Vuhan’da koronavirüs ilk görüldüğünde ne düşünmüştünüz?
Çinliler 31 Aralık’ta “Dört ağır zatürree vakası var ve etkenini tespit
edemedik” diye bir açıklama yaptı. “SARS virüsü geri döndü” diye düşünüldü ama
7 Ocak’ta bunun yeni bir koronavirüs olduğu açıklandı.
◊ ‘Yeni’ denmesi neden önemli?
Yeni dendiğinde, “Bu bir salgın başlangıcı” diye düşündüm. Kıtalararası
salgınlarda, mutlaka ortada yeni bir virüs olması lazım çünkü birçok insanın
bağışıklığı olmadığından bu virüs hızlı yayılır. SARS ve MERS virüsleri
ülkemize gelmemişti. Koronavirüs ne zaman ki çok hızlı yayıldı, işte o zaman
buraya da ulaşacağını anladık.
Tedbirler gevşerse salgın artacak
◊ Çin, İtalya ve İran’da çok fazla insan hayatını kaybetti. Sizce ülkeler
nasıl bir direnç gösteriyor?
Çin, nüfusuna göre vaka sayısına baktığınızda 18’inci sırada. Olay orada
başladığı için hep orası konuşuldu ama İtalya başta olmak üzere pek çok ülke
Çin’den daha fazla hastaya sahip. Çin’de şu anda milyonda 56 vaka tespit
ettiler ama bu oran İtalya’da 469, Norveç’te 260. Çin ve Güney Kore,
insanların yoğunlukla hasta olduğu ama vaka sıklığının yavaşladığı ülkeler.
◊ Siz hangi ülkenin adımlarını beğeniyorsunuz?
Çin’in uygulamalarını herhangi bir demokratik ülkede yapmak mümkün değil.
Sokağa çıkma yasağı ilan ettiler, sokağa çıkanı tutukladılar. İnsanları
kelepçeleyip sağlık merkezlerine götürdüler. Vuhan bölgesinde muhtemelen
yeteri kadar insan bu hastalığı -belirtili ya da belirtisiz- geçirdi ve
bağışık hale geldi. Onun için orada salgın yavaşlama eğilimine girdi. Ama
Şanghay ve Pekin gibi diğer bölgelerde, tedbirleri biraz gevşetseler salgın
yeniden artacak. Güney Kore’de salgın, Che-
ongdo şehrinde binlerce kişinin katıldığı bir ayinde başladı. O sırada çok
geniş bir tarama yaptılar. Yakaladıkları tüm taşıyıcıları hemen izole ettiler,
kontrol altına aldılar.
◊ Biz ne durumdayız sizce?
En kritik günlerdeyiz. Bugünlerde kurallara uyup hastalığı kontrol altına
alamazsak durum ciddileşecek. Hollanda’da şu anda sokağa çıkma yasağı var,
sadece eczane ve marketler açık. Reçeteniz yoksa eczaneye de gidemiyorsunuz.
İtalya da
öyle, ki onlar bizden daha önce sıkı tedbirler aldı, ilk vaka görüldüğünde
okulları kapattılar. Ama salgın yayıldı çünkü devlet “Evinize kapanın” dese de
özellikle Milano’dakiler güneye gitti. Gittikleri yerde hastalığı yaydılar ve
vaka sayısı yüzlere ulaşınca kontrol edilemez hale geldi.
Sonuç için üç-dört gün beklenebilir
◊ Sizin hastalarınızdan korona pozitif çıkan oldu mu?
Olmadı. Zaten şu andaki vaka tanımımızla, yurtiçindeki hastayı yakalamamız çok
zor.
◊ Bu tam olarak ne demek?
Test yapılabilmesi için kişi öksürecek, ateşi çıkacak ve başvurduğunda bir
yurtdışı teması olacak. Ancak 60 yaş üzerinde, çok ağır akciğer hastalığı veya
bir kronik rahatsızlığı varsa yurtdışı temas şartı aranmadan test
yapılabiliyor. Vaka sayısı arttıkça, bakanlığın vaka tanımını değiştirmesi
lazım.
◊ 33 yaşındayım, hastaneye şüpheyle gitsem bana test yapılmayacak mı yani?
