan türbeyi yöneten
4 tarikat’
İsrail'in laik bir ülke olmamasından ötürü tarikatçılık ve dinin siyasete alet
edilmesinin yasak olmadığını anımsatan Sadi, Meron Dağı faciasının ise
Kabala'nın en önemli kitaplarından Zohar'ın yazarı Simon bar Yoçay'ın
türbesindeki yönetimle alakalı olduğunu söyledi. Sadi, Kudüs'teki Ağlama
Duvarı'ndan sonra ikinci sırada olan ve senede 2 milyon insanın ziyaret ettiği
türbeyi devletin değil 4 farklı tarikatın işlettiğini ve büyük paralar
kazanıldığını aktardı:
"İsrail’de tarikatçılık veya dini yönetim, dinin siyasete alet olması,
karışması yasak değil. Laik bir ülke olmadığı için. Türkiye’de yasak da ne
oluyor, aynı şeyler devam ediyor. İnsanların inançlarına gem vurmak, sınır
vurmak kolay bir şey değil. Herkes ben yaparım diyerek kendi yolunu çiziyor.
Tahtakale mantığıyla işi paraya dayandıracağım. Bu mekan senede 2 milyon
ziyaretçi kabul ediyor, İsrail çerçevesinde çok büyük bir rakam bu. 8
milyonluk bir ülkede 2 milyon ziyaretçi. Bu en çok ziyaret edilen ikinci dini
mekan. Birincisi 4 milyon ziyaretçiyle Ağlama Duvarı. Hesabını daha
çıkaramadılar ortaya. Bu mekanda satılan kandillerin, mumların ve ticari
emtianın boyutları daha çizilemedi bile. Bir de köşe başında bir sadaka kutusu
var, para bağışları vs. Bu mekanı kim işletiyor, bu soruları soruyorlar.
Mesela Ağlama Duvarının işletmesi devlet yönetiminde. Devlet oraya giriş
çıkışı kontrol ediyor. Devlet oranın yöneticisi. Peki, Meron Dağı'ndaki
türbenin yöneticisi kim? 4 değişik tarikat. O tarikatlar bu pastayı yiyor ve
kimseye de bir şey bırakmıyor.”
#### ‘İsrail televizyonlarına ne kadar polis şefi varsa çıktı, bir tek Arka
Sokaklar’dan Rıza baba gelmedi!'
Meron Dağı'nda sadece Simon bar Yoçay'ın değil, 15-20 müridinin de türbeleri
bulunduğunu, kaçak yapılaşmaya kimsenin engel olmadığını belirten Rafaed Sadi,
faciaya davetiye çıkartan koşullardan birisinin de İsrail siyasetçilerinin
polise ayrıcalıklı hahamlara geçit vermeleri talimatları olduğunu vurguladı.
Facia sonrasında İsrail'de ne kadar polis şefi varsa televizyonlara çıktığını
belirten Sadi, "Bir tek Arka Sokaklar'ın Rıza babası gelmedi" dedi. İsrail
siyasetinin tarikatlarla derin ilişkisine atıf yapan Sadi, ultra Ortodoks
Yahudi oy potansiyelinin yüzde 20'leri bulmasına dikkat çekti:
© AP Photo / Sebastian Scheiner
“Yapılan ilk araştırmalara göre Meron Dağı'nda bir sürü irili ufaklı bina var.
Tek bir kişinin türbesi yok, 15-20 müridin de türbeleri var. O binaların
tamamı kaçak yapı. Dini mekanların yönetimi statüsüne göre, bütün bu
mekanların hepsinin inşaat mühendisleri tarafından onaylanması ve kaç kişinin
ziyaret edebileceğinin raporunun verilmesi lazım. Polisin de bu raporlara
dayanarak, 'buraya 10 bin kişi girebilir, daha fazlasına müsaade etmem' demesi
lazım. Ama buna rağmen eski polis şefi Moshe Karadi, açık açık söyledi, ‘Bizim
bu işte hayır, buraya insan sokamazsınız deme yetkimiz yok, hakkımız da yok'.
Kaldı ki ben elimde 2 bin polis de olsa 100 bin ziyaretçiyi nasıl engellerim’
diyor. Bir de şöyle bir ifadesi var. Bakanlardan biri telefon etmiş, ‘Falanca
tarikatın şeyhinin toplantı alanına arabayla girmesine müsaade edin’ demiş.
Adam da ‘Bakarız’ demiş. Bu kimdir, ne değildir bakmış, ‘50 tane şeyh var
hangisine müsaade edeceğim’ demiş. Son dört gündür İsrail televizyonlarında ne
kadar eski polis müdürü varsa hepsi davet edildi. Bir tek Arka Sokaklar’dan
Rıza baba gelmedi! Yani burada bir çadır tiyatrosu havası var. Durum içler
acısı, 45 insan öldü. Yarısından fazlası 13-16 yaş çocuklar. Öyle yanlış bir
planlamayla çıkış 4.5 metre enindeki bir merdivene verilmiş. Birbirlerini eze
eze insanlar ölmüş. Beklenen ve tavsiye edilen şu. Bir devlet soruşturması
yapılsın. Çünkü en fazla inanılan devletin elini koyarak gerçekleri bulması.
