Özet (TL;DR) @ 2019-04-05T07:58:29.000Z: Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, seçim sonuçlarına ilişkin olarak "İktidara yakın merkezden ve yerel yönetimlerden iş alan, kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyen bir takım 'tuzu kuru' iş adamları…



Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, seçim sonuçlarına ilişkin olarak "İktidara yakın merkezden ve yerel yonetimlerden iş alan, kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyen bir takım 'tuzu kuru' iş adamları yavaş yavaş ortalıktan kaybolmaya başlayacaklardır" dedi.

Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit'te "Seçimin ardından" başlığıyla yayımlanan yazısında "Seçimin sonuçları buyuk olçude belli oldu. Belli olmayan birkaç il ya da ilçede bugunlerde belli olacak. Sonuçta 1. parti yine AK Parti. CHP daha az zarar edince bayram yapıyor. HDP çozulmuş. İyi Parti buharlaşmış. Durum bu" ifadesini kullandı.

Dilipak şoyle devam etti:

"Turkiye'de seçim sistemi aslında oldukça sağlam bir sistem. Sandık kurullarında sayım açık yapılıyor. Zabıt tutuluyor ve orada ilan ediliyor. Hata olmaz mı, olur. Ama hatayı tesbit etmek ve duzeltmek zor değil. Eğer sandık kurulundaki herkes birlik olup hile yapacaksa yapar, ama onu da kaç sandıkta yapabilir ki! Hal boyle iken bu meydan okuma, tehdit ve sokak çağrıları ne oluyor. CHP'nin sandıktan ne anladığını tek parti donemindeki 'açık oy gizli tasnif'ten biliyoruz.

Bugun artık oyle bir şey yok. İtiraz konusunda tek kafa karıştıran şey, o sandık kurulundaki AK Parti ve MHP uyesi neredeydi ve ne yapıyordu. Aslında seçime giderken birçok şey AK Partinin beklentisi ustunde lehineydi, ama umduğunu bulamadı.. Kılıçdaroğlu'nun Yeni Zelanda açıklaması, Netanyahu'nun sozleri, AP'nin Turkiye ile muzakerelerin dondurulması kararı, Yeni Zelanda saldırısı, CHP'nin PKK ve İyi Parti ile kurduğu ittifak, her şey AK Partinin lehineydi. Ekonomide ciddi bir dalgalanma olmadı.

Pazarda da fiyatlar bir şekilde dengelendi. Peki, ne oldu da, sonuç boyle oldu. Onu seçime giderken ve seçim sonrası yazdım. Kimseye derdimi anlatamadım. Dostları kızdırma, gucendirme pahasına yazdım. Başka ne yapabilirdim.

' SEÇİMİN BÜTÜN YÜKÜ ERDOĞAN'IN ÜZERİNDEYDİ'

Seçimin butun yuku, her zaman olduğu gibi yine Erdoğan'ın uzerindeydi. Erdoğan'ın sahne performansına eklediği ekrandan VTR dedikleri Video sunumu onemli idi. Ama yetmedi. Hatta AK Parti elindeki en buyuk sermayesini tuketmeye başladı.

Seçime doğru giderken, hep yapılanlar ve yapılacak olanlardan soz edildi ama halkın kafasındaki 'suali mukadderler'e net bir cevap verilmedi. Aday profili duşuktu. Beklentilerin çok altındaydı. Bunlar milletin kalbine değil, sinirine dokundular. Butun bunları yazdık ama gidişat değişmedi.

Birçok teşkilatta, samimi bir şekilde işe sarılmadı. 'Eli ayağı boş değil, tuttuğu iş değil' bir şekilde, dostlar alışverişte gorsun kabilinden bir kampanya yurutuldu. Soylenti kargaşanın ikiz kardeşidir. Sosyal medyada dolaşan soylentilerin derin bir tahrip gucu var. Ve seçimden sonra da bu soylentiler artarak devam ediyor. Bu seçimde STK'lar, cemaat yapıları, kanaat onderleri ve medya buharlaştı. Etkin bir rol uslenemediler ve inanılır, ciddi bir danışma ve rehberlik yapmaktan uzaktılar.

Bu sureç de 'Muhafazakar / Başortulu Feministler' ve 'Muhafazakar / Başortulu Kemalistler' ciddi bir rahatsızlık konusu idi. Solcular bizi laikleştiremedi ama AK Parti içindeki AKP'liler Sekulerleşme / Sekulerleştirme konusunda solculardan çok daha başarılı idiler.

AK Parti'nin bir muhalefetsizlik sorunu var. Birileri bu vahim durumu daha da derinleştirmek istercesine, ozeleştiriyi bile engelleme gayretine girdi sanki. Bunları tek tek defalarca yazdım. Evet, toplumun her kesiminde

FETÖ davalarının savsaklandığı, masum kişilerin suçlanıp, gerçek suçluların korundukları, serbest bırakıldıkları ya da bazı kişilerin uzerine hiç gidilmediği gibi bir izlenimleri var.

