[Türkiye](/turkiye/)
19:21 06.04.2021(Güncellendi 19:22 06.04.2021) URL'yi kısaltın
__7 __0
İTÜ'nün 36 ilde yaptığı araştırmada hava kirliliğinin en çok arttığı il Adana,
en fazla azaldığı il ise Kırıkkale oldu.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi
Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros
koordinatörlüğünde, bölüm öğrencileri tarafından Türkiye'de yeni tip
koronavirüs (Kovid-19) salgınının birinci yılında, hava kirliliği oranı
üzerine araştırma yapıldı.
Bu kapsamda, Türkiye'deki 36 ilin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile
belediyelerin hava kalitesi ölçüm istasyonlarındaki azotdioksit (NO2) hava
kirliliği oranı incelendi.
Sonuçlara göre, Türkiye'nin 36 ilinde hava kirliliği oranı salgının birinci
yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 8 azaldı.
**Verilere göre, Türkiye'de hava kirliliği artışı en çok yüzde 21 ile Adana'da
kaydedildi. Adana'yı yüzde 20 ile Artvin, yüzde 16 ile Düzce, yüzde 13 ile
Kırklareli ve yüzde 12 ile Eskişehir takip etti.**
Hava kirliliğinin en fazla azaldığı şehirlerin başında ise yüzde 38 ile
Kırıkkale yer aldı. Kırıkkale'yi sırasıyla yüzde 27 ile Kars, yüzde 25 ile
Sinop, yüzde 22 ile Edirne ve Balıkesir takip etti. Hava kirliliği oranı 25
şehirde düştü, 10 şehirde arttı, 1 şehirde ise değişmedi.
Türkiye'nin en kalabalık kenti **İstanbul'da** hava kirliliği salgının birinci
yılında, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 azaldı. **Ankara** ve
**Bursa'da** kirlilik oranı yüzde 8 azalırken, **İzmir'de** yüzde 5 arttı.
İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı
değerlendirmede, hava kirliliğinin canlı ve cansız varlıkları olumsuz
etkileyen, fiziksel zararlara ve ekonomik kayıplara yol açan önemli bir çevre
sorunu olduğunu söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü raporlarında dış veya iç ortam hava kirliliğinin her yıl 7
milyon civarında insanın ölüm sebebi olarak gösterildiğini belirten Toros,
"Raporlar hava kirliliğinin, akciğer kanseri, kalp-damar ve inme
hastalıklarını artırması gibi doğrudan veya iklim değişikliği gibi dolaylı
olarak insanlığın önündeki en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguluyor"
dedi.
Toros, şehirlerin meteorolojik açıdan plansız yapılaşması, sanayileşme,
motorlu vasıtalar ve binaların ısıtılması sonucu atmosfere salınan
kirleticilerin, insanlığın önünde çözülmesi gereken küresel bir sorun olarak
durduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
"İTÜ'de öğrencilerimiz ile koronavirüs salgınının birinci yılında hava
kirliliği oranını bir önceki yıla göre değerlendirdik. Buna göre azotdioksit
değerleri incelemeye alınan 36 şehrin ortalama değerlerini karşılaştırdık.
İnsanların incelediğimiz dönemde hareketliliği zaman zaman değişti. Türkiye'de
koronavirüs salgını tedbirleriyle insanlar bir dönem evlerinde kaldı, araç
kullanmadı. İnsan etkinliğinin azalması havanın kalitesine olumlu etki
yaparken, kirliliğin de azalmasını sağladı. Normalleşmeyle beraber ise insan
etkinliğinin yeniden fazlalaşması hava kirliliğinin artmasına yol açtı.
Araştırmamız sonucunda koronavirüs salgınının birinci yılında hava kirliliği
oranı, bir önceki yıla göre yüzde 8 azaldı. İstanbul, Ankara, Bursa gibi
nüfusun fazla olduğu şehirlerde hava kirliliği azaldı. Nüfusun yoğun olduğu
büyükşehirlerde hava kirliliğinin azalması, havamızın kalitesi açısından son
derece önemli."