Cumhurbaşkanı **Recep Tayyip Erdoğan** , **AK Parti** 'nin Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Sözlerinin başında dün gece yarısı gerçekleşen kabine revizyonuna değinen
Erdoğan, _"Dün gece hem bir bakanlığımızı ikiye böldük, hem de 3 yeni bakan
atadık. **Zehra Zümrüt Selçuk** ve **Ruhsar Pekcan** ’a teşekkür ediyorum.
**Derya Yanık** , **Vedat Bilgin** ’e, **Mehmet Muş** ’a başarılar diliyorum.
2023'e odaklanmamız gereken bir döneme girdik. Bundan sonrasının da kolay
olmayacağını biliyoruz"_ dedi.
20 yıla yaklaşan bir döneme baktıklarında cumhuriyet devrinin en üretken
diliminin bu 20 yıl olduğunu söyleyen Erdoğan, _"Milletimizi çeşitli sosyal
fay hatları üzerinden bölme, birbiriyle çatıştırma girişimlerine şahit olduk.
Partimize yönelik kapatma davasından gece yarısı bildirilerine... Pek çok
haksız, hukuksuz çizgin tezgaha maruz kaldık"_ ifadesini kullandı.
## 'Biz ölümden korkmadık, bizim imanımızın gereği ölümü korkutmaktır'
Erdoğan, CHP Grup Başkanvekili **Engin Altay** 'ın _"Sonu umarım Adnan
Menderes'e benzemesin"_ şeklindeki yorumuna da tepki gösterdi.
_"Şimdi çıkmış bir edepsiz, benim akıbetimin de Menderes gibi olabileceğini
ümit ettiğini söyledi. Be ahlaksız, be edepsiz. Biz bu yola çıkarken
kefenimizi giyerek çıktık. Biz ölümden korkmadık, bizim imanımızın gereği
ölümü korkutmaktır"_ diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
\- "Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde verilip tutulmayan sözler başta olmak
üzere uluslararası riyakârlıkları da bunlara eklememiz gerekiyor. Rabbimize
olan teslimiyetimiz ve milletimizden aldığımız güçle, bu baskıların hiçbirine
boyun eğmedik, dik durduk, çareyi hep milli iradeye gitmekte aradık.
Hamdolsun, her seferinde de milletimiz bizi bağrına bastı, daha güçlü bir
şekilde “yola devam” mesajı verdi.
\- Vesayet güçlerinin 1950’den beri uyguladıkları yöntemler işe yaramayınca,
bu defa daha sinsi, daha alçakça yöntemleri devreye soktular. Gezi olaylarıyla
sokakları kaosa sürüklemeye, 17-25 Aralık emniyet-yargı darbesiyle milli
iradeyi hançerlemeye kalktılar. Bunlar yetmeyince, **PKK** ’dan **DEAŞ** ’a ve
**FETÖ** ’ye kadar, iplerini ellerinde tuttukları tüm terör örgütlerini
üzerimize saldılar. Ardından da tarihimizin en acı hadiselerinden biri olan 15
Temmuz [darbe girişimini
yaşadık](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210421/1044324734.html).
## 'Her saldırıya cevabımızı geriye çekilerek değil, daima ileriye atılarak
verdik'
\- Her saldırıya cevabımızı geriye çekilerek değil, daima ileriye atılarak
verdik. **Meclis** ’te Cumhurbaşkanı seçmemizi engellemek istediler,
Cumhurbaşkanının seçimini doğrudan halka devrettik. Bürokrasiyi ve mevzuatı
kullanarak elimizi kolumuzu bağlamak istediler, yönetim sistemini değiştirerek
milli iradenin üstünlüğünü güçlendirdik. Ülkenin meşru idaresini yıkmaya
kalkan darbecileri, milletimizle birlikte kısa sürede bozguna uğrattık. Terör
örgütlerinin başını, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışındaki
asıl kaynaklarında da birer birer ezdik, eziyoruz."
