[Akşam Postası](/aksam_postasi/)
21:08 07.05.2021URL'yi kısaltın
__0 __0
Prof. Mustafa Sarı, Marmara'daki 'deniz salyası' oluşumları hakkında “Bu
oluşum 3 faktörden dolayı oluşuyor. Marmara Denizi’nin soğuyamaması, iklim
değişikliği kaynaklı deniz sirkülasyonunda problemler ve kirlilik... Ama
organik bir oluşumdur zehirli değildir. Balık ve midye tüketmekte risk
oluşturmaz” dedi.
Son haftalarda deniz üzerinde oluşan kokulu beyaz “Deniz salyası” denilen
tabakayı Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’nden Prof. Mustafa Sarı RS FM’de
Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı. Prof. Sarı, “Bu oluşum 3 faktörden
dolayı oluşuyor. Marmara Denizi’nin soğuyamaması, iklim değişikliği kaynaklı
deniz sirkülasyonunda problemler ve kirlilik... Ama organik bir oluşumdur
zehirli değildir. Balık ve midye tüketmekte risk oluşturmaz” dedi.
Prof. Mustafa Sarı’ya göre deniz salyası, balıkçıların tabiriyle kaykay ya da
müsilaj olarak bilinen olay denizdeki üç faktörün bir araya gelmesiyle meydana
geliyor:
1. Marmara denizi soğuyamadı bu sene. Uzun yıllar ortalamasının 2.5 derece üstünde sıcaklığı bu birinci faktör.
2. İkincisi ise yine iklimsel şartlara bağlı olarak deniz durağın yani yüzey ile dip arasındaki sirkülasyonda minimum düzeyde gerçekleşti.
3. Üçüncü faktör ise elimize ne gelirse denize attığımız için çünkü bize göre su sihirbaz her şeyi yutar ve denizin yükünü atık arttırdık.
Azot ve Fosfor yükü arttı denizin ve böyle olunca bu üç faktör bir araya
gelince mikroskopun altında göreceğimiz bitkiler hızla çoğalıp ortamdaki azot
ve fosforu tüketmeye çalışıyorlar. Bu esnada da salgı üretiyorlar. Müsilaj
olarak gördüğümüz denizin yüzeyine çıkmış olan olay bu. Şeffaf, sülüksü bir
yapı oluyorlar ve suyun altında metrelerce boyda uzanıyorlar. Her tarafı
sarmış durumdalar. Yüzeye çıkmış olanlar ölüdür. Organik yapıdadırlar ve
yüzeyde parçalanıyorlar. Parçalanırken suyun oksijenini alıyorlar. Yüzeyde
belki kısa sürede ortadan kalkabilir ama bizi esas korkutan yüzey değil suyun
altı. Aralık ayının sonu Ocak ayının başından itibaren bu olay devam ediyor.
Balıkçılar bu yüzden perişan oldular Marmara Denizi’nde. Ağınızı attığınız
zaman jelimse yapıda olduğu için ağın gözlerini kapatıyor ve ağı yukarı
çekemiyorsunuz. Balıkçı müsilajı gördüğü anda paydos ediyor, limana geri
dönüyor. Havaların ısınmasıyla birlikte yüzeye de çıktılar ve herkes görmüş
oldu müsilajı. Ocak ayından itibaren balıkçıların problemiydi şimdi hepimizin
problemi haline geldi.
## İklim değişikliği sadece kuraklık değil
Geçmişe dönük yapacak bir şey yok ama ileriye dönük yapılacak işler var. İklim
değişikliğini sadece kuraklık gibi algıladık, bu yanlış bir algıydı. İklim
değişikliği artık gözle görünür olmuş oldu böylece. İklime bağlı olarak
ortalama sıcaklıklar yükseldi ve yine iklime bağlı olarak denizdeki durağan
şartlar daha uzun devam etmeye başladı. İklime uyum sağlamak için uzun vadeli
planlar yapmalıyız. Marmara Denizi'nin atık yükünü azaltmamız lazım. Marmara
Denizi'ne daha az atık bırakmamız gerekiyor. Kanalizasyon atıklarının önemli
bir kısmı düzgün şekilde arıtılmadan bırakılıyor. Ben Bandırma'da yaşıyorum ve
burada arıtma tesisi yok, sıvılaştırılıp denize bırakılıyor. İstanbul'un
çevresinde 25 milyon insan yaşıyor ve bu insanların atıkları düzgün
arıtılmıyor.
### 'Zehirli değil, balık ve midye yenilebilir'
Acilen Marmara Belediyeler Birliği, Kaymakamlık, Valilik, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı, Tarım Orman Bakanlığı, Üniversiteler ve hepimiz bira araya
gelmeliyiz. Bir denizimiz var ve biz onun çevresindeyiz. Eylem planı
yapmalıyız ve adım adım onu uygulamalıyız. Marmara Denizi'nin bir taşıma gücü
var ve iklim değişikliği bu taşıma gücünü zayıflatıyor. Biz, iklime uyum
sağlamak üzere harekete geçmeliyiz. Zehirli olmadığı için balık ve midyeler
yenilebilir ama bazı patojen bakteriler için çok uygun bir ortam. Temastan
kaçınmalıyız.''