Organize suç örgütü kurduğu iddiasıyla hakkında arama ve tutuklama kararı
bulunan Sedat Peker'in ağabeyi Atilla Peker, gazeteci Kutlu Adalı suikastı ile
ilgili yaptığı suç duyurusunun detaylarını anlattı. Peker, “Devlete hizmet
ettiğimizi sanırken meğer kullanılıyorduk. Korkut Eken'in de bu şekilde
kullanıldığını düşünüyorum” dedi.
Emniyette Gazeteci Kutlu Adalı'nın öldürülmesiyle ilgili savcılığa suç
duyurusunda bulunan Atilla Peker, Sözcü'den Saygı Öztürk'e
[konuştu](https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/devlete-hizmet-ettigimizi-
sanirken-kullaniliyorduk-6456679/).
“Devlete hizmet ettiğimizi sanırken meğer kullanılıyorduk. Korkut Eken'in de
bu şekilde kullanıldığını düşünüyorum” diyen Peker, şu ifadeleri kullandı:
## 'KKTC'de otele yerleştik'
“1996 yılının mart ya da nisan ayıydı. Kardeşim Sedat Peker'in çağrısı üzerine
otele gittim. Orada Korkut Eken de bulunuyordu. Kıbrıs'ta, Türk tarafını
Yunanlılara satmak isteyen PKK'lılar olduğunu, bunların asker ve polislerimizi
şehit edenler olduğunu söyledi. Ben o dönemde 27-28 yaşındayım. Her gencin
gösterdiği refleksi gösterip Korkut Bey'le Kıbrıs'a gittim. Şükürler olsun ki
Kutlu Adalı'nın ölümü benim elimden olmadı. Korkut ağabeyle birlikte Kıbrıs'a
gidip bir otele yerleştik. Albay Galip Mendi'nin görev yaptığı Sivil Savunma
Dairesi'ne gittik. Orada Yarbay Enver Topuz da bulunuyordu. Onların Kutlu
Adalı suikastıyla ilgilerinin olup olmadığını bilmiyorum. O görüşme sırasında
da Kutlu Adalı adı geçmedi. Ben bu şahsın o zaman PKK'lı terörist olduğunu
sanıyordum.
## 'Dağlarda gezen terörist gibi anlatıldı'
KKTC'ye, Kutlu Adalı'yı öldürmek için gittiğimi biliyordum. Bana, Kutlu Adalı
dağlarda gezen PKK'lı terörist gibi anlatılmıştı. Evinin orada keşif yapmak
amacıyla iki kez dolaştık. Bu esnada yanımda hep susturucu takılmış Uzi ve
Jeriko silah vardı. Evinin önüne gittiğimizde Adalı'nın yanında 12-13
yaşındaki bir çocuk bulunuyordu. Rahmetli belki başına böyle bir şey gelecek
diye çocukla dolaşıyor diye de aklımdan geçti. Yanında çocuk olursa belki
canına kıymazlar diye böyle bir yola başvurduğunu düşündüm. Ev yola yakındı.
Evin ışıkları yanıyor ve sesler geliyordu.
## 'Ceplerini dolduruyorlar'
28 yaşındaydım, 53 yaşına geldim. Olaylardan öğrendiğim, birileri rant
peşindeyken, birileri de vatan millet adına hizmet ediyor. Ben bunu anladım.
Korkut ağabey de bu şekilde kullanılan, ülkesine hizmet etmek isteyen
birisidir. Kıbrıs'ta çalışmamızın üçüncü gününde, Kutlu Adalı'yı alayın içine
getirdiler. Şimdi düşünüyorum da alay komutanı öldürülmek istendiğini anlamış
olacak ki bilinçli şekilde alayın içerisine alınmasını istedi. Bu sebeple
eylemi gerçekleştiremedim. Zaten bu durumda evinin etrafında dolaşıp da bu
adamı (Kutlu Adalı'yı) öldürmenin bir anlamı kalmadı. Bu teşhir olduğundan biz
de Türkiye'ye döndük. Ama kendisi bana dedi ki, ‘Atilla'cığım, bu olay için
tekrar geleceğiz.'
