Türkiye, geçtiğimiz haftalarda günlük 60 bini aşan vaka sayılarının ardından
17 Mayıs’a kadar sürecek ‘tam kapanma’ dönemine giriyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ’’ _Vaka sayılarımızı süratle 5 binin
altına indirmeliyiz, aksi takdirde turizmden ticarete ve eğitime kadar her
alanda ağır bir faturayla karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olacaktır_ ’’
diyerek [duyurduğu
tedbirlerin](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104261044363325-cumhurbaskani-
erdogan-koronavirus-tam-kapanma-yeni-tedbirler/) salgının seyrini ne ölçüde
etkileyeceği merak konusu.
Diğer yandan toplam yapılan aşı sayısı ise 22 milyonu aşmış durumda. Sağlık
Bakanı Fahrettin Koca ’’Aşı tedariki önümüzdeki 2 ay için güçleşiyor ancak
sonrasında aşı bolluğu yaşanması bekleniyor’’ derken aynı zamanda 6 ay
içerisinde 50 milyon doz [Sputnik
V](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104281044379702-saglik-bakani-koca-
koronavirus-bilim-kurulu-toplantisinin-ardindan-aciklamalarda-bulunuyor/)
aşısının alınması konusunda anlaşmasının imzalandığının müjdesini verdi.
Koca, **BioNTech** aşısıyla ilgili olarak ise iki doz arasındaki sürenin 6-8
haftaya çıkarıldığını bildirildi.
Peki ‘tam kapanma’ kısıtlamaları, Türkiye’nin salgınla mücadelesini nasıl
etkileyecek? Aşılama süreci ve bu konudaki yeni kararlar gidişatı
değiştirebilecek mi?
Tüm bu gelişmeleri ABD'deki Jackson Laboratuvarı'ndan immünoloji uzmanı
**Prof. Dr. Derya Unutmaz** ile konuştuk.
## ‘Kimi tedbirler devam ettirilir, aşılama hızlanırsa hedeflere ulaşılabilir’
Türkiye'nin koronavirüs ile mücadelede aldığı son kararları değerlendiren
Derya Unutmaz; tedbirlerle hedeflenen sonuca ulaşılmasının, aşılamanın
hızlanması ve kimi önlemlerin devam etmesiyle mümkün olacağı görüşünde:
’’Tabii ki son süreç oldukça sıkıntılı. Geldiğimiz nokta, acil tedbirler
gerektiriyordu. Son alınan kararlar bence alınması gereken kararlardı. Tabii,
kapanmanın ne kadar etkili olacağı, ne kadar denetleneceğine bağlı. Ama belli
bir etkisi olacağını düşünüyorum. Son kısıtlamalarla varılması amaçlanan 5000
vaka altı hedefi bence doğru bir hedef. Tabii burada önemli olan nokta, o
hedefe ulaştıktan sonra, o noktada tutabilmek hatta daha da altına
indirebilmek. Bu da yine ancak belli tedbirlerin devamıyla ve aşılanmanın çok
hızlanmasıyla mümkün olabilecek. Bu tedbirlerle en azından bir frene basılmış
oldu. 5000 vaka altı hedefine ulaşmanın mümkün olabileceğini düşünüyorum ama
tabii ki bekleyip görmek lazım.
### ‘Türkiye hızlı başladı ancak yavaşladı, esas sorun yeterince aşı olmaması’
Türkiye’nin farklı aşılardan temin etmede geç kaldığını belirten Unutmaz’a
göre toplumda aşılara karşı güvensizlik olsa da, asıl sorun yeterince aşı
olmaması:
’’Aslında Türkiye biraz geç başlamakla birlikte ilk aşılamanın başladığı
zamanlarda oldukça iyi ilerledi. Hatta aşılama hızı bakımından dünyada ilk 3
arasına girmişti. Sağlık personeli çok hızlı bir şekilde aşılandı fakat o
noktadan sonra aşılama çok yavaşladı. Bunun en büyük sebebi, yeterince aşı
temin edilememiş olması olabilir. Çin aşısı denilen Sinovac aşısının nisan
ayına kadar -Sağlık Bakanının söylediği kadarıyla- 100 milyon doza kadar
gelmesi gerekirken, şu an sanırım ancak 20 küsur milyon doz ancak gelebildi.
