Özet (TL;DR) @ 2019-04-08T07:19:56.000Z: Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel "2020’ye kadar işsizlik oranı yüzde 17’ye çıkabilir. Böyle bir durum hükümete yeni bir…
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktoru Prof. Dr. Seyfettin Gursel "2020'ye kadar işsizlik oranı yuzde 17'ye çıkabilir. Boyle bir durum hukumete yeni bir meydan okumadır. Bunları rakamlara dokerken çok basitleştiriyoruz, ama bunun arkasında toplumsal dramlar var" dedi.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktoru Prof. Dr. Seyfettin Gursel, Cumhuriyet'ten Şehriban Kıraç'ın sorularını yanıtladı.
Kıraç'ın soruları ve Gursel'in bunlara verdiği yanıtlar şoyle:
- Se çim bitecek ekonomiye odaklanılacak diye bir beklenti vardı, ama oy
sayımları uzadıkça uzadı, nasıl yorumluyorsunuz yaşanan sureci?
Eğer başarılı bir belediyecilik yapılırsa, orta uzun vadede İstanbul ve Ankara'nın kaybedilmesi AKP iktidarını sarsabilir. Şimdi iktidarın onunde çok ciddi ekonomik sorunlar var. Turkiye ekonomisi geçen yılın ikinci yarısından itibaren kuçulmeye başladı. Kimisi buna kriz diyor kimisi dengelenme. Aslında yonetimin yapmadığı yeniden dengelemeyi piyasa yapıyor, onu da çok hoyratça yapıyor. Çunku once kur şoku, arkasından enflasyon şoku, faiz şoku bunlar bir araya gelince yatırımlarda çokuş yaşandı. İşsizlik krizin olmadığı 2018 Şubat ayından bu yana artıştaydı. Artmaya devam edecek. Bu tabloyu yanlış ekonomi politikaları yarattı.
2018 son çeyrekte ekonomide yuzde 3 kuçulme oldu. Bu yıl da devam edecek kuçulme. Ama esas buyuk sorun çıkış V şeklinde mi olacak. Bundan onceki krizlerde çok şiddetli bir kuçulme oldu, işsizlik artışı oldu. Ama sonrasında da ekonomi hızlıca krizden çıktı. İşsizlik de kriz oncesi duzeyine dondu. 2009'da ekonomi yuzde 5'e yakın kuçuldu. 2010'da da yuzde 9.2 buyudu. Şimdi iktidar sanırım buna guveniyor. Ama L şeklindeki çıkış senaryosu daha muhtemel gorunuyor. Ekonomi kuçuldu ama çıkış onceki krizlerde olduğu gibi hızlı olmayacak.
' HER ŞEY TERSİNE DÖNDÜ'
- Neden L şeklinde çıkış ongoruyorsunuz?
Çunku koşullar çok farklı. 2009 krizinde Batı'da ciddi bir finansal kriz vardı. Fonlama faizleri sıfıra inmişti. Hem Fed hem Avrupa Merkez Bankası muazzam para basmıştı.
İçeride de enflasyon yuzde 7-8 civarında, enflasyon şoku yok. Kur şoku geçmiş. Bankalar oluk oluk kredi alıyor, onları da içeride dağıtıyor. Turk banka sistemi sağlam. Ekonomi yonetimine guven var. Merkez Bankası içeride faizleri duşurmuştu. Ama şu anda bu saydıklarımızın tam tersi soz konusu. Dışarıda likitide artık bol değil, faizler yuksek. Turkiye ekonomisine donuk ciddi bir guven sorunu var. Ekonomi yonetimi ve Merkez Bankası'nın izlediği para politikasına guven yok. Kredi akışı durmuş. Özel sektor çalışan ucretlerinde ciddi erozyon var. iç piyasayı hareketlendirecek bir gelişme yok.
' İŞİMİZ ZORLAŞIYOR'
- T urkiye'de her şey çok hızlı değişiyor, ongoru yaparken zorluk yaşıyor
musunuz?
