[Seyir Hali](/seyir-hali/)
16:03 15.04.2021URL'yi kısaltın
__3 __5
CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, Çaykur’un 300 işçi alım sürecini ve Varlık
Fonu’na devrinden bu yana sürecini değerlendirdi. Deniz “Çaykur 2017’de Varlık
Fonu’na geçtikten sonra aşırı derecede zarar etmiş. Çünkü Varlık Fonu’na
geçtikten sonra Çaykur, sürekli olarak bankalara borçlandırılmış” dedi.
CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, Çaykur’un 300 işçi alımı için açtığı ilana
gelen 35 bin başvuruyu, alım sürecinde yapılan kuranın hile tartışmalarına
konu olmasını ve Çaykur’un 2017’den sonraki sürecini RS FM’de Ali Çağatay’la
Seyir Hali programında yorumladı.
Deniz, Çaykur’un 300 kişilik iş ilanına gelen 35 bin başvuru konusunda
_“Çaykur’da bu kadar başvurunun nedeni Türkiye’nin genel durumu, Adana’da da
yapılan bir kura çekimine 40 binden fazla kişi katıldı. Bu Türkiye’nin
işsizlikte gelmiş olduğu durumu gösterir. Her 4 gençten biri, belki her 2
gençten birinin işsiz olduğu, üniversite mezunlarının işsizlik oranlarının çok
yüksek olduğu, pandemi dolayısıyla insanların sürekli işten çıkarıldığı ve
işyerlerinin kapatıldığı bir ortamda 300 kişilik bir iş için 35 bin küsur
insan başvurdu. Bu aslında Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu işsizlikle
ilgili acı gerçeğin çok somut bir göstergesidir. Bu insanlar içerisinde hiç
çalışmayan, işten çıkarılmış güvencesiz çalışan insanlar var. Şu an devletin
kurumları özel sektörün içinde bulunduğu durum nedeniyle insanlar açısından
sığınabilecekleri bir limana dönüşmüş. Bu sadece erkeklerin alımında bir kura
çekimi oldu, çünkü beden işçiliği. Genel bir alım olduğu zaman çıkacak olan
rakamın korkunçluğunu hep birlikte görmüş oluyoruz”_ dedi.
## ‘Çaykur’un işe alım kurası hakkında somut bir açıklamanın yapılması
gerekiyor’
300 işçinin alımı için gerçekleşen kurada tartışmalara sebep olan görüntülerin
kamuoyunu şüpheye düşürdüğünü söyleyen Deniz, somut bir açıklama yapılması
gerektiğini _“Noterliğin açıklaması; plaka şeklinde numaralar yapmışlar. Çeken
arkadaş çektiği zaman iki tane plaka yapışmış geliyor. Bunları yerine
bırakıyor. Daha önce mutabakata varmışlar, aynı anda iki taş çekilirse yerine
gidecek diye, fakat tabii orada sağa sola bakmalar bir şüphenin oluşmasına yol
açıyor ama dediğim gibi burada hiçbir şey olmamış da olabilir. Çok net bir
şekilde noter ve İş-Kur tarafından açıklanması gerekiyor. Dört saatlik çekimde
hemen hemen tek bir sahnede böyle bir şey var, şu ana kadar kamuya
yansıyanlarda. Bu herkesin o anda canlı olarak izlediği bir program. Viral
olmuş, bu konuda ciddi somut bir açıklamanın yapılması gerekiyor”_ diye
belirtti.
