Neredeyse bir kıtanın sahip olduğu bitki çeşitliliği olan Türkiye’nin balları da bu zenginlikten nasipleniyor. Üretildiği yer, üretim şekli ve üreticinin arıyla ilişkisine kadar birçok faktöre bağlı olarak kalitesi değişse de bazı tatlar var ki onlar sadece Türkiye’nin değil dünyanın da alanında en önemli, faydalı ve bilinen lezzetlerinden. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile Anadolu’nun en özel 10 balını konuştuk.
_ Marka değeri çok yüksek_
GEVEN BALI
Alternatif tıpta kullanılan, çok yıllık bir bitki olan gevenotunun
nektarlarından elde edilen bal
yoğun olarak Doğu, Orta ve Güneydoğu Anadolu’da özellikle Van, Bingöl, Hakkari
ve Sivas’ta üretiliyor. Uzun yıllardır süregelen ortalama üretim miktarı 15
bin ton civarında ve Türkiye’nin dünyada marka değeri yüksek olan ballarından.
_ Çiçeğini bizim gibi arılar da çok seviyor_
AYÇİÇEĞİ BALI
Marmara ve Orta Anadolu’da, kültür bitkisi ekimi yapılan tarım arazilerinde
yetiştirilen ayçiçeği bitkisinden üretiliyor. Yıllık ortalama üretim miktarı
10 bin ton olan ayçiçeği balı, iç piyasada en fazla tercih edilenler arasında.
_ Yüksek yaylaların kokusu_
KEKİK BALI
Ağırlıklı olarak üretildiği bölgeler Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve
Güneydoğu Anadolu. Yüksek rakımlı yaylalarda yetişen kekiklerin nektarından
elde ediliyor. Ballar arasında tadı, kokusu ve aromasıyla en karakteristik
olanlardan. Çankırı, Ankara, Kastamonu, Trabzon, Amasya, Bolu, Kütahya bu
balın en yoğun üretildiği yerler.
_ Karadeniz’in vazgeçilmez lezzeti_
KESTANE BALI
Kestane ağaçlarının çiçeklenme döneminde bitki nektarlarından üretiliyor.
Marmara’dan Doğu Karadeniz’e kadar birçok noktada ama özellikle Artvin, Rize
ve Kastamonu’da üretiliyor. Diğer çiçek ballarına göre iki kat demir, dört kat
kalsiyum içeriyor. Kompleks B ve C vitaminleri de yüksek… Ortalama yıllık
üretim alanı 60 bin hektar, üretim miktarı 1.500-2.000 ton civarında.
_ Ağızda buruk bir tat bırakır_
HAYIT BALI
Üretim bölgesi Akdeniz… Antalya, Mersin ve Muğla gibi şehirlerde yetişen
‘beşparmakotu’ da denen ve haziran-temmuz aylarında çiçek açan hayıt
bitkisinden elde ediliyor. İlk hasat edildiğinde berrak ve hafif kırmızıya
çalan rengi zamanla koyulaşıyor, 6 ay sonra siyaha yakın koyu kırmızı bir renk
alıyor. Geç şekerlenen, damakta hayıt bitkisinin özelliği olan hafif buruk tat
bırakan bir bal.
_ Üretimi en zor olanlardan_
IHLAMUR BALI
Ağırlıklı olarak Karadeniz ve Marmara bölgelerinde üretiliyor. Kıvamı diğer
ballara göre koyu, tat ve kokusu da farklı olan ıhlamur balının üretimi normal
baldan daha zor. Nedeni, ıhlamur ağacının kestane ağacıyla aynı dönemde
çiçeklenmesi. Bu nedenle ıhlamur ve kestane balının birbirine karıştığı çok
oluyor. Artvin, Trabzon ve Bolu’da üretileni meşhur.
_ Dünyanın en iyilerinden_
KEÇİBOYNUZU BALI
Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde ekim ve kasım aylarında az miktarda üretilebilen
bir bal. Harnup balı da denir. Farklı aroması ve kokusuyla en özgün ballardan.
Türkiye’de az bilinse de kalite açısından dünyanın iyileri arasında. Muğla ve
Antalya’da üretileni meşhur. Özellikle kalsiyum bakımından oldukça zengin…
Şaşırtıcı vişne aroması
PÜREN BALI
Akdeniz, Ege, Trakya ve Karadeniz’de üretiliyor. Hafif acımtırak, oldukça
kıvamlı ve değerli bir bal. En çok Aydın, Mersin, Adana ve Hatay’da
üretiliyor. Arıların bir maki türü olan püren bitkisinin çiçeklerinden
topladığı öz, bala vişne suyu tadı katıyor.
_ Tam bir antioksidan_
NARENCİYE BALI
Akdeniz Bölgesi’nde üretiliyor. Bol miktarda ve yüksek düzeyde kalsiyum
fosfat ve demir fosfat içeren bal, açık sarı renkte ve akışkan oluyor. Meyve
ağaçlarına özgü bir koku ve lezzete sahip… Antioksidan değeri en yüksek ballar
arasında gösteriliyor.
_ Onu bir böceğe borçluyuz_
ÇAM BALI
Anavatanı Türkiye… Kızılçam ya da fıstıkçamında yaşayan ‘Basra böceği’ ya
da ‘çam pamuklu koşnili’ denen bir böceğin çamın özsuyunu emdikten sonra
yaptığı dışkının arı tarafından alınarak bala dönüştürmesiyle elde ediliyor.
