Özet (TL;DR) @ 2019-04-08T22:15:00.000Z: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da seçimlerin yenilenebileceği yönündeki ifadeleri üzerine İstanbul Barosu, “YSK içtihatları buna olanak vermez” dedi.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'da seçimlerin yenilenebileceği yonundeki ifadeleri uzerine İstanbul Barosu, "YSK içtihatları buna olanak vermez" dedi.

İstanbul Barosu'nun açıklamasında, demokrasi ilkelerinin uygulanması çağrısında bulunuldu. İstanbul Barosu'nun internet sitesinde "Sorun Bir Mazbatanın Verilip Verilmemesini Aşmıştır" başlığıyla yayımlanan açıklama şoyle:

"31 Mart 2019 tarihinde yapılan Yerel Yonetim Seçimleri sonucunda beliren millet iradesinin İstanbul'daki sonuçları, giderek demokratik niteliğinden uzaklaştırılan bir yeni aşamaya vardırılmıştır.

Seçim sonuçlarının YSK tarafından ilanından once Anadolu Ajansı tarafından yapılan manipulasyonlar, adaylardan Binali Yıldırım tarafından aynı gece yapılan ve daha sonra da bizzat kendisi tarafından yalanlanan gerçeğe aykırı açıklamalar, FETÖ kumpaslarından bahseden senaryolar, Seçim Kurulu Başkanlarına yonelik gerçekle ilgisi olmayan baskılar; ozu itibariyle yurttaşlar tarafından 31 Mart gunu buyuk bir olgunlukla ortaya konulan "irade belirlemesine" golge duşurmeye yonelik çabalardır.

' İLÇE KARARLARI YSK'YE AYKIRI'

Bu golgelerin oluşturduğu algı nedeniyledir ki, başında yargıçların gorev yaptığı bazı İlçe Seçim Kurulları, salt Seçim Hukukunun gereklerini yerine getirmekten uzaklaştırılmış ve onceki seçimlerde verdikleri kararlarla kokleşen içtihatlarından farklı kararlar alabilmiştir. Bu kararlar, seçim oncesinde YSK tarafından yayınlanan genelgelerle belirlenen ilkelere de, onceki YSK kararlarına da aykırı olabilmiştir.

Dunyanın demokrasi ile yonetilen her ulkesinde, seçimlere yonelik olarak itirazlar yapılmakta ve bu itirazlar dunyanın her ulkesinde de "hak" olarak nitelendirilmektedir. Bu itirazların "hak" kavramı içinde kabul edilmesi ise, ozunde "iradenin sakatlanması" arayışını barındırır. Açık deyişle, seçimi kazanmak ya da kaybetmek değil, sandığa yansıyan iradenin başka hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak denli açığa vurulmasının temini, temel amaçtır. Seçim Hukuku olarak bilinen ve çok onemli "teknik" ayrıntılar barındıran mevzuatın yerleştiği ulkelerde, bu turden itirazlar sonucunda verilecek kararlar belirlenmiş olup, onceki seçimlerdeki ornekleri çerçevesinde de "içtihat" gucune erişmiştir. Dunyanın başka demokratik ulkelerinde, siyasetçiye ozel değerlendirmeler, algı operasyonları veya baskılar, mevzuatın bu hukumlerini değiştirmek bakımından etkili olmaz, olamaz.

' SONUCU DEĞİL SKORU DEĞİŞTİRİR'

31 Mart 2019 tarihinden sonra ulkemizde yaşanan "itiraz sureci", başka demokrasilerin ideal kabul ettiği bu gerçekliklerden ayrılmıştır. Keza, konuya ilişkin ulkemizin mevzuat ve içtihatlarına ve YSK'nın seçim oncesinde aldığı kararlar ve genelgelere de aykırıdır. İstanbul'da onceki seçimlerde yapılan itirazların karşılanmasına yonelik olarak verilen kararlardan ayrılarak yeni içtihatlara yonelişler gozlenirken, İstanbul dışındaki başka kentlerde onceki uygulamalara donuk kararların verilmiş olduğu da açıktır. Özellikle de "itirazların delillendirilmesi" bağlamındaki kokleşmiş anlayışın terk edilmesi, itirazı "soyut" kılan ve bu yonuyle içinden çıkılmaz bir sureci ifade eden yeni bir aşama oluşturmuştur.

