Neyi yemeli, hangi besinler mucize? Vitamin takviyeleriyle ömrümüz uzar
mı?
Evde, işte, okulda, sosyal medyada
sağlık ve beslenmeye ilişkin
soruların sayısı katlanarak artıyor. Yeni
beslenme tipleri, yeni
diyet reçeteleri derken
aklımız her zamankinden daha karışık. Bu konuda danışacak en yetkili
isimlerden biri: Endokrinoloji, diyabet ve metabolizma bilimi uzmanı Prof. Dr.
Taner Damcı. ‘Sağlık Ararken Aldatılmak’ adlı kitabında sağlığımızın peşine
koşarken nasıl kandırıldığımızı örnekleriyle açıklayan Damcı’yla sohbete
oturduk.
Sağlık ve beslenme neden tartışmalı bir konuya dönüştü?
Bu tartışmaların nedeni, yaşanan toplumsal dönüşüm. Her şeyi satılabilir ve
satın alınabilir gören zihniyet, sağlık ve beslenmenin de satılabilir/satın
alınabilir olduğunu düşünüyor. Bunun iki nedeni var, ilki; modern tıbba, tüm
yiyeceklere şüpheyle yaklaşmamıza neden olan, komplo teorileri üzerinden
yürüyen güvensizlik hissi... İkincisi; kafası karıştırılmış insanlara mucize
kurtuluşlar satan kişiler, hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı halde böyleymiş
gibi anlatılan ürünler, yöntemler... Sağlık konusunda endişeli kitleler, ikna
edilmesi ve satış yapılması en kolay insanlardır.
Sağlık vaat eden ürün ve/veya isimlerin peşinde koşarken kandırıldığımızı
fark etmek zor mu?
Sağlığın, daha fazla sağlığın hatta neredeyse ölümsüzlüğün peşinde koşuyoruz!
Bunun için ürünler, kavramlar satın alarak, kurtarıcı rolüne bürünmüş kişilere
biat ederek amacımıza ulaşılabileceğimize inanıyor uz. Bunun sonucunda da
aldatılıyoruz. Sağlık tüccarlarının çoğu maddi çıkar peşinde. Ama maddi
beklentisi olmayan, başka insanlara akıl vererek kendine tatmin arayan amatör
kurtarıcılar da var.
Atalarımızın beslenmesine öykünmek bir yanılgı
Bu konunun tartışılması lehimize değil mi?
Hayır, değil. Çünkü bu durum iyilikle sonuçlanmıyor. İnsanlar nasıl daha
sağlıklı beslenebileceklerini ararken sürekli korku, komplo teorileri ve
hastalık riskleri hatırlatıldığı için arayış içine giriyor. Pek çoğu mutsuz ve
depresif oluyor.
Yediklerimizin, sağlığımızın atalarımızın zamanında daha iyi olduğu
düşünmemiz de bunun sonucu mu?
Evet ama atalarımız sağlık için beslenmiyordu. Hayatta kalabilmek için
beslenmek zorundaydılar. Ne buluyorlarsa onu yiyorlardı; pek çoğu da beslenme
yetersizlikleri, vitamin eksiklikleri, enfeksiyonlar nedeniyle genç yaşta
öldü. Bu durum yakın tarihimize kadar da devam etti. Ortalama insan ömrü
1900’lerin başında bile 40’lı yaşlardaydı. İnsanların şişmanlamaya, diyabet,
kalp damar hastası olmaya bile ömrü yetmiyordu. Bu nedenle onların beslenme
düzenlerine öykünmek, onların hastalıkları bizden daha doğru tedavi
ettiklerini düşünmek günümüz insanının romantik yanılgılarından biri.
Neden her sene farklı bir beslenme trendinin peşinde koşuyoruz?
Çünkü günümüz insanı her şeyi trend olarak görmeye koşullanmış. Bu nedenle her
yıl yeni bir beslenme trendi görmek istiyor. Birileri sürekli beslenme
konusunda bildiklerimizi unutmamızı istiyor. Oturmuş, bilimsel verilere
dayanan ama diğerleri kadar heyecan verici olmayan doğru bilgileri uygulamak
da eski kafalılık olarak küçümseniyor.
Hayat, sağlıklı, sağlıksız ve nötr davranışlardan oluşuyor
Kim o ‘günümüz insanı’? Sağlığının anormal derecede iyi olmasına kafayı
takanlar mı?