Erdoğan, faizden **döviz** **kuruna** , borsadan **enflasyona** uzanan pek çok
sorunun can yakıcı hale geldiğini, getirildiğini söyledi. _"Türkiye,
makroekonomik dengeleri gerçekten sağlam olduğu için son 8 yıldır yaşadığı tüm
gizli-açık saldırılara rağmen ayakta kalmayı, istikrarını korumayı
başarmıştır"_ ifadesini kullanan Erdoğan, devamında _"Allah göstermesin, 2002
öncesi Türkiye’sinin siyasi, sosyal ve ekonomik ikliminde bu tür saldırılarla
karşılaşmış olsaydık, ülkemizin nasıl bir duruma düşeceğini tahayyül etmek
bile istemiyoruz. Ülkemizin ödediği bedellerin sebebi; egemenliğini,
istiklalini, istikbalini, milli iradenin üstünlüğü ilkesini, bölgesindeki hak
ve menfaatlerini koruma azmini, aksi yöndeki dayatmaların önünde tutmuş
olmasıdır"_ görüşünü dile getirdi. Erdoğan, şöyle devam etti:
\- "Şayet vesayete teslim olsaydık, darbelere boyun eğseydik, terör
örgütlerine eyvallah etseydik, dış telkinlere kayıtsız şartsız uysaydık, belki
bu baş ağrılarının hiçbirini çekmeyecektik. Ama o zaman da başımız dik şekilde
yaşayamaz, milletimizin yüzüne bakamazdık. Ben huzurunuzda Dışişleri Bakanıma
da Yunan Dışişleri Bakanı karşısındaki sözleri için teşekkür ediyorum. Çünkü
bizim milletimiz asla, boynunda böyle bir esaret zinciriyle [yaşayabilecek bir
millet değildir.](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210419/1044311993.html)
## 'Ne yapacaktık, böyle davranmayıp da, başımıza gelenlere rıza mı
gösterecektik?'
\- Evet, gerekirse baş verip baş eğmeyen bir millet olarak, tarihimizin her
dönemi gibi, bugün de önceliğimiz istiklalimizdir. Sahada terör örgütlerine,
uluslararası alanda müstemlekecilere karşı verdiğimiz mücadeleyi, ekonomide de
faiz-kur-enflasyon şer üçgenine karşı yürüttük. Bu mücadeleden dolayı bizi
suçlayanlara soruyorum: Ne yapacaktık, böyle davranmayıp da, başımıza
gelenlere rıza mı gösterecektik? Şanlı **15 Temmuz kıyamını** adeta
cezalandırmak için başlatılan ekonomik saldırıya seyirci mi kalacaktık?
\- Ağustos 2018’de Amerikan yönetiminin açıkladığı haksız yaptırım kararının
ardından yaşanan kirli gece yarısı saldırılarına seyirci mi kalacaktık? Son
olarak, dünyayla birlikte ülkemizi de etkileyen koronavirüs salgınının yol
açtığı sıkıntıları ekonomik virüsle taçlandırma gayretlerine seyirci mi
kalacaktık?"
## 'Ne rakam doğru ne bu rakam üzerinden yürütülen kampanya doğru'
Erdoğan, son dönemde özellikle muhalefet partilerince gündeme getirilen _"
**128 milyar dolar nerede?** "_ tartışmasıyla ilgili de konuştu. Bu
tartışmanın az önce bahsettiği fotoğrafın içinde okunması gerektiğini söyleyen
Erdoğan, _"Esasen, ortada gerçekten 128 milyar doların akıbetini anlama
arayışı olmadığı için, söylenen sözlerde doğru olan hiçbir şey de yoktur. Ne
rakam doğru, ne rakama yüklenen anlam doğru, ne bu rakam üzerinden yürütülen
kampanya doğru. Baştan sona yanlış. Baştan sona cehalet"_ diye konuştu.