Bu arada bakanlar çok insan gelsin şeklindeki düşüncelerinden ötürü
suçlanıyor. Eski Turizm ve Spor Bakanı Miri Regev, 300 otobüs yollamış. İşin
aslında tabii ki politika. Burada 2-3 dini parti var. Oy potansiyeli toplam oy
oranının yüzde 20’sini geçiyor. Bunun siyasetle direkt ilişkisi var. Ama bu
neredeyse cinayet gibi bir durum. Bu hale gelmesi İsrail gibi çok övdüğümüz,
yüksek teknoloji ülkesinde olması çok sempatik değil utanç verici bir durum.”
##### ‘Muhtemelen 5. seçim olacak, iki senedir dört seçim gördük, İsrail'de
yürümeyen bir şey de yok'
Rafael Sadi, İsrail'de 23 Mart seçimleri sonrası siyasi durumu da
değerlendirdi. Sadi'ye göre hükümet krizinin gündelik hayatta aslında pek de
sorun yaratmadığı İsrail'de beşinci seçim yolda:
© REUTERS / Jonathan Ernst
“23 Mart’ta yapılan seçimlerden bir gün sonra iddia etmiştim, beşinci seçim
yolda diye. Aynısını söylüyorum. Süleyman Demirel’den öğrendiğimiz kadarıyla
hükümet kurmak bir meclis matematiğine dayalıdır. İstediğiniz kadar şapkadan
tavşan çıkartın yeterli sayı yoksa kimse kuramaz. Karşı tarafta 6
milletvekiliyle Smotrich liderliğinde aşırı dinci bir milliyetçi parti var. O
da Araplarla bir arada olmam diyor, olsa bile yetmeyecek. 45 milletvekili
desteği olan Yeş Atid-Gelecek Var Partisi’ne Cumhurbaşkanı’nın hükümet kurma
yetkisi söz konusu. Bunu verirken de Naftali Bennett’e sorulacak, ‘Sen de bu
hükümette var mısın diye?’. O zaman 45+7 ile 52 olacak. Yanına da Arapların
RAAM partisi 4 milletvekiliyle katılırsa o da yetmiyor. Bir de Birleşik Arap
Listesi, o da 6 sandalye. O zaman belki olur. Ama tabii ki kendi içlerinde de
büyük çelişkiler var; o bununla olmaz, o varsa ben yokum gibi. Şu anda ortalık
yanık kokuyor. Muhtemelen beşinci seçim olacak. Olursa fazla bir şey değişmez.
İki senede 4 tane seçim, memlekette değişen bir şey, yürümeyen bir şey fazla
yok. Olmasa daha mı iyi olur diye bir şey düşünmeye başladım. Emeklilik,
işsizlik, bayram paraları ödeniyor. Milli güvenlik bütçesi devam ediyor.
Hükümet olmasa da devam ediyor. İsrail koronayı bile yendi. Hükümet olsa ne
olur, olmasa ne olur gibi bir durum var."
###### 'İsrail ile Türkiye'nin uzlaşmaktan başka çaresi yok'
Türkiye ile İsrail arasında siyasi uzlaşma yeniden konuşulurken, Rafael
Sadi'ye göre 'tarafların başka çaresi yok' ve 'su akar yolunu bulur':
"Tarafların başka çaresi yok. Bir taraftan Türkiye'de camide gaz sıkma
olayında CHP bile kalkıp 'burası Kudüs mü ki biber gazı kullanıyorsunuz'
diyebilirken, diğer taraftan 'bebek katili İsrail' demeye devam ediyorken,
Türkiye’yi Mısır ile uzlaşıyor diye tebrik eden bir İhvan var ortada. Bu neyin
göstergesidir? Barışmaktan ve uzlaşmaktan başka kimsenin çaresi yok. Kimsenin
savaşacak, birbirini yiyecek imkanı yok. Herkes birbirine muhtaç. Herkes
şapkasını önüne koysun. Amerika ne yapar, Ermeni meselesi hepsi düzelecek,
hepsi palavra, hepsi gövde gösterisi. Birbirlerini sıkıştıracaklar, sonunda
anlaşacaklar. Enerji bakanı gelecek deniliyor, gitmeyecek diye bir haber yok.
Büyükelçiler son dakika golüdür, herkes onu yapmak istiyor. Acaba bir şey
koparır mıyım diyerek herkes bir son dakika golü ve menfaati içinde. Ama her
şey olacak. Arada bir turizm müsteşarı atandı buraya. Herkes yolunu bulacak.
Su akar yolunu bulur.”