Bugün öğrendim ki: Nüfusun sadece %2,5'inde görülen büyüleyici bir yetenek: Hyperphantasia

Çok canlı zihinsel imgelere sahip olma durumu

Hiperfantezi, son derece canlı zihinsel imgelere sahip olma durumudur.[1] Bu durum, zihinsel görsel imgelerin mevcut olmadığı aphantasia (zihinsel canlandırma eksikliği) durumunun tam zıttıdır.[2][3] Hiperfantezi deneyimi, aphantasya durumundan daha yaygındır[4][5] ve "gerçekten görme kadar canlı" olarak tanımlanmıştır.[4] Hiperfantezi, canlı zihinsel imgeler kapsamında beş duyunun tamamını kapsar; ancak konuyla ilgili literatür büyük ölçüde "görsel" zihinsel imge araştırmalarına odaklanmış olup, diğer dört duyu üzerinde yeterli araştırma yapılmamıştır.[6]

Hiperfantezi üzerine yapılan araştırmalar genellikle, David Marks tarafından 1973 yılında geliştirilen ve bir bireyin zihinsel imgelerinin canlılığını 80 puan üzerinden değerlendiren Görsel İmge Canlılığı Anketi (VVIQ) gibi öz-bildirim anketleri aracılığıyla yürütülür.[6] 75 ile 80 arasında puan alan bireyler hiperfantezik kabul edilir ve bu kişilerin nüfusun yaklaşık %2,5'ini oluşturduğu tahmin edilmektedir.[2]

Mekanizma

Güvenilir ve spesifik bir zihinsel imge kortikal ağı bulunmamaktadır; zihinsel imgelerin oluşumu birçok beyin bölgesini involüze eder çünkü zihinsel imgeler, diğer bilişsel işlevlerle birçok ortak beyin bölgesini paylaşır.[7] Nörolojik kanıtlar, imge oluşturma sırasında nöral aktivitenin prefrontal, pariyetal, temporal ve görsel alanlara yayıldığını göstermiştir.[6][8] İmgelerin nörobilimi kapsamında bu süreç genellikle üç ana boyuta ayrılır: imgenin tetiklenmesi, üretilmesi/manipüle edilmesi ve imgenin temel canlılığı.[6][9]

Hiperfantezi gibi durumları açıklayabilecek olan imgelerin canlılığının arkasındaki mekanizma, literatürde tartışmalıdır.[10] Hiperfantezi mekanizmasına dair mevcut bulgular beyindeki iki bölgeyle ilgilidir: erken görsel korteks ve frontal korteks.[9]

Son araştırmalar, erken görsel korteksin (V1-V3) boyutunun (yüzey alanı) — özellikle V1 ve daha az ölçüde V2'nin (ancak V3'ün değil) — bireylerdeki imge gücünü ters orantılı olarak tahmin ettiğini göstermiştir.[6][11] Bu ilişki hem klinik hem de klinik olmayan popülasyonlarda kanıtlanmıştır [bkz. aşağıda Co-morbidity].

Frontal korteksin yüzey alanı ile görsel imge gücü arasında pozitif bir ilişki vardır.[6][10] Bu durum, birincil görsel kortekslerin boyutu ile frontal korteksler arasındaki karşılıklı ilişkiyle uyumludur; daha küçük bir V1, daha büyük bir frontal korteksle ilişkilidir.[12] İnsan kortikal organizasyonunun genel prensibi çerçevesinde, birincil görsel korteks gibi birincil duyusal korteksler ile frontal alanlar arasında anatomik bir denge (trade-off) mevcuttur. Çeşitli kanıtlar, bireylerdeki bu alanların boyutlarının, imgelerin canlılığını tahmin ettiğini göstermektedir.[6][12][11] Ek olarak, V1'in yüzey alanını belirlemede genetiğin de rol oynadığı, bu durumun genetiğin hiperfanteziye dolaylı yoldan katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir.[6][12]

Bu bölgelerin boyutunun yanı sıra, birincil görsel korteksteki düşük dinlenme aktivitesi ve uyarılabilirlik seviyelerinin daha güçlü zihinsel imgeleri tahmin ettiği, bunun tam tersinin ise geçerli olduğu kanıtlanmıştır. Bu durum, görsel korteksin uyarılabilirliğinin yapay olarak düşürülmesiyle ve bunun sonucunda imge gücünün artmasıyla doğrulanmıştır.[8] Frontal lob ile görsel korteks arasındaki ilişki, bu iki alanın boyut ve uyarılabilirlik oranlarının bireylerdeki imge gücüyle ilişkili olduğu bir "imge ağı" oluşturur.[8]

Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanan nöroimajlama çalışmaları, hiperfantezik bireylerin prefrontal korteksleri (özellikle Brodmann alanları 9, 10, 11) ile görsel korteksleri arasındaki bağlantının, aphantasik bireylere kıyasla önemli ölçüde daha güçlü olduğunu göstermiştir.[10]

Canlı imgelerin arkasındaki mekanizma, görsel-oksipital ağın ve frontal alanların boyutu ve uyarılabilirliğinin yanı sıra bu beyin bölgeleri arasındaki bağlantı gücüne dayanıyor gibi görünmektedir. Ancak, bu faktörler yalnızca zihinsel imgelerdeki varyasyonları açıklayabilir; hiperfanteziye neden olan spesifik mekanizmalar hala tam olarak belgelenmemiştir.[10]