Erdoğan, açıklamalarına şöyle devam etti:
\- "Tabii cehalet deyip geçmemek lazım... Biliyorsunuz,
**üç çeşit cehalet**
vardır. Birincisi, 'cehli basit'tir, yani bir şeyi bilmemektir. Güzel tarafı
bilmediğini biliyor olmaktır. Cehli basit, konunun 'ne' olduğunu bilmediği
için mazurdur, öğrenmeye de açıktır. İkincisi, 'cehli mürekkep'tir, yani
cehaletin karesidir. Cehli mürekkep, öğretim gördüğü için konunun 'ne'
olduğunu bilir, ama eğitimi olmadığı için 'nasıl'ını bilmez. Bunlara gafil
denir, ihtiyaçları da iyi bir eğitimdir. Üçüncüsü ise, 'cehli mikap'tır, yani
cehaletin küpüdür. Cehli mikap, öğretimden geçtiği için konunun 'ne' olduğunu
bilir, eğitimli olduğu için 'nasıl'ını da bilir. Bu kesimi tehlikeli kılan
ise, bilerek ve isteyerek konunun nedenini ve niçinini karıştırmak, doğrularla
yanlışları harmanlayarak,
[sürekli senaryolar peşinde
koşmalarıdır](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210419/1044310114.html)
.
## 'Uluslararası sermayeye 'Türkiye’ye yatırım yapmayın çağrısında' bulunacak
kadar muvazeneyi yitirmişlerdir'
\- Herhalde bu cehli mikap kesimi size tanıdık gelmiştir. Erdoğan düşmanlığı,
AK Parti düşmanlığı, Cumhur İttifakı düşmanlığı bu cehli mikap kesiminin
gözlerini öyle bir kör etmiştir ki, ülkenin ve milletin felaketinden medet
umar hale gelmişlerdir. Nedir bu diledikleri felaket? Bunların artık gizlemeye
dahi ihtiyaç duymadıkları temennileri, Türkiye’nin önce, tıpkı 1994 ve 2001
yılında olduğu gibi çok derin ve keskin bir ekonomik kriz yaşaması, ardından
da siyasi değişime maruz kalmasıdır. Hatta artık temenniyle de yetinmeyip,
böyle bir felaket yaşanması için fiilen beşinci kol faaliyeti yürütmeye de
başlamışlardır. Öyle ki uluslararası sermayeye _'Türkiye’ye yatırım yapmayın
çağrısında'_ bulunacak kadar [muvazeneyi
yitirmişlerdir](https://tr.sputniknews.com/ekonomi/20210419/1044305473.html).
\- Her sosyal ve siyasi çalkantıda ekonomiyi durdurun çağrıları yapan bu yıkım
ekibini milletimiz çok iyi biliyor, çok iyi tanıyor. CHP’nin etrafında
kümelenen bu ekip son günlerde yine, yurt dışındaki ve yurt içindeki
yatırımcıları ürkütmek, milletimizin moralini bozmak, girişimcilerimizi
tereddüde sürüklemek için dört bir koldan çalışıyor. Diğer konularda dikiş
tutturamayınca, şimdi ' **cehli mikap** ' olarak yanlış ve yalan olduğunu en
iyi kendilerinin bildiği '128 milyar dolar nerede' yalanına sarıldılar.
## 'Sorsanız 'Hesap uzmanıyım' der'
\- CHP’nin başındaki zata sorsanız, 'hesap uzmanıyım' der, ama geçmişte
bilinen tek yönetim hikâyesi SSK’yı batırmasıdır. Görevi devraldığımızda
Merkez Bankası döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. Görevden ayrıldığımda 153
milyar dolara çıktı. Şu an itibariyle bırakınız 128 milyar doların ne
olduğunu, nasıl yönetildiğini, 128 tuğlayı üst üste koymuşluğu dahi yok olan
Kılıçdaroğlu kalkmış bunları konuşuyor.
\- Bu kişinin sözcüsü olan kişi ise, önce **BDDK** ’daki göreviyle, sonra
**Hazine Müsteşarı** olarak, 2001 krizinin en önemli sorumlularından biridir.
Şayet bu kişi '128 milyar dolar nerede' sorusunu **Merkez Bankası**
bilançolarını okumayı bilmeden soruyorsa, geçmişte kendisine tevdi edilen
görevlere yazık. Yok, bunu bildiği halde aynı soruyu soruyorsa, cehli mikap
olduğunu kabulleniyor, ülkesine ve milletine taammüden ihanet içine girdiğini
de ikrar ediyor demektir.
