Özet (TL;DR) @ 2019-04-11T13:25:00.000Z: Ekonomist-yazar Mustafa Sönmez, Seyr-i Sabah programında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı ‘Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019’u değerlendirdi. Sönmez, diğer…
Seyr-i Sabah
13:25 11.04.2019(Guncellendi 13:42 11.04.2019) URL'yi kısaltın
Ekonomist-yazar Mustafa Sonmez, Seyr-i Sabah programında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın açıkladığı 'Yeni Ekonomi Programı Yapısal Donuşum Adımları 2019'u değerlendirdi. Sonmez, diğer ekonomistler gibi kendisinin de bu pakette bir reform gormediğini dile getirdi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, yeni ekonomi programı kapsamında ortaya konulan hedefler doğrultusunda 'Yeni Ekonomi Programı Yapısal Donuşum Adımları 2019'u anlattı. Seçimlerin ardından ekonominin gidişatını belirlemeyi hedefleyen bu adımları ekonomist-yazar Mustafa Sonmez, Seyr-i Sabah programında yorumladı. Sonmez, bu tip açıklamalara olağanustu onem atfedilmesinin yanlış olduğunu dile getirirken, her şeyi duzeltecek sihirli bir değneğin olmadığını dile getirdi:
' TÜRK EKONOMİSİ DIŞ DÜNYAYA BAĞLI, DIŞ DÜNYA PARA VERMİYOR'
"Dun açıklanan pakette bir reform olmadığını, değil ben koşe yazarları da gormemiş. Bu işin turnusol kağıdı piyasalardır. İyi bir şey olsaydı, doviz aşağı inerdi. Paket açılır açılmaz birdenbire doviz yukarı doğru harekete geçti. Belli ki piyasalar beğenmedi. Dağ fare doğurdu.
Bizde bir alışkanlık var: Bu toplantılara olağanustu onem atfediyoruz. Sanki birisi bir şey açıklayacak, birden sihirli bir dokunuşla her şey değişecek. Ne değişebilir ki? Her şey ortada. Ağustos ayında doviz fırladı, onu kontrol etmek için direndiler ama faizi yukselttiler. Ekonomi durgunluğa girdi. Yeni ekonomik programı devreye aldılar sonra seçim donemi başladı. Ekonomi kuçuldu, negatife duştu. Şimdi seçim konjonkturu tamamlandı.
Şimdi ne olacak? Eski paketi uygulamaktan başka çare yok ama onda da bir numara yok. Turk ekonomisi herkesin bildiği gibi dış dunyaya bağlı. Dış dunyadan para gelirse buyur, gelmezse buyumez. Şu anda da dış dunyadan para gelmiyor. Neden gelmiyor? Çunku para gonderenler 'Bizden aldığınız borçları yanlış kullandınız odeyemiyorsunuz. Butun bunları kullanırken ekonomiyi kırılgan hale getirdiniz. Size para vermek riskli, komşularla ilişkileriniz iyi değil. Siyaseten kutuplu ve kırılgan bir yapı var. Paralarınız yurt dışına kaçıyor. Başka yer mi yok?' dediler. Şimdiki mesele para sahiplerini ikna etmek. Bunun yolu onlara guven vermek. Sandılar ki seçim konjonkturu bittiğine gore Albayrak açıklama yapar, dunya musluğu biraz açalım… Ama bununla bitmiyor. Paketten çıkan şeyler sadece askıya aldıkları bazı şeylerin harekete geçirilmesi.
' KIDEM TAZMİNATI SENDİKALARIN KIRMIZI ÇİZGİSİ'
Emeklilik sisteminin reforme edilmesini, kıdem tazminatı fonunu hayata geçireceklerini soylediler. Soyleyip de yapamadıkları ve yapamayacakları bir şey. İnsanlar razı değil buna. Sen benim kıdem tazminatımı alıp bir fona gotureceksin. İşveren beni işten çıkaracak, para odemeyecek, git fona diyecek. Fon bana bir başka tarihte verecek. İşsizlik sigortası fonunun nasıl kullanıldığı belli. İşverenleri caydıran en onemli unsur kıdem tazminatı. Çalışanlar için de bu bir silah. Sendikaların kırmızı çizgisi kıdem tazminatı bunu yaparsanız, sokağa çıkarız dediler. 24 Ocak 1980'den beri bu vardır. Hep kıdem tazminatı yukunu işverenin sırtından alacağız denir.