Size “Yakınlarda yurtdışına gittiniz mi” veya “Oradan gelen biriyle görüştünüz
mü” diye sorarlar. Bir de “Yakınlarda
korona pozitif tanısı konulmuş
biriyle temas ettiniz mi” derler. Üç sorunun yanıtı da hayırsa, o zaman, size
test yapmazlar. Ama bu tanımın yakında değişmesini bekliyoruz.
◊ ‘Çok Gezenti’ adlı gezi programının sunucusu Burak Akkul, video çekti ve
“Beş gündür korona şüphesiyle tedavi görüyorum. 96 saattir sonucu
söylemiyorlar” dedi. Daha sonra da test sonucu pozitif çıktı. Bunca zaman
sonucu beklemek ne anlama geliyor, normal mi?
Bu bir kit ve kitler genellikle 100 testlik olur. Her hasta geldiğinde bir
kiti kullanırsanız büyük bir masraf çıkar. Testleri mümkün olduğu kadar
biriktirip çalışıyorlar. Bu, dünyanın her yerinde böyle. Bazıları geldiğinde
kit doluyor, hemen işlemlerine başlıyorlar. Bazen de üç-dört gün
beklenebiliyor.
Tuzlu su virüsü çoğaltabilir
◊ Herkes başka bir ‘korunma kılavuzuna’ inanıyor. Kime, neye güveneceğiz?
El temizliği ve sosyal izolasyon. Bütün mesele bu. Çok gereksiz şeyler
konuşuluyor. Bir kadın, “Virüs dört gün boğazda kalıyor. Dört gün boyunca
tuzlu suyla gargara yapın, burun spreyi kullanın” diye yazmış.
◊ Pek çok kişi tuzlu suyla gargara yapmaya başladı...
O kişi burun spreyi pazarlayan biridir. Tuzlu suyun virüsleri öldürücü etkisi
yok. Aksine, virüsü çoğaltabilir. “Virüs 56 derecede ölüyormuş” diye duyup
ağzı yananlar var. İran’da pek çok kişi, metil alkol içerek öldü. Bunlar çok
tehlikeli davranışlar. Bu konuda sorumluluk, siz basın mensuplarında.
Artık başka tedbirler alma zamanı
◊ Son verileri nasıl yorumluyorsunuz?
Vaka sayısı dokuz gün içinde 359’a çıktı (19 Mart Perşembe itibariyle). Şu ana
kadar İran kadar hızlı bir artış görmedik ama İtalya, Almanya, Fransa gibi
ülkelerle kıyasladığımızda, onlar bu vakaları daha uzun süre tekli rakamlarda
tutabildiler. Bu da bize korunma önerilerine ilk günlerde çok riayet
etmediğimizi gösteriyor. Artık başka tedbirler alma zamanı.
◊ Sokağa çıkma yasağı ilan
edilmeli mi?
Güney Kore sokağa çıkma yasağı ilan etmedi ama halk devletin önerilerine uydu,
evden çıkmadılar. Temel nokta, virüsü taşıyanların dışarıya çıkmaması. Bunu
sağlayabilirseniz diğer insanları eve kapatmanız gerekmiyor.
‘Neresi yanıyor, bilinmiyor ki!’
◊ Bu iş biraz da orman yangını gibi, değil mi?
Virüsü taşıyanları tespit edemezseniz, evet, tam da öyle! Virüsü tespit
etmeden bu işle mücadele etmek, gözü kapalı bir şekilde yangınla mücadele
etmek gibi. Neresi yanıyor, bilmiyorsunuz ki! Biz “Her tespit edilen vakaya
karşılık 10 tane de tespit edilmemiş vaka var” diye düşünürüz. Ya virüsü
bulaştıranları çok fazla tarama yaparak tespit edeceksiniz ya da bütün toplumu
muhtemel kaynaktır kabul edip evine kapatacaksınız.
◊ Virüsün yayılması ne zaman durur, bir öngörünüz var mı?
Süre söyleyen kişi iyi niyetle temennide bulunuyordur. “Havalar ısınınca
bitecek demek” hiç bilimsel değil.