Özet (TL;DR) @ 2019-04-15T07:04:43.000Z: İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Türkiye'de yaşayan Suriyelilerle ilgili olarak "Türkiye’de Suriyeli mafyası da oluştu. Kendi aralarında Arapça'nın alt lehçelerini konuşuyorlar. Mafyaya…



İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Turkiye'de yaşayan Suriyelilerle ilgili olarak "Turkiye'de Suriyeli mafyası da oluştu. Kendi aralarında Arapça'nın alt lehçelerini konuşuyorlar. Mafyaya karşı teknik istihbaratla onlem alırsınız. Arapçanın alt lehçelerini konuşan gruplara karşı hangi yontemlerle mucadele edeceksiniz?" dedi.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ'ın 'Kaçınılmaz Çokuş' adlı kitabı raflardaki yerini aldı. Özdağ, kitaba ve Turkiye gundemine ilişkin olarak Cumhuriyet'ten Leyla Kılıç'ın sorularını yanıtladı.

Kılıç'ın soruları ve Özdağ'ın bunlara verdiği yanıtlar şoyle:

- Kitab ınızda yer alan yarı hegemonik yapıyı anlatır mısınız?
17 yıldan bu yana Turkiye'nin getirildiği nokta bir tek parti ustune kurulu 'yarı hegemonik parti modeli'. Yarı hegemonik parti modeli, benim urettiğim bir terim. Turkiye zaman içerisinde yarı hegemonik olarak nitelendirdiğim modele evrildi. Turkiye'de iktidar ve muhalefet partilerinin seçime girmesine izin verilirken muhalefetin iktidara gelmesine izin verilmiyor. Bunun onunde hukuki bir engel yok ama iktidar fiili engeller çıkarıyor.

Çunku seçimlere bir tarafta iktidar partisi obur tarafta muhalefet partileri girmiyorlar. Bir tarafta iktidar butun kaynakları ile devlet gucunu arkasına alarak seçimlere girerken, muhalefet partisine yasal olarak sahip olması gereken kaynaklar bile kullandırılmıyor. Buna rağmen siyasi partilerin sadece kendi teşkilatları ile değil, seçmenlerle sahaya çıktığında ve sandıklara sahip oldukları zaman diğer baskı ve olumsuzlukların yanı sıra, devlet kaynaklarının olanca vahşetle kullanıldığı bir ortamda bile başarı kazanmasının mumkun olduğunu bu seçimde gorduk.

- Ka çınılmaz Çokuş aşama aşama AKP'nin ulke uzerindeki politikalarını dort ana başlıkta anlatıyor. Bu dort ana başlığı bize anlatır mısınız?

Yaşadığımız yerel seçimler Turkiye'nin içinde barındırdığı dort krizle eşzamanlı gerçekleşti. Bu krizlerden biri 'Devlet Krizi.' Binlerce senelik bir devlet geleneğine sahip Turk milleti geleneklerinden kopartılıyor ve bu gerçekleşirken tek adam rejimi ile hukuk devleti tasfiye ediliyor. Yasama, yurutme, yargı tek kişinin iradesine bağlı hale getiriliyor. Devletin taşıyıcı kolonları vardır. Bunların, AKP'nin FETÖ'nun onunu açması ve işbirliği yapması sayesinde en buyuk casusluk operasyonuna maruz kaldığını biliyoruz. Bunun sonucunda da ağır bir yıpranma surecine girildiğini goruyoruz. Devleti 15 Temmuz'a kadar taşıyıcı kolonları sarsılmış, kırılmış, yıpranmış bir yapı taşıyordu. 15 Temmuz'dan sonra AKP başka bir hata yaptı ve şimdi bu hata devlet krizini ağırlaştırarak devam ediyor. Bir FETÖ adlı cemaat yapılanması tasfiye edilirken devlet başka cemaatler arasında paylaştırılmaya devam ediliyor.

' BU REJİM, YAŞAYABİLECEK BİR REJİM DEĞİL'

Cumhuriyet tarihinin en ağır krizini yaşıyoruz. Bu hem finansal hem de reel sektor krizi. Finansal krizler kolay çozulebilen krizlerdir. Bunu ekonomik krizler için soylememiz mumkun değil. AKP'nin ekonomi politikası surdurulebilir değil. Her siyasal rejim, ekonomi politiği uzerinde varlığını surdurur. AKP'nin ekonomi politikası, Turkiye'yi uretimden, sanayileşmeden, tarım ve hayvancılıktan kopartma uzerine kurulu. 2002'den bu yana reel sektor Turkiye'de kuçuluyor. İmalat sanayi, hayvancılık, tarım kuçuluyor. İstihdamsız buyume denen bir kavramla ilerliyorlar. AVM'ler yapıp fabrikaları satıyoruz ama borçla yapıyoruz. Artık sonuna geldik. Bunun surdurulebilmesinin imkanı yok. Bu rejim yaşayabilecek bir rejim değil.

' BU ÇOK TEHLİKELİ BİR ŞEY'

- Milli birlik krizinde iktidar ın soylemlerinin toplumda ayrışma yarattığını belirtiyorsunuz...

Erdoğan, iktidara geldiğinden bu yana ayrıştırma ve otekileştirme stratejisi ile yonetti. Önce Turk, Kurt, Laz, Çerkez diyerek bu ayrıştırmayı yaptı. Sonra Alevi, Sunni ekseninde surdurdu. Şimdi de AKP ve taraftarına oy veren 'millet' ve vermeyen 'zillet' olarak net çizgilerle toplumu ayırdı. Bu politikası, yabancılaştırma ve duşmanlaştırma milli birliğimizi sarstı. Bunun sonucunda Turkiye dort goç sorunu yaşıyor. Birincisi, ust gelir gruplarından 200 binin uzerinde insan Turkiye'yi terk etti ve goç devam ediyor.