Bu tabii ki en önemli faktörlerden bir tanesi. BioNTech aşısının da çok geç
gelmiş olması ve şu anda birkaç milyon doz temin edilebilmesi başka bir
faktör. Bunun da daha erken gelmesi çok daha faydalı olurdu, çünkü BioNTech
aşısının özelliği birinci dozdan sonra da belli bir koruması olması. Çin
aşısında böyle bir durum yok. Maalesef en az 2 doz yapmak lazım ve bunun
üzerine 2 hafta beklemek lazım. Onun için süre daha da uzuyor. Öte yandan,
diğer aşılardan da temin edilmesi gerekiyordu. AstraZeneca, Johnson & Johnson,
Sputnik V aşısı. Rusların aşısı için bir anlaşma yapıldı ve şimdi üretime
geçilecek. Ancak tam olarak ne zaman başlayacağı henüz kesin değil. Birçok
farklı aşının elde edilmesi gerekiyordu. Bu konuda oldukça geç kaldık. Bu da
toplumun aşılanmasını yavaşlatıyor. Toplumda aşıya olan güvensizlik de var ama
şu anda esas önemli sorun bu değil. Esas sorun yeterince aşı olmaması.
#### ‘Aşılama hızı artarsa en geç yaz sonuna kadar rahatlıkla toplumsal
bağışıklığa ulaşabiliriz’
Unutmaz, aşılama hızının artarak günlük 1 milyonluk doza çıkması halinde
Türkiye’de en geç yaz sonuna kadar toplumsal bağışıklığın sağlanabileceğini
söyledi:
’’Aşılama hızı eğer çok hızlanarak devam ederse, yani günde 700-800 bin doz
hatta bir milyon doza çıkarsa, ben yaz ortasına kadar en geç sonuna kadar,
rahatlıkla toplumsal bağışıklığa ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Biraz daha
yavaş giderse bile, yazın sonuna doğru çok büyük bir rahatlama oluşur. Bu
bakımdan mümkün derecede aşıyı hızlandırmamız gerekecek.’’
##### BioNTech aşısında iki doz arasındaki sürenin 6-8 haftaya çıkarılması
Sağlık Bakanı Koca’nın, "BioNtech aşısının iki dozu arasındaki sürenin 6-8
hafta olarak uygulanmasına karar verilmiştir" açıklamasını değerlendiren
Unutmaz, bu kararın bağışıklık ve koruma açısından bir sakıncası olmadığını
bildirdi:
’’BioNTech aşısının ikinci dozunun ilkinden 6-8 hafta sonra yapılacak olması
bağışıklık veya aşıların sonra oluşacak korumaları açısından sakıncalı
değildir. Bu 2 doz arasının (sadece BioNTech için) açılmasını ben de tavsiye
etmiştim. İlk doz sonrasında bile iyi oranda bir koruma var.’’
###### ‘Virüse ne kadar çok fırsat verilirse, o kadar çok mutasyona uğrama
riski var’
Mevcut aşıların koronavirüs mutasyonlarına karşı etkili olduğunun altını çizen
Unutmaz’a göre düşük riskli de olsa yeni varyantların oluşmasına virüse
verilen ‘fırsat’a bağlı:
’’Dünyada 4-5 tane değişik varyant var. Bunların bir kısmı virüsü daha fazla
bulaşıcı yapıyor. Bir kısmı da bağışıklık sisteminden, özellikle antikorlardan
kaçış mutasyonları. Onların bulaşma riski bir miktar daha artıyor. Fakat iyi
bir haber olarak birçok aşı -bunların başında BioNTech aşısı da geliyor- bu
varyantların hemen hemen hepsine karşı etkili. Bu bakımdan koruyuculukları
devam ediyor, en azından ağır hastalıktan, ölümlerden kesinlikle önleyici
etkileri var. Yeni varyantlar oluşabilir ancak bu noktadan sonra biraz daha
düşük risk olarak görüyorum bunu. Ama tabii ki virüse ne kadar çok fırsat
verirsek o kadar mutasyona uğrama riski var.’’
###### ‘Aşıların adil dağıtım konusu bundan sonra gündeme gelecek’
Koronavirüsten en çok etkilenen ülkelerin şu anda aşı üreten ülkeler olduğunu
belirten Unutmaz’a göre ‘aşıların adil dağıtımı’ konusu bu mevcut durumdan
sonra gündeme gelecek:
‘Aşı’ dağıtımında adaletsizlik konusu genel olarak doğru olmakla birlikte
aslında bu noktada biraz daha detaylı düşünmek lazım. Birkaç açıdan bakmak
gerekiyor bu konuya. Birincisi, aslında koronadan en çok etkilenen ülkeler,
hem ölü sayısı hem vaka sayısı olsun, dünyada şu anda aşısı olan veya aşı
üreten zengin ülkeler. Afrika'da ilginç bir şekilde Güney Afrika dışında çok
az vaka oldu. Tüm Afrika'da olan vakalar İngiltere'den daha az diyebiliriz,
tek bir ülkeden. ABD'de 600 bine yakın insan hayatını kaybetti. Keza Avrupa
çok büyük bir zayiat verdi. Çok ölen insan oldu. Vaka sayıları da en yüksek
Avrupa, ABD ve Brezilya'daydı. Son zamanlarda da Hindistan'da çok büyük bir
sorun var. Salgın gerçekten bir yangın gibi yayılıyor orada. Fakat bu
ülkelerde aşı mevcut, örneğin Hindistan kendi aşısını yapıyor, yani hem kendi
aşısını yapıyor hem de örneğin AstraZeneca aşısını lisanslı olarak üretiyor.
