[Türkiye](/turkiye/)
13:08 25.04.2021(Güncellendi 13:10 25.04.2021) URL'yi kısaltın
__16 __43
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 1915 olaylarının ardındaki
gerçeklerin gizlenemeyeceğini ve bunların sadece bilim, tarih, hukuk, diyalog
ve konuşarak gün yüzüne çıkabileceğini belirtti.
**Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun** , sosyal medya
hesabından yaptığı İngilizce paylaşımda, _"Biz 1915 olaylarına ilişkin
gerçekleri konuşmaya her zaman hazırız. Ne zaman nerede derseniz, dün de
hazırdık, bugün de hazırız, yarın da hazır olacağız"_ ifadesini kullandı.
Mesajında, _"1915 olaylarının ardındaki gerçekler gizlenemez. Bu gerçekler
sadece bilim, tarih, hukuk, diyalog ve konuşarak gün yüzüne çıkabilir"_
açıklamasında bulunan Altun, bir de video paylaştı.
**_‘1915'in Ardındaki Gerçekler’_ **başlıklı videoda, Ermeni diasporasının,
her yıl 24 Nisan'da 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının tanınması için
dünya genelinde siyasetçilere baskı uyguladığı belirtilerek geçmişte bazı
hükümetlerin de bu konuda siyasi kararlar aldığı anımsatıldı.
1915 olaylarını anlamak isteyen birinin tarihi incelemesi ve kurgu ile gerçeği
ayırt etmesi gerektiği aktarılan videoda, _"Ermeniler Osmanlı topraklarında
yüzyıllar boyunca vatandaş olarak yaşadılar. Osmanlı toplumu içerisinde önemli
roller üstlendiler ve imparatorluk içinde yüksek makamlara geldiler. Osmanlı
İmparatorluğu'na katkıları ve bağlılıkları neticesinde Millet-i Sadıka
unvanını aldılar"_ ifadelerine yer
[verildi](https://tr.sputniknews.com/turkiye/202104251044352339-tbb-baskani-
feyzioglundan-bidena-tepki-soykirim-iftirasinin-yegane-sebebi-turkiyeyi-
politik-olarak/).
19\. yüzyılın sonlarına doğru birçok yıkıcı savaş sonrasında Osmanlı
İmparatorluğu'nun dağılma noktasına geldiği anımsatılan videoda, Osmanlı'nın
toprak kaybettikçe yabancı güçlerin Osmanlı toplumu arasında nifak tohumları
ekmeye başladığı, birçok Osmanlı Ermenisi'nin ise Osmanlı topraklarından parça
verileceği sözleri ile aldatılarak kendi hükümetlerine karşı ayaklanma içine
itildiğine dikkati çekildi.
Videoda, _"Silahlı bir isyan ile karşılaşan Osmanlı ordusu ulusal güvenliğini
korumak amacıyla tehcir politikası uyguladı. Tehcir o dönemde iç tehditleri
savurmak için sıklıkla kullanılan bir yöntemdi. Birçok Ermeni, silahlı isyan,
tehcir, toplumsal çatışmalar ve savaş koşulları nedeniyle hayatını kaybetti"_
açıklamasına yer verildi.
## ‘Ankara, Osmanlı'nın kendi vatandaşlarını kasti veya sistematik bir şekilde
yok etmeye teşebbüs ettiği iddiaları reddetmektedir’
Aynı zamanda 1912-1922 yılları arasında 2.5 milyondan fazla Osmanlı
Müslümanı'nın da öldüğü hatırlatılan videoda, _"Ankara 1915 olaylarından
kaynaklı ölümleri bir trajedi olarak kabul etmekle birlikte, Osmanlıların
kendi Ermeni vatandaşlarını kasti veya sistematik bir şekilde yok etmeye
teşebbüs ettiği iddialarını kararlı bir şekilde reddetmektedir"_ vurgusu
yapıldı.
Videoda, Türkiye'nin uluslararası bilim adamları ve tarihçilere araştırmaya
açık olan Osmanlı arşivlerini incelemeleri için çağrıda bulunduğu
hatırlatılarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın _"Biz arşivleri sonuna
kadar açtık. Ey Ermeniler, varsa arşiviniz siz de açın. Tüm dünya, üçüncü
ülkeler, varsa arşivlerinizi açın. Getirin bütün arşiv incelemelerinde yetkili
olanları çalıştıralım. Ortaya çıkan tablolardan sonra, siyasiler olarak biz
konuşalım"_ ifadelerine yer verildi.
### ‘Tarih, gerçeği arayan tarihçiler tarafından yazılmalıdır’
_"Tarih, gerçeği arayan tarihçiler tarafından yazılmalıdır. Lobi gruplarının
faaliyetlerinden etkilenen politikacılar tarafından değil"_ mesajı verilen
videoda, **Türkiye Ermenileri 85. Patriği Sahak Maşalyan'ın** _"Halkımızın
acısının ve ecdadımızın kutsal anısının bazı ülkelerce gündelik politik
amaçlara alet edildiğini görmek bizi üzmektedir. 10 yıllardır bu konunun,
parlamentoların gündemine taşınmasının yarattığı gerginlikler, iki halkın
yakınlaşmasına hizmet etmemektedir"_ açıklamasına dikkati çekildi.
Videoda Türkiye'nin gerçek dışı olan iddiaların Ermeni vatandaşlarıyla olan
güçlü ilişkilerine etki etmesine izin vermeyeceğinin altı çizilerek
Türkiye'nin Ermeni toplumuna yaptığı yatırımlara, onların haklarını ve dini
özgürlüklerini korumaya devam edeceği kaydedildi.