Özet (TL;DR) @ 2019-04-08T06:49:00.000Z: HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, dün AK Parti hükümetinin yerel seçimlerden ders alması gerektiğini belirterek, "İktidarın bu dersi almak, hatalarından geri adım atmak yerine geride bıraktığımız…



HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, dun AK Parti hukumetinin yerel seçimlerden ders alması gerektiğini belirterek, "İktidarın bu dersi almak, hatalarından geri adım atmak yerine geride bıraktığımız bir hafta içinde hatalarında ısrar ettiğini goruyoruz" dedi. Temelli, Kurt halkının uzerine duşeni yaptığını kaydetti.

HDP'nin yerel seçimlerde seçilen belediye eş başkanları, dun Eş Genel Başkan Sezai Temelli'nin başkanlığında Diyarbakır'da toplandı.

Artı Gerçek'in aktardığına gore toplantının açılışında konuşan HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlu, "Biz halkımızdan sadece mazbata değil, bir gorevi devraldık. Siz belediye eş başkanlarımızı kutluyoruz" dedi.

(C) AFP 2019 /

"Yaşamın her alanında tecrit var. Turkiye halklarının geleceği uzerinde de tecrit var" ifadesini kullanan Önlu, "En temel ayakları ise İmralı'da Sayın Öcalan uzerindeki tecrittir. Turkiye halklarının ilk once yıkması gereken tecrit İmralı tecrididir. Bu onculuğu Leyla Guven yapıyor. Leyla arkadaş binlerce arkadaşla birlikte başlattıkları bir direniş var. Direnişlerini saygıyla selamlıyoruz" diye konuştu.

Önlu sozlerine "31 Mart seçimlerinde partimizin belirlediği strateji bu tecridi kırmıştır. Kurdistan'da belirlediğimiz strateji, halkın mevzilerini almak. Bir diğeri ise içeride ve dışarıda AKP'nin surdurduğu savaş politikalarının boşa çıkarılması. Bir diğer onemli nokta Kurtlerin birlik olması ve Kurdistan'da ulusal birliği sağlamaktı. Batıda ise halkların, demokrasi guçlerinin ortak mucadelesi ile Turkiye'nin demokratikleşmesinin onunde olan AKP-MHP faşizmini geriletmek. Turkiye'nin demokratikleşmesi için demokrasi guçleri ile ortak demokrasi zemini oluşturmaktı. Bu sonuç aldı" diye devam etti.

TEMELL İ: 31 MART'TA İKİ ZİHNİYET KARŞI KARŞIYA GELDİ

Toplantıda HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli konuştu. Temelli'nin yaptığı açıklamalar şoyle:

İHA

"Konuşmama sevgili Leyla Guven ve onun şahsında açlık grevinde olan binlerce yoldaşıma sevgi ve saygılarımı yollayarak başlamak istiyorum. Bugun surdurulen açlık grevlerini ve açlık grevlerinin işaret ettiği tecrit koşullarını ele almadan siyasi gelişmeleri analiz yapmak mumkun değil. Çunku 31 Mart seçimleri bir sureci ifade etmektedir. Bu sureci ele alıp değerlendirdiğimizde çok buyuk bir demokrasi mucadelesi olduğu butun çıplaklığı ile ortadadır.

Belli başlıklara değinmek gerekirse, bir tarafta iktidarın surduğu bir kampanya ve bunun karşısında kendini konumlandırmış HDP kampanyasıdır. Evet Turkiye bu ikili kampanyaya şahit oldu. 31 Mart'ta iki kampanyayı birlikte izledik. Ama buna çok daha tarihsel bir perspektiften baktığımda iki zihniyetin karşı karşıya geldiğini okumamız mumkun. 5 Nisan 2015 yılından bugune, son 4 yıla baktığımızda mutlak tecridin hakim olduğu bir Turkiye fotoğrafı var karşımızda Dolmabahçe mutabakatı kabul edilmeden bugune kadar yaşananlar; hukuksuzluk, adaletsizlik, insan hakların yok sayılması, demokratik kurumların tasfiyesi gibi bu sureci domino etkisi ile tanımlamak mumkun. 4 yıl boyunca İktidar mutlak tecritten başlayarak, savaş politikaları dayatmış, ulkenin kaynaklarının çarçur etmiştir.