Hindistan dünyada en çok aşı üreten ülkelerden bir tanesi, belki de en büyüğü
olabilir. Aylık yaklaşık 70-80 milyon doz üretiyorlar ve bunun çoğunu da kendi
halklarına dağıtmaya çalışıyorlar. Ona rağmen tabii ki yetişmekte
zorlanıyorlar. Diğer taraftan ABD ancak şimdi yetişmeye başladı. Nüfusun yüzde
kırkını aşılayabildi. Avrupa'da çok daha büyük bir sorun var. Avrupa'da aşı
eksikliği var. Çok geç kalındı. Almanya'da bile -ki BioNTech şirketi
Almanya'da olmasına rağmen- çok gecikme oldu. Yeterince insan henüz daha
aşılanamadı. Keza Rusya kendi aşısını yapmış olmasına rağmen birçok aşıları
ihraç etmeyi seçti. Henüz 20 milyon kişi aşılanmış durumda ülkede. Bu
bakımdan, yani şu anda üretimde bir sıkıntı var ama bundan sonraki süreçte
tabii ki aşılar çoğalacak. Özellikle ABD'de aşı fazlalığı başlayacak çok
yakında. Bu, şu anda bile başlamış olabilir. ABD örneğin AstraZeneca'nın 60
milyon dozunu, ABD'de üretilen bütün dozunu dünyaya dağıtmaya karar verdi. Bir
miktarı Kanada ve Meksika'ya gönderildi. Çoğunluk Hindistan'a gidecek çünkü
acil olarak orada ihtiyaç var. Avrupa ülkeleri de orada üretilen aşıların en
az yarısını başka ülkelere gönderiyorlar. Şu anda 190 ülkede aşı yapılıyor.
Çin üretiminin belli bir kısmını gönderiyor. Yani bu adil dağıtım konusu
bundan sonra bence gündeme gelecek olan bir konu. Şu anda acil ihtiyacı olan
ülkeler ki bunlar zengin ülkeler, aşı yapan ülkelerdi, bunlarda aşı şu anda
mevcut. Bu ülkeler tabii ki önce kendi ülkelerini kurtarmak için çaba
gösterdiler.
###### ‘Sputnik V’nin Türkiye’de üretilecek olması çok iyi haber’
Unutmaz, Sputnik V aşısının Türkiye’de üretilecek olmasının salgınla
mücadelede önemli faydalar sağlayacağını söyledi:
’’Sputnik V aşısının Faz III çalışmaları oldukça iyi sonuç vermişti. Yüzde 90
oranının üzerinde koruyuculuk belirtilmişti. Gerçek hayat verileri şu anda
henüz bilinmiyor ama bu aşının iyi bir aşı olduğu anlaşılıyor. Diğer yandan
bazı veriler bilinmese de şu ana kadar bildirilen önemli bir yan etki
saptanmamış gözüküyor. Bu bakımdan Sputnik V aşısının Türkiye'de üretilecek
olması çok iyi bir haber. Birçok ülkede üretilmesi için anlaşmalar yapıldı ve
Rusya biraz önce dediğim gibi bu aşıyı birçok ülkeye ihraç ediyor. Tabii ki
bunu bir an önce çok büyük sayıda üretmeye başlamak lazım. Bu, salgınla
mücadelede kesinlikle önemli faydalar sağlayacaktır.’’
###### ‘Her yıl bir doz daha aşı yapılması gerekeceğini düşünmüyorum, fakat
Sinovac gibi düşük korumalı aşılar için bu geçerli olabilir’
Unutmaz, aşıların yeni varyantlara etkisiyle birlikte, ‘üçüncü doz’
tartışmalarını değerlendirdi:
’’Açıkçası ben bu kadar sık bir şekilde aşı yapılması gerekeceğini çok
düşünmüyorum. Özellikle BioNTech aşısı, bu da ilginç bir durum, iyi bir aşı.