\- Meselenin önüne arkasına bakmadan bu kampanyanın peşine düşenlerin bir
kısmını üzülerek, bir kısmını gülerek seyrediyoruz. Hele hele sağa sola
pankart asarak, sosyal medya trollerinin peşine takılarak, koca koca
unvanlarından utanmadan bu yalan kampanyasına figüranlık yapanları görünce,
içimizde [bir acıma duygusu uyanmıyor da
değil.](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210419/1044304811.html)..
## 'Doğrudan bu meseleye girmemek için epey sabrettik'
\- AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak bu meseleye doğrudan
girmemek için epeyce sabrettik. yeni bir yalan kampanyasıdır' diyerek, konuyu
çok da önemsemedik. Ama sonra baktık ki, birileri bizim önemsememekten
kaynaklanan sessizliğimizi korku sanarak, yalanların ve iftiraların dozunu
artırıyor. Artık bunlara bir cevap vermek vacip oldu diyerek, bugün etraflıca
meseleye girme kararı aldık.
\- Öncelikle şunu söylemek isterim ki, Türkiye bu manzarayı hak etmiyor.
Türkiye bu muhalefet anlayışını, bu muhalefet üslubunu kesinlikle hak etmiyor.
Türkiye, yalanı su içer gibi söyleyebilen **bu karikatür tipleri** de hak
etmiyor. Hep dediğimiz gibi, biz karşımızda projede yarıştığımız, hizmette
yarıştığımız, eserde yarıştığımız, vizyonda yarıştığımız bir muhalefet görmek
istiyoruz.
\- Sağlıktan eğitime, ulaşımdan enerjiye, tarımdan spora her konuda bizim
yaptıklarımızdan daha fazlasını milletimize taahhüt eden bir muhalefet görene
kadar huzur bulmayacağız. Küresel senaryolara payandalık etmek yerine kendi
ülkesinin siyasetinde başrole soyunan bir muhalefet görene kadar, bu yalan ve
iftira kumpanyasının gerçek yüzünü deşifre etmeyi sürdüreceğiz.
## 'Aslına bakarsınız ortada 128 milyar dolar diye, gerçekle ilişkisi olan bir
rakam yok'
\- Gelelim 128 milyar dolar meselesine. Aslına bakarsınız ortada 128 milyar
dolar diye, gerçekle ilişkisi olan bir rakam yok. Merkez Bankası işlemleriyle
ilgili analizi hangi tarihten başlattığınıza ve hangi tarihte sona
erdirdiğinize bağlı olarak pek çok farklı rakamla karşılaşabilirsiniz.
\- Piyasa dediğimiz dinamik sistemde, şu anda bile, belki yüz milyonlarca
dolar el değiştirdiği, bunların önemli bir kısmı da Merkez Bankası üzerinden
gerçekleştiği için rakam her an yenileniyor, büyüyor. Yine de madem onlar
böyle bir rakam telaffuz etmişler, değerlendirmeyi onun üzerinden yapalım.
\- Her ne kadar **Merkez Bankası Başkanımız** da, **Hazine ve Maliye
Bakanımız** da, partimizin bu işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı da
meseleyi etraflıca anlattı ise de, tabii bunlar ancak, duymak isteyen
kulaklara ulaşıyor. Hatta kendi arkadaşlarının doğruyu söylemelerine bile
tahammül edemedikleri için hemen meseleyi kendi mecralarına çektiler. Gözleri
olup görmeyenler, kulakları olup duymayanlar, dilleri olup söyleyemeyenler,
bilhassa da vicdanlarını kiraya verenler aynı teraneyi tekrarlayıp duruyor. Bu
soruyu soranların amacı gerçekten Merkez Bankası rezervlerindeki değişimi
öğrenmekse, [bunun yolu çok
kolay.](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210417/1044294460.html)
## 'Eğer CHP içinde bilanço okumayı bilen kimse yoksa uzman gönderebiliriz'
\- CHP’nin içinde, az buçuk bilanço okumayı bilenler varsa, Merkez Bankası,
**BDDK** ve **Strateji–Bütçe Başkanlığımızın** herkese açık olan internet
sitelerindeki verilere bakarak, bu hesabı kolaylıkla çıkartabilirler. Eğer CHP
içinde bilanço okumayı bilen kimse yoksa partimizden, grubumuzdan veya
bürokrasiden bir uzman göndererek kendilerine yardımcı olabiliriz. Ama
biliyoruz ki bunların derdi hakikate ulaşmak, hakikati öğrenmek değil.
