Soylu, Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak
Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonu'nda, milletvekillerin sorularını cevapladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e
yönelik _"Gelin hanım"_ ifadesinin, komisyonda bazı milletvekilleri tarafından
eleştirildiğini söyleyen Soylu, _"Bu laf, Sayın Cumhurbaşkanının lafı değil,
bizatihi Sayın Akşener'in sözü. Bana göre 'gelin hanım' da kötü bir söz
değil"_ diye konuştu.
Şahit olduğu bir anekdotu paylaşan Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İYİ Parti
Genel Başkanı Akşener'in, bir Cumhurbaşkanlığı resepsiyonunda karşı karşıya
geldiğini, kendisinin de orada olduğunu aktararak, _"Birkaç cümleden sonra
(Akşener) 'Ben sizin gelininizim.' yani 'Rize'nin geliniyim.' dedi. Resepsiyon
sohbetlerinden kaynaklı olan bir kelime. Burada ne bir cinsiyetçilik ne de
başka bir değerlendirme var"_ ifadelerini kullandı.
Soylu, **_"Faili meçhul cinayetler var mı, var. PKK faili meçhul cinayet
yapıyor. PKK/KCK tarafından 1984'ten bu yana toplam 4 bin 495 sivil
vatandaşımız katledildi. Katledilen vatandaşlarımızın 758'i kadın"_ **dedi.
Tunceli'de 5 Ocak'tan bu yana kayıp olan 21 yaşındaki Gülistan Doku konusunu,
PKK ile HDP'nin siyasallaştırmaya çalıştığını savunan Soylu, bunun siyasetin
meselesi olmadığını dile getirdi.
Gülistan Doku'yu bulabilmek için yürüttükleri çalışmanın, dünyada örneğinin
bulunmadığını söyleyen Soylu, _"Özel ekipler kurduk. Bulmak istemez miyiz? Bu
bizim insanımız. Töhmet altında bırakılan, özellikle HDP'li siyasetçiler
tarafından, biziz. Bu meselenin açığa çıkmasından en çok rahatlayacak olan da
elbette biziz. Biz bu konuda tüm soruşturmalarımızı ortaya koyduk, bu konuda
tüm işler gerçekleştirildi. Biz bir cinayete rastlayamadık"_ ifadelerini
kullandı.
Dalgıçları bölgeye seferber ettiklerini, Uzunçayır Barajı'nın kapaklarının
dahi arandığını vurgulayan Soylu, konuyu siyasallaştırıp buradan, yalnızca
hükümeti sıkıştırmaya yönelik bir adım atılmasının hakkaniyetle
bağdaşmayacağını ifade etti.
## 'Kamunun kadın yöneticiye ihtiyacı var'
Kadın mülki idare amiri sayısına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Soylu, kaymakam
adayları dahil mülki idare amiri sayısının 1909, bunun içinde kadın sayısının
86 olduğunu belirterek, İçişleri Bakanı olduğunda bu sayının 36 olduğunu
anımsattı.
Israrlı şekilde bunu artırmaya çalıştıklarını ifade eden Soylu, _"Kamunun
kadın yöneticiye ihtiyacı var. Bizim en azından 81 ilde vali yardımcılarına
ihtiyacımız var. İstanbul, Ankara, İzmir'de kadın vali yardımcımız yoktu.
Bizim İçişleri Bakanlığımız döneminde kadın vali yardımcısı getirdik. Bizim
buradaki sayımızı arttırmamız lazım_ " ifadelerini kullandı.
Soylu, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki kadın çalışanı oranlarına ilişkin bilgi
verdi. İYİ Parti Ankara Milletvekili Şenol Sunat'ın "yolsuzluk ve hırsızlık"
konusunda değerlendirmesini anımsatan Soylu, "Kim yolsuzluk ve hırsızlık
yapıyorsa Allah belasını versin." dedi.
Soylu, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin yıl dönümüne değinerek, _"Türkiye'de
yalan ve iftira üzerinden başbakan, bakanlar astılar. Bu insanlar iftiraya
uğradılar ve bu iftiralar halen caridir. 27 Mayıs süreci günceldir"_
değerlendirmesini yaptı.
