Özet (TL;DR) @ 2019-04-05T07:26:25.000Z: Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk, "Cumhurbaşkanı Erdoğan 'atalet', yorgunluk ve kibir meselesi konusunda, partisini uyarıyor. Ne var ki bu uyarılara kulak tıkayanların hala var olduğu İstanbul…
Yeni Şafak yazarı Hasan Özturk, "Cumhurbaşkanı Erdoğan 'atalet', yorgunluk ve kibir meselesi konusunda, partisini uyarıyor. Ne var ki bu uyarılara kulak tıkayanların hala var olduğu İstanbul seçimlerinde goruluyor. Yanılıyor muyum?" dedi.
Hasan Özturk, Yeni Şafak'ta "Erdoğan'ın onca uyarısına rağmen…" başlığıyla yayımlanan yazısında "Hesaplaşma. Diz çokturme. Çizik atma. Her ne pahasına olursa olsun sonuç alma. Karmakarışık ittifakın motivasyonu buydu oyle değil mi? 31 Mart seçimlerine giderken her fırsatta 'Bu seçimin muhalefet açısından yegane hedefi Erdoğan'a bir çizik atmak' diye cumle kurmamız bundandı" ifadesini kullandı.
Özturk şoyle devam etti:
"O yuzden HDP ile İyi Parti (İP) aynı safta buluştu. O yuzden Şanlıurfa'da HDP, Saadet lehine seçimden çekildi. O yuzden, CHP'nin İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu seçim boyunca hiç ortalıkta gorunmedi. O yuzden, Meral Akşener ile yolları çoktan ayrılan Ümit Özdağ, '1 Nisan'a kadar bana musaade' diyerek genel merkezdeki odasını kilitleyip arazi oldu.
Ekrem İmamoğlu seçim boyunca 'uzlaşmacı' hatta 'muhafazakar' bir profil sergiledi. O yuzden Mansur Yavaş'ı az konuşturdular.
Neticede ne yaptılarsa Cumhur İttifakı'nı yuzde 50'nin altına duşuremediler. Seçmen Cumhur İttifakı'na yuzde 51.66 oy verdi. Turkiye'nin her bolgesinde, her şehrinde her ilçesinde Cumhur İttifakı'na muazzam oranda destek çıktı. Doğu ve Guneydoğu'da yaşayan Kurtler milli birlik ve hizmete oy verdi. Ağrı, Şırnak, Muş, Bingol, Bitlis gibi illerde Ak Parti'yi birinci parti yaptı. Diğer yerlerde ikinci parti olurken aradaki farkı açtırmadı.
Ne var ki ortada karmakarışık ittifakın goreceli bir başarısı da var. Bunu da gormek gerekiyor. Karmakarışık ittifakın, Ankara'da (itiraz sureci devam ediyor), Antalya'da, Adana ve Mersin'de kazanması uzun sure uzerinde durulması gereken bir meseledir.
İstanbul'da yaşanan karmaşa ise başlı başına tartışılmalı, incelenmeli. Hem siyaset biliminin hem sosyolojinin hem de hukukçuların gundeminde uzun sure kalmalı.
Zira, 'Oy hırsızlığı'ndan tutun da 'Örgutlu plan'a kadar bir suru iddia var. İddiaların bir kısmı adliyenin, bir kısmı Yuksek Seçim Kurulu'nun (YSK) bir kısmı ise İçişleri Bakanlığı'nın konusu olmalı.
Bir de hariçten gazel okuyanlar var ki dikkate değer. Amerika'dan gelen seçime donuk kabul edilmez açıklamalar, Paris belediye başkanının 'Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider…' diyebileceğimiz turden çıkışları İstanbul ozelinde bambaşka bir duruma işaret etmektedir.
KARMAKARI ŞIK İTTİFAKIN MÜŞAHİTLERİ İLE AK PARTİ MÜŞAHİTLERİ ARASINDAKİ FARK
Cumhur İttifakı'nın taşıyıcı ana omurgasını Ak Parti oluşturuyor. Ak Parti'nin İstanbul ozelinde yaşadıkları gelecekte parti içinde de mutlaka tartışılacaktır.
