◊ 25 yıllık sanat hayatınızda ilk defa 27 Eylül akşamıHarbiye Açıkhava sahnesine çıkacaksınız. Neler hissediyorsunuz?
- Pandemiden dolayı bir aksilik çıkmazsa sevenlerimle buluşacağım. Pandemi yüzünden heyecanı, korkuları çifter çifter yaşıyoruz. Uzun zaman sahneye çıkmayınca da ayrı bir özlem oldu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın konserlerine katıldım. Seyircisiz ve canlı bir performans yaptık. Harbiye’de uzun zaman sonra ilk defa seyircilerin karşısına çıkacağım. Artık konser alanları çok kısıtlı. Kapalı alanlarda konser yok. Herkesin olmak istediği yer Harbiye ve ben de o gecenin hakkını vereceğim. Sevenlerimle hasret gidereceğim; muhabbetler, şarkılar olacak.
◊ Bu gecenin sizin için önemi büyük olsa gerek...
- İlk Harbiye sahnem olacak ve “Neden bu zamana kadar o sahneye çıkmadım?” diye düşünüyorum. Onu, ben de bilmiyorum. Demek ki bunun için hiçbir girişimde bulunmamışım. O kadar çok halk konseri yaptım ki... Benim için her konser, her gittiğim yer Harbiye gibi... Her konserime Harbiye şölenine çıkıyormuş gibi hazırlanırım. Bu konser de özel ve güzel gecelerimden biri olacak.Şarkılarımın konuşulacağı bir gece olacak
◊ O geceye özel farklı sürprizleriniz olacak mı?
- Daha güçlü bir orkestra kuruyoruz çünkü sahne büyük. Yaklaşık 35 kişilik
bir ekip olacak. Çünkü güzel bir ışık şöleni ve ses tesisatı var. Özel
kıyafetler diktirdim. Ama şarkılarımın konuşulacağı bir gece olacak. 25 senede
çok fazla hit çıkarmışım. Herhangi bir sahneye çıktığımda hitlerimi
söylemekten, başka şarkılara çok zor sıra geliyor. Bunun mutluluğuna ve
şerefine ermiş bir sanatçıyım. Çünkü yolun başında olsaydım 1-2 şarkıdan sonra
sürekli başkalarının şarkılarını söylemek zorunda kalacaktım. O kadar
birikimim var ki... Repertuarda başkalarının şarkılarını söylemek için kendi
şarkılarımı eledim.
◊ Harbiye’de şarkılar dışında sahne kıyafetleri de konuşulur. Sizin sahne kostümünüz nasıl olacak?
- İki kıyafet hazırlattım. Ne yalan söyleyeyim, kolay kolay kıyafet beğenmiyorum. Çok abartıya kaçmak da istemiyorum çünkü abartıdan hiçbir zaman hoşlanmadım. Çizgim, duruşum ve şarkılarımla özdeşleşen bir stil sergileyeceğim. Bunun için de ekibim var. Hiçbir şeyi “mış” gibi yapmak istemem. Haddinden fazla da abartmak istemem.
◊ Repertuarınıza kaç şarkı aldınız?
- Yaklaşık 40 şarkı... Müziğe, halaya, oynamaya, sohbete, muhabbete
doyacağız. Tabii ki herkes pandemi kuralları çerçevesinde, oturduğu yerde ve
mesafeli bir şekilde bana eşlik edecek. Ben konsere girişte ekstra önlem
aldıracağım; ateş ölçümü, hijyen gibi... Gelen konukların gönlü rahat olsun.
Ne kendimizi ne de başkalarını riske atarız.
Dönüm noktam “Bu Sahilde” şarkım
◊Ebru Yaşar’ın dönüm
noktası neydi? Yıllardır değişmeyen hit şarkınız sizce hangisi?
- Çok fazla dönüm noktam var. İlk çıkış şarkım “Bu Sahilde”. Henüz 18 yaşında
falandım, boyumdan büyük şarkılar söylüyordum.
Bir yere gittiğimde, beni tanımıyorlardı ama şarkıyı herkes biliyordu. O, bir
dönüm noktasıdır. Çünkü ilk şarkım. İstanbul’da hem konservatuar okumaya hem
de albüm yapmaya çalıştığım çok sıkıntılı bir dönemdi.
90’lı yıllardan 2020’li yıllara kadar ayakta durmak benim için büyük bir
mutluluk, onur ve gururdur.
O zaman, o şartlara şarkılar yaptım. O zamanın sound’unu yakaladım. Şimdi hâlâ
hitler çıkarıyorsam bu benim işime verdiğim değerden ve aşktan. Çünkü bu işten
başka bir iş yapamam.
“Seni Anan Benim İçin Doğurmuş” şarkısıyla da daha çok magazinsel olarak
tanınmaya başladım ve o da başka bir dönüm noktası oldu.