## ‘Varlık Fonu’na geçtikten Çaykur sonra sürekli olarak bankalara
borçlandırılmış’
Deniz, Çaykur’un yıllık zararlarının tartışma konusu olmasının sebebinin
zararın boyutu olduğunu açıkladı:
_“Aslında Çaykur genelde zarar eden bir kurum, 1992 yılından bu yana sadece 7
kere kar etmiş: 2003, 2004, 2005, 2006, 2014, 2015, 2016. Burada mesele
2017’de Varlık Fonu’na geçtikten sonra aşırı derecede zarar etmiş. 2016
yılında yanılmıyorsam, 82 trilyon kar eden kurum, 2017’de neredeyse bunun iki
katı kadar bir zarar oluşturmuş. Bu neden kaynaklanıyor? Çünkü Varlık Fonu’na
geçtikten Çaykur sonra sürekli olarak bankalara borçlandırılmış. AKP,
Türkiye’yi nasıl kötü yönetiyorsa Çaykur’u da o şekilde kötü yönetmiş. 2008
yılında banka kredileri 324 trilyonken, 2019 yılında 3.4 katrilyona çıkmış.
Bunun kredi maliyetleri de 400-500 trilyona çıkıyor. Ayrıca yönetimden,
imalattan ve Çaykur’un pazar payının küçülmüş olmasından kaynaklanıyor. Çay
pazarının yarısı Çaykur’un, üretilen çayın birçoğunu Çaykur alıyor ama pazar
payınız daralmış. İstediğiniz zamanda istediğiniz fiyatla satamıyorsunuz ama
temel neden birleşik zararlarınız 1.7 katrilyon.”_
## ‘Ürettiğiniz her şeyi satabiliyorsunuz ama buna rağmen zararla
karşılaşıyorsunuz’
Deniz _“Cumhuriyet tarihinin tüm zararlarından on katı kadar zarar etmişsiniz.
1971 yılında kurulmuş olan Çaykur 2002 yılına kadar oluşan zararların on katı
kadar 2002-2020 döneminde zarar etmişsiniz. Türkiye’de Çaykur ve özel sektörün
üretmiş olduğu toplam çay miktarı 240-250 bin ama toplam talep bunun çok
üstünde olduğunu biliyoruz. Ülkeye 20-25 bin bazen daha fazla yurtdışından
ithal Seylan çayı getiriyorsunuz. Aslında ürettiğiniz her şeyi
satabiliyorsunuz ama buna rağmen zararla karşılaşıyorsunuz. Yerli özel sektörü
de kendilerini geçindiremeyecek boyuta getiriyorlar”_ ifadelerini kullandı.
## ‘Özel sektörün Çaykur’un açıkladığı fiyatın altında alımını yasaklayan bir
kanun teklifi önerdik, reddedildi’
Deniz, Çaykur’un mevcut sorunlarını çözme amacıyla yaptıkları çağrıları, şöyle
anlattı:
_“Ocak ayında ‘Gelin bu çayın sorunlarını hep beraber parti ayrımı
gözetmeksizin Çaykur üreticileri, çalışan işçiler, esnaf yani bu işin tüm
tarafları kimse konuşalım. Birlikte bir çözüm üretelim ve üretmiş olduğumuz
çözümün muhatapları da çay üreticileri olsunlar yani bu çay üreticilerinin
çözmüş olduğu bir soruna dönüşsün. Bir siyasi parti kendine manevra alanına
dönüşmesin’ diye çağrı yaptık. Hiç kimse bu çağrımıza kulak asmadı. Çay kanunu
için ‘Sonuçta çıkartmış olduğumuz kanun, hepimizin kanunu olsun. Sokaktaki
adamın da kanunu olsun ama adı çay üreticilerinin kanunu olsun’ dedik. Tabii,
ortada hiç kimse yok. İki gün önce Çaykur’un açıkladığı fiyatın altına özel
sektörün alımını yasaklayan bir kanun teklifi önerdik. Bu önerimiz AKP ve MHP
milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Çaykur’un geçen sene açıklamış olduğu
fiyat 3.27 iken özel sektörün almış olduğu fiyat 1.7-1.8, yarı yarıya fark
ediyor. Bunu aslında çok basit bir kanun değişikliğiyle çözebilirdik. Sayın
Cumhurbaşkanı bir gecede İstanbul Sözleşmesini kaldırabiliyorsa bunu da
yapabilirdi.”_