Şu anda onemli bir merhale hukuk içinde yuruyor. Oyların bir kısmı yeniden sayılıyor. Geçersiz oylar meselesi var. Bir de sandık birleştirme tutanaklarındaki sehven veya bilinçli yapılan hatalar duzeltiliyor.
Herkes gibi biz de takip ediyoruz.
Sureci takip ederken insanın aklına deli sorular da gelmiyor değil.
Karmakarışık ittifakın yani CHP-HDP-İP ittifakının İstanbul'da seçmenlerini konsolide ettiği muhakkak. Aynı şekilde sandık muşahitleri konusunda da mahirleştikleri goruluyor. Daha ileri bir cumle kuralım, hepsi devlet memuru olan sandık başkanlarının motivasyonu da dikkat çekici!
Peki Erdoğan siyasetinin olmazsa olmazı, 'Sandığa sahip çıkma' dusturuna İstanbul'da ne oldu?
30 yıldır takip ettiğim seçimlerde neredeyse sıfır hata ile sonuçları onceden toplayan yegane siyasal oluşum Erdoğan'ın da içinde bulunduğu siyasi hareketti.
Hem YSK'dan hem haber ajanslarından çok daha hızlı çalışan bir sistem kurulmuştu.
Buna bizzat 1994 yılındaki yerel seçimlerde Refah Partisi'nin Ankara Balgat'taki Genel Merkezi'nde şahit olmuştum.
Refah Partisi'nin seçim koordinasyon merkezi bizlere kendi verilerini vermişti ve daha sonra YSK'nın açıkladığı sonuçlarla birebir ortuşuyordu.
Yine biliyoruz ki 2003'ten bu gune kadar Ak Parti'nin her girdiği seçimde kendi sistemi uzerinden yaptığı tespitler ile YSK'nınkiler arasında çok kuçucuk farklar vardı.
Peki bu seçimde ne oldu da Ak Parti ozellikle İstanbul'da kendi sistemini işletemedi? Ya da ne oldu da sandık ilk kez bu kadar "sahipsiz" kaldı?
Birçok gazeteci gibi bana da onlarca birleştirme tutanağı geliyor. Bu tutanaklarda Cumhur İttifakı'nın adayı Binali Yıldırım'ın sandıkta aldığı oyun YSK'ya bildirilecek birleştirme tutanaklarında buharlaştığı goruluyor. Bu maddi hatanın duzeltilmesi için şu anda yoğun bir hukuki mucadele veriliyor.
Peki, o tutanak tutulup altına imza atılırken Ak Parti'ni muşahitleri bu maddi hatayı neden goremedi?
Bir kasıt aramıyorum. Ama en azından şunu soylememe musaade edin.
21 Mayıs 2017'de Ak Parti 3'ncu Olağanustu Kongresi ile tekrar partisine donen Cumhurbaşkanı Erdoğan o gun çok onemli uyarılarda bulunmuştu.
O uyarılardan biri, yorulan, yıpranan teşkilatlarda yapılacak yenileştirmelerle ilgiliydi.
Diğer bir uyarı ise 'Kibirlenmeyin' uyarısıydı.
23 Mayıs 2017'de bu koşede şunları yazmıştık:
"Ak Parti'de oyle bir zumre oluştu ki 'kibir abidesi' hepsi. Yururken… Trafikte araç kullanırken… Konuşurken… Astıyla iletişim kurarken… Sıradan vatandaş ile ilişki geliştirirken… Öyle bir kibirle yaklaşmalara şahit oluyoruz ki…
Bunların 'Muhafazakar' insanlar olduğuna inanamıyor insan. Bunların dindar olduğuna inanamıyor insan. Bunların yerli olduğuna inanamıyor insan.
(…) Ukalalar, curetkarlar… Olabildiğine de cahiller!
Raconu parayla kesip, unvan ile imzalayıp; yuruyup gitme eğilimindeler… Bu halleriyle, kırdıkları gonullerle dolu etraf.
(…) Onların cumlesine 'Gulu incitme gonul' diyerek mesaj verdi Erdoğan…"
O gunden bugune Cumhurbaşkanı Erdoğan 'atalet', yorgunluk ve kibir meselesi konusunda, partisini uyarıyor. Ne var ki bu uyarılara kulak tıkayanların hala var olduğu İstanbul seçimlerinde goruluyor.
Yanılıyor muyum?"
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.