Özet (TL;DR) @ 2019-04-07 08:19:28.462719: Yıllardır resim dersleri alan, yağlı boya tablolar yapan Hürriyet gazetesi Ankara temsilcisi Hande Fırat, sergi açma hayalini nihayet gerçeğe dönüştürdü. “Beni anlattım; korkularımı, içimdeki…



Bu sergi bir habercinin zorluklarını, ruyalarını, kabuslarını, bozulan
sinirlerini
anlatıyor

İ lk kişisel resim serginiz çarşamba gunu açılıyor. Yerel seçim gundemiyle denk duştu. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? - Tarihler peş peşe geldi, çok yorucu oldu. Ama çok keyifli ve heyecanlıyım. Her akşamımı geç saatlere kadar çalışarak geçirdim. Uykusuzum. Olsun...

Ne zamand ır resim yapıyorsunuz?

- Resme hep ilgim vardı. Hatta butun çocukluğum, gençliğim kıyafet çizerek geçti. 2000'li yılların başında kendi kendime resim yapmak istedim. O zamanlar CNN Turk'te Başbakanlık muhabiriydim. İlk şovalemi ekonomi yazarı Erdal Sağlam aldı. Bir sure resim yaptım ama araya yine iş girdi. Editor, sonra da haber muduru oldum, akşamları program yapmaya başladım. Kızım Nehir de doğmuştu. O donem surekli çalışıyor, haftada iki gece program yapıyor, ertesi sabah erkenden işe gidiyor, kalan tum zamanımı da kızıma ayırıyordum.
Bu yo ğunluğun arasında resme nasıl dondunuz peki? Üniversite birinci sınıftan itibaren bu meslekteyim. Turkiye gibi bir ulkede haber kanalında çalışmak, muhabirlik, yoneticilik ve canlı yayın yapmak çok zor. Bir akşam fenalaştım. Ertesi gun bir daha fenalaştım. Acile goturuldum. Kalp doktoru, tetkikler, holterler... İki doktor karşıma geçti; nasıl yaşadığımı, kaç saat çalıştığımı sordular. Panik atak, çağımızın hastalığı. Yaşadıklarım, gorduklerim, aşırı stres, kaybetme korkusu... Beslenme şeklimi değiştirmemi ve spor yapmamı istediler ama doktorlardan biri, "Bir hobin yok mu" diye sordu. Hobimi sandığa kapatmıştım. Biraz ağladım. Resim oğretmenim Mahmure Tunal'la da ağlarken karşılaştım hatta. Önce karakalem, sonra toz pastel ve nihayetinde yağlı boyaya geçtim. Resim yaptıkça panik de atak da gelmez oldu, yerini renkler aldı.

Bu sergi bir habercinin zorluklarını, ruyalarını, kabuslarını, bozulan
sinirlerini
anlatıyor

Hande Fırat'ın 'Renklerdir Patlayan' sergisi, 10 Nisan-12 Mayıs tarihlerinde Ankara CerModern'de gorulebilir. cermodern.org
Bu sergi bir hayalin urunu mu?- Evet, hayalimdi. Daha once yapmak istiyordum ama Turkiye'nin gundemi malum; araya hep 'olağanustu gelişmeler' girdi. Üç ay sonra, beş ay sonra yaparım dedim. O uç, beş ay bir turlu gelmedi. Resimleri evimde yapıyorum. Evde adım atacak yer kalmadı. Ben, beni anlattım. Korkularımı, içimdeki çığlıkları, renklerle rahatlamaya dondurdum. Hem çok heyecanlı hem de biraz urkutucu.

Sevdiklerimi d uşunuyorum, mesela mavi, babam!

Bir de manifestosu var serginizin...- Sergi de manifesto da resim yapmaya nasıl başladığımı, belki de ruhumu nasıl iyileştirdiğimi anlatıyor. Bir habercinin zorluklarını, ruyalarını, kabuslarını, bozulan sinirlerini... Renklerle rahatladım. Bazı donemler birden fazla renge, bazen de tek bir renge saplanıyorum. Bu aralar bir kırmızım var, onu her yere koymak istiyorum. Sergide bazı yerler de var; Hindistan, Konya ve Kapadokya. Bu uçunun çizgileri birbirine çok benziyor. Hintlerin bahar şenliklerinde, semazenlerde ve peribacalarında beni benden alan, başımı one eğdiren duygusal bir duruş var.

Resim yaparken ne hissediyorsunuz?

- Kendimden geçiyorum. Resimle birlikte mutlaka muzik de var. Bir de şiir dinliyorum. Sergileri tabloları çizerken en çok Yılmaz Erdoğan'ın sesinden Mevlana'nın Şems için yazdığı 'Etme' şiirini dinliyordum. Bir bakıyorum, saat sabahın dordu; ben bir çiçek gibi oluyorum. Resim yaparken, renkleri kullanırken hayatımdaki insanları da duşunuyorum. Çok sevdiklerimi, çok ozlediğim babamı... Mesela mavi, babam!