_**"Siyasi hayat namus, doğruluk ve hakikat üzerinden yürür"**_ diyen Soylu,
27 Mayıs 1960 darbesinin yalanlar üzerinden yürüdüğünü söyledi.
### Komisyonda 'aklanın' tartışması
Süleyman Soylu, 27 Mayıs'a ilişkin, **_"İstanbul Üniversitesinin kürsülerinde,
o yargılayanların ve aklı verenlerin halen isimleri yazıyor. Bunu ben yirminci
defa söylüyorum. O aklı verenlerin, darbeyi meşru hale getirenlerin, o
muktezaları yazanların halen isimleri o kürsülerde. O da İstanbul
Üniversitesinin şerefidir, şerefini devam ettirsin. Hiçbir şey gizli kalmaz,
kalmayacaktır"_** diye konuştu.
Komisyonda, bu sırada İYİ Parti Ankara Milletvekili Şenol Sunat'ın, İçişleri
Bakanı Soylu'ya, _**"Biz de aklanın diyoruz o zaman Sayın Bakan"**_ demesi
üzerine tartışma yaşandı.
Soylu, İYİ Parti'li Sunat'a, _ **"Ne yaptım ben? Şenol Hanım, ne yaptığımı
söyle. Aklanacağım, bir tek şey söyle. Ekşi yemedim karnım ağrımıyor. Bu
ülkede terörle, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadele konusunda kimlerin
canını acıttığımızı, ayağına bastığımızı biliyoruz"**_ karşılığını verdi.
Kendisine sunulan toplam 5 bin soru önergesi arasında, organize suç çetelerine
ilişkin 4 soru önergesinin yer aldığını belirten Soylu, şöyle devam etti:
> "Diyeceksiniz ki 'Siz şu organize suç çetesini kolladınız, muhafaza ettiniz.
> Şunu yaptınız, bunu yapmadınız.' Bir tek örnek vereceksiniz. Benim yanımdaki
> arkadaşlar diyor ki 'Sizin niye bu kadar titiz davrandığınızı, bizi sürekli
> niye uyardığınızı şimdi anlıyoruz.' Biz intikam alınacak adamlarız. Çünkü bu
> ülkeyi, başka bir noktaya getirmeye çalışıyorlardı. Niye intikam alınacak
> adamlarız? Bu ülkeyi terörün vesayeti altında devam ettirmek istediler.
> Müsaade etmedik. Vallahi sizin çocuklarınız, bizim çocuklarımız, gelecekteki
> nesillerimiz adına müsaade etmedik."
#### 'Diyelim ki ben gittim...'
Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu ve suç geliri operasyonu olan
Bataklık Operasyonu'nu hatırlatan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
> "Bataklık Operasyonu'nun başındayız. Operasyon 300-400 milyonla başladı. Bir
> tarafta uluslararası bir kaçakçı, uyuşturucu baronu Çetin Gören var, diğer
> tarafta da yıllarca bu işi yapan Nejat Daş denilen bir adam var. Bunun önemi
> ne, biliyor musunuz? Diyelim ki adamı bir ton uyuşturucuyla
> yakalayabilirsiniz ama adamın para ilişkilerini yakalayamazsınız.
> Uyuşturucunun sıkıştığı en önemli problemlerden biri para ilişkileridir. Biz
> mali suçlarda yakaladık. Olmayacak bir şeyi becerdik. Meselede FETÖ ağı,
> Sedat Peker, Çetin Gören ve Nejat Daş var. Biz bunu kendi başımıza yapmadık.
> Sonradan soruşturmada Sırbistan da dahil oldu, 11 ülkeyle yaptık. Bu,
> Türkiye'nin büyük bir başarısı hem de olağanüstü bir başarısı. Türkiye'de
> 2002'de 8 kilo kokain yakalanıyordu ama şu anda 2 ton kokain yakalanıyor.