' TÜRKİYE SON 4 YILDA KRİZ GİRDABINDA'

İktisadi alanda siyasi alanda toplumda alan karşı karşıya olduğumuz tablo budur. Turkiye son 4 yılda bir kriz girdabındadır ve giderek bu derinleşmektedir. Bu kampanya gerilim hattında surmesinin yegane nedeni budur. AKP-MHP blokunu ısrarla bu hukuksuz nizamı surdurme gayreti içindedir. Bunu eşi benzeri gorulmemiş bir şiddet ve hakaret kampanyası ile yurutmuştur. Bir seçime mi giriyorduk bir savaşa mı beli değildi. GBT kontrollerinden sonra garnizonlaştırılmış şehirlere kadar her şeye şahit olduk. Bir iktidarın kampanyasına şahit olduk. Cumhurbaşkanlığı hukumet sistemi denen şeye ve Cumhurbaşkanlığı'nın vasfını yitirdiğine bu kampanyada tanık oldu. Toplumsal boluculuğune ve nefret soylemine tanık olduk. Evet topumu tam da ortadan boldu. Bizler onlar diyerek Kurt duşmanlığı uzerinden nefret soylemini her gun dile getirerek bir şiddet kampanyasını dilde, uslupta surdurdu.

' İKTİDARIN BU DERSİ ALMASI GEREKİR'

Buna karşı başka bir dil ile barışın dili ile ayrımcılığa toplumsal bolunmeye karşı çıkarak bunun karşısında bir kampanya var ettik Turkiye'ye seçenek sunduk. Geleceğimizi demokrasi ve barış hattında şekillendirmeye çalıştık. Bu seçim doneminde, kampanya surecinde ve halen devam eden sureçte Turkiye çok onemli derslere tanıklık etti. Bu dersi almak gerekir. Bu dersi ozellikle iktidarın alması gerekir. İktidar bu dersi almak, hatalarından geri adım atmak yerine geride bıraktığımız bir hafta içinde hatalarında ısrar ettiğini goruyoruz.

' ADALET BAKANI'NI GÖREVE DAVET EDİYORUZ'

Evet, bu konuda ısrar Turkiye'yi çok daha zor koşullara, çok daha içinden çıkılmaz koşullara surukler. O yuzden de diyoruz ki bir an once hukukun ustunluğune, yasalara uyulması gerekiyor. Bunun ilk adımı da meşru bir hak ve talep olan, yasalara ve hukuka uymayı davet eden mutlak tecridin son bulması olabilir. Bu, siyaset ustu bir konudur diye seçim surecinde ısrarla vurguladık. Şimdi tam zamanıdır artık hiçbir insanımızın cezaevinde ya da açlık grevinde olmesini istemiyoruz. Bu olumleri durdurmak Adalet Bakanı'nın gorevidir. Bir an once kendisini goreve davet ediyoruz.

Seçim sonuçlarından gerekli dersi çıkararak, Turkiye'yi gerilim ortamından çıkarması gereken iktidar halen gerilimi arttırmaktadır. İktidarın bu huyundan vazgeçmesini kısa zamanda beklemiyoruz ama Anayasal kurumların uzerine duşeni yapması, yasalar ve anayasanın gereğini yerine getirmesi gerekiyor.

' YSK YASALARIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMELİDİR'

İktidarın seçim sonuçlarını kabul etmez tavrına karşı Anayasa kurumları Anayasa'ya ve hukumlerine gore adım atmalıdır. YSK Anayasal bir kurumdur seçim adaletine ve seçimin nasıl yapılacağına dair yasalara uymak durumundadır. İtirazları değerlendirirken de mazbataları da verirken de YSK yasaların gereğini yerine getirmelidir. Bu çerçevede yeniden 31 Mart neyi ifade ediyor dediğimizde; bu sureci ifade etmesi oncesinde onumuzdeki donem için politik ve toplumsal mucadele surecine dair onemli bir perspektif sunmaktadır.

' DEMOKRATİK SÜREÇ AÇISINDAN UMUTVAR BİR GELİŞME'

31 Mart yerel seçimlerine giderken bir stratejimiz vardı. Uzun sure uzerinde çalıştığımız, tum halkımızla oluşturduğumuz ve rızasını var ettiğimiz bir stratejimiz vardı ve bunu başarılı bir şekilde hayata geçirdik. Bu sureçte emeği geçen herkese başka Kurt halkına, adını soyleyerek soylemek lazım Kurt halkı bu stratejinin hayata geçirilmesinde de uzerine duşen sorumluluğu her yerde hakkıyla yerine getirilmiştir. Bu strateji demokratik bir surecin başlangıcı açısından atılması gereken guçlu bir adımdı. Bir demokrasi içeriği oluştu. Bu ulkede hiç de alışılagelmeyen, insanlar oyuna, iradesine geleceğine sahip çıkmaya çağırdı. Geçmiş seçimlerde sandıkları birkaç saat içinde terk edenler, artık sandıklarını terk etmiyor. Bu demokratik bir sureç açısından umutvar bir gelişmedir. Herkes hakkına sahip çıkma konusunda yeniden bir ittifakla buluşmuştur. Belki de en guçlu ittifak budur butun ayrıştırmacı politikaları nefret soylemlerine rağmen insanlar yan yana geldi.

