Kanal İstanbul’la ilgili ikili formülün gündemde olduğu, ticaret gemilerinin
Kanal’dan, savaş gemilerinin Boğaz’dan geçmesinin planlandığı belirtildi.
Milliyet'ten Mithat Yurdakul'un [haberine
](https://www.milliyet.com.tr/galeri/son-dakika-kanal-istanbulda-montro-
formulu-dikkat-ceken-uyari-6483866/1)göre, son günlerde Montrö Boğazlar
Sözleşmesi ve Karadeniz’deki gerginlikle yeniden tartışma konusu olan Kanal
İstanbul ile ilgili, ikili geçiş formülünün gündeme geldiği ortaya çıktı.
Kanal İstanbul çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporunda, “Kanal
İstanbul’un, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde ticaret gemisi olarak tanımlanan
gemilerin geçişlerine açık tutulması savaş gemisi geçişlerinin 81 yıldır
uygulandığı şekliyle Boğazlar yoluyla yapılmasının en uygun hal tarzı olacağı
değerlendirilmektedir” denildi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca hazırlatılan ve geçtiğimiz ocak ayında
onaylanan bin 600 sayfayı aşkın Kanal İstanbul ÇED raporunda dikkat çeken
tespitlere yer verildi.
Türkiye’nin, Montrö Sözleşmesi’nin ruhuna zarar vermeden Kanal İstanbul
geçişlerini dilediği gibi düzenleyebileceği belirtilerek, savaş gemilerinin
durumuna da değinildi.
Raporda, Montrö Sözleşmesi’nde ticaret gemilerinin açık bir tanımının
yapılmadığı, “savaş gemileri” kapsamına girmeyen bütün gemilerin ticaret
gemisi olarak kabul edildiği belirtilerek, şöyle devam edildi:
“Kanal İstanbul geçişleri sebebiyle, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin
tartışmalardan uzak tutulması ve yaşanması muhtemel bölgesel ve küresel
istikrarsızlık ve belirsizliklerin önlenmesi amacıyla Kanal İstanbul’un,
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde ticaret gemisi olarak tanımlanan gemilerin
geçişlerine açık tutulması, savaş gemisi geçişlerinin 81 yıldır uygulandığı
şekliyle boğazlar yoluyla yapılmasının en uygun hal tarzı olacağı
değerlendirilmektedir.”
## Hukuki statü uyarısı
Raporda, savaş gemilerinin Kanal İstanbul’dan geçirilmesi durumuna ilişkin de
bir öneri yer aldı. Bu çerçevede, gemilerde sınıf, tonaj ve süre sınırlamasına
yönelik kayıtlara Kanal İstanbul yoluyla Karadeniz’e giriş çıkış yapan savaş
gemilerinin de dahil edilmesi gerektiği vurgulandı.
İlgili devletlerin Ankara’daki temsilciliklerine de bu bilgilerin verilmesi ve
Kanal İstanbul’un Karadeniz’in hukuki statüsünde değişiklik yaratmaması
gerektiği kaydedildi.
Boğazların “doğal su yolu” özelliği ile insan yapımı olan kanallardan
ayrıldığına dikkat çekilen raporda, kanallardan geçişlerin, aksine bir
uluslararası düzenleme yoksa, özel hukuksal rejimler çerçevesinde ve kanala
egemen olan devletin yetkilerine herhangi bir sınırlama getirmeden
yapılabildiği vurgulandı.
Raporda, “Kanal İstanbul üzerinde Türkiye’nin yasama, yürütme ve yargı
yetkileri tam olup, Kanal İstanbul geçişlerinin Türk ulusal hukukuna göre
düzenleneceği konusunda bir tereddüt yoktur” denildi.
### Danimarka ve Cebelitarık örneği
Coğrafi konumu, fiziki yapısı ve “sui generis” (kendine özgü) özellikleri
çerçevesinde değerlendirildiğinde, Türk boğazlarının uluslararası bir boğaz
olmadığının görüleceği ifade edilen raporda, şu tespitte bulunuldu:
“Uluslararası boğazlardan genel geçiş rejimi geçiş özgürlüğü üzerine inşa
edilmiştir. Türk Boğazları, Danimarka Boğazları ve Cebelitarık Boğazı gibi
hukuki statüleri özel sözleşmelerle belirlenmiş boğazlardan geçiş kendi özel
statülerine tabidir.”
## İklim Komisyonu: İstanbul’da 5 milyon insanın suyunun kesilmesi anlamına
geliyor
Cumhuriyet'ten Sarp Sağkal'ın [haberine
](https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/iklim-komisyonu-cilgin-proje-kanal-
istanbulu-konustu-1828788)göre ise, TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma
Komisyonu’nda Kanal İstanbul gündeme geldi.
Komisyonda söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Kanal
İstanbul’un zararlarının da bu komisyonda konuşulması gerektiğini belirterek
“Avrupa yakasını besleyen suyun yüzde 65’i kanal yapıldığında devre dışı
kalacak. Bu, İstanbul’da 5 milyon insanın suyunun kesilmesi anlamına geliyor”
dedi. “Su kıtlığına karşı önlem alacak mıyız” sorusunu yönelten Süllü’ye
komisyon başkanı AK Partili Veysel Eroğlu, İstanbul’un 2071 yılına kadar içme
suyu sorunu olmayacağını savundu.
Süllü ise Kanal’ın oluşturacağı tek sorunun içme suyu değil, tarımsal sulamada
sorunlara neden olacağını söyleyerek “Bakın, ben söylemiyorum, bilim adamları
söylüyor” dedi. Eroğlu da “Kusura bakmayın, ben de bilim adamıyım” karşılığını
verdi.
Öte yandan komisyonda, CHP’li vekillerin konuşmalarını kısa tutmalarının
istenmesi üzerinden tartışma yaşandı. Bunun üzerine AKP Şanlıurfa Milletvekili
Ahmet Akay, komisyon başkanına “Sunum yapsınlar, kurtulalım” çağrısı yaptı.
CHP’li Murat Bakan, “Ne demek kurtulalım” diye tepki gösterdi. Bakan,
Eroğlu’na, “Bu Komisyon konuşulsun diye kuruldu” karşılığını verdi.