KPMG: Kurumsal kar marjı artışını sağlayan yapay zeka ajanı stratejisinin iç yüzü



Özet


Küresel ölçekte yapay zeka yatırımları hızla artmasına rağmen, kuruluşların büyük bir kısmı bu harcamaları somut ve ölçeklenebilir iş değerlerine dönüştürmekte zorlanmaktadır. KPMG verilerine göre, şirketlerin sadece yüzde 11'i yapay zeka ajanlarını geniş kapsamlı iş sonuçları üretecek şekilde konuşlandırabilmiştir. Başarılı olan "yapay zeka liderleri", teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, iş süreçlerini ve operasyonel akışları temelden yeniden şekillendiren bir yapı olarak konumlandırmaktadır. Sonuç olarak, yapay zekadan yüksek verim almanın yolu, sadece bütçe ayırmaktan değil, teknolojiyi stratejik bir uygulama felsefesiyle entegre etmekten geçmektedir.




Küresel yapay zeka yatırımları hızlanıyor, ancak KPMG verileri kurumsal yapay zeka harcamaları ile ölçülebilir iş değeri arasındaki uçurumun hızla genişlediğini gösteriyor.

KPMG’nin ilk üç aylık Küresel Yapay Zeka Nabzı (Global AI Pulse) anketinden çıkan manşet oldukça net: Küresel kuruluşlar önümüzdeki 12 ay içinde yapay zekaya ağırlıklı ortalama 186 milyon dolar harcamayı planlamasına rağmen, sadece yüzde 11’i yapay zeka ajanlarını şirket genelinde iş sonuçları üretecek şekilde konuşlandırma ve ölçeklendirme aşamasına ulaşabildi.

Ancak temel bulgu, yapay zekanın başarısız olduğu yönünde değil; katılımcıların yüzde 64’ü yapay zekanın halihazırda anlamlı iş sonuçları sağladığını söylüyor. Sorun şu ki, bu cümledeki “anlamlı” ifadesi çok ağır bir yük taşıyor ve artımlı üretkenlik kazanımları ile marjları gerçekten etkileyen bileşik operasyonel verimlilik arasındaki mesafe, çoğu kuruluş için hala oldukça fazla.

Performans boşluğunun mimarisi

KPMG’nin raporu, “yapay zeka liderleri” (yani ajan tabanlı yapay zekayı ölçeklendiren veya aktif olarak çalıştıran kuruluşlar) ile diğer herkes arasında bir ayrım yapıyor. Bu iki grup arasındaki sonuç farkı oldukça çarpıcı.

KPMG International Küresel Yapay Zeka ve Dijital İnovasyon Başkanı Steve Chase şunları söyledi: “İlk Küresel Yapay Zeka Nabzı sonuçları, yapay zekaya daha fazla harcama yapmanın değer yaratmakla aynı şey olmadığını pekiştiriyor. Öncü kuruluşlar, süreçleri yeniden hayal etmek ve kararların ve iş akışlarının şirket genelinde nasıl ilerlediğini yeniden şekillendirmek için yapay zeka ajanlarını devreye alarak etkinleştirmenin ötesine geçiyor.”

Yapay zeka liderleri arasında yüzde 82’si yapay zekanın halihazırda anlamlı bir iş değeri sağladığını belirtiyor. Diğer kuruluşlar arasında ise bu oran yüzde 62’ye düşüyor. Bu 20 puanlık fark tek başına mütevazı görünebilir, ancak neyi yansıttığını düşündüğünüzde hızla büyüyor: sadece daha iyi araçları değil, temelden farklı uygulama felsefelerini.

Bu yüzde 11’lik dilimdeki kuruluşlar; işleri fonksiyonlar arasında koordine eden, her adımda insan aracılığına gerek duymadan kararları yönlendiren, operasyonel verilerden şirket genelindeki içgörüleri neredeyse gerçek zamanlı olarak ortaya çıkaran ve anomalileri olaylara dönüşmeden önce işaretleyen ajanlar kullanıyor.

BT ve mühendislik fonksiyonlarında, yapay zeka liderlerinin yüzde 75’i kod geliştirmeyi hızlandırmak için ajanlar kullanırken, diğerlerinde bu oran yüzde 64. Tedarik zinciri düzenlemesinin birincil kullanım örneği olduğu operasyonlarda ise bu oran yüzde 64’e karşı yüzde 55. Bunlar araç benimseme oranlarındaki marjinal farklılıklar değil; süreçlerin yeniden mimarisi konusunda farklı seviyeleri yansıtıyorlar.

Yapay zekayı devreye alan çoğu kuruluş, bunu modelleri mevcut iş akışlarının üzerine katmanlayarak (örneğin burada bir yardımcı pilot, orada bir özetleme aracı...) yaptı; ancak bu araçların içinde bulunduğu süreci yeniden tasarlamadılar. Bu durum sadece artımlı kazanımlar sağlar.

Performans boşluğunu kapatan kuruluşlar ise bu yaklaşımı tersine çevirdi: önce süreci yeniden tasarlıyorlar, ardından yeniden tasarlanmış yapı içinde çalışacak ajanları devreye alıyorlar. Bu iki yaklaşım arasındaki yapay zeka harcamalarının getiri farkı, üç ila beş yıllık bir süre zarfında...