\- Karşımızda, yalan ve iftira üzerinden yürüttükleri kirli kampanyaya,
ülkenin ve milletin geleceğini ilgilendiren en hayati meseleleri bile meze
etmekten çekinmeyen, gözü dönmüş, kalbi kararmış bir güruh var. Peki, buna
rağmen biz bu açıklamalara niçin ihtiyaç duyuyoruz? Ola ki bu sefil kampanya
karşısında tereddüde düşen, yüreği yaralanan, kafası bulanan vatandaşlarımız
varsa, işte onların kafalarındaki soruları birinci elden gidermek istiyoruz.
## '2020 yılı dünyayla birlikte ülkemizde de gerçekten sıkıntılı geçmiştir'
\- Temel başlıklarıyla özetleyecek olursak, '128 milyar dolar nerede' diye
yaygarası kopartılan meselenin aslı şudur: Merkez Bankası 2019 ve 2020
yıllarında, küresel ekonomide yaşanan gelişmeler ve özellikle salgının yol
açtığı zorlu süreci yönetmek için çok ciddi döviz işlemleri yürütmek
mecburiyetinde kalmıştır.
\- Bilhassa 2020 yılı dünyayla birlikte ülkemizde de gerçekten sıkıntılı
geçmiştir. Çeşitli ülkelerin salgınla mücadele için aldıkları mali tedbirlerin
toplamı 16 trilyon doları, merkez bankalarının bilanço genişlemeleri de **10
trilyon doları** bulmuştur. Bu çalkantılı ekonomik iklim, elbette ülkemizi de
olumsuz etkilemiştir. Cari açığımız **negatif yönde** artarken turizm
gelirlerimiz düşmüştür. Yabancı sermaye çıkışı ve reel sektörün döviz
cinsinden borcunu azaltma gayretleri döviz talebini artırmıştır. Böyle
dönemlerde vatandaşlarımızın tasarruflarını döviz ve yine dövizle alınan
altına yönlendirmeleri de ilave bir talep ortaya çıkarmıştır.
## 'Son iki yılda Merkez Bankası kaynaklarından 30 milyar dolar cari açığın
finansmanı için kullanılmıştır'
\- Bu çerçevede son iki yılda, Merkez Bankası kaynaklarından **30 milyar
dolar** cari açığın finansmanı için kullanılmıştır. Yabancı sermaye çıkışı
için kullanılan rakam 31 milyar doları bulmuştur. Reel sektörün döviz
cinsinden borcunu azaltmak için talep ettiği kaynak da 50 milyar dolara
ulaşmıştır. Vatandaşlarımız da 54 milyar dolar karşılığı döviz ve altın
alarak, tasarruf tercihlerinde değişikliğe gitmiştir. Gördüğünüz gibi, sadece
4 kalemde 165 milyar dolarlık [bir rakam ortaya
çıktı.](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210416/1044293060.html)
## 'Kar eden SSK'nın nasıl iflasa sürüklendiğini ortaya koyuyor'
\- CHP Genel Başkanı dün çıkmış, 'bu 128 milyar dolarla şunlar yapılırdı,
şunlara şu kadar para dağıtılırdı' diye kürsüden atıp tutuyor. Bu zat
herhalde, bu 128 milyar doların kendi cebindeki bir para olduğunu, istediği
yere istediği gibi keyfince dağıtabileceğini sanıyor. Aslında bu sözler, bu
şahsın çapsızlığı yanında, kar eden **SSK** ’nın genel müdürlüğü döneminde
nasıl iflasa sürüklendiğini de oraya koyuyor.
## 'Merkez Bankamız bu işlemleri bir süredir piyasa yapıcısı bankalar eliyle
yürütüyor'
\- Merkez Bankası rezervlerinin her kuruşunun ne olduğu, neye karşılık
geldiği, nasıl toplandığı ve niçin kullanılabileceği bellidir. En basit
ifadesiyle Merkez Bankası rezervleri, çeşitli yöntemlerle piyasadan sağlanan
emanet paralar ile altın varlığının ve şayet varsa cari fazlanın toplamından
oluşur. Rezervin amacı, ithalatçısından yatırımcısına, reel sektöründen
vatandaşına kadar dövize ihtiyaç duyulan işlemlerde ortaya çıkan talebi
karşılamaktır.