Bu çerçevede ozellikle de geçersiz oyların yeniden sayımı yonundeki itirazların butun ilçelerde yapılması bir 'hak' olmakla birlikte, barındırdığı soyutluk nedeniyle, hukuksal temelinden uzaklaşmıştır. Buna rağmen, geçersiz oyların yeniden sayımı kararları çerçevesinde ortaya çıkan somut durum, 31 Mart 2019 gecesinde YSK tarafından ilan edilen sonucu değiştirmeyecektir. Başka deyişle yeniden sayılan geçersiz oylar, sonucu değil, skoru değiştirmiş olacaktır.

' MAZBATA VERİLMESİNİ AŞAN BOYUT'

Bu koşullar altında, bugun (08.04.2019) tarihi itibariyle beliren yeni koşullar, İstanbul Barosunu bu açıklamayı yapmaya zorunlu kılmıştır. Çunku bugun itibariyle içinde bulunduğumuz durum, mazbata verilip verilmemesini çok aşan yeni bir boyutu ifade etmektedir.

Demokrasilerde seçim, sadece yonetenlerin belirlenmesini değil, halk iradesinin tecellisi ile yoneticilerin değiştirilmesini de içerir. Bu değişim mumkun olamıyor ise, demokrasiden soz edilemez.

' DEMOKRASİ DIŞI HİÇBİR PUSULAYA İTİBAR EDİLMEMELİ'

(C) AFP 2019 /

Bugun Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamalar, yargı organı konumunda ve yetkisinde bulunan kurumsallıkları baskı altına alan ve onların tarafsızlığını etkileyen bir içerik taşımaktadır. Başka hiçbir kişi ve kurumun sahip bulunmadığı, "yargıyı etkileme gucune" sahip bulunan Sayın Cumhurbaşkanının bu tumceleri YSK kararlarına yansır ise, sadece yeni bir hukuki ve siyasi kaostan değil, demokrasinin kazanımlarından çok ciddi bir geriye gidişten soz etmek gerekecektir.

Bu aşamadan itibaren demokrasi dışında hiçbir pusulaya itibar edilmemelidir. Hukuk kurumlarının butun siyasal mulahazalardan uzaklaşarak, sadece hukuka bağlı biçimde karar uretmeleri, yaşamsal bir oneme sahiptir. YSK içtihatları, oyların yeniden sayılması veya seçimlerin yenilenmesi gibi kararların alınmasına asla olanak vermez. Seçim Hukuku uzmanlarının tereddutsuz biçimde mutabık kaldıkları bir konuda siyasetin taassubunun hukuku ezmesine izin verilmemelidir. Hukuksuzluğun yargı eliyle meşrulaştırılmasına yonelik siyasal çabalar boşa çıkartılmalı ve yargı kurumları, sadece hukuksal kimliklerini one çıkararak, hukukun gereğini yerine getirmelidirler.

' YURTTAŞLAR SONUCU BİLMEKTEDİR'

Kaygı duymaktayız ki, demokrasi tarihimizin buyuk çabalarla elde ettiği kazanımların bir çırpıda yok olabileceği zaman dilimindeyiz. Ulus olarak hak ettiğimiz demokratik değerleri yaşayıp yaşatmak uğrunda mucadele etmeliyiz. Pusuda bekleyenlerin beklentilerini boşa çıkarmalıyız. Daha çok demokrasiye en çok ihtiyaç duyduğumuz bir evrede ondan odun vermemeliyiz.

Ezcumle: İstanbul'da seçimler bitmiştir ve hangi partiye oy vermiş olursa olsun butun yurttaşlar, bu seçimin sonucunu bilmektedir. "Hayatın doğal akışı" ilan edilmelidir. Hukuk bunun için vardır.