104 emekli amiralin imzasıyla yayınlanan bildiri, Türkiye’de gündemin ilk
sırasına oturdu. Hem iktidar hem de muhalefet cephesinden açıklamalar üst üste
gelirken sabah saatlerinde imzacı 10 emekli amiral gözaltına alındı. Uzmanlar,
bildirinin anlamını ve yaşanan süreci Sputnik’e değerlendirdi.
Son dönemde gündemde olan **Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne** ilişkin 104 emekli
amiralin yayınladıkları [ortak
bildiride](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104031044188091-emekli-103-amiralden-
montro-ve-ataturk-bildirisi/), aynı zamanda **‘Atatürk değerlerinden
uzaklaşma’** vurgusu da dikkat çekti.
Cumhurbaşkanlığı, bakanlar ve iktidar cephesinden **‘darbe iması’** olarak
yorumlanan bildirinin ardından **Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı** re’sen
soruşturma başlattı.
Sabah saatlerinde 10 emekli amiral gözaltına alınırken 4 isme de emniyete
gitmeleri yönünde tebligat yapıldı.
**Sputnik** , bildirinin anlamını ve yaşanan süreci uzmanlara sordu.
## ‘Darbeye hazırlık olarak görmedim’
Gazeteci Uğur Mumcu’nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu, _“Ceza hukuku yönünden
baktığımızda bildiriyi bir darbeye hazırlık olarak görmedim”_ ifadelerini
kullandı. Mumcu, şunları söyledi:
> “Ama tabii bu bildiri için bir örgütlenme yapılmış. Burada niyetleri nedir,
> buna bakmak lazım. Diğer yandan da zaten emekli subayla zaten ekranlarda,
> gazetelerde görüşlerini sürekli açıklıyorlar. Türk Ceza Kanunu madde 316’nın
> unsuru bence oluşmamıştır. Bu tarz gözaltına almalar da gereksiz. Ama
> tartışmak, eleştirmek, altında yatan olguyu ortaya çıkarmak da bir
> görevdir.”
## ‘Dehşete kapılıyorum’
**Eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı emekli Albay Ahmet Zeki Üçok** ,
_“Hem hukukçu hem de asker olarak konuyu usul ve esas altında iki başlık
olarak değerlendirmeyi uygun görüyorum”_ diyerek şunları söyledi:
> “Esasa yani içeriğe baktığımızda hiçbir yerinde bir darbe çağrışımı, darbeye
> teşvik, darbeyi ima edecek bir şey yok. İçerik olarak hukuka aykırı ya da
> Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın TCK 316’dan açtığı soruşturmayı bağlayan
> hiçbir şey yok. Ortada teşvik edilen bir suç yok. Usul olarak baktığımızda
> ise bu açıklamanın yapılış tarzını doğru bulmuyorum. Çünkü 5 yıl önce bu
> ülkede bir darbe girişimi oldu. Bunun yanı sıra bütün toplumda darbeye
> ilişkin bir hassasiyet var. Amirallerin bu ortamı bildiği halde bu
> açıklamayı yapmalarını hem zamanlama olarak hem de Türkiye’nin gündeminde
> olmayan bu ortamı yarattıkları için doğru bulmuyorum. Ancak açıklamanın
> zamanlaması ve usulü içeriğinin bir suç oluşturduğu anlamına gelmez. Bütün
> kamu kurum ve kuruluşlarının açıklamasını dinledikçe açıkçası dehşete
> kapılıyorum.”
## ‘Bir tek asker dahi kaçmadı’
Sabah saat 06.30 sıralarında [emekli amirallere yapılan
gözaltıları](https://tr.sputniknews.com/politika/202104051044193132-104-amiral-
ile-ilgili-acilan-sorusturmanin-detaylari-belli-oldu/) da değerlendiren
**Üçok** , _“ **Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK), Balyoz, Ergenekon, Askeri
Casusluk** gibi süreçler yaşadık. Bir tek asker dahi kaçmadı. Savcılar davet
ettiğinde dünyanın dört bir yanından geldiler. Hal böyle iken sabahın köründe
insanların evlerinde baskın şeklinde **gözaltı** yapılmasını da çok orantısız
buldum. Kanuna uygun olabilir ama hukuka uygun bulmadım. Böyle şeylerin
toplumu gereceğini, insanları ötekileştireceğini düşünüyorum. Ülkemizin artık
birbirini ötekileştirmekten ziyade birleştirici, bir araya getirici olması
gerekiyor”_ dedi.
## ‘Yargıtay’ın açıklamasını şiddetle eleştiriyorum’
**Yargıtay Başkanlığı'ndan** [yapılan açıklamaya da
değinen](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104051044194647-yargitay-
anayasal-ve-yasal-yetkiye-dayanmayan-ve-milletin-iradesini-hedef-alan-hicbir-
guc-ve-olusum/) Üçok, _“Yargıtay’ın açıklamasını şiddetle eleştiriyorum. Çünkü
Yargıtay, bu dosyanın eninde sonunda gideceği yerdir. Dolayısıyla kendi önüne
gelecek bir dosya ile ilgili Yargıtay’ın bir açıklama yapması, bir hukuk
devletinde çok da görülmüş bir şey değil”_ ifadelerini kullandı.