Batık krediler meselesi kapıya dayanmış durumda. Seçim nedeniyle bankalara kredisi olan şirketlerin ustune gitmeyin dediler. Şirketlere de işten adam çıkarmayın dediler. Şu anda zombi şirketler var. Batmış ama yuzdurulen şirketler. Bunlar bankaların sırtında. Bankalar yeni kredi açmadığı için ekonomi donmuş durumda. Önce bu batıkların halledilmesi lazım. Kamu bankalarını tepe tepe kullandılar. Havaalanına, Demiroren'e krediler verdiler. Ucuz doviz sattırdılar, kredi sattırdılar. Dolayısıyla bu bankalar muthiş açıklar verdi. Batık kredileri olağanustu hale geldi. Bunları işler hale getirmek için hazine elini cebine atıyor. Hazineden çıkacak imkanlarla bunlar yuzdurulecek. Ama yuk once hazineye oradan da toplumun sırtına binecek. Özel bankaların da alacak problemleri var. Onlara henuz net olmayan bir çozum oneriyorlar. Batık kredilerinizi bir fona verirsiniz. Seçim bitti piyasaya terk ediyoruz sizi diyorlar.
Bu ulkede şirketler kolay kolay vergi vermiyor. Herkes vergiden kaçınmanın profesoru olmuş. Biz kolay yakalanan kazlarız. Tukettiğimiz anda tuylerimiz yolunuyor. Bu da menuyu zengin gostermek için konmuş maddelerden biri. Gıda enflasyonuna onlem olarak Sera A.Ş. kuracağız, sera işletmeciliği yapacak kooperatifler dediler. Boylece uretim arzının artmasını duşunuyorlar. Tanzim satışı bir goz boyamaydı. Çadırlar açtık halka seçim yatırımı yaptılar. İşe yaramadı. Özellikle buyukşehirleri kaybettiklerini gorduğume gore işe yaramadığını soyleyebiliriz. Yeterli uretim yok. Üretim olmadığı için fiyatlar artıyor. Halk siz beni soğana patatese muhtaç ettiniz al size dedi. Yoksulluğu ve başarısızlığı gorunur kıldılar.
' DÜNYANIN GÖZÜ YSK KARARLARININ ÜSTÜNDE'
Yeniden seçimi İstanbul ile ilgili istiyorlar. Aradaki fark 13 bin. Bir turlu aşağı inmiyor. Niye bu sandık kuruluyor? Kim diğerinden bir oy fazla alacak diye. O oyların nesini beğenmiyorsunuz? Bir oyla seçim kazanılmaz diye bir şey yok. Yasaya kazanmak için en az bu kadar fark olması lazım yazın. Beklentilerimi karşılamadı hislerime karşılık vermedi diyerek olmaz bu. Yine mağdur edebiyatı yapıyorlar. Biz alacaktık ama oyunlar yaptılar diyorlar. Dağılıyorlar artık.
Seçimi tekrarlatmak isteyebilirler. Bunun için ağır bir baskı yapıyorlar. Ama burada mesela YSK'da. YSK Turkiye'yi kaosa mı goturecek yoksa iyi kotu hukuku ayağa mı kaldıracak. Buna bakmak lazım. YSK uyelerini markaja alıyorlar. Buna rağmen işini yapacak hukuku uygulayacak. Eğer seçim tekrarlanırsa Turkiye'nin bir gram itibarı varsa bu kalmaz. İnsanların hukuka karşı bir gram guvenleri varsa bu kalmaz. Sandığa gitmek istemezler. Haklarının yenildiğini duşunurler. Adalete guven kalmaz. Bunu goze alabilecekler mi konusu onemli. Aldığım seçim tanınmayınca en sandığa niye gideyim der insanlar. Bu, ulkeyi daha buyuk bir kaosun içine sokar. Eğer İmamoğlu'na mazbata verilirse adalete karşı umudumuzu koruruz dunyada da itibarımız artar. Normalleşmeye ihtiyacımız var. Ben YSK'nın yuksek yargıç mertebesindeki insanların sorumluluklarını gormesi gerektiğini duşunuyorum. Madem bu sorumluluğu almışlar hukuku uygulayacaklar. Bunun tersi cinnet olur."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.