Ekonominin bu kadar istikrarsızlaşması gelecekle ilgili tahminleri de guçleştiriyor. Hele bir de bunların ustune siyasi belirsizliği koyun… Siyasi belirsizlik derken iktidar kim olacak bakan kim olacak değil, hangi politikalar izlenecek. İstikrarlı ulkelerde hangi politikaların izleneceğini tahmin edersiniz. Ama bizde hangi politikaların izleneceğine dair bir kestirim yapmak çok zor. Bu durum varken bizim de işimiz zorlaşıyor.
' 2019 ZATEN KAYBEDİLDİ'
- L şeklinde krizden çıkış ne kadar surebilir, bunun sonuçları neler olur?
Canlanma geciktiği ve yavaş olduğu takdirde ekonomi yonetimi çok ciddi bir sorunla yuz yuze gelecek, yuksek işsizlik. L senaryosunda işsizlik duşmez, artar. Ekonomiyi yuzde 2-3 buyutseniz bile işsizlik artmaya devam edecek. İlk defa, bir iktidar uzun sureli ve yuksek işsizlik sorunuyla karşı karşıya kalacak. Buna nasıl bir çozum getirecekler bilmiyoruz. Verilen istihdam teşviklerinin ciddi bir tarafı yok. Buyumede de hızlı bir çıkış yapamayacaksanız ki bu anlamda 2019 zaten kaybedildi. Ama 2020'de de yuzde 4-5 buyumeyi bulamazsanız ki bulunabileceği kanaatinde değilim. O zaman işsizlik 3 yıl suresiyle artmış çok yuksek duzeylere ulaşmış ve nasıl duşuruleceği belli olmayan adeta ateşten bir top haline gelecek. Bu çok ciddi sorun.
Şubat 2018'de tarım dışı işsizlik oranı yuzde 11.7 idi. En son Aralık 2018'de 14.9. Herhangi demokratik bir ulkede işsizlik bu kadar artsa kıyameler kopardı. 2009'da çok şiddetli kuçulme olduğu donemde işsizlik yuzde 16'yı bulmuştu. Bu rakama yakınız. 2020'ye kadar işsizlik oranı yuzde 17'ye çıkabilir. Boyle bir durum hukumete yeni bir meydan okumadır. Bunları rakamlara dokerken çok basitleştiriyoruz, ama bunun arkasında toplumsal dramlar var. İşsizlik oyle o kadar kolay bir şey değil. Gelişmiş ulkelerdeki gibi işsizlik tazminatları yuksek değil. Hem duşuk hem kısa sureli. 2019'da yıllık buyumede negatiflik bekliyorum. Marttan itibaren ihracat durulma sinyalleri verdi. 2020'de de buyumenin yuzde 4-5'i bulacağını duşunmuyorum.
- Bu ger çekçi senaryonuz, daha olumsuz senaryo ne olur?
Çılgınca bir senaryo belki ama tek karar alıcı olan Cumhurbaşkanı, 'benim artık sabrım taştı, oyunu artık bu kurallarla oynamak istemiyorum' diyebilir. Bunun emareleri de var. IMF kapısı kapatıldı. IMF bir çozum olabilirdi. Dışarısı size guvenmediği için kaynak aktarmıyorsa o zaman kredi çarklarını yeniden nasıl dondureceksiniz. Enflasyonu indiremiyorsunuz. Surekli komplo teorileri geliştiriyorsunuz. Bu anlayışla dışa açık piyasa ekonomisini yonetemezsiniz. Ya aklıselime doneceksiniz, bunu kabulleneceksiniz. Bu sistemden ben de siz de memnun olmayabiliriz, ama bu sistemden daha iyi bir alternatif goremiyorsanız o zaman sistemin kurallarına gore oynayacaksınız. Birçok meslektaşım IMF ile anlaşmaya gidilecek diyor. Bu bir alternatif.
(C) AA /
Ama diğer daha kotu senaryoda ekonomik rejimi de değiştirmeye kalkabilir. Önce konvertıbıliteden başlayabilir. Diyebilir ki 'kardeşim bundan sonra doviz mevduatı yok, herkes TL mevduatı tutacak'. Yabancı sermayede girişi serbest bırakırakıp, çıkışı zorlaştırabilir. Tabii benim hayal gucumu aşan başka çozumler de olabilir. Giderek bir komuta ekonomisine dışa kapalı bir yapıya donuşmeye başlar. Bu tabii uzun vadede çok daha ciddi sorunlar yaratır, bugunu de arar hale getirebilir. İş oraya kadar gider mi, ona da çok ihtimal vermiyorum.