' TÜRKİYE'NİN SIKINTISI DEMOKRASİ AÇIĞIDIR'

Bileşenlerimizin ve sizlerin mucadelesiyle bunları başardık. Bundan gurur duyuyoruz. Bununla onurlanıyoruz. Bunun bir diyeti olduğunu asla soylemiyoruz. Birlikte başardık başarmaya da devam edeceğiz. Turkiye halkları ile emekçileri gençleri ve kadınları ile bir araya gelerek ve buyuk bir donuşumun ilk adımlarını attık. İnanıyorum ki onumuzdeki sureç bu donuşumun sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkı sağlayacaktır. Demokrasi ve barış mucadelesi dedik buna. Turkiye'nin hasretini çektiği şey demokrasi; bunu nasıl başarabiliriz? Turkiye'nin sıkıntısını çektiği şey demokrasi sorunu ve demokrasi açığıdır. Bugun çozulemez diye mahkum edilmiş Kurt sorununun çozumsuzluğu demokrasi açığıdır. Demokrasinin nasıl işleyeceği, hukuk devleti, yargı bağımsızlığının da nasıl ayakta duracağı Turkiye'de çok ihmal edilmiş bir konu.

' KAYYIMLARA SON VERDİK'

Bu ihmallerden dolayı Turkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca katı bir vesayetçi sistemle gelmiştir. Buna son vermek uzereyiz. Bunun en kristalize edilmiş şekli kayyımlardı ve buna son verdik. AKP doneminin bu vesayetçi ve kayyımcı anlayışı Turkiye'yi tecritleştiren en onemli sorundur. AKP'den oncede de vesayet vardı. Bugun bu anlayışı kırma zamanıdır. Vesayet sistemini kırma zamanıdır. Bu fırsat onumuzdedir. Bunu en iyi değerlendirecek olan sizlersiniz. Bu fikriyatı hayata geçirebileceğimiz bir tabanımız var. Bu tabanımız halkımızdır. Bu guçle Turkiye'yi bu baskı rejiminden ve vesayetçi rejimden kurtarabiliriz. 'Ne yapmalı' sorusuna yanıt vererek bunu yapabiliriz.

' RADİKAL DEMOKRASİ ANLAYIŞI'

Bizim 'radikal demokrasi' dediğimiz bir fikriyatımız var. Radikal demokrasi yerel demokrasinin guçlenmesini bize anlatır. Radikal demokrasinin bir sac ayağı var. Bir ayağı kadın ozgurluk mucadelesidir. Eşit temsiliyetin her alanında hayat bulduğu bir anlayıştır. Ama tam anlamıyla eşitlikçi bir anlayıştır. İhmal edilemez bir anlayıştır. İkinci anlayış emektir. Bu bizim sınıfsal yaklaşımımızdır. Toplumsal emeğin karşılığını yerellerde yaratmak için tum kesimlerin ortaklaşabileceği bir ayaktır. Bu da bizim açımızdan ihmal edilemez yok sayılamaz. Doğanın kendisini yeniden var etmesini sağlayacak bir anlayıştır.

' HDP ÇÖZÜMDÜR'

Bunlar uzerinden şekillenecek radikal demokrasi anlayışımız Demokratik Cumhuriyeti var edecektir. Bunun hayat bulacağı yer yerellerimizdir. Bunu en iyi şekilde değerlendireceğimizden kimsenin şuphesi olmasın. Çunku HDP çozumdur, iktisadi ve siyasi alanda çozum ureten ve bu çozumun mucadelesini veren bir partidir. Siyasal anlamda Turkiye'nin sorunu buradan şekillenmektedir.

' TÜM DİNAMİKLERİ VAR EDEREK ÇÖZÜM ÜRETMEK'

Bir meclis hukuku var etmektir, bunu var ederek yerelin tum dinamiklerini o meclis hukukun da var ederek çozum uretmektir. Bunu başarırsak ki başaracağız; o meclis hukuku Turkiye'yi donuşturecektir. Yerellerde hayata geçireceğimiz siyasi mucadele ve adım, Turkiye genelinde de onemli donuşumlere kaynak ve referans oluşturacaktır.

' PARLAMENTOYU YERELLER HAREKETE GEÇİRECEKTİR'

Eğer yerellerden boyle bir baskı gelmezse inanın Parlamento bugunden çok daha işlevsiz hale gelerek Erdoğan rejiminin golgesinde kalacaktır. İlk gun soyledik, 'Cumhurbaşkanı kendi sınırlarına çekilsin, Parlamento uzerindeki vesayetten vazgeçsin. Bir çozum arayışında mutabakat peşinde koşsun'. Turkiye toplumsal barışını arıyorsa, bunun adresi Parlamento ise, Parlamento'yu yereller harekete geçirecektir. Yerel meclisler geçirecek, yerellerde var ettiğimiz siyaset geçirecek. Turkiye'de siyasal anlamda demokrasinin hayata geçirilmesi bizim koyumuzde, beldemizde, mahalemizde yapacağımız yerel demokrasi anlayışımızda saklıdır.

