Özet (TL;DR) @ 2019-04-09T07:32:00.000Z: Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan, "Görülüyor ki AK Parti’nin imkânlarıyla semirip Gucci ideolojisinin birer ferdine dönüşenler 'Erdoğan’ı savunuyoruz' adı altında ona verilebilecek en büyük zararı…
Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan, "Goruluyor ki AK Parti'nin imkanlarıyla semirip Gucci ideolojisinin birer ferdine donuşenler 'Erdoğan'ı savunuyoruz' adı altında ona verilebilecek en buyuk zararı verme yarışındadırlar" eleştirisinde bulundu.
İsmail Kılıçarslan, Yeni Şafak'ta "Gucci ideolojisi ya da soğana ovgu" başlığıyla yayımlanan yazısında TVNet'teki programına konuk olan Lutfi Sunar'ın "Belli bir zenginliğin uzerine çıktığınızda orada ideoloji, duşunsel yonelim, politik goruş falan kalmıyor. Herkes Gucci'de buluşup hayatına devam ediyor. Eşarp ya da çanta alma tercihi tabii ki bir ideolojik tercih değil. Gucci ideolojinin kendisi" ifadesini hatırlattı.
Kılıçarslan şoyle devam etti:
"Bu, burada bir dursun.
Tanzim satış noktaları açıldığında şunu yazdığımı hatırlıyorum: 'Yontemin doğruluğu-yanlışlığı elbette konuşulabilir ancak bir babanın daha ucuza sebze- meyve alması benim açımdan sadece sevinç kaynağıdır.'
Soğanın 8 lira olması ile 4 lira olması arasındaki fark dunyanın butun ideolojilerindeki farklardan daha keskin, dunyanın butun politik yonelimlerindeki farklardan daha sert bir farktır. Bunu, 'Gucci ideolojisi'ne anlatamazsınız.
İnstagram unlusu bir kız var. Adı Sena Sever. Aslında yeni nesil bir meslek malum instagram unlusu olmak. Sena'nın işi de anladığım kadarıyla şu: Bazı markalar, bazı modacılar Sena'ya bir miktar para veriyor, Sena da 'tesettur modası' diyebileceğimiz urunleri instagram hesabında 'aman da ne guzel şeyler bunlar' diyerek teşhir ediyor. Butun numarası bu… Mankenle reklam kişisi arası biri yani… Bu tip 700-800 bin takipçiye sahip instagram unlulerinin 'bir kombin post etme' için aldığı bedelin 30 bin liraları bulduğu soyleniyor fakat bilemem tabii. Kimsenin kazancı beni alakadar etmez çunku.
Fakat bildiğim şudur. İnstagram unlumuz Sena, Cumhur İttifakı %53 oy almasına rağmen Ankara, Antalya gibi illeri kaybedince çok kızmış anlaşılan ve şunu yazmış: 'İki kilo soğanı alamıyorsunuz diye vatan millet sattınız. İki kilo soğanı artık ruyanızda gorursunuz.'
(C) AA /
Eskiler, boyle dangozluklar gorduklerinde 'Hoppala yavrum yaz geldi, çarşıya kiraz geldi' derlermiş. Bu ornekte 'çarşıya gelen kiraz' şudur: Sena, son derece kustah, son derece şımarık bir şekilde soğanın nasıl devasa bir mesele olduğunu ıskalamıştır. Tabii asıl ıskaladığı şeyin ne olduğunu ise asla anlamayacaktır, o yuzden ben soyleyeyim: 'Sena, sen gonderi başına bilmem kaç liralar alıp bir gelir eşitsizliğine sebebiyet verdiğin için, evine ekmek goturme derdiyle gece gunduz çalışan milletin derdi soğan olmuştur. Vatan millet satmakla itham ettiğin insanlar, kahraman olarak gordukleri Recep Tayyip Erdoğan için, ustelik pastadan senin aldığın payı hiç almadan, o payı talep etmeyi akıllarına bile getirmeden olume yurume cesareti gostermişlerdir. Sen yeni kombininin en guzel nasıl goruneceğini hesaplarken onlar basma etekleri ve dizleri eprimiş pantolonlarıyla 'Ya istiklal ya olum' demişlerdir.'
Hadi buradan bir başka orneğe geçeyim. Bu kez bir televizyon sunucusundan, İkbal Gurpınar'dan gelsin: 'Herkes kendi kutsalına değer verir! Kimi patates soğan için kimi de ezan ve vatan için yaşar.'
Ne denir bilmem ki? Kurduğu ustenci dil bir yana soğan ile ezan arasındaki sıkı bağı bilmemek İkbal Hanım için affedilemez bir hatadır.
Ne demek soğan ile ezan arasındaki sıkı bağ? Şudur: Biz Turkler için soğan varsa sorun yoktur. Üzerine yumrukla vurup parçalarız, yanımızdakiyle boluşuruz, ekmeğin arasına koyup yeriz.
Yahya Kemal'in 'Turkler Viyana kapılarına nasıl gitti?' sorusuna verdiği 'Bulgur pilavı yiyip Mesnevi okuyarak' cevabındaki inceliği nasıl anlatsam İkbal Hanım'a bilemedim ki.
Bu cevaptaki 'Mesnevi', bize savunmamız gereken temel meseleyi işaret eden bir semboldur. Turklerin temel oryantasyonuna işaret eder. 'Bulgur pilavı' ise bir başka semboldur. 'Tebaanın yiyimliğini eksik etmeyesuz' diyen akla işaret eder.
Boylece denebilir ki 'ezanın goğumuzden inmemesi için' bize gereken iki şey vardır: Soğan ve bilinç.
Soğanı ezandan ayrı duşunmek yapılabilecek en buyuk yanlıştır. Gelir dağılımındaki eşitlik, toplumsal adaletin tesisi, sınıflar arasındaki geçişkenliğin temini gibi meselelerin tam kalbinde 'soğanın kaç lira olacağı' sorusu vardır.
İkbal hanım ve benzerleri için daha da anlaşılır kılmaya çalışayım meseleyi: Asıl ve en buyuk meselemiz 'izzetimizle, şerefimizle ezanlı bir gokte yaşamak'tır. Bu da ancak 'adil bir toplumsal yapı' ile garanti altına alınabilir. Gucci'nin ilkbahar koleksiyonu ile değil.
Goruluyor ki AK Parti'nin imkanlarıyla semirip Gucci ideolojisinin birer ferdine donuşenler 'Erdoğan'ı savunuyoruz' adı altında ona verilebilecek en buyuk zararı verme yarışındadırlar."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.