Özet: Cardi B’nin Hermes Birkin sevdası sosyal patlamaya sebep oldu, hemen biz de tartışalım konuyu. Markayı biliyorsunuz, bazı modellerini alabilmek için aylarca, yıllarca sırada bekleniyor, mağazasına girebilmek bile listeyle. Cardi B’nin elinde ise çerez gibi bu çantaları görüyoruz. Yokluktan geldi, sonradan gördü bunu inkar etmiyor. Mottosu; “Alabiliyorum ki, alıyorum.” Şimdi bu kadar özel ürünleri bu kadar görgüsüzce edinip görgüsüzce paylaşınca da markayı itibarsızlaştırdığı söyleniyor. Valla ben bile dedim Hermes iyce ayağa düştü diye. Cardi cephesi ise siyahi bir kadının istediği zaman alabildiği, mağazaya girip ilgi gördüğü için çekilemediğini, siyah düşmanlığı yapıldığını söylüyor. Abla şimdi o tam olarak öyle değil, ama bi noktada da öyle gibi. Şahsen ben bu çantayı alabilecek olsam, listede bekleme mekleme işlerine girsem sinir olurdum bunun 3 yaşındaki bebesinin bile eline verip oyuncak etmesine. Kylie Hermes’leri üçer beşer dolabına dizdiğinde kimse marka itibarsızlaştı demedi, nedense Cardi bu imajı oluşturdu. Sırf Hermes değil kendisini itibarısızlaştıracak binlerce şey yapıyo zaten, olay çanta da değil gibi. Ay yine zenginin parası, Cardi’nin çorafanlığı çenemizi yordu. O zaman tartışalım bakalım, bu kadar lüks ve ulaşılabilemez bi marka bu kadar ulaşılabilir oldu diye mi sorun, Cardi gibi birisi ulaşabiliyor diye mi sorun? Yoksa bizim sorunumuz doların 8 lira olması mı?