Özet (TL;DR) @ 2019-04-09T08:16:00.000Z: Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, "Siz FETÖ'cüleri kovarken, onlara musallat olan şeytanlar, kılık değiştirip başka cemaatlerin kimlikleri ve sizlerle yakın duran yapılar üzerinden çevrenize…



Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, "Siz FETÖ'culeri kovarken, onlara musallat olan şeytanlar, kılık değiştirip başka cemaatlerin kimlikleri ve sizlerle yakın duran yapılar uzerinden çevrenize sızıp, oyunlarına kaldıkları yerden devam ettiler. Siz kapıdan kovdunuz, onlar bacadan girdiler. Yakınlarınıza, çevrenize bakın" dedi.

Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit'te "Siyasetname okumazsak şikayetname dinleriz" başlığıyla yayımlanan yazısında "Bakın bir ulkede adalet yoksa barış da olmaz. Adalet ve barış yoksa, hiçbir ozgurluk guvende değil demektir. Her zaman, her yerde haksızlık olur" ifadesini kullandı.

Dilipak şoyle devam etti:

(C) AA /

"Önemli olan haksızlığa uğrayan hakkını alabiliyor mu, haksızlık yapanın yaptığı yanına kar kalıyor mu? İş ehline veriliyor mu, ehliyet ve liyakat gorevlendirmede esas alınıyor mu? Yoksa ruşvet ve torpille, yakınlık derecesine gore mi istihdam yapılıyor? Karnınızı doyurabiliyor musunuz, iş ehline veriliyor mu, inandığınız gibi yaşayıp, duşunduğunuzu ozgurce ifade edebiliyor musunuz? Malınız, canınız, namusunuz guvende mi? Kutsalınıza tecavuz edilmiyor mu, paranız para mı, yani emeğinizin karşılığı alabiliyor musunuz? Oradan insanları kovsanız da gitmezler. Bunlar yoksa bağlasanız da durmazlar.

Yani 5 temel emniyet guvende mi?

Hele bir de katılımcı, çoğulcu, şeffaf, Hakkın ustun tutulduğu bir memlekette yaşıyorsanız, cebinizde taşıdığınız pasaportunuz size ve ulkenize guven ve saygınlık belgesi ise, başka ne istersiniz ki!

(C) AA /

Bizler alemlere rahmet olarak gonderilen bir peygamberin ummetiyiz. Bu anlamda 'el emin' olmak zorundayız. Butun insanlık ve mevcudatın hukukunu, butun insanlığın 5 temel emniyetini korumak zorundayız. Ve bunun karşılığını yalnız Allah'tan beklemeliyiz. Biz 'Muslumancı' ya da 'İnsancı' değiliz. Biz Hakk'a tapan bir milletiz. Hak nerede tecelli ederse biz oradayız. Irkımız, cinsiyetimiz, doğduğumuz yer, ana baba, ya da hiçbir aidiyetimiz, Hakk'ın rızası ve olçusu dışında bize başkaları ustunde bir ustunluk sağlamaz! İnsan kılıklı bir mahkuk hayvana zulmetse biz o hayvandan yana oluruz, o 'belhum adal'a karşı. Daha doğrusu olmamız gerekir.

' ALLAH'IN YARDIMININ BİZE ULAŞMASINI ENGELLEYENLERDEN YAKAMIZI KURTARMAMIZ GEREKİR'

Hz. Ömer'in halife olduktan sonraki ilk hutbesini hatırlayalım. Yoksa, 'Koçibey risalesi'ni ya da Fuzuli'nin 'Şikayetname'sini okuyalım. Nasıl da gidip aynı çukura duşuyor, aynı delikten ısırılıyoruz. Bu ahlaki zaaf içindeki adamlar bu kadar itibar gorurken, bunlardan olmayanlar horlanıp itibarsızlaştırılıyorlar. Hz. Ali'nin Malik b Eşter'e gonderdiği mektubu da bulup okuyun bakalım, ne goreceksiniz. 3'u de internette var.

'Beni bana bırakma / Beni nefsimle baş başa bırakma' diye dua eden insanlara ne oldu. Hani istişare ve şura yapacaktık, hani merhametimiz gazabımıza, sevgimiz nefretimize galip gelecekti. Bizim bilmemiz gerekirdi ki, Allah bizi mallarımız, canlarımız, sevdiklerimizle kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecekti. Yaratılmış her şeyin bir kaderi, rızgı ve eceli vardı. 'Beka' nasıl 'sorun' oldu! Haşa! Bilim bilmemiz gerekirdi ki, Peygamberlerin kurdukları devletler bile baki değildi ve her topluluk layık olduğu şekilde idare olunurdu. Biz kendimizi değiştirmedikçe, başımızdakilerin değişmesi ile Allah hukmunu değiştirmezdi. Peygamberlerin bile boyle bir gucu yoktu. Gokyuzunun ordularının komutası ve gayb hazinelerinin anahtarı onların elinde de değildi.

Bazı şeyler Hududullah'ın sınırlarını zorlar ve ağır bir bedel odemek zorunda kalırız. O zaman umduklarımıza ulaşamaz ve korktuklarımızdan emin olamayız. Bu durumda değişmesi gereken biziz! Tevbe etmemiz ve Allah'ın yardımının bize ulaşmasını engelleyenlerden yakamızı kurtarmamız gerekir. 'İçimizdeki beyinsizler'den yakamızı nasıl kurtarırız ona bakalım. Sonuçta onlara bu serveti kazandıran ve onları bu makamlara yukselten bizler değil miyiz? Bu işler bu noktaya gelene kadar susanlar da bizleriz. Ve tabii halk ve yoneticiler olarak kendimizi de değiştirmemiz gerekiyor.

' BU İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLERE DİKKAT'

Bu 'içimizdeki beyinsizlere' dikkat. Artık bunların sut dişleri yok. Kopek dişlerivar. Çeneleri de çok guçlu. 'İnatçı' birtakım 'Şeytan'ları ve 'gozu donmuş, Şeytanlaşmış, munafık karakterli' başka dostları da var!

Siz FETÖ'culeri kovarken, onlara musallat olan Şeytanlar, kılık değiştirip başka 'Cemaat'lerin kimlikleri ve sizlerle yakın duran yapılar uzerinden çevrenize sızıp, oyunlarına kaldıkları yerden devam ettiler. Siz kapıdan kovdunuz, onlar bacadan girdiler. Yakınlarınıza, çevrenize bakın!

Eğer bu olaylardan da ders almayacaksak, gelecek olan 2. bir 'şefkat tokadı' değil, bundan sonrası daha da ağır bir ders olacaktır. Umarım bu defa olanlardan ders alınmıştır ve çozum için geç kalınmaz. Çunku yarın bugunden daha kolay olmayacak."