Kulüpler geceyi fantezi
müzikle kapatıyor
◊ Yaptığınız şarkılar fantezi müzik olarak anıldı. Rap ya da R &B gibi
başka müzikle harmanlanmış şarkılarınızı dinleyecek miyiz?
- Olabilir ama bu saatten sonra R&B söyleyemem. Eğreti durur, dilinin de
dönmesi lazım o müziğe. Ama R&B ve rap müziği çok seviyorum. Mesela ben, trap
ile fanteziyi buluşturdum. Zaten son yapılan bütün işlere bakıldığında
temelinde fantezi var. Rap zaten arabesktir, sokağın sesidir. Öyle rap
şarkıları var ki ağlamamak mümkün değil. Kimi kaçmak istiyor olabilir ama gece
kulüplerinde kapanış fanteziyle yapılır. Bizim topraklarımız bunu seviyor, biz
buyuz.
Yeni albümdeki
prodüktörler belli
◊ Yeni albüm çalışmanız var mı?
- Var, tabii ki. Prodüktörlerim belli, Ozan Çolakoğlu, Emrah Karaduman, Erdem
Kınay, Mustafa Ceceli. En iyilerle çalışmak tercihimdir. Bestelerde isim
takıntım yoktur ama duygu takıntım vardır. Sokaktaki kişi de bana şarkı
göndersin. Ben onları parlatmayı, onların gerçek ruhunu şarkı olarak
seslendirmeyi çok seviyorum.
◊ Buradan hayranlarınıza seslenseniz ne dersiniz?
- Gönül rahatlığıyla Harbiye Açıkhava konserime gelsinler. O gece hem müziğe
hem sohbete hem eğlenceye doyacağız. Farz etsinler ki 2020 pandemi dönemi
bitiyor ve yeni bir yıla giriyoruz... Öyle bir gece yaşatacağım inşallah.
Yalnız bırakıldığım
zamanlar oldu
◊ Kariyeriniz boyunca keşkeleriniz oldu mu?
- Tabii ki oldu. Fakat şimdi dönüp onlara ahlanmanın hiç anlamı yok. Belki
hayatımın tuzu biberi oldu, belki beni daha çok kamçıladı, belki bana yapılan
haksızlıkların bedelini bugün mükâfat olarak aldım.
Bugün mutluysam, yenilen haklarımdan dolayıdır. Çünkü Allah’ın hiçbir
haksızlığı karşılıksız bırakmayacağına inanıyorum. Yaptığın iyiliğin de
kötülüğün de yanına kâr kalmaz. Bir şekilde bunun dersi ya da mükâfatı
verilir.
◊ Müzik sektöründe önünüzü kesen, başarınıza engel olmak isteyen kişiler
oldu mu?
- Çok oldu, tabii ki... Onların hiçbirisi şimdi yok. O günlere dönmek ve isim
vermek bana yakışmaz. Sadece Allah’a sığındım ve işimi yaptım. Biz bunlar için
ağır bedeller ödedik, acılar çektik.
Çok yalnız bırakıldığım zamanlar oldu. Yine de herkesin iyi olmasını
diliyorum. Bana haksızlık yapanların iyi haberlerini alınca mutlu olan bir
insanım. Ve “iyi olsunlar” diyorum.
Çünkü onların bana yaptıkları sayesinde bugün buradayım.
O yüzden kimsenin yılmasını, karamsar olmasını istemiyorum.
Z kuşağını
yakalayabildim
◊ Müzik de çağ atladı ve artık dijital dünya hayatımıza girdi. Bu yeni
dünyayla aranız nasıl?
- Beni 50-60 yaşındakiler de dinliyor, Z kuşağı da... Benim tarzımdaki
insanların hepsi, bu Z kuşağını yakalayabildi mi bilmiyorum. Ama ben Z
kuşağının da içerisindeyim, şanslıyım. 13 sene önceki “Ateşten Gömlek” şarkım
bugün tekrar gündeme gelip patladı. Bu şarkı bir şekilde sosyal medyadaki Z
kuşağının dilindeyse demek ki doğru bir şey yapmışım. Ben, halkın içindeyim.
Aynı duygular ve aynı ruhtayız. Ben, onlara çok daha güzel şarkılar ve
sound’lar dinleteceğim.
◊ Dijitale karşı korkularınız var mı?
- Onu artık yeni çıkan kuşak düşünecek. Yeni kuşağın işleri hem çok kolay hem
çok zor. Bir şarkı ile var olabiliyorlar ama starlaşamıyorlar. Tek şarkıya
bağlı kalma durumu var. Biz tabii ki 90’larda çıkıp televizyon kuşağına da ait
olduğumuz için yaptığımız işlerin bir temeli var. O temelin üstüne koyarak
gidiyorum. Sindire sindire...
O yüzden korkum yok, heyecanım var. Adrenalinim ise çok yüksek. Dua ediyorum,
“Ben şarkıyı hissettim Allah’ım inşallah insanlar da aynı duyguda olur” diye.