Özet (TL;DR) @ 2019-04-07 08:18:34.766107: Petra Nachtmanova (31), Polonyalı-Çek bir anne-babanın kızı olarak Viyana’da doğdu, büyüdü. Çocukken klasik müzik eğitimi aldı. İngiltere’de tarih okuduktan sonra Berlin’e yerleşti. Sazla, orada…
FOTOĞRAFLAR: Emre YUNUSOĞLU- Selcen Kuçukustel

Elindesaz olan bir Avrupalı... Gormeye alışık olduğumuz bir profil değil bu. Kimsiniz siz? - Berlin'de yaşayan, oradaki farklı kimliklerden ve muziklerden etkilenen bir insanım...
Belgeselde, Turkiye'den Berlin'e goç edenlerle konuşurken, "Ben de goçmenim" diyorsunuz...
- Annem Polonyalı, babam Çek. Ben Viyana'da doğdum, buyudum. Almanya'daki en buyuk goçmen grubu Turkiye'den gelenler, ikinci buyuk grup da Polonyalılar. Yani biz de goçmeniz ama gorulmuyoruz. Oysa bizde de o 'goçmen sendromu' var.
Nas ıl bir çocukluk geçirdiniz?
- Annemle buyudum. Viyana sakin bir yerdi. Tatillerde trenle Polonya'ya gidiyorduk. Dedem bizi Lada arabasıyla Varşova'daki gardan alıyordu. Şehrin eski hali çok karanlıktı ama bana hiç korkunç gelmiyordu, heyecanla dedemi ve anneannemi gormeyi bekliyordum. Buyuyunce tatilleri memlekette geçirmenin onemini anladım. Bu sayede şimdi Lehçeyi gayet iyi konuşabiliyorum.
S oze en guzel eşlik eden enstruman
M uziğe ilginiz nasıl başladı?
- Babam muzisyendi. Saksafon ve klarnet çalıyordu. Prag'da 70'lerde acayip
bir caz modası vardı. Babam ve amcam onun tam içindeydi. Ben de Viyana'daki
çocukların çoğu gibi muzik
okuluna gittim. Yıllarca klasik
muzik dunyasındaydım. Keman,
obua çaldım. Ronesans Barok muziğine yonelmeyi duşunuyordum.
Eğitiminiz ne uzerine?
- İngiltere'de tarih okudum.
Berlin'e yerleşmeye nasıl karar verdiniz?- Tipik bir ikinci kuşak
goçmen olarak koklerimle ilgilenmeye başladıktan sonra 'vatanım'a donmeye
karar verdim. Ama Polonya'da yaşamaya bir ay dayanabildim. Çok monokulturel
bir ulke. Bana gore değildi. Berlin'de arkadaşlarım vardı, onların yanına
gittim.
Halk m uziğine ilgi duymaya nasıl başladınız?
- Dunya halk muzikleriyle ilgileniyordum zaten, Doğu
Avrupa halk muzikleri
soyluyordum. Ama Anadolu'yu Berlin'de keşfettim. Bir gun sokakta bağlama çalan
birini gordum. Ev arkadaşım da Turk'tu, ona ait bir Âşık Veysel CD'si vardı
evde. Onu dinledim ve çok sevdim.
Saz çalmayı nasıl oğrendiniz?- Berlin'de bir cemevinde saz kursuna
başladım. İlk hocam Nevzat Akpınar'dı, sonra Taner Akyol Saz Kursu'na gittim.
Sonra da sağa sola sorarak, YouTube'daki videoları izleyerek ilerlettim. Sekiz
senedir çalıyorum ama hala tamamen oğrendim diyemem.
T urkçeyi nasıl bu kadar ilerlettiniz?
- Turkuleri anlamak için oğrenmeye başladım. İstanbul'da kaldım bir sure. Üç senedir de bir Karadenizliyle evliyim.
Nedir sizin i çin bu enstrumanı bu kadar ozel kılan?
- Bence soze en guzel eşlik eden enstruman saz. Adeta kalbin anahtarı...
İ stanbul penceresinden Anadolu'nun her koşesine bakabiliyorsun
Belgesele konu olan seyahate çıkmaya nasıl karar verdiniz?- Berlin'de
saz çalan arkadaşlarımdan çok duydum: "Horasan'dan geldik", "Bu saz
Horasan'dan geldi." Hep bir Horasan... Madem bu kadar onemli neden
gitmiyorlar, anlamıyordum. Onlar için biraz 'masal ulkesi' gibiydi. Ben de bir
gidip bakayım dedim. Biliyorsunuz, ozellikle Avrupa'da butun Orta Doğu acayip
tehlikeli goruluyor. Öyle olmadığını, orada yaşayan insanların doğal hayatını
gormek istedim.
Bu yolculu ğa çıkacağınızı soylediğiniz yakınlarınız ne dedi?
