◊ Geçen sene 18 yaşında iki delikanlıyı evlat edindiniz. Nasıl gidiyor
annelik deneyimi?
- Sanırım annelik düşündüğümden çok daha fazlasını ifade ediyor. Öncelikle
her zaman anne olmayı istediğimi fark ettim. Evlat edinmeden önce Maddie’nin
(dansçı Maddie Ziegler) “bonus annesi” olmaya başladım. Sonra başkaları için
de yeterince sevgim ve yerim olduğunu düşündüm, evlat edindim...
◊ Yaşça büyük çocukların evlat edinilmesi nadir görülen bir durum. Sizi
tebrik ederim. Evlat edinme hikayenizi okudum ama kısaca sizden de dinlemek
istiyorum, nasıl karar verdiniz?
- Kararlarımın çoğunda olduğu gibi düşünmedim, sadece yaptım. Oğlumu bir
belgeselde izledim. İzlerken “Bu benim çocuğum” dedim. Onu aramaya karar
verdim. Bulduk. Evlat edinmek için gittim, arkadaşını da evlat edinip
edinemeyeceğimi sordu. Evimde arkadaşı için de odam vardı, hiç düşünmeden
“Gelsin tabii” dedim. Nasıl olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Onlarla
tanıştığım gün eve getirdim ve akşam yemeğinde aile olarak birlikteydik.
◊ Söz yazarı, senaryo yazarı ve
şarkıcıSia’dan yönetmen Sia’ya...
Çektiğiniz müzik klipleri vardı, fakat film bambaşka bir dünya. Film
yönetirken müzikten öğrendiklerinizden neler kattınız?
- Film çekerken ateşte vaftiz oldum
diyebilirim. Müzik endüstrisine kıyasla işleri halletmek, kişileri bir araya
getirmek ve program yapmak daha zordu. Ama genel olarak benzer olduğunu
söyleyeceğim. Film yönetmek gerçekten sadece güvensiz insanları yönetmekle
ilgili. Aslında bizler kendine güvenmeyen insanlarız. Uzun zamandır kendine
güvenmeyen pop yıldızlarıyla dolu müzik dünyasında söz yazarak zaten deneyim
sahibi olmuştum. Mesele sadece insan yönetimi. İçinde çalıştığım dünya, film
yönetmemi sağladı diyebilirim.
◊ Birkaç gün önce Grammy Ödül Töreni’nin ertelendiği açıklandı. Pandemi,
gösteri dünyasını derinden yaraladı. Eğlence dünyasının geçirdiği kötü dönemi
nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Şu anda yaşananların yanında önemli olduğunu düşünmüyorum. O kadar çok acı
var ki, Grammy’nin ertelenmesi gerçekten hiç önemli değil. Ama aynı zamanda
arkadaşlarımı da düşünüyorum tabii. Onları çok seviyorum. Gerçekten çok
çalışan ve kendilerini işine çok adayan insanlar var. Herhangi bir yılda
olduğu gibi kutlama şansını hak ettiler. Ama...
◊ Yazarken nelerden ilham alırsınız?
- İlhamı ne verir? Oksijen... Köpeklerimle şekerleme yapmak, onlarla
televizyon izlemek... Derin bir nefes almak ve çalışmaya başlamak.
◊ Yazım süreciniz nasıldır?
- Yazarken bir kişiden yardım alıyorum. Adı, Dallas. O bilgisayarın başında
oturur, ben etrafında dolanıp konuşurum. O, söylediğim her şeyi yazar. Sonra
düzenler. Ben daha pratiğim, o daha teoriktir. O yüzden benim yardımcı senaryo
yazarım kendisi.
◊ Önce senaryoyu mu yazdınız, yoksa şarkıları mı?
- Yarı yarıya. Bazılarını film sırasında yazdım. Bazı şarkıları filmin
çekimleri bittikten sonra. Bazılarını da çekimlere başlamadan önce.
◊ “Müzik”, 15 yıldır üzerinde çalıştığınız bir proje. Senaryoyu yazdınız,
şarkıları yazdınız, oyuncuları buldunuz... Kate Hudson ve Leslie Odom Jr.’ın
projeye katılmasıyla birlikte neler yaşandı?
- Masaya çok şey getirdiler. Gerçekten iyi oyuncuların masaya neler koyacağı
hakkında hiçbir fikrim yoktu. Her şeyi kendim yapacağım zannediyordum. Bir
oyuncuya repliği nasıl söyleyeceğini anlatmaya “kör okuma” dendiğini
bilmiyordum. Bunu, asla yapmamak gerektiğini öğrendim. Oyuncular bundan nefret
ediyor. Seçtiğim insanların en güzel yönü, egosuz olmalarıydı. İtiraf etmek
gerekirse satırlara, repliklere düşündüğümden çok daha fazla anlam yüklediler.
Filmde Kate Hudson ve Maddie Ziegler başrolde
POZİTİF KALMAMIN SIRRI: ÇOK CİDDİYE ALMAMAK
◊ Sizinle ilgili araştırma yaparken, karşıma neşeli ve sevgi dolu bir insan
çıktı. Sürekli iyi modda olmak, insan sevmek, yardım etmek... Nedir bu
pozitifliğin sırrı?