Şimdi bir kere daha 'milletimizin verdiği mesajı aldık' deme zamanı. Milletle inatlaşılmaz. Sonuçta siyaset vekalet muessesesidir. Siyaset varlık ve meşruiyetini milletin iradesinden alır. Eğer mesaj alındı ise, parti teşkilatının da, burokrasinin de bakanların da onemli olçude yenilenmesi gerek.

Eğer gereken ders alınmazsa bir sonrası sandıkta daha vahim sonuçlar kaçınılmaz olur. Bugunku sonuçta CHP ve Kılıçdaroğlu'na ofkenin bu kadar yuksek olmasına rağmen bu seviyede gerçekleştiğini bir kenara not etmek gerek.

Yine bir takım şaibeli isimler seçildiler. AK Parti kendi için bir sonraki seçimin (Beka sorunu değil) 'Hayat-Memat sorunu' haline gelmesini istemiyorsa, bu adamların elini tutması gerek. AK Partililer de gozlerini bu adamların uzerinden eksik etmemesi gerek. Yoksa yerler ve bu işin faturası partinin onune konur. Bu iş sadece Binali ve Özhaseki konusu değil. Seçilen il ve ilçelerin riskli başkanlarının yakın takibe alınması gerek.

' O DA HARCANIR'

Bunların başkan yardımcıları, ozel kalemleri ve genel sekreterleri, daire başkanları ve genel mudurlerinin daha guvenilir kişilerden seçilmesi gerek. Yoksa memlekete de yazık olur, AK Parti'ye de. Bu iş sonuna kadar Erdoğan'ın karizması ile goturulemez. O da harcanır.

Erdoğan kararlı bir şekilde bakanlıklarda, burokraside, teşkilatlarda bir temizlik harekatı başlatmalıdır. Yoksa gelecek gunler geçen gunleri aratır, onu soyleyeyim.

Bakın şimdi ne olacak. Yeni siyasi oluşumlar konusu yeniden gundeme gelecek. İyi Parti dağılabilir. Zaten şimdiden dokulmeye başladılar. Bunlar MHP'ye donecek olurlarsa, AK Parti ile MHP arasındaki ortulu koalisyonun şartları da değişir. Baksanıza bu sonuçlardan sonra Perinçek'in de goruşleri değişti.

Eğer kriz derinleşecek olursa AK Partiden de gidenler olacaktır.. AK Parti ve CHP tabanından milletvekillerinin katılımını hedefleyen yeni siyasi oluşumlar yeniden gundeme gelecektir. Olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz. Kaos planlayıcıları boş durmayacaklar.

İktidara yakın merkezden ve yerel yonetimlerden iş alan, kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyen bir takım 'tuzu kuru' işadamları yavaş yavaş ortalıktan kaybolmaya başlayacaklardır. Bu işler hep boyledir: Ayaktaysan elini operler ya da alkışlarlar. Oturdun mu, ya da sarsıldın mı saldırıya uğrarsın, duştun mu vururlar. Tabi bunlar kara gun dostu değilse. Kara gun dostları acı soyluyor diye uzaklaştırılmış, dışlanmışsa, o zaman yapacak fazla bir şey yok.

Ebu Muslim Abdurrahman bin Muslim El-Horasani, İranlı Musluman bir devlet adamıdır.. Emevi Devleti'nin yıkılışı ve Abbasi Devleti'nin kuruluşu sırasında onemli roller ustlenmiştir. O Emevi devletinin yıkılışı ile ilgili onemli bir tesbitte bulunur ve der ki 'Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve onları kazanmak için de duşmanlarını yakınlaştırdılar.

' YAKINLAŞTIRILAN DÜŞMAN DOST OLMADI'

Yakınlaştırılan duşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dostlarını duşman ettiler. Herkes duşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.' Cahil, zalim, mufsid, paraya, kadına, makama duşkun, kumarbaz kişilerden uzak durmak gerek. Onları, Allah'ın yardımının ulaşmasının onundeki en buyuk engellerdendir. Şimdi yeniden karar verme zamanıdır. 'La galibe illallah' deme zamanıdır. Hayır da şer de Allah'ın iradesi içindedir. Şimdi Allah'ın rızasına yonelme zamanıdır.

Hem değil mi ki, 'Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelenlerde Allah hayır murat etmiş olabilir'. Adalet herkes için, her zaman ve her yerde. Adalet mulkun temelidir. Hak nerede tecelli ederse orada duralım. Bir kişi ya da topluluğa olan ofkemiz bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmemeli. Selam ve dua ile."