Özet (TL;DR) @ 2019-04-08T07:34:32.000Z: CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, aday belirleme süreciyle ilgili olarak "Listede en düşük tanınırlığı çıkan Ekrem İmamoğlu'ydu. Yüz kişiden 16'sı tanıyordu. Fakat şöyle bir şey vardı:…



Turkiye

07:34 08.04.2019URL'yi kısaltın

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, aday belirleme sureciyle ilgili olarak "Listede en duşuk tanınırlığı çıkan Ekrem İmamoğlu'ydu. Yuz kişiden 16'sı tanıyordu. Fakat şoyle bir şey vardı: Tanınırlığı yuksek olan kişilerin karşıtlığı yuksekti. Tanıyorlar ve 'oy vermem' diyorlardı. İmamoğlu tanınmıyordu ama 'oy vermem' diyen yoktu" dedi.

Sozcu yazarı Deniz Zeyrek, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun seçime dair değerlendirmelerini okurlarıyla paylaştı.

Zeyrek, "CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu: Tarihe İstanbul'u alan il başkanı olarak geçmek bana yeter" başlığıyla yayımlanan yazısında Kaftancıoğlu'nun şu ifadelerini aktardı:

(C) AA / Binnur Ege Gurun

" DEPLASMANA G İTMEDİK: Oluşturduğumuz mekanizmaların, attığımız adımların, çalışmalarımızın tumu İstanbul Buyukşehir Belediyesi'ni kazanmayı hedefliyordu. Örgutun yaptığı doğru işleri sistematik hale getirdik. 39 ilçede orgutun, 14 ilçede belediyelerimizin benzer ozelliklerini eşleştirdik. Eylul 2018'den itibaren İstanbul halkının yerel seçimden beklentisini, ilçelerin istediği aday profilini araştırmaya başladık. Halkın beklentisini, demografik ozelliklerini, siyasi mesaja ulaşma yolunu inceledik.

Aday profili çalışmasında İstanbul bize nasıl bir aday istediğini tarif etti: Yerel yonetim deneyimi, hikayesi olan, orta yaşlı, universiteli, uzulerek soyluyorum erkek, iddialı, inançlara eşit mesafede olan biri. Nereli olduğuyla ise kimse ilgilenmiyordu. O araştırmaların sonuçları bizim stratejimizi belirlerdi, onumuzu açtı.

İnsanlar ayrışma, kutuplaşma istemiyor, yerelin sorunlarıyla ilgileniyordu. Geçmişte biz hep deplasmanda oynamışız. Stratejiyi rakip takım belirlemiş, biz ona ayak uydurmaya çalışmışız. Biz bu seçimlerde kendi sahamızı belirledik. Karşı taraf ne derse desin kendi kulvarımızdan çıkmayalım diye duşunduk.

EKREM BEY L İSTEDEKİ EN AZ TANINAN İSİMDİ: Potansiyel isimleri sordurduk. Listede en duşuk tanınırlığı çıkan Ekrem İmamoğlu'ydu. Yuz kişiden 16'sı tanıyordu. Fakat şoyle bir şey vardı: Tanınırlığı yuksek olan kişilerin karşıtlığı yuksekti. Tanıyorlar ve 'oy vermem' diyorlardı. İmamoğlu tanınmıyordu ama 'oy vermem' diyen yoktu. Genel Başkanımıza brifing verdik. Sıcak yaklaştı. Sonra kendisiyle goruştuk. Kampanyanın ilk bolumu Ekrem Bey'i tanıtmaktı. Cumhurbaşkanı'nı ziyareti tanınırlık ile ilgili buyuk rol oynadı. Cumhur İttifakı'nı destekleyenler de kendisini tanımaya başladı. Ekrem İmamoğlu sahada çok başarılıydı. Sahadaki performansına hayran oldum.

SANDIK G ÜVENLİĞİNİ TAKINTILI BİR ŞEKİLDE TAKİP ETTİM: Ekrem Bey saha çalışmasını yuruturken ben pek yanında gorunmedim. Çunku, sandık guvenliği komisyonu kurdum ve tek işim, işin mutfağında saha, sandık guvenliği ve gorevlilerin eğitimi oldu. Bugune kadar aday ve il başkanının bu kadar uyumlu çalıştığı bir kampanya olmamıştır. 'İstanbul'da verilen her oya sahip çıkacağız' diye soz vermiştim. Bunu takıntılı bir şekilde yaptım. Tek oyu zayi etmeyecektik. Örgute bunu hissettirdim. 'Biz bu seçimi alacağız' dedim. Örgut de buna inandı.

CHP orgutunu, bu partinin en değerli katmanı olarak goruyorum. 'Örgut çalışmıyor' cumlesi beni sinirlendirir. Islak imzalı tutanakların tamamının bizde olmasını takıntıya bağlıyorum. Sandık gorevlilerimiz, kat gorevlilerimiz, 31 bin 186 sandıkta adamımız vardı. Sadece 17'si gitmedi, yerlerine yedekleri oturttuk. Onlara da hesap soracağım, geçerli mazeretleri yoksa ceza vereceğim. Bu arada İstanbul gonulluleri vardı. Çok aktif çalıştılar. Bizim sistemden bağımsız bir program kurarak sadece buyukşehir belediye başkanlığı yarışının verilerini topladılar.

EN B ÜYÜK MOTİVASYONUM İSTANBUL'U ALMAKTI: İstanbul'un en guzel hikayesi şimdi başladı. Bir donem daha AKP zihniyeti tarafından yonetilirse bu kentin yok olacağına, bir donem sonra CHP'nin kazanmasının hiçbir işe yaramayacağına inanıyordum. Kendimizi, kendi geleceğimizi değil kenti duşunuyordum. En buyuk motivasyonum buydu. Tarihe 'İstanbul'u AKP'den alan il başkanı' olarak geçmek bana bir omur yeterdi."