\- Merkez Bankamız bu işlemleri bir süredir, ihale yoluyla değil, **Asya
piyasalarında** ülkemize yönelik gece yarısı operasyonlarının önüne geçmek
için 24 saat esasına göre çalışan piyasa yapıcısı bankalar eliyle yürütüyor.
Piyasa döviz talebini kendi içinde karşılayabiliyorsa Merkez Bankasına ihtiyaç
kalmaz. Nitekim geçtiğimiz haftalarda, yaklaşık 15 milyar dolarlık böyle bir
işlem, Merkez Bankasına ihtiyaç kalmadan, piyasanın kendi dinamikleri içinde
gerçekleşmiştir. Ama bu talebi piyasa karşılayamıyorsa, o zaman görev Merkez
Bankasına düşer. Zaten Merkez Bankasındaki döviz rezervlerinin amacı da budur.
\- Merkez Bankası bu görevini yapmazsa ne olur? Öncelikle **arz-talep
dengesizliğinden** dolayı döviz kuru istikrarsız bir şekilde yükselir. Şayet
buna rağmen talep karşılanmazsa, uluslararası piyasalarda ülke olarak
temerrüde düşersiniz.
## 'Ekonominin aktörleri ve vatandaşımız arasında dolaşıma girmiş, yani yer
değiştirmiştir'
\- Türkiye son iki yılda, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir **döviz
talebiyle** yüz yüze kalmıştır. Buna rağmen ülkemiz, talebin hepsini de
karşılamayı başarmıştır. Evet, bu bir başarıdır. Hem de Türkiye’nin sadece
siyasette ve diplomaside değil, aynı zamanda ekonomide de öyle kolay
yıkılamayacağını gösteren tarihi bir başarıdır.
\- Nereye harcandı diye yaygarası yapılan 128 milyar dolar, ne buhar olmuştur,
ne de haksız ve hukuksuz yere herhangi birilerinin cebine girmiştir. Bu para
ve çok daha fazlası, ekonominin aktörleri ve vatandaşımız arasında dolaşıma
girmiş, yani yer değiştirmiş, ama sonuçta çoğu yine ülkemizin değeri olarak
yurt içinde kalmıştır. Günün sonunda ise, ekonomik işleyişin tabii sonucu
olarak, bu paranın çok önemli bir kısmı yeniden Merkez Bankası rezervine geri
dönmüştür. Üstelik Merkez Bankası bu işlemleri yaparken zarar bir yana, son
iki yılda 98 milyar lira kar etmiş ve [bunu da hazineye
aktarmıştır.](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210416/1044291783.html)
\- Merkez Bankası rezervini 27.5 milyar dolardan **135 milyar dolara**
çıkartan da bizdik. Bu rezervi turşusunu kurmak için değil, ülkemizin ihtiyaç
duyduğunda kullanması için büyütmüştük; o günler geldiğinde de kullandık.
Hâlihazırda Merkez Bankamızın 90 milyar dolara yakın rezervi vardır. Bu rezerv
ihtiyaç duyulduğu anda yine kullanılabilir veya rezerv yarın-öbürgün 100
milyar doların üzerine de çıkabilir. Bunların hepsi de ekonominin kendi
dinamikleri içinde yürüyen işlerdir. Elbette bu bir ekonomi politikası
tercihidir.
## 'Büyük bir dalgayı etkisiz hale getirdik'
\- Türkiye, serbest piyasa ekonomisi olarak ifade edeceğimiz bu tercihi çok
önceden yapmış bir ülkedir. Biz bu kritik dönemde sergilediğimiz güçlü
duruşla, Türkiye’yi hem içeride, hem dışarıda sıkıntıya düşürmeden bir büyük
dalgayı göğüslediğimize ve etkisiz hale getirdiğimize inanıyoruz.
\- Üstelik bununla da kalmadık. Toplamda 60 milyar liranın üzerinde bir
kaynağı sosyal koruma kalkanı başlığı altında her kesimden insanımıza hibe
şeklinde dağıtarak, vatan toprakları içinde hiç kimseyi sahipsiz bırakmadık.
