Binbaşı İbrahim Özkul ile Hayriye Özkul çiftinin oğlu olan sanatçı,
İstanbul'da 15 Ağustos 1925'te dünyaya geldi. İlk kez 1937'de Bakırköy
Ortaokulu'nda ilk defa sahneye çıkan sanatçı, İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun
oldu. Usta sanatçı, 1940'ta kurulan Bakırköy Halkevi sahnesinde, "Erkek
Güzeli" adlı oyundaki başarısıyla adını duyurdu. Muhsin Ertuğrul, "İnsan ve
Tiyatro Üzerine Gördüklerim" adlı kitabında yer verdiği bir anısında, usta
oyuncunun 12 yaşındayken sahneye çıktığı Ankara'daki bir tiyatro oyununu
Cumhuriyet'in Kurucusu Mustafa Kemal
Atatürk'ün de izlediğini belirterek, etkili bir oyunculuk
sergileyen Özkul'u Atatürk'le tanıştırdığını, Mustafa Kemal Atatürk'ün Özkul'a
"Çocuk, çok büyük bir tiyatrocu olacaksın." dediğini aktarmıştı. Ses
Tiyatrosu'nda 1948'de sahnelenen "Aşk Köprüsü" ile profesyonel oyunculuğa adım
atan sanatçı, daha sonra Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne'ye geçti.
Özkul, TRT Arşiv kayıtlarında yer alan bir açıklamasında ilk aktörlük
deneyimine ilişkin şu bilgileri vermişti: "Mürüvvet (Sim) çok iyi Ermeni rolü
oynar. 'Prova yapalım.' derdi. 'Oyun gecesi yapalım.' derdim. 'Olmaz.'
diyorlar. Maksadım kaçmak. İlk gece, korktuğumuz şarkı üç defa bize
söyletildi. Ben de inanamıyorum fakat oldu. Şaşırdım. Adetimdir, hata
yaptığımda tiyatrodan yürüyerek Beyoğlu'na kadar giderdim. 'Kim bunları tuttu
da bravo diyerek beni rezil ettiler.' diye düşündüm. Sirkeci'ye kadar
ağladım."Rol arkadaşı Mürüvvet Sim ise aynı anıyı, "Münir katiyen prova
yapmıyor. Sanat hayatım bitecek gibi geldi bana, epey gözyaşı döktüm. Sabaha
kadar prova yaptık. Münir yine prova yapmadı. Mecburen oynadım. Benim ellerim
ayaklarım bağlandı fakat Münir gitti, karşımda sanki dev bir sanatçı vardı.
Piyes bitti. Herkes Münir'i tebrik etti. Ben de gittim, özür diledim ve elini
öptüm." sözleriyle dile getirmişti. Usta oyuncu, 1951'de John Steinbeck'in
"Fareler ve İnsanlar" ile John Millington Synge'in "Babayiğit", 1954'te George
Axelrod'un "Yaz Bekarı" eserlerinde, 1955'te ise John Patrick'in "Çayhane"
eseriyle "Bana Çiçek Yollama", "Generalin Aşkı", "Yağmurcu" ve "Godot'yu
Beklerken" adlı eserlerde rol aldı.İstanbul Şehir Tiyatroları, Ankara Devlet
Tiyatrosu ve özel tiyatrolarda da görev yapan sanatçı, Sadık Şendil'in "Kanlı
Nigar" oyunundaki rolüyle 1968'de İlhan İskender Armağanı'nı kazandı. Sanat
yaşamında beş kişinin büyük etkisi olduğuna işaret eden Özkul, bir
röportajında şunları söylemişti: "Bu isimler, Muhsin Ertuğrul, Ferdi Tayfur,
Haldun Dormen, Sadık Şendil ve Şakir Eczacıbaşı'dır. Bugün sanatımın
geleceğiyle ilgili hiçbir şey söyleyecek durumda değilim. Yalnız şu sıralarda
Haldun Taner'in benim için yazdığı bir eser var. Tüm arzum bu piyesi başarıyla
oynamak. Sanat yaşamım içinde her zaman 'İbiş'e ve 'Kavuklu'ya hayranlık
duymuşumdur. Nedenini şöyle anlatayım; insanı çeşitli etkilerden
kurtarabilseydik, ortaya birçok müşterek yönleri olan bir insan tipi çıkardı.
Bu, gerçek yönleri ağır basan evrensel insan tanımı ve tipidir. Ben Kavuklu'da
veya İbiş'te kendi içimdeki o insanı yakalamak ve o insana varmak istiyorum."
"Sersem Kocanın Kurnaz Karısı" oyunundaki rolüne 3 ödül
Geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi İsmail Hakkı Dümbüllü, Kel
Hasan'dan devraldığı 50 yıllık simgesel kavuğunu, 1968'de Özkul'a devretti.
