Sekiz senedir Selçuk’ta çiftliğinde yaşıyor Hayko
Cepkin. Orada kendine
yeni bir hayat kurdu. Öyle ki “Selçuk Efes Belediye Başkanımız Filiz Ceritoğlu
Sengel beni hemşerilik beratıyla gururlandırdı” diyecek kadar yerlisi. Bir
ayağı da diğer yaşam alanı Kuşadası’nda... Konserleri olduğunda birkaç günlük
seyahatlere gidiyor, sonra yeniden soluğu ‘memleket’inde alıyor. “Benim için
tüm kalpler huzur bulduğum yerde atıyor” diyen Hayko Cepkin, stüdyoda olmadığı
zamanlarda da vaktini, sağı solu tamir ederek geçiriyor; kedileriyle,
köpekleriyle oynuyor. Onu Kuşadası’ndaki evinde yakaladık...
◊ “İnsandan çok hayvanlarla muhatap olmak istiyorum” demişsiniz. Neden?
Ömrüm boyunca tanıdığımı sandığım, sevdiğim, saydığım nice insanın zamanla
değişimine, kaypaklığına, oynaklığına, parayla çark edişine, savunduklarını
unuttuğuna, unuttuklarına nice kulplar taktığına şahit oldum. Günümüz
insanından ‘saflık’ bazında bir fayda gelmeyeceği aşikâr. Herkes kendinin
şeytanı olmuş ve en tatlı meleği oynamayı kendine rol edinmiş vaziyette.
Hayvanlarsa her daim saf ve duru. Bunlar mantıklı bir seçim için yeter.
◊ Daha küçük bir yerde yaşamanın artı ve eksileri neler?
Artısı çok, eksiği yok. Yerli halk sizi birkaç yıl içinde tanır hale geliyor.
Sonra ünlü muamelesinden çok mahallenin tanınan, hele de seviliyorsanız,
sevilen şahsiyetine dönüşüyorsunuz. Yüksek egolu insanlar için zor olabilir
ama ekstra hoşuma gidiyor. Bir ünlü gibi değil, buraya aitmişim gibi
hissettiriyor.
◊ Bu tarz, ilişkiler adına size neler gösterdi?
Dar alanda kısa paslaşmalar, ahbaplık duygusunu tetikliyor. Sanki birbirine
bağlı bir sosyal ağ gibi.
◊ Peki, yazdığınız şarkılara nasıl etki ediyor bu durum?
Taşındığım ilk günden üzerimdeki yorgun şehirli deriyi attım. Çalışkan ve
disiplinliyimdir ama bu yeni hayat, fikir ve üretim noktalarımı ateşledi.
◊ İstanbul’daki eviniz artık tamamen kapalı mı?
İstanbul’da hiçbir şeyim yok. Öyle ki ailemi bile yanıma aldım.
◊ 15 yıldır birlikte olduğunuz Aslı Kula’yla iki yıl önce evlendiniz. Bu
kadar uzun birliktelikten sonra imza atmaya nasıl karar verdiniz?
Evlilik fotomuz olsun diye.
◊ Bu kadar uzun birliktelik aşkı nasıl etkiledi?
Devamlı yolda olduğum için hep tazeyiz. Her hafta yeniden buluşuyor gibi.
◊ Sert müziğinizin altında aslında romantik
bir adam mı yatıyor?
E, Balık burcuyum.
Konser doluyorsa ‘tık’ bizi bağlamaz
◊ Yeni şarkılarınız ‘Hayvaaağ1n’ ve ‘Hayvaaağ2n’... Neden bu isimleri
seçtiniz?
Kısaca, “İnsanlığınızdan ne hayır gördünüz, içinizdeki hayvanı serbest
bırakın, belki vicdanınıza faydası olur” demek istedim.
◊ Neden albüm değil single? Dönemin ruhu artık albüm kabul etmiyor mu?
Klip çekmediğiniz, dinlenir kılmadığınız şarkılar heba oluyor. Bu sebeple
emeğimi saklı tutmaya çalışıyorum. Madem single yapıyorum, ona da bir sene
boyunca en ağır emeği yükleyip klibi, düzenlemeleri, sahne planlamasıyla en
iyisini sunmaya uğraşıyorum.
◊ Müzik dünyasında en çok konuşulan, ‘tıklanma’ sayıları ama...
En büyük kıstas, biletli konser doldurmak. Seyirciniz sizin için bilet alıp
mekânı tıka basa dolduruyorsa, tıklanmamış şarkı konserde hep bir ağızdan
söyleniyorsa, şarkının ‘tıkı’ bizi bağlamaz.
◊ Bir dönem “Rock, popu öldürüyor” diyorlardı. Şimdi rap için aynı şey
söyleniyor. Sizce?
Sektöre heyecan katacak dönem işleri gerekir. Pop dışındaki müzikler de dönem
dönem bu heyecana araç olarak kullanılır. Önemli olan destek çekildiğinde
kendi sürekliliğini yaratabilmesi.
Beni hiç uyku tutmadı ki!
◊ Siz sanki hem popüler kültürün göbeğinde hem de dışında gibisiniz... Bu
özel bir tercih mi?