## 'Cezaevine düştüm'
3-4 ay sonra ben silahla yaralamadan dolayı Paşakapısı Cezaevi'nde yatarken
Korkut ağabey bana kendisi telefon etti. Benim cezaevinde o zaman cep
telefonum vardı. ‘Atilla'cığım ben seni görmek istiyorum' dedi. Günlerden
cumartesi ya da pazardı. ‘Belki içeriye giremezsiniz, ben geleyim' dedim.
‘Atilla gelip de bana açılmayacak kapı var mıdır?' dedi. Ben de ‘Komutanım o
zaman zahmet etmeyin ben gelirim' dedim. Akşamüstü kendimi hastaneye sevk
ettirdim. O zaman fazla ring aracı olmadığı için cezaevinden hastaneye
taksiyle gittik. Cezaevine dönmek için iki sivil araç getirttim. Tabii amaç
cezaevine dönmek değil, Silivri'ye gitmekti.
Orada komik bir hikaye anlatayım. Astsubayla uzman çavuş bizimle hastaneye
geliyor. Ama uzman çavuşun da gardiyanın da Silivri'ye gideceğimden haberi
yok. Sadece astsubay biliyordu. Gardiyan sivil araca binmek istemedi. Zorla
kolundan çekerek bindirdik. Giderken, ‘Nereye gidiyoruz?' dedi. Alt sokakta
bir yakınımı göreceğimi söyledim. Gardiyan ve uzman çavuş, ‘Biz nereye
gidiyoruz' diye tedirgin oldular.
## 'O işi hallettik'
Bizim aracı kullanan akrabam, ‘Sizlerin kaç çocuğu var?” diye sordu. Birisinin
üç, diğerinin iki çocuğu varmış. Onlara daire alacağımızı söyledik. Tabii
bunları espri mahiyetinde yapıyoruz. ‘Yunanistan'a kaçıyoruz' deyince uzman
çavuş, ‘Atilla, eğer böyle bir şey yaparsan kendimi öldürürüm' dedi. Şaka
yaptığımı söyleyince, ‘Silivri'ye gideceğiz, orada görmem gereken birileri
var. Görüşüp döneceğiz' dedim. Ama inanmıyorlardı. Otele girince rahatladılar.
Erlerle gardiyana lobide oturmalarını söyledim. Uzman çavuş ve astsubayla
beraber kardeşim Sedat Peker, Korkut Eken ve tanımadığım iki kişi otelde
bekliyorlardı.
O gün yaşadığımız yine komik bir şey daha söyleyeyim. Yukarıda, Korkut ağabey
astsubay ve uzmanı alnından öpüp, ‘Siz şöyle geçin, yiyin, için' dedi. Yolda
yaşadığımız ilginç olayı anlattım. Orada bulunan kişilerden birisi, ‘Bir
aşağıya inip -ben adalet bakanıyım, sizin burada işiniz ne?- diyeyim' dedi.
Orada gülme, curcuna koptu.
## 'Susurluk olmasaydı'
Korkut ağabey de ‘Kıbrıs'taki meseleyi hallettik, duydun mu?' dedi. Ben
gazeteden okumuştum, Kıbrıs'ın Uğur Mumcu'sunun suikasta uğradığını. O zaman
Kutlu Adalı'nın gazeteci olduğunu öğrendim. Barış Kuvvetleri Komutanı
Korgeneral Hasan Kundakçı Paşa'nın da makamına gittik. Ama herhangi bir şey
konuşmadık. Kıbrıs'ı fazla bilmiyordum, Lefke'ye mi, Girne'ye mi gittiğimi
bilmiyordum.
Böyle bir şey tabii ki yok. Susurluk kazası olunca, dolayısıyla Mehmet Ağar'a
bağlı olan bu ekip bir travma geçirince, Korkut ağabey cezaevine girdiğinde,
kardeşim Sedat Peker söylediği için ben yanımdaki kardeşlerimden Ali'yi
komutana hizmet etmesi için Ayaş Cezaevi'nde yanına verdim. Tahliye olana
kadar ona hizmet etti. Ben de dönem dönem cezaevine giderdim. Allah'ın işi,
keşke Susurluk kazası olmasaydı. Yine devletin görevlileri, ülkeye hizmet
edenler orada rahmetli olmasaydı başka olaylar belki de peş peşe gelecekti.
