Özet (TL;DR) @ 2019-04-08 08:04:49.109970: Dünyanın en yakışıklı aktörlerinden biri olarak anılan Robert Redford, “Çocukken kimse yakışıklı olduğumu söylemedi. Çok sonradan duymaya başladım. Hazırlıklı değildim” dedi.



07.04.2019 - 15:35 07.04.2019 - 15:36

Robert Redford'un son kez oyuncu olarak seyirci karşısına çıktığı The Old Man and The Gun filmi onceki gun gosterime girdi. Amerika'nın en unlu banka soyguncularından Forrest Tucker'ın hayat hikayesinden uyarlanan filmde rol alan sinemanın yaşayan efsanesi Robert Redford, "Artık oyunculuğu bırakma zamanı geldi galiba. Oyunculuk yerine yonetmenlik ve yapımcılık yapacağım" dedi.

Hurriyet'ten Barbaros Tapan'a konuşan Redford, eski gunlerden ozlediği şeyin "sadelik" olduğunu soyleyerek, "Şimdi her şey daha karmaşık. Filmi yapmak yetmiyor, reklamı, tanıtımı... Liste boyle uzayıp gidiyor" şeklinde konuştu.

"Çocukken kimse yakışıklı olduğumu soylemedi" diyen Redford, "Kırmızı saçlı, çilli, yaramaz bir çocuktum. Çok sonradan duymaya başladım ve insanlar beni yakışıklı bulmaya başlayınca şaşırdım. Hazırlıklı değildim" dedi.

Şimdi dunyanın en yakışıklı aktorlerinden biri olarak anılan 82 yaşındaki oyuncu, "Bu hoşuma gidiyor. Ama hoşuma gitmesi sadece goruntumle alakalı değil, iyi vakit geçiriyorum" ifadesini kullandı.

Bir çocukluk anısını anlatan Redford şunları soyledi:

"13-14 yaşlarında saçlarım kontrol edilemez haldeydi. Babamın beyaz bir saç likiti vardı. Kuçuk miktarda surmek gerekiyormuş. Bir gun ben avucuma doldurdum ve saçıma surdum. Daha sonra saçımı taradım. Aynaya baktım ve 'Harika gorunuyorum' dedim. Okula gittim, sınıfa girdim ve çocukların yuzu değişti. Neden bana garip bakıyorlar acaba dedim içimden. Anlam veremedim. Saç kremini o kadar çok surmuşum ki kafamın ısısıyla birlikte kopukleşmiş, kabarmış..."

Çevresel konularda en çok çaba harcayan oyuncuların başında gelen Redord, doğaya olan tutkusunun nasıl başladığını şoyle anlattı:

"11 yaşında başladı. Annem o yaşta beni bir gun Los Angeles'tan Yosemite'ye, dağlara getirmişti. Uzun bir tunelden geçiyorsun. Tunel bitince karşına cennet çıkıyor. Arabadan yemyeşil doğayı gorunce 'Bakmak istemiyorum içinde olmak istiyorum' demiştim. O zaman kendimi doğayı koruma ve muhafaza etmeye karşı sorumlu hissetmeye başladım. Eğer doğayı korumayacaksak neden çocuk yapıyoruz anlamıyorum. Ben buyurken Amerika'da gokdelen çılgınlığı vardı. Bizi Avrupa'dan ayıran gokdelenlerimizdi. Allah'tan o dengesiz donem bitti. Bu yuzden mutluyum."