Özet (TL;DR) @ 2019-04-08T05:42:51.000Z: Akciğer kanseri için yeni risk: Kahve



TIP dunyası tam da geçen hafta "The Lancet" dergisinde yayınlanan "beslenme- olum ilişkisi" haberinin sarsıntıları içindeyken, bir başka "şok haber" ABD'nin Vanderbilt Üniversitesi'nden geldi.

Bu onemli merkezde bilim insanı Jingjing Zku liderliğinde yurutulen araştırma, gunde iki fincan veya daha fazla kahve içmenin "sigara tiryakisi" olmayanlarda bile akciğer kanseri riskini ciddi biçimde arttırabileceğini gosterdi. Bu, farklı coğrafyalarda, faklı merkezlerde yapılan araştırmaların ortak verisi idi ve bize şunu soyluyordu: Sigara içmeseniz bile bir gunde iki fincan veya daha fazla kahve içerseniz akciğer kanseri riski yuzde 41 oranında artabiliyor! Araştırmanın sonuçları geçtiğimiz hafta Amerikan kanser derneğinin yıllık toplantısında da tebliğ edildi. Peki sebep ne? Kahve-akciğer kanseri arasındaki bu can sıkıcı bağlantının nedeni henuz net olarak bilinmiyor. "Muhtemel suçlu"nun ise kahveye uygulanan "kavurma" işlemi olduğu duşunuluyor.

SA ĞLIKSIZ BESLENEN ERKEN ÖLÜYOR

Yeni tamamlanan ve neticeleri unlu The Lancet dergisinde yayımlanan kuresel hastalık yukuçalışmasının sonuçlarında hepimizin "kulağına kupe olacak" muhim bilgiler, ciddi uyarılar var. Bu onemli ve guvenilir araştırmanın neticesine bakılırsa, her 5 yetişkinden biri "beslenme yanlışları", daha açık deyişle "kotu beslenme"probleminden oluyor. Öyle ki, araştırmanın ortaya çıkardığı istatistiksel veriler bize "kotu beslenme" meselesinin neredeyse "sigara içme" tehdidinden bile onemli olduğunu gosteriyor. İsterseniz gelin konuyu biraz daha detaylı inceleyelim.

EN ÖNEMLİ TEHDİT: TUZ

Gazlı, şekerli içeceklerin tuketimindeki artış en muhim beslenme tehditlerden biri.

Aşırı şeker ve yağ tuketimi, ozellikle "trans yağ" yuklu paketli gıdalara yonelimin artışı da olumsuz bir faktor.

Fast food gıdaların yoğun tuketildiği yerlerde beslenmeyle ilişkili olum oranlarında ciddi artış var.

Geleneksel beslenme yerine Batı tipi beslenme yaygınlaştıkça sadece bedene giren "toksik madde" oranı artmıyor, zorunlu ihtiyaç sayılan bazı mikro besin unsurlarının (vitamin, mineral, antioksidan) ve onemli destek maddelerinin (probiyotikler, omega- 3 yağ asidleri, magnezyum, glikozaminoglika, kollajen) kazanımı da tehlikeye giriyor.

SANILDI ĞI GİBİ 'HAYAT' DEĞİL

Bizde "beslenme guru"su sayılan sozde uzmanlar bize hala ve ısrarla "İstediğiniz kadar tuz tuketebilirsiniz!" diyor. "Tuz hayattır, ne kadar kullanırsanız o kadar sağlıklı olursunuz"tavsiyelerinde bulunabiliyor. Bizimkiler, radyoaktif kirliliği ile unlu Himalaya tuzuna ovguler duzerken beslenme alışkanlıklarının sağlığımıza etkisini araştıran bu çok onemli araştırmanın en çok ustunde durduğu tehdit ne, biliyor musunuz? Aşırı tuz tuketimi!

K ÖTÜYÜ BIRAKMA, İYİYİ UNUTMA

Araştırmanın muhim bir çıkarımı daha var, o da şu: Kardeşim, yalnızca kotu beslenme ve onun olumsuz sonuçlarına (obezite, kanser) odaklanma. Problemin bir de "iyi besinler"den, yani sebzeden, meyveden, tam tahıl ve kuruyemişlerden uzaklaşma, yani "faydalı besinleri ıskalama" boyutu var. Bu da en az oburu kadar, hatta ondan çok daha onemli bir ayrıntı!

4 HATA

The Lancet dergisinde yayınlanan bu çalışmaya gore kotu beslenmenin ve kotu beslenme nedeniyle beklenenden erken olmenin en onemli nedenleri şunlar:

Tuz t uketiminde artış: Farkında değiliz ama tuz nerede ise hemen tum "paketli"gıdaların vazgeçilmezi. Yiyip içtiğimiz pek çok şey ise "tıka basa" tuz yuklu.

Sebze ve meyve t uketiminde azalma: Bu ikilideki azalma pek çok sağlık sorununun en muhim davetçisi. Hazır gıda kulturu ve fast food beslenme alışkanlığı, yani "Batı tipi beslenme" modeli yaygınlaştıkça sebze ve meyve tuketimi daha da dibe vuruyor.

Tam tah ıl tuketiminde dibe vurma: Tam tahıl yerine sadece "beyaz un" odaklı besin tuketimi de muhim bir negatif faktor.

Kabuklu kuruyemi şlerden uzaklaşma: Pizza, cips, gofret kulturunun kuruyemiş kulturunu neredeyse "yok olma noktasına" taşıması da muhim bir sorun.