## 'İfadem alınmadı'
Ben savcılığa bu konuda dilekçe verdim. Sedat Bey'in videosunu gördüğümde,
yanımda ailesiyle birlikte misafirlikte olan Yunus Olcay'a bir an önce gidip
Fethiye'de ifade vermek istediğimi söyledim. Fakat o esnada bulunduğum yerden
orası 3-4 km. vardı. Yol izni gelir gelmez de yola çıktım. Sivil kişileri evin
çevresinde gördüğümde onlar polis mi değil mi tam emin olmadım. Yanımdakine
‘Hızlı şekilde savcılığa gidelim' dedim. Diğer araçların da peşimden geldiğini
gördüm. Bunların, polis olacağını düşündüğümde durduk. Polis olduğunu söyleyen
kişilerle eve geldik, ev araması yapıldı. Emniyete geldik. Emniyette silahla
ilgili ifademi verdim. Mahkemeye çıkacağımı beklerken beni bir oraya, bir
buraya götürüp yordular. Sonunda Yatağan İlçesi'ne getirdiler.
Emniyette yanımda bir de memur bekliyordu. Bana kırıcı davranmadılar. Sadece
psikolojik ortam kötüydü. Burada ifade vermeden, silahla ilgili Fethiye'de
terör suçlarına bakan savcıya ifadeye verdim. Ayhan Sağıroğlu isimli avukatım,
‘Kutlu Adalı ile ilgili ifade vermek istediğimizi' söyledi. Ancak o ifadem
alınmadı. İfademin alınmamasını ‘Sen bu ifadeden vazgeç' diye yorumladım. Baro
odasında ifademi yazıp dilekçeyi müracaat savcısına sunduk. İfademin
alınmasına neden olan silah da benim değil. Evde silah bulunmadı. Araçta
bulunan silah bana ait değil.
## 'Bu benim sırrımdı'
Ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürde bir şey yapılacağını sanmıyorum. Ama
siz amir konumundasınız, yanınızdaki memura diyorsunuz ki ‘benimle ilgili bir
tahkikat yap.' Bu akla mantığa sığacak bir şey değil. Kutlu Adalı suikastı,
Sedat Peker'in videoda yaptığı açıklama üzerine gündeme geldi. Ben olayı
anlatma gereği duydum. Kutlu Adalı olayı benim için sırdı. Eşim bile bu sırrı
bilmiyordu. Kimseyle paylaşmamıştım. Madem sırdı, kimseye söylenmemeliydi.
Kardeşim Sedat Peker'e yapılanların sonrasında bu şekilde kendisi de açıklama
yapınca, bu açıklamayı doğrular bir açıklama yapmazsam, kardeşimi yalan
söylüyor konuma mı getirecektim? Yarın öleceğimi bilsem bile ben bu konuyu
açıklardım. Bu ülkede, vatandaş, ilgili kişiler, herkes her şeyi biliyor ama
korkudan kimse doğruları söyleyemiyor. Biz hayata korkusuzca bakarak
yetiştirildik. Ben niye yalan söyleyeyim, niye iftira atayım? Sedat Peker'in
mafya değil, iyi bir vatan evladı olduğuna inanıyorum.”
## Korkut Eken: Söylediğim her şey noktasına virgülüne kadar doğru
Sedat Peker ve ağabeyi Atilla Peker'in, “Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili”
olarak suçladıkları emekli Yarbay Korkut Eken, iddialarla ilgili şunları
söyledi: “Ben ne söyledimse noktasına, virgülüne kadar doğrudur. En ufak bir
abartma yoktur. Mahkemeye çağırsalar da size söylediğim şeylerin aynısını
söylerim. Beni arayan gazeteciler oluyor. Onların hepsine, ‘Saygı Bey'e
söylediklerimden başka ekleyecek bir şeyim yok' diyorum. ‘Acaba Korkut Bey
bana yalan söyler mi?' diye aklınızdan geçmesin. Sedat Peker ve Atilla
Peker'in söylediklerinin doğru olması mümkün değil. Adamlar benimle kan davalı
gibi, düşmanlar. Ama neden düşman olduklarını da bilmiyorum. Atilla Peker,
talimatla gidip suç duyurusunda bulundu.”