Ayrıca 311 milyar liralık bir kaynağı da üretimi ve istihdamı desteklemek için
harekete geçirerek, reel sektörün bu zorlu dönemde ayakta kalmasını, işini
yürütmesini sağladık. Bu sayede, gelişmiş ülkeler dahil dünyadaki diğer
devletler çok ciddi ekonomik daralmalarla başa çıkmaya çalışırken, Türkiye
geçtiğimiz yıl yüzde 1,8 büyümeyi başardı, istihdamını büyük ölçüde korudu,
üretimini artırarak sürdürdü.
\- Hatta, döviz talebinin önemli bir kısmı da kapasitesini artıran
fabrikalarımızın makine, hammadde ve ara mamul ithalatından kaynaklanmıştır.
Nitekim, bu yılki büyüme hedefimiz yüzde 5’in üzeridir.
## 'Kursaklarında bıraktık'
\- **Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Birliği** , Türkiye’nin salgın
döneminde ekonomik durgunluğu önlemek için yaptığı harcamaların olumlu
etkilerinden övgüyle bahsetmektedir. Eğer biz döviz üzerinde yoğunlaşan talebi
tereddütsüz karşılamamış olsaydık, yani kontrolü ele almasaydık, işin ucunun
nereye kadar varabileceğini, 1994 ve 2001 krizlerine bakarak az-çok
görebiliyoruz.
\- Şu anda 128 milyar dolar nerede yaygarası kopartanların tüm amaçları da
zaten ülkenin böyle bir duruma düşmesidir. IMF komiserleriyle otel lobilerinde
yaptıkları gizli görüşmelerin gayesinin de Türkiye’yi eksi günlerinde
döndürmek olduğunu biliyoruz. Bugüne kadar vesayetten darbeye, terörden
uluslararası baskıya kadar her konuda heveslerini kursaklarında bıraktık,
inşallah ekonomide de heveslerini kursaklarında bırakacağız.
## 'Bunlarda yalan da bitmez, iftira da bitmez'
\- Gerçi, bunlarda yalan da bitmez, iftira da bitmez. Sadece son birkaç yılda
yüzlerce yalanlarını çürüttüğümüz, belgeleriyle yüzlerine çarptığımız halde;
hiç utanmadan, arlanmadan, en basitinden bir düzeltme bile yapmadan, hemen
öteki yalana geçtiler.
\- Dikkat ederseniz 'önce 128 milyar dolar nerede' diyerek, sanki bu para yok
olmuş, çalınmış, çırpılmış gibi bir hava estirmeye çalışıyorlardı. Sonra böyle
bir şeyin asla olamayacağı gerçeği, bizzat kendi arkadaşları tarafından bile
dile getirilmeye başlanınca, işi bu defa '128 milyar dolar kime satıldı'
yaygarasına çevirdiler.
\- Bunların ceddi de, rahmetli Menderes’in 12 uçak dolusu para ve altınla
kaçmaya çalıştığı iftirasıyla darbeyi meşrulaştırmanın gayreti içindeydiler.
Çünkü bunları üzerimize salan akıl, 'yalanı ne kadar büyük söyler ve ne kadar
ısrarla devam ettirirseniz, inandırması o kadar kolay olur' diye kendilerine
telkinde bulunuyor. Ama gerçeklerin er-geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var.
## 'Bunları da bizim söylememiz olmaz ama o şirketler kendileri açıklayabilir'
\- İşte biraz önce 4 ana kalemde açıkladım. Merkez Bankası kaynaklarından
finanse edilen cari açığımız, izaha ve belgeye ihtiyaç duymayacak kadar açık
bir gerçek olarak zaten ortadadır. Türkiye’den bu dönemde hangi yabancı
sermaye sahiplerinin, ne kadarlık bir meblağla çıktığı da bellidir. Bizim
söylememiz olmaz ama onlar kendileri bunu açıklayabilir.
\- Reel sektörden hepsi de ülkemizin ilk 500’ü, ilk 1.000’i içinde yar alan
şirketlerden hangilerinin döviz borcu pozisyonlarını kapattıkları da bellidir.
