[Türkiye](/turkiye/)
12:34 25.04.2021(Güncellendi 14:20 25.04.2021) URL'yi kısaltın
__15 __112
KADEM Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar “İstanbul Sözleşmesi’nin
feshini sanki kadına şiddetle mücadeleyi düzenleyen 6284 sayılı Kanun da iptal
edilmiş gibi anlayan, böyle düşünmeye yatkın bir kesim var. Özellikle sahada
şiddetle mücadelenin uygulayıcılarında böyle bir algının görülmesi çok
tehlikeli sonuçlar doğurur” dedi.
**Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan
Bayraktar** , Yeni Şafak’tan Ayşe Olgun’un
[sorularını](https://www.yenisafak.com/hayat/sumeyye-erdogan-yeni-safaka-
konustu-genetik-kodlarimizda-kadina-saygi-var-3620213) yanıtladı.
_**‘İstanbul Sözleşmesi’nden çekildik. Bu kararı bekliyor muydunuz? Bundan
sonra kadın hakları konusunda nasıl bir yol izleyeceksiniz’** _sorusu üzerine
Bayraktar şu cevabı verdi:
_“İstanbul Sözleşmesi de dahil, aile içi şiddetle mücadeleye ilişkin mevzuatın
tamamı önemli birer enstrüman. Kaldı ki İstanbul Sözleşmesi nihayetinde bir
çerçeve sözleşmeydi. O sözleşmedeki şiddetle mücadele perspektifini gözeten ve
daha önemlisi kendi toplumsal tecrübemizden faydalanarak oluşturduğumuz bir iç
hukuk var. İç hukukumuzdaki ilgili yasa ve tüm düzenlemelerle birlikte, kadına
karşı şiddetle mücadelenin güçlendirilerek sürdürüleceğine inanıyoruz. Bizim
de çalışmalarımız bu minvalde devam edecektir._
_Fakat şu noktada çok dikkatli olmamız gerekiyor; **İstanbul Sözleşmesi’nin
feshini sanki kadına şiddetle mücadeleyi düzenleyen 6284 sayılı Kanun da iptal
edilmiş gibi anlayan, böyle düşünmeye yatkın bir kesim var. Özellikle sahada
şiddetle mücadelenin uygulayıcılarında böyle bir algının görülmesi çok
tehlikeli sonuçlar doğurur.** 6284 sayılı Kanun’un uygulamasında hiçbir
aksaklık olmaması için kamu görevlileri ve STK’lar özel bir duyarlılık
göstermeliler. Biz de bu noktada elimizden geleni yapacağız._
## ‘Kadın hakları için İstanbul Sözleşmesi’nden önce de mücadele veriliyordu’
_Kadın hakları ise tabii daha kapsamlı bir konu. Kadın haklarının tesisi için
İstanbul Sözleşmesi’nden önce de mücadele veriliyordu, sonrasında da belki
daha güçlü bir şekilde verilmeye devam edilecek. Bu noktada, kadın hakları
tartışmasının sağlıklı bir zemine çekilmesi için çaba göstereceğiz. **Ne
baskıcı ve kısıtlayıcı önyargıların ne de LGBT lobisinin uluslararası
ölçekteki propagandasının, kadın hakları mücadelesine zarar vermesine razı
olabiliriz.** Kadın hakkı denince bunun sadece **Batılı ve seküler bir
tanımlaması olmadığını; temelde büyük bir ortak payda olmakla birlikte,** her
kesimin, her toplumun bu hakları kendi inancı ve toplumsal gerçekliklerine
göre tanımladığını göstermek mühim.”_
### 'Bakanların tercih edilme nedeni, kişisel yetkinlik ve donanımları'
**_'İki dönemdir KADEM’den isimleri görüyoruz Aile Bakanlığı koltuğunda. Bu
konuda çeşitli yorumlar da yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz'_**
sorusuna ise Bayraktar'ın cevabı şu oldu:
_"Son iki dönemin üst üste gelmesi tabii ki bir tevafuktan ibaret. Şunun
altını çizmek isterim, **her iki bakanımızın da tercih edilme nedeni, onların
KADEM’le ilişkileri değil, kişisel yetkinlik ve donanımlarıdır. Zaten
yetkinlikleri dolayısıyla KADEM’de bulundular. Bu da KADEM’in potansiyelini ve
liyakatini gösteren bir durum.**_
_Çok açık konuşacağım, bana sorarsanız, ben KADEM’in hiçbir siyasi tartışma
içine girmesini istemem. Ama nihayetinde alanımız kadın hakları, siyasetin bir
konusu. Beraber çalıştığımız arkadaşlarımızın pek çoğu da siyaseten duyarlı ve
aktif insanlar. Dolayısıyla nasıl ki akademide, özel sektörde, sendikalarda
yer edinmiş kişilerin sıklıkla siyasette görev aldığını görüyorsak, sivil
toplum kuruluşları ile siyaset arasında da insan kaynağı ve tecrübesi
anlamında bir geçişkenlik olması çok doğal."_