' İKTİSADİ HAKLARIN GASPI DEVAM EDİYOR'

Bugun iktisadi hakların gaspı uzerinden devam ediyor. Butçe haklarını gasp ederek, topluma savaşı ve militarist bir politikayla, buyuk bir hak gaspı uyguluyor. Bunun sonuçları işsizlik yoksulluk en temel hakların yok sayılması hatta vatandaşların muşterileştirilmesidir. Hastanelerde hasta garantileri ile hastalar muşteriye donuşturulurken ulaşım ve eğitimde aynı anlayış hakimdir. Bu iktidar her geçen gun vatandaşlık haklarını vatandaşlara satmaya devam etmektedir. İktisadi hakları da yerellerde başlayarak yerellerde kendi butçemizi ureterek, katılımcı butçe anlayışımızla iktisadi sorunlara da çozum ureten, merkezi butçeyle çozum ureterek var edebiliriz.

' YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI İLE NE YAPMALI'

Son olarak bir onemli alan da toplumsal alandır. Bunun mucadelesi eşitlikçi nitelikli ulaşılabilir hizmetlerin uretilmesinden geçer. Eğitimde de, sağlıkta da, ulaşımda da sayabileceğimiz tum kamu hizmetlerinde geçmişin belediyecilik anlayışı ile değil; nasıl ki deneyimlerimizle bir itiraz uretmişsek şimdi bunu geliştirerek bir toplumcu belediyeciliği geliştirebiliriz. Bunlarla Turkiye'nin karşı karşıya olduğu çoklu krizi aşabiliriz. 'Boyle bir yerel yonetim anlayışı ile ne yapmalı' sorusunun cevaplarından hareketle hem hizmet uretir hem de Turkiye'yi donuştururken bunu başarabiliriz. Bu sureci hep birlikte ormek zorundayız.

' ELEŞTİRİ ÖZELEŞTİRİ ANLAYIŞIMIZI KORUMALIYIZ'

(C) Fotoğraf : Twitter

Demokrasi uzerine bu kadar konuştuktan sonra çok doğaldır ki; bu demokrasiyi parti içinde de tum orgutsel mekanizmalarımızda guçlendirmeliyiz. Kendimizden, orgutumuzden başlayarak hayata geçirmeliyiz. Parti içi demokrasiyi en sağlıklı şekilde çalışmalıyız karar ortaklaşmalarının uzlaşmaların katılımcı bir yaklaşımla mumkun olabilir. Parti içi demokrasiyi ayakta tutan parti içi disiplin; bu bir oz disipline ihtiyaç duyar. Nerede gorev yaparsak yapalım butunluklu anlayıştan, birlikte oluştuğumuz kurallardan uzak durmamalıyız. Eleştiri oz eleştiri anlayışımızı koruyarak bir disiplinli çalışmayı da onumuzdeki sureçte hayata geçirmeliyiz.

' MAKRO SİYASET DEĞİL GÜNLÜK SİYASET'

Belediye meclis uyelerimizle belediye eş başkanlarımız en titiz çalışmayı yurutmelidir. Topumla halkla en fazla iç içe olan sizlersiniz. Daha fazla sokakta olmalısınız, asla kibirli olmamalı hiyerarşi oluşturmamalısınız. Nerede olursanız mutlaka kendinizi halkınızın içine gormelisiniz. Onlarla birlikte karar almalısınız. Partimizin ortaya çıkardığı geçmiş birikimlerle geçmişin 40 yılı yuz yılını hayata geçirmek sizlerin elinde. Bizi siz anlatacaksınız sokakta. Makro siyasetle değil gunluk siyasetle bunu yapacaksınız. Hizmeti toplumla buluştururken de tam da orada olması gereken sizlersiniz. Radikal demokrasi yerel demokrasi anlayışımızla bunu toplumsallaştırmak, toplumun siyasallaşmasına katkı sağlamak sizlerin elinde.

' HALKIMIZLA HER ŞEYİ PAYLAŞACAĞIZ'

(C) AA /

Şeffaf olacağız. Butun sorunlarımızı birlikte çozeceğimizin farkında olacağız. Halkımızla, toplumla her şeyi paylaşacağız. Önumuzde zor bir sureç var. Enkaz var karşımızda. İktidarın yaratmış olduğu politik ve iktisadi bir enkaz var. Bu enkazı kaldırabilecek gucumuz de var. Bu guç işte bizim fikriyatımızda, orgutsel yaklaşımımızda. Bunun için yeter ki biraz cesaretimiz olsun. Bu cesaret bizde fazlasıyla var."

Temelli'nin açıklaması ardından toplantı basına kapalı bir şekilde devam etti.