' BANKACILIK SALLANTIDA'
- Şu anda Turk bankacılık sektoru guçlu mu?
2008-2009 doneminde çok sağlam bir bankacılık sistemi varken, şu anda çok sallantıda bir bankacılık sistemi var. Şu anda verilen devasa kredilerin geri odemelerinde ciddi sıkıntı var. Belki de gelecek donemde ekonomi yonetiminin masasının ustundeki en onemli sorun bu olacak. Çarkları yeniden dondurmek için geri odunmesinde guçluk çekilen borçların yeniden yapılandırılması lazım. Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın açıklayacağı ekonomi paketinin birinci sırasında bu soruna çozum getirecek maddelerin olması lazım.
Bu borçların millileştirilmesi kotu banka denilen yontemler konuşuluyor. Bankaların ne kadar supruntu borçları varsa bu bankaya devredilecek. Onu da tabii kamu finanse edecek. İmar Bankası gibi batan bankaların yarattığı sorununun faturasını yine halk odeyecek. Şu anda yonetimin ekonomiyi butun yapısal reformları içerecek bir paketi duşunecek, ona kafa yoracak halleri yok gibi geliyor bana. Eninde sonunda bu sorunlarla yuzleşmek zorundalar.
' YATIRIMCI DEMOKRASİYE BAKAR'
- Ekonomi y onetiminden iş insanına, işçisinden ekonomistine herkes yapısal
reformlardan bahsediyor, ne var bunların içeriğinde?
Herkesin bundan aynı şeyleri anladığından ciddi şupheliyim. Kriz nedeniyle ÖTV, KDV indirildi, bazı teşvikler verildi, şimdi ekonomi yonetiminin sozluğunde bunlar da ekonomik reform. Ama bunların yapısal reformla ilgisi yok. Yapısal reform derken bir anlamda bazı noktalardaki duzeni değiştireceksiniz. Mesela kıdem tazminatı, bolgesel asgari ucret yapısal reformdur. Kağıt ustunde vergi reformu yapacağım, kıdem tazminatını değiştireceğim diyor, kağıt ustunde yazmakla iş bitmiyor.
Bunları sonuç alıcı şekilde yapmak lazım. Yapısal reformların en buyuk zorluğu iktidar kısa vadede odeyeceği faturayı goze almak istemiyor. Gelecek 4.5 yıl seçim olmaması aslında yapısal reformlar için bir fırsat sunabilir. Yapısal reformlara da kaynak yaratmak gerekiyor. Yapısal reformun guçluğu bu. 10 yıldır lafı ediliyor fazla bir şey yok. Hukumetin yapısal reformlarından biri sosyal adalete, sosyal desteğe yonelik olmalı. Bu kadar yuksek işsizlik ortamında, işsizlik tazminatı yeniden duzenlenecek mi, tazminat oranları yukseltilecek mi, bundan yararlanma koşulları esnekleştirlecek mi?
- Çok ciddi bir guven sorunu var, yabancı yatırımcı bu ortamda gelir mi?
Tabii o başlı başına bir sorun. Ekonomi yonetimine, Merkez Bankası'na (TCMB), hukuk devletine guven yok. Guvensizlik toplu bir paket haline geldi. Portfoy yatırımcı demokrasi var mı yok mu diye bakmaz, kazancına bakar. Ama buraya gelip milyonlarca dolar yatıracak biri bunu duşunur. Bu ulkenin geleceği nedir nereye gidiyor, yargı var mı, yarın obur gun nasıl risklerle karşılaşabiliriz bunları tabii ki tartıyorlar. Ve son yıllardaki gelişmeler yabancı yatırımcıya cesaret vermiyor.
' SOPAYLA İNMEZ'
- Enflasyonda ciddi bir diren ç var nasıl indirilecek?
Suni şeylerle yaraya merhem surme yontemlerinin para etmediğini açık şekilde gorduk. Tanzim satışların surdurulemeyeceği belliydi. Sopa politikasının sonucunu gorduk. Enflasyonun nedeni farklı yerlerde aranmalı. Verimsiz tarım politikaları ve verimsiz dağıtım şebekesi var.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.