◊ Çocukluğundan beri oyunculuğa özel ilgin varmış. Emin miydin bir gün iyi
biroyuncu olacağından?
- Oyunculuk hayalim yoktu aslında ama bir şekilde sanatla ilgileneceğimi
biliyordum. İlgim daha çok kamera arkası ve müziğe karşıydı. Annemle
konservatuvara giderdik, keman kurslarına katılırdık. Müzik, hayatımın önemli
unsurlarından biriydi. Üniversiteye hazırlık dönemim geldiğinde ise istediğim
bölüm Sinema-Televizyon olmuştu,
kazandım. Hedefim kamera arkasıyken, bir anda kamera önüne geçtiğim bir
yolculuğa dönüştü.
◊ Müziğe ilgin nasıl başladı?
- Annemin sesi çok güzeldir. Aslında her şey onun teşvik etmesiyle başladı.
Sonra bir sabah uyandığımda abimin bana aldığı küçücük bir kemanla müzik
hayatıma başladım. Keman küçücüktü, çünkü ben de henüz 6 yaşındaydım. Tüm
hafta okuluma, kurslarıma gidip sonrasında koşarak konservatuvara giderdim.
Üniversiteye hazırlık sürecime kadar müzik hayatımda önemli bir yere sahip
oldu.
◊ Peki neden keman alınmış sana ve şu an hâlâ keman çalıyor musun?
- Yıllar sonra abime bu soruyu sordum. Keman çalan bir arkadaşı varmış, ondan
esinlenip kardeşini kemanla tanıştırmaya karar vermiş. Uzun zamandır
çalmıyorum, aslında üniversiteye hazırlandığım dönemden beri desem daha doğru
olur. Ama şu sıralar müziğe duyduğum heyecanım ve ilgim eskisi gibi artmaya
başladı. Aramızdaki mesafeleri kapatıyorum diyebilirim.
◊ Beş abin, bir de ablan varmış. Kardeşlerinden uzak kalıp Sinop’tan
İstanbul’a okumaya gelmek nasıl bir cesaret böyle...
- İstanbul’a ilk adımımı attığımda yabancılık çekmedim diyemeyeceğim. Çünkü
İstanbul çok büyük bir şehir ve benim gibi küçük bir şehirden geldiğinizde
onun içinde kaybolmamak, büyüklüğüne şaşırmamak ve kaosundan etkilenmemek
mümkün değil. Hatta bazen korkutucuydu ama ailem beni yalnız bırakmadı,
benimle İstanbul’a geldiler. Onların varlığını ve desteklerini yanımda
hissetmem adaptasyon sürecimi hızlandırdı. Şartlar her ne olursa olsun, herkes
okumak için elinden gelenin en iyisini yapmalı ve kendi sınırlarını zorlamalı.
Çünkü bana göre eğitim dünyadaki en önemli değerlerden birisi ve üniversite
okumak bunun en önemli adımı. Eğitim söz konusu olduğunda herkesin cesaretle
kendi gelecekleri için adımlarını atmalarını dilerim.
◊ Dizi sektörüne hızlı bir giriş yaptın, nasıl oldu bu?
- Aslında hızlı oldu diyemeyeceğim. Yavaş yavaş ve çok çalışarak bu noktaya
geldim. Arka arkaya gelen proje seçimlerim ve çalışmam en büyük etkenler. Bir
projeyi seçerken, onun popüler olacağını bilerek seçmiyorsunuz. İş
yayınlandıktan sonra ya popüler oluyor ya da olmuyor.
Siz sektörün içinde bir devinimdesinizdir, senaryoyu okursunuz, sonra bir
senaryo daha, sonra bir tane daha...
İçlerinden seçmeniz gerekir ve bu seçimler her defasında sizin kişisel gelecek
yatırımızındır. Bu senaryoları bir kere değil birkaç kere okursunuz ve sonra
bir karar verirsiniz ve bu kararınız doğruysa verimini alırsınız. Bu süreç
dediğim gibi hızlı bir süreç değil. Her zaman hayatımda olan ve hep olacak
olan bir süreç.
SOSYAL MEDYAYLA
ARAMIZ FENA DEĞİL
◊ Sosyal medyayla aran nasıl?
- Elimden geldiğince kullanmaya özen gösteriyorum. Kendisiyle son zamanlarda
aramız fena değil. Daha çok yaptığımız yeni çekimleri paylaşmayı seviyorum.
Bunun dışında ben de fotoğraf çekmeyi seviyorum ve çalışmaktan vakit bulduğum
sürelerde çekebildiğim kareleri de paylaşıyorum.
◊ Dijitalleşen dünyaya ayak uydurabildiğini düşünüyor musun? Yoksa hâlâ elle
yazıp çizmeyi, kitapları ve dergileri dokunarak okumayı tercih edenlerden
misin?
- Giderek alışıyorum. Eskiden senaryomu kesinlikle basılı olarak isterdim ama
şimdi tabletim hayat kurtarıcı diyebilirim. Kitap ve dergi konusunda ise tam
uyum sağlayabildiğimi düşünmüyorum.
Yeni alınmış bir kitabın kokusu ya da basılı bir dergiye bakmanın keyfinin bir
başka olduğunu düşünüyorum. Telefon hayatlarımızın eksilmez birer parçası olsa
da yine de sanırım ilk tercihim elle yazıp çizmek.
EN KISA ZAMANDA KURTULALIM
◊ Malum uzun süredir pandemi dönemindeyiz. Neler yaptın bu sürede? Sen de
aydınlandığını ve biraz duraksamanın iyi geldiğini düşünenlerden misin?
- Bu süreç umarım bir an önce biter ve en kısa zamanda kurtuluruz
diyenlerdenim. Aydınlık, karanlık gibi romantize edemiyorum bu süreci
açıkçası. Her gün sağlık çalışanlarının canlarını ortaya koyarak çalışması,
insanların hastalıkla mücadele etmesi, yakınlarını kaybetmesi ya da bu
korkuyla yaşamaları oldukça üzücü. Tek dileğim bir an önce bu sürecin
sonlanması.
◊ Set ortamı nasıl gidiyor peki? Vakalar her geçen gün artıyor, önlemler
çok sıkı...
- Setimizde de düzenli olarak PCR ve kan testleri yapılıyor. Çalışırken de
maske ve temizliğe önem gösteriliyor.
ÖZEL HAYAT
ÖZELDE KALMALI
◊ İsmini Google’da arattığımızda aşka dair bir şeyler bulamıyoruz. Neden?
Nasıldır aşkla aran?
- Bence özel hayat özelde kalmalı, buna inanıyorum. Bir de bu bilgilerin
kimsenin hayatına bir fayda kattığını düşünmüyorum. Sanırım bu sebeple bir şey
bulamıyorsunuz.
ALTIN KELEBEK
HEYECAN VERİCİ BİR DENEYİMDİ
◊ Oyunculuğun yanı sıra sunuculuğa da çok yakışan bir isimsin. Ödül
törenleri sunuculuğunu üstlenmek hem çok zor hem de çok heyecan vericidir.
Sana kattığı deneyimleri merak ediyoruz...
- Bir kez yaşadım bu deneyimi, o da Altın Kelebek Ödül Töreni’nde oldu.
Oldukça heyecan verici ve bir o kadar da farklı bir deneyimdi. Canlı yayında
olmak, sizin de dediğiniz gibi hem çok zor hem de çok heyecan verici. O an her
şey olup bitiyor ve bunu geri alıp telafi etme şansınız yok. O yüzden
ağzınızdan çıkan her kelime çok önemli ve bu o anda beyin süzgecinden çok
hızlı geçmek zorunda.