İkincisi, Turkiye içinden Ege'ye goç edenler var. Bu goçun bir bolumunu Alevi yurttaşların, bir bolumunu sekuler yurttaşların oluşturduğunu biliyoruz. Bu çok tehlikeli bir şey. Doğduğunuz yerde kendinizi rahat hissetmiyor, baskıya maruz kaldığınız için o şehri terk ediyor ve daha once hiç yaşamadığınız bir şehre goç ediyorsunuz. Üçuncu goç, yurtdışından gayrimenkul ve oturma izni alarak bir şey olduğunda oraya yerleşmeye hazır bulunanlar.

Şu anda 20 milyar doların uzerinde meblağ Turk vatandaşları tarafından gayrimenkule harcanmış. Turkler dunyada ev satın almada dorduncu sırada. Dorduncu goç de sermaye goçu. Turkiye'den sermaye kaçıyor. Çevremizde bulunan coğrafyaların jeopolitik çokuş yaşadığı, ayrıştığı, iç savaşların yaşandığı bir donemde boyle bir ağır milli kimlik krizi yaşamamız buyuk tehdit. Çunku Turkiye'nin birliğini sağlayan en onemli şey, milli birliğimiz. Gazi Mustafa Kemal Ataturk'un iç cephe dediği şey var ya, işte bu donemde bizim iç cephemiz çokuyor.

' ERDOĞAN 37 MİLYAR DOLAR DİYOR, GERÇEK RAKAM 40 MİLYAR DOLAR'

- Suriyelilerin ter orden uyuşturucuya, fuhuştan eğitim sistemine kadar etkileri olduğunu belirtiyorsunuz. Nedenleri nelerdir? 

2011'den bu yana Turkiye'ye 6 milyonun uzerinde yabancı girdi. İktidar, inatla 3.6 dese de gerçek rakamlarla bunların 3.8 milyonu Suriye kokenli. 1 buçuk milyon kayıtsız Suriyeli var. 900 bin de dunyanın değişik yerlerinden ulkemize sığınmacı gelmiş.

Dunyada en fazla sığınmacının olduğu ulke durumundayız. 40 milyar dolarla gayrisafi milli hasılaya gore dunyada sığınmacılara en fazla yardım eden ulkeyiz. Erdoğan bu rakam için de 37 milyar dolar diyor. Ancak gerçek rakam 40 milyar dolar ve bu sığınmacıların yuzde 67'si Suriye'nin kuzeyinden geliyorlar. Onların boşalttığı bolgede bir Kurdistan kuruluyor.
Orada Kurdistan'ı durduracak demografik bir etnik yapı tasfiye ediliyor Turkiye'ye getiriliyor. Amaç ne? Bu insanlar kullanılarak Turkiye'de çıkartılamayan Turk-Kurt, laik-anti laik çatışması, Arap ve Turkler uzerinden çıkarılmaya çalışılıyor. Sayıları hızla artıyor. Bugun 3.8 milyon olduklarını kabul ettiğimizde Turkiye'de her 20 kişiden biri Suriyeli. 2040 yılında nufusları 7.2 milyon olacak. Boyle bir yapıyı entegre etmeniz mumkun mu?

- Bir de Suriyeli s ığınmacıların kontrolsuz biçimde ulkeye yayılmasının sosyal etkilerinden bahsetmişsiniz. Bunları da açıklar mısınız?

1 milyona yakın Suriyeli boyle bir ekonomik durumda Turk iş piyasasına girdi. Bu yoksulun yoksulla savaşı. Asgari ucretle çalışan Turk işçinin elinden işinin alınması, asgari ucretten de azına çalışmaya razı olan Suriyelinin çalıştırılması. Sadece iş piyasası değil, Turkiye'de Suriyeli mafyası da oluştu. Kendi aralarında Arapçanın alt lehçelerini konuşuyorlar. Mafyaya karşı teknik istihbaratla onlem alırsınız. Arapçanın alt lehçelerini konuşan gruplara karşı hangi yontemlerle mucadele edeceksiniz? Uyuşturucu alanında da geniş bir ağa sahipler. Turkiye uyuşturucu için geçiş ulkesiyken artık hedef haline geldi. Butun bu gelişmeler Turkiye'nin demografik yapısını değiştirebilir. Bu sureç devam ederse Turkiye olacak ama Turkiye'nin bir Turk karakteri olmayacak.

' ERDOĞAN'IN GERÇEK RAKİBİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'

- Kitab ınızda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriyelileri ulkede tutmak istediğini soyluyorsunuz. Bunun için neler soyleyeceksiniz?

Cumhuriyet başarılı bir proje. Erdoğan, Turk milleti kavramını uzunca bir sure reddetti. Ne zaman politik olarak sıkışırsa bu kavramı kullanıyor. Gerçekte siyasal felsefesi ummete dayanıyor. Cumhuriyetin binlerce senelik tarih uzerine kurduğu bu kimliği ummet dokusuyla değiştirmek ve ona bir sosyolojik yapı sağlamak için Suriyeliler guzel bir fırsat. Erdoğan'a Suriyeli nufus varlığı buyuk bir toplum muhendisliği imkanı veriyor. Erdoğan'ın siyasetteki gerçek rakibi Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Ataturk. Erdoğan'ın siyasi projesinin son aşaması ise hilafet. Hilafet için uygun sosyolojik dokuyu sağlaması artık çok kolay. 2023'te gerçekleşecek seçimde eğer Suriyelilere vatandaşlık verirse yuzde 7'lik bir oy potansiyeli olacak.