Evet, bunun kendisi de bir sağlık sorunu. Her bir yiyeceğin sağlığı arttırması
beklentisi asla gerçekleşemeyecek bir hedef; son derece de mutsuz edici bir
yaşam tarzını yansıtıyor. Bu durumun aşı karşıtlığı, ilaç düşmanlığı;
ortoreksiya denen, yenilen her şeyin sağlıklı olmasına takıntılı olmak gibi
değişik altbaşlıkları da var.
O halde ne yapmak, nasıl beslenmek lazım?
Çözüm basit. Açlığımız, tokluğumuz, canımızın neyi istediğinin anlamı var.
Sağlıksız beslenmenin en temel unsuru, gereksinim duyduğumuzun çok ötesinde
miktarlarda yemek...
Kurtarıcıların, sözüm ona guruların listeleriyle kimse sağlıklı beslenemez.
Hayatımız sağlıklı, sağlıksız ve nötr davranışların oluşturduğu bir toplam.
Bunun içinde sağlıklı olanların oranını artttıracak şekilde değişim yapmak
gerekiyor. Sağlıklı davranışların oranını yüzde 60’tan 70’e çıkarırsak bu fark
birkaç yıl içinde büyük değişiklikler yaratır. Aç olmadığımız halde yemekten
vazgeçtiğimiz her yiyecek,
içmekten vazgeçtiğimiz her bir sigara ya da asansör yerine yürümeyi tercih
ettiğimiz her merdiven basamağı, oranı iyi yönde biraz arttırır. Anahtar:
Sabır ve tekrar.
Doğru bilinen beş yanlış
Kent yaşamı tüm hastalıklarımızın sebebidir
Doğrusu: Kent, doğanın karşıtı veya düşmanı değil. Tam tersine doğanın
korunması için bize fırsatlar sunuyor. Genel kanının aksine, kent insanları
kırsalda hayatını sürdürenlere göre daha sağlıklı ve ortalama olarak daha uzun
yaşıyor. Kentte kişi başına düşen karbon ayak izi kırsala göre daha az.
Yiyeceklerin, suyun, enerjinin getirilmesi ve kullanımı, atıkların
uzaklaştırılması, temizlik, alanların ortak kullanımı, geri dönüşüm, ısınma,
soğutma kentlerde çok daha verimli
ve etkin.
Mantıklı, eğitimli biri sağlığını rahatlıkla yönetir
Doğrusu: Tıp bilgisi yalnızca mantıkla ulaşılabilir nitelikte değildir; yoğun
ve iç içe geçmiş kavramlardan oluşur. Bu eğitimi almadan genel kavramlarla;
medyadan edinilmiş, sağdan soldan duyulmuş yalan yanlış bilgilerle sağlıkla
ilgili çıkarımlar yapmak yanıltıcı olabilir.
Her bitkinin insanın sağlığı için bir görevi vardır
Doğrusu: Bitkilerin var oluş sebebi bizim iyiliğimiz, sağlığımız, mutluluğumuz
değil. Bitkisel gıdaların çoğunlukta olduğu diyetler insan sağlığı için
harika. Kalp damar hastalıkları ve kanser riskini azaltır. Tek tek bitkilerin
içindeki bazı maddeler de bazı hastalıklara iyi gelebilir. Ama bu maddelerin
bitkilerin içindeki konsantrasyonları genellikle çok düşüktür, sıklıkla
yoğunlaştırılmaları gerekir.
Bütün sağlık sorunları sadece doğru beslenmeyle ortadan kaldırılabilir
Doğrusu: Bir yiyecekle sağlığımız bozulmaz, bir yiyecekle de hastalıklarımızı
tedavi edemeyiz. Beslenme dışında da sağlığımızın değiştirebileceğimiz ve
değiştiremeyeceğimiz belirleyicileri var.
Vitamin ve gıda katkılarının hiç yan ETKİSİ yoktur
Doğrusu: Gıda katkıları ve gereksiz yere kullanılan vitamin haplarının
riskleri var. Toplumda avuçla destek hapı kullanan insanların sayısı hiç de az
değil. Bu haplar birbirleriyle veya o kişinin kullanmak zorunda olduğu
ilaçlarla etkileşime girebilir. Ortaya çıkan yeni moleküller; alerji,
bağışıklık sisteminin çalışmasını engelleme, kanama, karaciğer toksisitesi,
vaskülit gibi durumlara ve başka bozukluklara yol açabilir.