- "Guvenli mi", "İran'a nasıl gideceksin", "Ya seni taşlarlarsa"... Hiç gidip gormedikleri için buralarda kimsenin derdinin size zarar vermek olmadığını bilmiyorlar.
Bu maceray ı belgesele donuşturme fikri nasıl oluştu?
- Bu fikir Stephan Talneau'dan çıktı. Berlin'de yaşayan Fransız yonetmen... Benim de arkadaşım.m Yolculukta size kim eşlik etti?- Benim ve Stephan'ın dışında bir de sesçimiz Florent (Chaintiou) vardı. Ayrıca her ulkede bir araştırma-organizasyon asistanı bize eşlik etti. Turkiye'de kulturel antropolog Selcen Kuçukustel'le çalıştık.
Buradaki halk
k ulturu bir hazine
Hangi ulkelerden geçtiniz?- Bosna, Arnavutluk, Kosova, Bulgaristan,
Turkiye, Gurcistan, Azerbaycan ve İran.m Turkiye'de nerelere gittiniz?-
Seferihisar, Kaş, Kırşehir, Ankara, Sivas, Tunceli, Erzurum ve Kars.
Nelerle karşılaştınız bu şehirlerde?
- Bağlama ailesinin çeşitlerini gormek çok guzeldi. Sonra Anadolu'nun zenginliği... Burada gorduğum misafirperverlik ve halk kulturu bir hazine! Ona sahip çıkmazsanız yok olur. Biz Avrupa'da halk kulturumuzun çoğunu kaybettik. Siz kaybetmeyin.
Sizi nas ıl karşıladılar?
- Teyzeler inanılmazdı. Hemen gelip size sarılıyorlar, "Gel yavrum, gel kızım" diyorlar, çok guzel... Çok lezzetli yemekler yedirdiler bize. Koylerde her şey taze. Ekolojiyle ilgili fikirlerim de gelişti bu yolculukta. Mesela Seferihisar'da Doğa Okulu diye bir proje var. Orhanlı Koyu'nde ziraatla, sanatla, kulturle ilgili atolyeler yapıyorlar. Çok değerli. Bu guzel coğrafyanın faydalı geleneklerini canlı tutmak lazım. Biz Avrupa'da nenelerimize ziraatla ilgili bir şey soramıyoruz. Çunku onlar da koyden uzak kalmış. Siz sorabilirsiniz çunku burada herkesin bir koyu var.
Sizi neler etkiledi yolda?
- Manzaralar. Şehirde yaşarken unutuyoruz ama guzel manzara çok etkiliyor insanı. Şehirden çıkınca nefes almaya başlıyorsun.
"İstanbul, saz kulturunun kalbine açılan pencere" diyorsunuz...
- Avrupalılar için İstanbul, daha az bildiğimiz bir dunyaya, Anadolu'ya açılıyor. Anadolu, saz kulturunun kalbi, İstanbul da adeta Anadolu'nun bir minyaturu. İstanbul penceresinden Anadolu'nun her koşesine bakabiliyorsun.
Saz, birle ştirici bir enstruman. Belgeselde siz de buna değiniyorsunuz. Ama sazın etkili olduğu coğrafyada tarih boyu hep çatışmalar olmuş...
- Evet, birleştirici. Öyle olmasa bir banka neden reklamlarında sazı kullansın? Kullanıyor çunku halkın sembolu. Ama kulturel zenginliği taşıyan bolgeler hep sıkıntı çekiyor. Farklı noktalar ve ortak noktalar var. İnsanlar hangilerini gormeyi seçip hareket ederlerse, tarih oyle gidiyor.
**Â şık Veysel'in ailesi bizi çok sıcak karşıladı
**
Âşık Veysel'in mezarını ve ailesini de ziyaret etmişsiniz.
Neler s oylersiniz bu ziyaretle ilgili?- Çok guzel ve huzurlu bir gun
geçirdik orada. Âşık Veysel'in ailesi, çok guzel insanlardan oluşuyor, bizi
çok sıcak karşıladılar.
Berlin 'de ayda bir halk muziği geceleri yapıyoruz
Nerede ya şıyorsunuz, nasıl bir hayatınız var?- Berlin'deyim hala. Muzisyenim, kocam da muzisyen. Sadece turku çalmıyoruz, başka tarz muziklerle de ilgileniyoruz, gruplarımız var. Ama 'BeynelMilel' adı altında halk muziği geceleri yapıyoruz ayda bir kere. Anadolu'dan, Kafkasya'dan, Balkanlar'dan, Doğu Avrupa'dan muzikler çalıyoruz orada... Mahallemizin muzikleri işte...
Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz?
- Kesinlikle yolda oğrendiğim şarkılardan bir album çıkarmak istiyorum.

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.