Her zaman. Şirketimizin patronu Samsun Demir’in ilk tanıştığımız gün, benim
için yaptığı bir tanım vardı: “Bir çember düşün. Bunun merkezi popüler
kültürün kalbi. Çemberin dışı, ‘underground’ yani su yüzüne çıkmayanlar. Sen
bu çemberin ne içinde ne dışındasın. Çember çizgisinin üstünde köpekbalığı
gibi dolanıyorsun. Bazen bir şarkı yapıyorsun, göbeğe doğru bir hamlen oluyor
ama yine orada çok durmadan çizgine geçiyorsun.”
◊ Şarkınızda içinizdeki hayvana “Uyan” diyorsunuz. Siz, ne zaman ve nasıl
uyandınız?
Beni hiç uyku tutmadı ki!
◊ Şöyle sorayım o zaman: İçinizde nasıl bir hayvan var?
Hep sevilmeyi bekleyen sivri dişli bir hayvan.
◊ Birden uyansa neler söyler?
(Gülüyor) Sanırım burada yayımlanamayacak cinsten şeyler.
◊ Canınızı en çok sıkan şey ne?
Dünya genelinde değerlendirirsem: Yalan. Yalan eskiden işe yarayan bir
gereçti. Şimdi her şey onun üstüne kurulu. Kolaylık adına yapılan her şey bizi
zora sokuyor. Binlerce yılda kendini tüketebilmiş yegâne tür olma başarısına
sahibiz. Pek umut verici bir versiyon olmadığımız kesin.
◊Koronavirüs ile
mücadele ediyoruz şimdi de... Sizce bu virüs bize ne öğretecek?
Para ve maddiyatın birkaç milisaniye içinde ne kadar değersiz olabileceğini
hatırlatır inşallah, ne diyeyim!
◊ Sizin bu dönemle mücadele yönteminiz ne?
Evimizdeyiz. Oturuyoruz. İzleyip bekliyoruz.
Gözüm çocukluk yıllarımın
nüfus kâğıdıdır, ellemek ayıp olur
◊ Görüntünüz, tarzınız, dövmelerinizle hep bir ‘sert adam’ imajınız var.
Sebep müziğinizle bütün olması mı yoksa hep böyle biri miydiniz?
Hep komik ve espriliydim. Hâlâ da öyleyim. Ama sahnede sunmak istediğim
hikâyeler hep ciddi ve ağır mevzuların bir bütünü. Bunları sahnede bir zevzek
anlatamaz. Bu manada Kemal
Sunal hem idolüm hem en
büyük örneğim.
◊ Nasıl yani?
Filmlerinde güldürürdü ama normal yaşamında ciddi ve ağırbaşlı bir şahsiyetti.
Ben de hayatımla sahnemi birbirinden ayırmayı başardım.
◊ Sağ gözünüzdeki kas rahatsızlığı kolay bir operasyonla tedavi ediliyormuş.
Neden böyle bir müdahale yaptırmıyorsunuz?
Gözüm, çocukluğum ve gençlik yıllarımın nüfus kâğıdıdır. Farklılığım bana bir
nimet olarak zaten en başından verilmiş. Bunu ellemek ayıp olur.
Maksi single’da ‘Hayvaaağ1n’ ve ‘Hayvaaağ2n’ isimli iki şarkı var.
Soğukkanlılık, yaşama tutunma ve mücadele
◊ Skydive, ekstrem spor merakınızın sebebi ne?
Daha çok, ait olmadığımız yerlerde var olabilme mücadelesine tanıklık etmek
diyelim.
◊ Konserinize bile paraşütle indiniz. Bu spor size ne hissettiriyor?
Soğukkanlılık, yaşama tutunma arzusu, mücadele arzusu ve dev bir konsan-
trasyon. Sonuçta festivale paraşütle inerek dünyada bir ilki gerçekleştirdim.
Ülkem adına da güzel bir gurur ama benim hesabım ilk veya sonla değil,
kendimle. Olmaz denileni oldurmakla. Tabii burada Türk Hava Kurumu’nun
desteğini hissetmek çok gurur vericiydi.
◊ Dışarıdan korkutucu duruyor. Hayatta bu kadar risk almak ne kadar
doğru?
Şu dünyaya doğmaktan daha riskli değil.
25 yıldır sorulan soru!
◊ Şarkınızda “İnsan dünyada bir kambur, senden değilse hemen vur”diyerek
ötekileştirmeye dikkat çekiyorsunuz. Siz, ötekileştirmeye maruz kaldınız mı?
Bu ve benzerleri yaklaşık 25 yıldır bana soruluyor. Sorunun altında yatan
temel nüans da Ermeni kimliğim. Artık kendimi yalnız ya da cevap vermek
zorunda hissetmiyorum. Çünkü yeni dünyada artık herkes her konuda
ötekileştirilebiliyor.
◊ Azınlık olmanın zorluklarını yaşadınız mı?
Çocukluğumda hayır. Büyüdükçe ve tabii biraz da göz önünde olunca faşizan
duyguların odağı olabiliyorsunuz. Faşizmin sancısını tüm dünya çekiyor.
Kendimi bu sebeple yalnız hissetmem. Biliyorum ki etrafım kalabalık, aklı hür
nice insanla omuz omuzayım.