Özet (TL;DR) @ 2019-04-04T04:04:51.000Z: Uluslararası Af Örgütü'nün raporunda, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç'in cinsiyet eşitliği açısından ilk sıralarda yer almasına rağmen ciddi derecede yüksek tecavüz oranlarına sahip olduğu ve…



Avrupa

04:04 04.04.2019URL'yi kısaltın

Uluslararası Af Örgutu'nun raporunda, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç'in cinsiyet eşitliği açısından ilk sıralarda yer almasına rağmen ciddi derecede yuksek tecavuz oranlarına sahip olduğu ve adalet arayan bu ulkelerdeki mağdurların çoğu zaman yuzustu bırakıldığı belirtildi.

Uluslararası Af Örgutu, dort İskandinav ulkesi Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç'teki cinsel saldırılar ve faillerin yargılanmasına ilişkin bir rapor yayımladı.

"Değişim zamanı: İskandinav ulkelerindeki tecavuz mağdurları için adalet" adlı raporda, hatalı yasalar, yaygın zararlı inanışlar ve toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının bu ulkelerdeki tecavuzculere bir dokunulmazlık verdiği ifade edildi.

Tecavuz mağdurlarının karşılaştığı durumların dort ulkede de aynı olmamakla birlikte, "kadına yonelik cinsel şiddeti gormezden gelen, inkar eden ve ustunu orten adalet sistemleri açısından rahatsız edici şekilde bu ulkeler arasında paralellikler bulunduğu" ifade edildi.

Tum İskandinav ulkelerinin imza attığı İstanbul Sozleşmesine gore, tecavuz ve cinsel nitelikteki tum rıza dışı eylemlerin suç olarak sınıflandırılması gerektiği, ancak Finlandiya, Norveç ve Danimarka'daki yasalarda, "rıza dışı olması" temeline dayanan bir tecavuz tanımı bulunmadığına dikkati çekildi.

Raporda, yasada veya uygulamada, bir mağdurun fiziksel olarak direnmediği için rıza gosterdiği varsayımının sorunlu olduğu, çunku cinsel saldırı sırasında mağdurda "donma" gibi fizyolojik veya psikolojik eylemsizlik gorulebildiğine vurgu yapıldı.

' MAĞDURLAR YÜZÜSTÜ BIRAKILIYOR'

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uluslararası Af Örgutu Genel Sekreteri Kumi Naidoo, cinsiyet eşitliği açısından ilk sıralarda yer alan İskandinav ulkelerinin şok edici derecede yuksek tecavuz oranlarına sahip olmasının bir çelişki olduğunu belirtti.

Damgalanma ve adalet sistemine duyulan guvensizliğin, çoğu zaman kadınların ve kızların saldırıları rapor etmemesine yol açtığına dikkati çeken Naidoo, ayrıca mağdurların adalet arayışlarında sık sık yuzustu bırakılmalarına vurgu yaparak, kurumsal ve sosyal değişime, kanun değişikliğinden çok daha fazla ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.