◊ Evde kalmak nasıl bir deneyimdi?
- Kendi normalimde de evde bolca zaman geçirdiğim için, çok büyük bir deneyim
değildi benim için. İlginç olan, tüm dünyayı hemen hemen aynı şekilde
etkileyen bir durumda olabildiğince pozitif kalma ve bunu paylaşma çabasıydı.
Şifalanmak ve şifa vermek istedik sanırım.
◊ Bu süreçte kendinizle ilgili yeni bir şey keşfettiniz mi?
- Çok büyük bir farkındalık yaşamadım ama kendime daha fazla zaman ayırmam
gerekiyormuş sanırım. 5 yıllık yoğun bir sürecin ardından kendime ait bir
zaman kalınca anladım bunu.
Her anlamda daha fazla kendini dinleyebilmek için önemliymiş yalnız
kalabilmeyi başarmak.
◊ Bir “evde kalmak çok iyiydi, kendimi dinledim” ekibi var bir de “vaktim
olsa yaparım dediğimiz şeylere vaktimiz oldu, yapamadık” diyenler var. Siz bu
konuda ne düşünüyorsun?
- Kendi jenerasyonumdan da bildiğim kadarıyla uzun süre evde kalabilen
kişiler sınırlıydı. Zaman zaman durup düşünmek, kendini dinlemek iyidir, bunu
zoraki de olsa deneyimledik.
Yaşadığımız zaman diliminde gençliğini yaşayan herkes için iyi de olmuştur
diye düşünüyorum.
Kesinlikle ertelediğim bir sürü şeyi de yapma fırsatım oldu ama ben çok
kişiselleştiremiyorum yine de bu süreci. Dünyanın her yerinden, her kültürden,
her bakış açısından insan için, kim olduğu fark etmeksizin, toplu bir
etkilenme ve farkındalık olarak görüyorum.
◊ Geriye dönüş nasıl oldu?
- Herkesin sağlıkla sınandığı bu dönemi henüz atlatamamışken, hâlâ bir
insanın rengi yüzünden yaşayabileceği ırkçılığı, ayrımcılığı gördük maalesef.
Var olmaya çalıştığımız yüzyılda hâlâ bunların mücadelesini veriyor olmak acı.
Güldürmek için
bel altı vurmadık
◊ Yeni hayatımızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sosyalleşmek artık ne demek
sizin için?
- Şu an sosyalleşmek benim için yaşadığım mahallede sınırlı arkadaşımla
yürüyüşe çıkabilmek, birbirimize gidip gelebilmekten ibaret.
Bu durumun nasıl ilerleyeceğini yaşayarak göreceğiz sanırım. İşimi özledim,
aileme, arkadaşlarıma sarılmayı özledim. Ama biraz daha sabredeceğiz mecburen.
◊ Yeni projeniz Saygı’dan bahsedebilir misiniz?
- “Saygı”, çeşitli alanlarında çürümüşlük barındıran bir toplum yapısında,
kendi adalet düzenini kurma arayışında olan iki gencin hikayesi. Beni
inanılmaz mutlu ediyor bu hikayenin bir parçası olmak. Ercan Mehmet Erdem,
müthiş bir hikaye örgüsü kurmuş, heyecanla onun kaleminden dökülen diyalogları
oynamayı bekliyorum.
◊ Nasıl bir karakteri canlandıracaksınız?
- Savaş, girdiği muhabbetlerde ettiği laflarla ruhundan ödün verdiğini
hisseden, daha fazla alçalmamak için yalnızlığı seçen bir genç. Üniversite
okumamayı tercih etmiş, kendi kendini geliştirmiş bir karakter. Şimdiden
heyecanlıyım, Miray’la yeniden aynı projede buluşmayı ve Nejat İşler, Erkan
Can gibi önemli isimlerle aynı sette olmayı sabırsızlıkla bekliyorum.
◊ Rol aldığınız “Biz Böyleyiz” filmi de beğenildi. Uzun zamandır popüler
sinemada risksiz hikayeler, klişe karakterler vardı. Bildiğimiz insanların
filmi diyebilir miyiz?
- Türkiye ana akım sinemasında, beğenilir beğenilmez, yeni bir anlatım
yakaladığına inanıyorum.
Güldürmek için bel altı vurmadan, karakterleri ve durumları karikatürize
etmeden, dramatik anları da kanırtmadan, hayattan olduğu gibi aktaran, naif
bir film oldu.
İzleyende de güzel bir his bırakması tek beklentimiz.
Kimse kimseye ait değildir
◊ İnsanların yaşadıkları yerler arasındaki farkların görüş uçurumları
yaratmasına nasıl engel olabiliriz?
- Bunun için ideal sosyal devlet düzeninde, aşırı gelir farklarının bir
sokakla hayatları değiştirmesinin önüne geçilmesi gerekir ama asıl önemlisi
insanların bu ayrımı kendilerinin yapmasının önüne geçmek.
Bu da kişisel farkındalık seviyesiyle alakalı. Herkes farkında olduğu kadar
bir toplumun ya da topluluğun parçası olabilir. Kendinden farklı olana karşı
hoşgörü ve kabulleniş gösterebilir.
◊ Şu an hangi kitapları okuyorsunuz?
- Şu an iki kitap okuyorum; Phillippe Djian’dan “Betty Blue” ve Patti
Smith’in “Çoluk Çocuk”u. İkisi de müthiş. Yaşa bağlı olmaksızın bir alışkanlık
aslında kitap okumak. Ben hikayeleri hep farklı ağızlardan duymayı severim,
başka zihinlerde duyguların ve hislerin nasıl olduğu hep ilgimi çekiyor.
◊ Ait olma duygumuz nereden gelir?
- Aidiyet çok kompleks bir kavram. Eğer bir kişiye olan aidiyetten
bahsediyorsak, kimse kimseye ait değildir. Ait hissetmek, bir bütün olmaksa bu
hissin karşılıklı olduğunu düşünüyorum. Bir yere, ülkeye, şehre ait hissetmek
de o yerin sana verdiği histen ve güvenden kaynaklanır sanırım, bende çok
çalışmayan bir his maalesef.
Maceracı biri değilimdir
◊ Yaptığınız en maceracı şey neydi?
- Çok maceracı değilim sanırım. Ama iki sene önce Amerika’ya tek yön bilet
alıp orada da hava koşulları sebebiyle uçuşum iptal olunca aynı gün içinde
otobüs bileti alıp Times Meydanı’ndan başka bir şehre doğru yağmur altında,
uzun bir gece yolculuğuna çıkmıştım. Tek başıma...
◊ Hangi tehlikeli sporu yapmak isterdiniz?
- Bir kere paraşütle helikopterden atlamak isterim.
◊ Başka bir şehirde yaşasaydınız bu hangi ülkede, hangi şehir olurdu ve
orada ne iş yapmak isterdiniz?
- Uzun süre tek bir şehirde yaşamak istemezdim ama
Prag’da film çekmek isterdim.
◊ Bu yaz nasıl geçecek?
- Bu yaz çalışarak geçecek. Ama çalışmayı özledik, o yüzden mutluyum.