- Bilmiyorum ki... Beni sabah 7’de görmelisin. Çok huysuzum! Hiçbir şeyi çok
ciddiye almıyorum. Muhtemelen pozitif kalmamım sırrı bu. Ama tabii herkes gibi
ben de evde 2 saat boyunca bir şeyler için ağlıyorum.
BEĞENİLMEYE İHTİYACIM VAR
◊ “Müzik”, görsel ve müzikal açıdan orijinal bir yapım. Müziğin sizin için
anlamı ne?
- Rahatlama, bağlantı... Müzik, çocukken dinlediğimde duygularımla bağlantı
kurmamın bir yoluydu. Ağlayabilirdim ya da istediğim duyguyu yansıtabilirdim.
Şimdi işim bu. Şarkı yapmayı ve dünyaya sunmayı seviyorum. Eğer yaptığım
şarkılar insanların herhangi bir duyguya sahip olmasına olanak sağlıyorsa
işimi yaptım demektir. Film yapmak da aynısı. Duyguyu karşıya geçiriyorsa, iş
tamamdır.
◊ Yıllardır müzikle kendini ifade eden bir sanatçı olarak; film yapmak size
neler öğretti?
- Film yapmak... Filmle ilgili, hikayeyle ilgili herkesle konuştuğumu
sanıyordum. Her şeyi araştırdığımı düşünüyordum. Ama yeterli değilmiş.
Beğenilmeye ihtiyacım var, kendimi güvensiz hissediyorum. Herkesi memnun
edememekten, otizmli karakteri Maddie’nin oynamasının tartışma konusu
olmasından nefret ediyorum. Çok kalbim kırıldı. Öğrendiğim şey, film yaparken
daha çok insanla konuşmak zorunda olduğum. Eğer belirli topluma ait bir
hikayeyi anlatıyorsam, sadece 50 kişiyle değil o toplumun çoğuyla iletişim
halinde olup fikirlerini almam gerektiğini öğrendim.
◊ Film sadece aile olmayı değil, aile olmayı seçmeyi de anlatıyor. Siz de
iki delikanlıyı evlat edinerek aile olmayı seçtiniz. Seçtiğiniz aileden
sorumlu olmak size neler öğretti?
- Hollywood’da soğukkanlı olmak fikri vardır ya... Ayaklarının yere basması
ve sorunları çözmek için kendi ailene ihtiyacın var derler. Ben buna
katılmıyorum. Kendime güvenmediğimde aradığım insanlardan bahsettim. Bana göre
sizi mutlu eden, sizi en güvende hissettiren ve size iyi davranan aileyi
seçmeniz gerekiyor.
◊ Son sorum filmdeki engellilere dair. Amaç farklı insanlara da şans vermek
miydi?
- Evet.
◊ Nasıl buldunuz onları?
- Tweet attım ve cast ajansına aradığım özellikleri söyledim. Bir sürü
engelli ya da doğru deyimle “özel yetenekli” insan keşfettim ve işe aldım.
Maddie Ziegler
BAĞIMLILIK SORUNLARIM TRAVMALARDAN KAYNAKLANIYOR
◊ Uyuşturucu ve alkol bağımlılığından kurtuldunuz. Nasıl başardığınızı
paylaşmak ister misiniz?
- Bağımlı toplantılarına giderek ve bağlantı kurarak. Covid dönemi çoğumuz
için gerçekten zordu. Bağımlılık ve intihar girişiminde büyük bir yükseliş
var. Çok üzücü. Ama benim sırrım toplantılar, bağlantı kurmak ve arkadaşlarım.
◊ Müzik dünyası özellikle kadınlar için serttir derler. Yaşadığınız
travmalarda sektörün etkisi oldu mu?
- Sorunlarımın daha önceki travmalardan kaynaklandığını düşünüyorum.
Muhtemelen bu yüzden performans sanatçısıyım, müzisyenim. (Gülüyor) Bence çok
şeye ihtiyaç duyan ya da ilgi çekmek isteyen insanlar, çok travma yaşayanlar.
İlgiyi seven insanlar en çok çalışanlardır ve bir şekilde bu insanlar
Hollywood’da bir odada buluşur. Çünkü o toplantı odasına girebilmek için çok
çalışılmıştır. Sonra çok çalışmanın ya da başarının içindeki çocuğun
ihtiyaçlarını hiçbir zaman karşılamayacağını, onu iyileştirmeyeceğini fark
edersin.
Ardından her şey hesaplaşma savaşı halini alır. Benlik ile hesaplaşma. Bunun
tamamen içeriden bir iş olduğunu ve kimsenin senin yerine yapamayacağını
anlarsın. Zor bir iş... Benim için çalışmak, o içeride yapılması gereken diğer
işten tatile çıkmak gibi. Ama iyileşmek benim yapmam gereken bir iş. Sanırım
son 4-5 yıldır da PTSD’nin (travma sonrası stres bozukluğu) düzelmesi için
uğraşıyorum.