## ‘Bahçeli’nin söylediği şeylerin yasal olarak olması mümkün değil’
**MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli** bildiri yayınlandıktan sonra _“Muhtıra
tarzında hazırlanarak gece yarısı servisi yapılan bildiride imzası bulunan
amirallerin rütbeleri sökülmelidir. Emeklilik hakları kaldırılmalı, emekli
maaşları kesilmelidir. Açıklanan bildirinin çok yönlü adli ve idari
soruşturması yapılmalıdır”_ açıklamasında bulunmuştu.
Bunun yanı sıra Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, bildiriyi imzalayan
emekli amirallerin [lojman ve koruma hakları iptal
edildi.](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104051044196666-montro-
bildirisini-imzalayan-emekli-amirallerin-lojman-ve-koruma-haklari-iptal-
edildi/)
Bir idari bir de adli soruşturma yürütüldüğünün altını çizen Üçok’un bu
konudaki değerlendirmeleri ise şöyle:
> “İdari soruşturma ile alınabilecek kararlardan bir tanesi lojman haklarının
> iptal edilmesiydi. Bunun takdiri Milli Savunma Bakanlığı’nda, buna ilişkin
> olarak yasal müracaat yapılarak iptalleri istenebilir. Ama Devlet
> Bahçeli’nin istediği şeyler adli süreçle ilgili. TSK’da eskiden iki yol
> vardı. Bir suç unsuru olduğunda ya ihraç edilirdiniz ya da tart edilirdiniz.
> TSK’dan ihraçta rütbeniz alınıyor ama maaş ve sosyal güvenlik haklarınız
> devam ediyordu. Tardda ise emeklilikte sosyal güvenliğe kadar bütün
> haklarınızı alıyordu. Fakat Anayasa Mahkemesi bunu yaklaşık 20 yıl önce
> insan haklarına aykırı buldu. Çünkü birisi sosyal güvenlik diğeri ise ceza
> hukukunu ilgilendiren alanlar. Bahçeli’nin söylediği şeylerin bugün yasal
> olarak olması mümkün değil. Ama TBMM bir karar alırsa bu uygulanabilir.
> Fakat o da kanunun çıkmasından sonraki suçlarda geçerli olur. O yüzden
> Bahçeli’nin önerilerinin hukuken mümkün olmadığını söylemek gerekir.”
## Üçüncü, MGK kararına dikkat çekti
**Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Üçüncü** ise
**Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde** her bireyin istediği konuda açıklama
yapma hürriyetine dikkat çekti. Üçüncü, _“Şekli itibarıyla burada suç teşkil
edecek bir husus yok. Yani şiddet övgüsü ve çağrısı olmadıktan sonra
fikirlerin açıklanmasının ne mahsuru olabilir”_ sorusunu yöneltti.
Üçüncü, gelen tepkilerin aşırı olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti:
> “Bildirinin içeriği açısından, 29 Mart 2017 tarihinde yayınlanan Milli
> Güvenlik Kurulu (MGK) kararı önem taşıyor. Orada çok açık bir biçimde Montrö
> Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye’nin müntesip haklarını koruyan bir anlaşma
> olduğu ve oradaki haklarımızın titizlikle takip edildiği bir devlet
> politikası olarak hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklıkla zaten ifade
> ediliyor. ‘Sayın büyükelçilerimizin ve amirallerimizin bu değerli
> görüşlerine biz de zaten katılıyoruz. 29 Mart 2017 tarihli MGK kararında
> zaten hükümetimiz de aynı kararlılığı vurgulamıştır’ denilerek bildiri boşa
> düşürülebilirdi. Ama böyle bir cevap yerine, çok şedit bir tepki gösterildi.
> Doğrusu ben bunu çok hakkaniyetle, fikir özgürlüğüyle bağdaştıramadım.”
## ‘Bir can simidi gibi oldu’
Sürecin, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden
çekilinmesiyle başladığını ifade eden Üçüncü, _“Hemen ardından TBMM Başkanı
Mustafa Şentop, bir soru üzerine kararnameyle Montrö’nün de kaldırılabileceği
tartışmasını başlattı. Bunun üzerine, böyle bir iklim üzerinden emekli
amirallerin bildirisi geldi. Yani bunların içerisinde Mavi Vatan diye bugün
7’den 70’e hepimizin bildiği, konuştuğu bence son 80 yılın Türk askeri
strateji tarihindeki en önemli doktrin olan Mavi Vatan’ın teorisyeni var.
Şimdi, böylesine yetişmiş insanlarımız bu tür konularda konuşmayacaksa kim
konuşacak”_ ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Üçüncü, _“Bildiri biraz da yaklaşan seçim tartışmaları, hayat
pahalılığı, geçim sıkıntısı, pandemi sürecinde oluşan sosyal ve siyasal
huzursuzluğu kapatacak bir şey, bir can simidi gibi oldu. Meselenin bu yönüyle
köpürtüldüğünü düşünüyorum”_ görüşünü de paylaştı.
Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini
yansıtmayabilir.