> Diyelim ki ben gittim; Türkiye'de terörle mücadele etmem, Türkiye'nin
> terörde elde ettiği başarılar, benim başka bir vesayet alanı oluşturmamı
> gerektiremez. Böyle bir haksızlık yok."
##### 'Hayatımdaki en zor günlerden birini yaşadım'
İYİ Parti Genel Başkanı Akşener'in Rize ziyaretinde yaşanan olaylara değinen
Soylu, _**"Türkiye'de herkesin, her yere gitme hakkı vardır ve hiçbir
siyasetçi 'Ben şuraya niçin gidemiyorum?' diye bir endişe ortaya koymamıştır.
Tam tersi Doğu ve Güneydoğu'ya, Sivas'ın ötesine dönem dönem geçmeyenler,
bugün çok rahat bir şekilde Türkiye'nin her tarafında kendi siyasal
propagandasını yapma hakkını elde etmiştir"**_ dedi.
Akşener'in, Rize'ye defalarca gittiğini, defalarca da gidebileceğini
vurgulayan Soylu, o gün, İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce ile Emniyet
Genel Müdürü Mehmet Aktaş'ın, Güvenlik Acil Durum Merkezi'nde 24 saat canlı
kameralar karşısında nöbette olduğunu bildirdi.
Aynı gün kendisinin de Rize Valisi Kemal Çeber ile birçok kez telefonla
görüştüğünü aktaran Soylu, _**"Valiyle, bir şey olacak mı diye, belki de 50
sefer görüştüm. Toplumsal bir olay. Allah korusun, Karadeniz insanının da her
iki tarafın da kendine ait hassasiyetleri var. İnanın, hayatımdaki en zor
günlerden birini yaşadım, acaba bir şey olur mu, olmaz mı diye. Burası böyle
olmamalıydı. Burada provokasyona açık bir adım atıldığı apaçık ortada"**_
ifadelerini kullandı.
Soylu, Birleşmiş Milletler'in (BM) tarihi bir hata yaptığını belirterek, _"Şu
anda coğrafyamızdaki en tehlikeli adamlardan biri Ferhat Abdi Şahin'dir yani
'Apo'nun manevi oğlu' diye nitelendirilen Ferhat Abdi Şahin'dir. ABD'nin,
Suriye'nin kuzeyinde sözde bir devlet oluşturmak için biçimlendirdiği kişidir.
Bunu BM aldı, getirdi ve orada ona bir sözleşme imzalattırdı. 'Bugüne kadar
çocuk savaşçıları savaştırdınız, bugünden sonra çocuk savaşçıları
savaştırmayacaksınız.' Sözleşmenin metni budur. Bunu bütün dünyaya gösterdi.
Bir katili, terör örgütü mensubunu BM meşru çizgiye taşıdı"_ dedi.
_"Sonra ne oldu biliyor musunuz? Çocuk teröristleri, eğittikleri kamplara
'çocuk eğitim birimleri' koydular, başka alanlarda. Başka eğitim modülleri
koydular, göstermelik olarak. Başka bir eğitimmiş gibi yaptılar ama halen aynı
şekilde terör eğitimine devam ediyorlar"_ ifadesini kullanan Soylu, burada
Türkiye'nin, hem Avrupa hem dünya hem de BM tarafından yalnız bırakıldığını
söyledi.
İdlib'deki insani duruma işaret eden Soylu, şunları söyledi:
> "İnanın, Türkiye'nin gücünü orada çok daha güçlü, büyük anlıyoruz. Hangi
> partiye mensup olduğunuz önemli değil, oraya gideceksiniz, diyeceksiniz ki
> 'Ben Türküm.' Bakalım o insanların bakışı size nasıl olacak. Oraya, çünkü bu
> milletin, ülkenin eli uzanıyor. Çocukları, kadınları perişan etmişler, yok
> etmişler. Yetim evleri, yetim mahalleleri... Bu, bizim hemen yanı başımızda
> oluyor. Yine bir şey söyleyeyim; bu bizim Misak-ı Milli sınırımız."