Bu lezzet tutkunuz sizi ne zaman mutfağa yöneltti?
Küçükken babamla pazara gider, mutfakta
yemek yapan annemi
izlerdim. İlk kez kek pişirdiğimde, 10 yaşımda bile değildim. Kumsalda oturup
topladığım denizkestanelerimi afiyetle yediğimi hatırlıyorum. Ailemiz beş
kişiydi ama kalabalık masalarda yemek yenen bir evde büyüdüm. Yemeğini
paylaşmak bence yaşamımızın en sosyal eylemi.
◊ ‘Un’ ve ‘Şekersiz’ kitaplarınızdan sonra yeni bir tematik kitap yerine,
sofra hazırlığının aşamalarını anlatan bir kitap yazmanız bundan mı?
Evet ve bunun iki nedeni var. Şimdi paylaşımlar daha çok sosyal medya
üzerinden yapılıyor. İkincisi, günümüzde aile bireyleri farklı saatlerde,
acıktığında yiyor. Sağlık için bu yanlış değil ama yine de yemeğin bir adabı
olmalı. Hayatta en özel zamanlarımızdan biri, yemek yeme eylemi. Onu
oldubittiye getirmek kendimize yapabileceğimiz en büyük saygısızlık.
Yemek, yapanı mutfakta perişan etmemeli
◊ Sofra alışkanlığının azalmasıyla yediklerimiz de değişti mi?
İyi bir yemek ve onu pişirmek unutulmaz. Yemeklerin değişimi doğal bir süreç.
Eskiden Türkiye’de avokado yetiştiriciliği mi vardı? Kinoayı beş yıl önce kim
biliyordu? Yeni malzemeler keşfettikçe, yemekler değişiyor.
◊ Bu ne kadar iyi ya da ne kadar kötü?
İki risk var. Birincisi, en iyi yaptığınız yemeği küçümseyerek sükseli
malzemeler peşinde koşmak. Diğeri, el becerisi gerektiren anne yemekleri
dediğimiz mantı, börek gibi geleneksel mutfağımızın temel taşlarını yeni nesle
aktaramamak. Bu kitapta geleneklerimizi sürdürecek lezzetleri, herkesin
yapabileceği tariflerle paylaştım. Aşamalı, klasik tariflerin yanında basit
kombinasyonları olan yemekleri de anlattım. Yemek sofraya geldiğinde, yapanı
mutfakta perişan etmemeli. O yemeği hazırlayanın da o sofraya enerjik bir
şekilde oturması, ilk hedefim.
◊ Yemek, sosyal medyada da gittikçe popülerleşen bir alan. Yemeğe düşkünlük
mü artıyor, mutfağa sahip mi çıkılıyor veya sizce nedir bunun tanımı?
İnsanlar sanal ortamda ‘beğeni alma’ derdinde. Bu yeni dünyanın yeni dinamiği
ve yemek de kaçınılmaz olarak nasibini alıyor. Üstelik yumurta kıramadığı
halde, sosyal medyada uzman olduğunu iddia edenler dahi var. Bazıları bir
günde hesaplarına ‘yemek danışmanı’ veya ‘yemek stilisti’ yazıyor. Sahte ve
gerçeğin ayırt edilemez bir hal aldığı sosyal medyada, nitelikli hesapları
bulma sorumluluğu izleyenlere düşüyor. Tıpkı marketten ürün alırken araştırma
sorumluluğunun onlarda olduğu gibi.
◊Trileçe, çikolata soslu
lokma, San Sebastian...
Böyle tatlı modalarımız oluyor. Bu ne anlama geliyor?
Beş yıl önce şeflerle birlikte San Sebastian’a gittik, tabansız cheesecake
yapan küçük bir kahve dükkanına girdik. Şeker yemeyen biri olarak bunu bir
daha deneme şansım olmayacağını düşünüp ucundan iki çatal aldım. Muhteşemdi.
Dönüş yolunda şefler döner dönmez bu tatlıyı yapmayı konuşuyordu. Yaptılar da
ve bir anda yayıldı, tutuldu. Demek ki damak tadımıza hitap etti. Geleneksel
tatlımız olan yanık sütlaç veya muhallebi açık ara daha lezzetli ama bu
yeniliklere kapalı olacağız anlamına gelmiyor.
◊ Hipoglisemi nedeniyle rafine şeker tüketmiyorsunuz. Beyaz şeker yerine
şurup ve bal kullanılan tarifler var. Nasıl buluyorsunuz bu reçeteleri?