Yani enfeksiyondan çok daha iyi bir bağışıklık oluşturuyor. Bizim kendi
yaptığımız çalışmalar da var ve bu aşı en azından şu anda biliyoruz ki 6-8 ay
çok iyi bir koruyuculuk devam ettiriyor. Benim tahminim hem Moderna olsun hem
BioNTech aşısı olsun yıllarca koruyuculuğunun devam edecek olması. Her yıl bir
doz daha yapılması gerekeceğini açıkçası düşünmüyorum. Fakat daha düşük
korunmalı olan aşılar için -örneğin Sinovac aşısı olsun- bu inaktif aşılar
için bir üçüncü doz yapılması gerekecek gibi gözüküyor. Daha önceden Kovid-19
geçirmiş olan kişilerde de tek doz BioNTech, Moderna veyahut bu Sputnik,
AstraZeneca da olabilir, tek doz yapılması gerçekten iyi olacak. Özellikle
risk faktörü olan kişilerde bu önemli. Çünkü birçok kişi aslında enfekte
olduktan sonra daha az bağışıklık geliştiriyor. Özellikle genç grupta bu
böyle. Şöyle bir durum söz konusu olabilir, bir yıl sonra bu ortaya çıkan
varyant virüslere karşı özellikle Brezilya, Güney Afrika veya Hindistan'da
oluşan varyantlara karşı bir aşı geliştirebilir, tabii ki çok benzer bir aşı
olacak. Çünkü o varyantlar biraz daha kaçış yapabiliyorlar aşılara karşı,
gerçi yine de ağır hastalığı önlüyor ama enfeksiyon oranı artabilir. Onlarla
ilgili olarak belki aşılar bollaştıktan sonra, 6 ay-bir sene içinde üçüncü doz
bir aşı daha yapılması uygun olacaktır. Daha sonra bu aşıların devam edip
etmemesi, tamamen virüse bağlı kalacak. Ben, virüsün influenza gibi kendisini
çok aşırı şekilde değiştireceğini düşünmüyorum, tabii ki bir sürpriz
yapabilir, ona göre hazırlıklı olmak lazım. Ama aşılar konusunda ben daha
umutluyum. Bu aşıların gerçekten çok etkili olduğunu, uzun yıllar bizi
koruyacağını düşünüyorum.’’
###### ‘Koronavirüs hayatımızdan çıkacağa benzemiyor ancak kontrol altına
alınacak’
Derya Unutmaz; son olarak pandeminin insanlığın hayatını ne ölçüde
değiştirdiğine değinerek, koronavirüsün hayatımızdan çıkmasa bile kontrol
altına alınacağı görüşünü savundu:
’’Son bir sene gerçekten zor geçti. Tüm dünya için bu böyle. Bu virüsle
mücadele eden bilim insanları için ayrıca kötü oldu. Sağlık personeli
gerçekten çok büyük mücadele verdi. Belki de bir dönüm noktası olarak
düşünebiliriz insanlık tarihinde. İleriye baktığımız zaman tarih belki korona
öncesi ve sonrası diye ikiye bile ayrılabilir. Çünkü büyük bir travma yaşandı.
Tabii bu sayede çok çok büyük gelişmeler de oldu. Hem hayat tarzımızla ilgili
hem de dijital teknolojilerin çok hızlı ilerlemesiyle ilgiliydi. Ama aynı
zamanda teknolojilerin sağlık açısından da bu aşıların ve ilaçların ne kadar
önemli olduğu ortaya çıktı. Bu konularda çok daha büyük yatırım yapılması
gerektiğinin ve bunun gerçekten dünyaya bir tehdit olduğu çok net bir şekilde
anlaşılmış oldu. İleriye dönük olarak daha hazırlıklı olacağımızı düşünüyorum.
Koronavirüs tamamen hayatımızdan çıkacağa pek benzemiyor. Bu virüsü dünyadan
yok etmek şu anda çok zor. İmkansız olmasa da gerçekten çok zor. Bunun için
dünyanın büyük çoğunluğunun tamamen aşılanmış olması lazım. Bu da yıllar
sürecek bir süreç, fakat kesinlikle bu virüsü, salgını kontrol etmiş olacağız.
Önümüzdeki yıl içinde ve hatta bu yılın sonlarına doğru birçok ülkede normal
hayatımıza dönmeye başlamış olacağız. O konuda oldukça umutluyum. Tabii
bekleyip göreceğiz, bizi neler bekliyor…’’
Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini
yansıtmayabilir.