Bunları da bizim söylememiz olmaz ama o şirketler kendileri açıklayabilir.
## 'Türkiye’de ticaretle uğraşan herkesin dövizle ve altınla işi vardır'
\- Vatandaşımızın aldığı döviz ve altına gelince… Burada neredeyse ülkede
yaşayan herkesi hedef alan kötü niyetli bir itham söz konusudur. Türkiye’de
ticaretle uğraşan herkesin dövizle ve altınla işi vardır. Türkiye’de tasarruf
edecek üç-beş kuruşu olan herkesin de dövizle ve altınla işi vardır.
Dolasıyla, kim, ne zaman, ne kadar miktarda döviz aldı, altın aldı gibi bir
soru, mantıksız olmasının ve hukuki olarak suç teşkil etmesinin ötesinde,
doğrudan milleti suçlamaktır.
\- Merkez Bankasının döviz işlemleri, alıcı ve satıcı tarafın işlem
gerçekleşene kadar bilinmediği otomatik platformlarda yapılmaktadır. Alış veya
satış fiyatı da, işlem anında ortaya çıkan rakamdır. Yani hiçbir kişiye veya
şirkete ayrıcalıklı işlem yapılabilmesi, sistemin işleyişi gereği zaten
[mümkün
değildir](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210416/1044291746.html).
## 'Vatandaşımız dövizle veya altınla tasarruf etmek istiyorsa, başka türlü
davranmaya zorlayamayız'
\- Geçmişte bunun örnekleri var mıdır? Evet, vardır ve o örnekleri en iyi
CHP’lilerin kendileri, özellikle de o dönemlerde IMF’ye çantacılık yapanlar
bilir. Mevcut sistem, hiç kimseye özel olarak, fiyat ve miktar bakımından
ayrıcalıklı bir döviz satışına imkân tanımaz. Biz her zaman, tasarrufların
Türk Lirası cinsinden tutulmasından yana olduğumuzu söyledik, söylüyoruz. Ama
vatandaşımız dövizle veya altınla tasarruf etmek istiyorsa, onu da başka türlü
davranmaya zorlayamayız.
## 'Ülkeye ihanet, saldırı, hançerleme var'
\- Tüm bu hakikatler apaçık ortadayken, Türkiye’nin itibarını düşürmek,
kredibilitesine zarar vermek, yatırımcıların güvenini sarsmak için yürütülen
'128 milyar dolar nerede' kampanyasını siyasi muhalefet saikiyle açıklamak
mümkün değildir. Ortada bu ülkeye ve millete yönelik aleni bir ihanet, aleni
bir saldırı, aleni bir hançerleme vardır. Bu izahlarımıza rağmen hala aynı
teraneleri tekrar eden hiç kimseyi [masum kabul
etmeyeceğiz](https://tr.sputniknews.com/turkiye/20210416/1044291303.html).
\- Türkiye’ye hayrı dokunmayanlardan tek beklentimiz şerlerini ülkeden uzak
tutmalarıdır. Küresel sistemin siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanma
sancıları yaşadığı bu süreç 'ya hayır konuş, ya sus' dönemidir. Bir başka
ifadeyle bunlara, 'gölge etmeyin başka ihsan istemez' diyoruz.
## 'Milletimiz şu sefil CHP zihniyetine bırakınız ülkenin yönetimini, günahını
bile emanet etmez'
\- Türkiye’yi inşallah 2023 hedeflerine ulaştıracağız. Bu ülkede; ekonomiyi
şahlandıracak olan da, yatırımları artırarak sürdürecek olan da, demokrasiyi
geliştirecek olan da, insanlarımızı hayallerine kavuşturacak olan da velhasıl
umudu yaşatacak olan da biziz.
\- Milletimiz, şu sefil CHP zihniyetine, bırakınız ülkenin yönetimini,
günahını bile emanet etmez. Halkımız müsterih olsun. Bu ülkenin 128 milyar
doları ne birilerine peşkeş çekilmiş, ne de heba edilmiştir. Milletimizin her
bir ferdinin hakkına, hukukuna, ekmeğine, aşına, geleceğine göz dikmeye kalkan
her kim olursa olsun, karşısında önce bizi bulur."