Sanatçının Ortaoyuncular Tiyatro Topluluğu kurucusu Ferhan Şensoy'a 1989'da
bıraktığı kavuk, son olarak 2020'nin eylül ayında Şevket Çoruh'a takdim
edildi.�Münir Özkul,
Haldun Taner'in "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı" oyunundaki rolüyle 1978'de
"Avni Dilligil", "Ulvi Uraz", "İsmet Küntay" ve "İsmail Dümbüllü" ödüllerinin
sahibi oldu. Sinemada 1950'lerden itibaren görünmeye başlayan sanatçı,
canlandırdığı karakterlerle büyük beğeni kazandı. Özellikle 1970'li yıllarda,
kalabalık kadrolu Ertem Eğilmez filmlerinde önemli rolleri canlandırdı.
Sanatçı, Hababam Sınıfı serisindeki Özel Çamlıca Lisesi'nin tatlı sert müdür
yardımcısı "Kel Mahmut" tiplemesiyle unutulmazlar arasına girdi.Başarılı
oyuncu, yönetmenliğini Sırrı Gültekin'in yaptığı 1979'da yayınlanan "İbiş'in
Rüyası" adlı yapımla ilk kez televizyon dizisinde rol alırken, dizilerin
yaygınlaşmaya başladığı 1990'lı yıllarda, "Uzaylı Zekiye", "Ana Kuzusu",
"Şaban ile Şirin" ve "Reyting Hamdi"de de oynadı. "Mavi Boncuk", "Aile
Şerefi", "Gülen Gözler", "Neşeli Günler", "Gırgıriye" ve "Görgüsüzler" adlı
aile filmlerinde Adile Naşit ile başrolü paylaşan ve canlandırdığı
karakterlerle Türk izleyicisinin sevgisini kazanan Özkul'un "Bizim Aile"
filmindeki, "Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben
boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum.
Sen, büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi Saim Bey! Sen mi
büyüksün? Hayır, ben büyüğüm! Ben, Yaşar usta! Sen benim yanımda bir hiçsin,
anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok. Ama şunu iyi bil,
ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın,
dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla
pulla değil, sevgiyle bağlıyız." repliği, günümüzde halen unutulmayan
replikler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük
Ödülü'nün sahibi oldu Usta sanatçı, "Sev Kardeşim" filmindeki rolüyle
1972'de Altın Portakal Film
Festivali'nde "En İyi Erkek Karakter Oyuncu Ödülü"ne, "Bizim Aile" filminde
canlandırdığı "Yaşar Usta" rolüyle de 1977'de Azerbaycan Film Festivali Özel
Ödülü'ne değer görüldü. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali tarafından
2006'da verilen Onur Ödülü'nü alan sanatçı, 2014'te 18. Afife Tiyatro
Ödülleri'nde Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü'ne, 2015'te ise Cumhurbaşkanlığı
Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü. Başarılı oyuncu, 1980'de 40.
sanat yılını, 1996'da Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinlikte
ise 55. sanat yılını kutladı. Hayriye, Ferdi ve Güner adlı üç çocuğu bulunan
sanatçıya, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1998'de "devlet sanatçısı"
unvanı verildi.
Kendisiyle birlikte bir devri kapattı 5 Ocak 2018'de yaşamını yitiren
usta oyuncu, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde gerçekleştirilen törenin
ardından Bakırköy Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi. Sinema
oyuncusu Engin Çağlar, Özkul'un vefatının ardından yaptığı açıklamada, "Atlas
Sineması üzerindeki Küçük Sahne'nin ilk açıldığı yıllarda 'Çayhane' oyununda
Münir ağabeyi seyretmiştim. Onun en iyi yıllarıydı ve sahnede ustalığını
sergiliyordu. Münir Özkul, gerçekten çok iyi bir tiyatro oyuncusuydu. Sonra
çok iyi bir sinema oyuncusu oldu. Beraber unutulmaz filmlerde oynadık ama onu
Hababam Sınıfı'ndaki Mahmut Hoca rolü zirveye çıkardı." ifadelerini
kullanmıştı.Tiyatro ve sinema oyuncusu Ulvi Alacakaptan ise Özkul'a ilişkin şu
değerlendirmede bulunmuştu: "Kendisiyle birlikte bir devri kapatıyor. Münir
Özkul, daha çok filmleriyle tanınıyor. Çünkü sinema çok yaygın bir sanat ama
Münir Özkul bence tiyatrocu olarak yaşadı ve hep gözü de tiyatrodaydı.
Özellikle de geleneksel tiyatroya aşık değil, hastaydı. Onun, Haldun Taner'in
'Sersem Kocanın Kurnaz Karısı' oyunundaki, 'Perde' diye biten son tiradı hiç
unutulmaz. Sinemada meşhur oldu ve çok insan onu sinemada tanıdı ama her an,
her fırsatta tiyatro yaptı. Ömrünün son dönemlerinde de tiyatro yapıyordu."