Bir dertten mustarip olanlar doğruları bulmakla uğraşır. Bu süreçte yeni
trendler olur ve bunu fırsat bilenler sömürmeye kalkar. Şimdilerde şekersiz
beslenme bir moda ama Allah aşkına, hurma, elma şurubu nedir? Rafine edilmiş
ve glisemikindeksi yüksek her alternatif, şeker sorunu olanlar için birer
saatli bomba. İyi bir bal, şekere en iyi alternatiflerden biri. Kek ve
pastalarda rafine şeker yerine kullanacaksınız, ısıl işlem görmemiş ham bal
kullanmanız gerekiyor...
◊ Alternatiflerden devam edelim. Kitapta omleti sütle değil, ayranla
pişirdiğiniz bir tarif var.
Alternatifleri iyi bilmek, araştırmak lazım. Süt beni rahatsız ediyor, e omlet
de tuzlu bir şey. Ayranla denedim, çok da güzel oldu.
Pancake’e de koymaya
başladım.
Şef gibi pişirmek için üç öneri
1-Salça yerine domates püresi kullanın: Salça asit oranı çok yüksek bir
malzeme,
özellikle narin yapıdaki sebzelerin lezzetini gölgeliyor. Salça olmadan olmaz
reçeteler
elbet var ancak genel olarak mevsiminde toplanmış domateslerle yapılan domates
püresi kullanmak lezzet konusunda çıtayı yükseltir.
2-Haşlama suyunun ısısına dikkat edin: Bir tavuğun suyunun lezzetli olmasını istiyorsanız kullanacağınız su soğuk olmalı. Suyun değil, haşlanan malzemenin daha lezzetli olmasını istiyorsanız işte bu sefer suyunuz kaynar olmalı. Haşladığınız sebzeyse buharda haşlamak en iyisi.
3-Evinizde resmi bir davet veriyorsanız, iyi bildiğiniz yemekleri
pişirin: Mutfakta kaldığınız
süreyi kısaltıp size daha fazla zaman kazandırır. Masa düzenli bir davette,
sık sık mutfakta olmanızı gerektiren yemeklerden uzak durun. Hatta ön
pişirmesi yapılmış fırın
yemekleri en iyi seçim. Servis zamanı size sadece fırını ısıtmak kalır.
Bir antioksidan bombası
**Propolisli vişne peltesi
Malzemeler: Bir kutu dondurulmuş vişne, bir bardak vişne suyu, üç yemek
kaşığı patates nişastası, yarım su bardağı ham bal, iki küçük parça dövülmüş
damlasakızı, her bir bardak için
beş damla propolis.
Yapılışı:** Vişneleri ocağa alın, suyunu saldığında blendırdan geçirip
damlasakızını ve vişne suyunda erittiğiniz nişastayı katın. Kaynayana kadar
karıştırın. Kıvam aldıktan beş dakika sonra ocaktan alın, ılıtın. Bal ve
propolis ekleyip kaselere pay edin. Buzdolabında en az dört saat bekletin.
Soğuk ve ılık tatlılarda, içeceklere yüksek antioksidan elde etmek için
propolis ekleyebilirsiniz. Lezzeti bozmaması için ekşi meyvelerle ve
salatalarda kullanmayı tercih edin. Propolis, nar suyundan 80 kat daha güçlü
bir antioksidan.
Peynirli otlu yufka kiş
Malzemeler: 10 baklava yufkası, 250 gr bebek ıspanak, 400 gr doğranmış
karışık bahar otları, 200 gr İzmir lor peyniri, 200 gr labne peyniri, 50 ml
krema, 2 yumurta, su, zeytinyağı, tuz, rende mozarella.
Yapılışı: Ispanağı sıcak suya batırıp birkaç saniye bekletin. Ardından
soğuk suya aktarıp suyunu süzün, süzgeçte bekletin. Baklava yufkalarını
kullanacağınız kabın çapına göre gerekiyorsa küçülterek hazırlayın. Fırın
kabının altını yağlayın, baklava yufkalarını aralarına su ve zeytinyağı
sürerek kat kat koyun. Üzerine, ıspanağı ve otları kalın bir tabaka
oluşturacak şekilde ekleyin. Bir kapta lor peynirini, kremayı, labne peynirini
ve yumurtayı çırpıp otların üzerine dökün. En son rendelenmiş mozeralla
peynirini serpin. 180 derecede ısınmış fırında üzeri kızarana kadar yaklaşık
40 dakika pişirip ılık veya soğuk servis edin.