Ayrıca bal ihracatının da neredeyse tamamını bu bal oluşturuyor. Dünya çam
balının yüzde 92’si ülkemizde, 100 bin hektar civarında bir alanda üretiliyor.
Yıllık ortalama 40 bin ton civarında elde edilen balın her yıl 15 bin tona
yakını ihraç ediliyor.
EN GÜVENLİ YOL ÜRETİCİYE ULAŞMAK
Alper Kuyucu - Dördüncü kuşak arıcı
Bal üretiminin dört yöntemi var: Birincisi, arıyı doğayla buluşturarak senede bir-iki kez kaliteli üretim yapmak. İkincisi, arı kovanlarının içine şekerpancarı koyup arıları beslemek… Şekerpancarı balarısının midesinden geçiyor, yüzde 50’si bal oluyor. Üçüncüsü, glikoz şurubu… Bu şekilde maliyet yarı yarıya iner; 5 kilosu 100 liradan satılır. Dördüncüsünde arı yok, doğa yok; glikoz şurubu bala dönüştürülür. Bu tüm dünyada sorun. Çin imitasyon balları ihraç ediyor. Ülkemizde de yeniyor, Çin üretimi olduğu da yazmıyor. “ Peki iyi bal nasıl anlaşılır?” derseniz çok net söyleyebilirim ki anlayamazsınız. Artık bunu laboratuvarlar da çözmekte zorlanıyor. Doğal bal yemek istiyorsanız üreticisini bulup güvenilir insanlardan almalısınız. Bir de bal doğada bozulmayan tek gıda maddesi. Bal, doğal bir fermantasyonla katı hale gelip kendini koruyor. Biz buna kristalizasyon diyoruz bu da balın garanti belgesidir. Merdiven altı ürünler hiçbir zaman kristalize olmaz.
İKLİM KRİZİ İYİDEN İYİYE TADIMIZI KAÇIRIYOR
Çevre ve Arı Koruma Derneği (ÇARIK) Yönetim Kurulu Başkanı Şamil Tuncay Beştoy, arıcılığın iklim değişikliği nedeniyle özellikle son üç yıldır tam bir kumara dönüştüğünü söylüyor. “Bu yıl yağması gereken zamanda yağmayan yağmur, yağmaması gereken dönemde durmadı. Aşırı sıcaklar bahar geldi diye arıyı dışarı çıkardı ama bitkiler sıcaktan kavrulduğu için arılar polen ve nektar bulamadı. Arılar besleyemeyecekleri için larvaları kovandan attı” diyerek aşırı hava olaylarının arılar üzerindeki etkilerini anlatan Beştoy, arıcıların kayıplarının kimi yerlerde yüzde 40’ları bulduğunu belirtiyor. Beştoy, bu yıl çam balında da aradıklarını bulamayacaklarını çünkü aşırı sıcaklar yüzünden çamlardaki Basra böceği sayısının çok az, kimi yerlerde de sıfır olduğunu belirtiyor.
Türkiye geneline dağılmış yaklaşık 60 bin üreticinin üyesi olduğu Türkiye Arıcılar Birliği’nin Başkanı Ziya Şahin de arıcılar olarak iklim değişikliğinin somut etkilerini 10 yıldır hissettiklerini söylüyor. Arıların ve özellikle küçük üreticilerin iklimin değişen şartlarına uyum sağlamakta zorlandığının altını çizen Şahin, “İklimin etkileri 10 yıldır gümbür gümbür geliyordu. Şimdi artık bu etkileri yaşıyoruz. Böyle giderse büyükler ve ekonomisi iyi olanlar kurtulsa da küçük üreticilerin bu işi sürdürmesi zor. İklimin değişen şartlarına arılar da üreticiler de uyum sağlamakta çok zorlanıyor” diyor.
YOK OLMAK ÜZERELER!
Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2018 verilerine göre, iklim değişikliği ve tarımda kullanılan zehirler nedeniyle arılar ve diğer polenleyici türlerin nesli tükenme tehlikesi yaşıyor. BM verilerine göre yüksek sıcaklıklar, kuraklık ve seller gibi aşırı iklim olaylarıyla çiçeklenme zamanındaki değişimler nedeniyle dünya genelinde arıların yüzde 40’ı yok olma riskiyle karşı karşıya.
8 milyon 128 bin 360 : Toplam kovan sayısı (TÜİK-2019)
80 bin 675 : Arıcılık yapan işletme sayısı (TÜİK-2019)
109 bin 330 ton : Türkiye’deki yıllık bal üretimi (TÜİK-2019)
KISA... KISA...
BİR GÖVDEDEN 18 AĞAÇ
Ordu’da Kabadüz ilçesine bağlı Turnalık Yaylası’ndaki ormanlık alanda
yıllar önce rüzgârın etkisiyle devrildiği tahmin edilen ladin ağacı, zaman
içinde gövdesinden 18 ağaç yetiştirmiş... Ağaç, görüntüsüyle özelikle
doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarından ilgi görüyor. Ordu Valiliği’nce koruma
altına alınan ağaç ve çevresinin turizme kazandırılması için Ordu Büyükşehir
Belediyesi ve Kabadüz Belediyesi tarafından çalışma başlatıldı.
KAHRAMANMARAŞ İÇİN YENİ BİR RENK
Kahramanmaraş’ın Nurhak ilçesinde 1.800-2.500 rakımda ‘gelin bardağı’ ismi
verilen yeni bir bitki türü bulundu. Türkiye, İran, Irak, Lübnan, Suriye,
Filistin ve İsrail’e özgü bu çiçeği koparmanın cezasıysa 62 bin lira.