Özet (TL;DR) @ 2019-04-04T07:08:00.000Z: Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, bazı ilçelerinde oy sayma işlemi yinelenen İstanbul'la ilgili olarak bazı bilgiler verdi. Zeyrek "Dün gece yarısına dek yapılan sayımlarda İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki…
Turkiye
07:08 04.04.2019URL'yi kısaltın
Sozcu yazarı Deniz Zeyrek, bazı ilçelerinde oy sayma işlemi yinelenen İstanbul'la ilgili olarak bazı bilgiler verdi. Zeyrek "Dun gece yarısına dek yapılan sayımlarda İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki fark 20 binin altına duşmedi" dedi.
Deniz Zeyrek, Sozcu'de "Hukuk herkese lazım" başlığıyla yayımlanan yazısında "31 Mart 2019 yerel seçimleri Turkiye açısından onemli bir donum noktası oldu. Her seçimden birinci çıkan ve rakiplerinin seçimlerin şeffaflığı ve guvenliği ile ilgili eleştirilerine kulak tıkayan AK Parti, İstanbul ve Ankara'yı kaybedince seçim guvenliği açısından yargı denetiminin ve itiraz mekanizmasının gerekliliğini fark etti" ifadesini kullandı.
Zeyrek şoyle devam etti:
Şaibesiz seçimlerin ne derece onemli olduğunun bir defalığına bile olsa anlaşılmasını demokrasimiz açısından çok kıymetli buluyorum.
İ TİRAZ AK PARTİ'NİN HAKKIDIR
1 Nisan 2019 Pazartesi gununden beri AK Parti'nin İstanbul ve Ankara'da seçim sonuçlarına yaptığı itirazları ve o itirazlar uzerinden yaşanan tartışmaları izliyoruz. Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum:
Gelişmiş demokrasilerde seçimlerin bağımsız yargı denetiminde yapılması demokrasinin olmazsa olmazıdır. Herhangi bir seçimde, adayların belli olmasından, sandıktan çıkan oyların birleştirilip ilan edilmesine kadar geçen surede atılan her yanlış adım, yargı denetimi sayesinde duzeltilebilir. O nedenle CHP'nin de AK Parti'nin de diğer partilerin de herhangi bir aşamada YSK ve ilçe/il seçim kurullarından oluşan yargı denetimini talep etme hakkı vardır.
Yaklaşık 9 milyon insanın oy kullandığı İstanbul'da rakibinin yaklaşık 25 bin oy gerisinde kalan Binali Yıldırım'ın da bu hakkı kullanmasından daha doğal bir şey yoktur. Nitekim, AK Parti de Yıldırım'ın girdiği yarışla ilgili her turlu itiraz hakkını kullanmak istedi.
TUTARLILIK YOKSA SORU İŞARETLERİ DOĞUYOR
Buraya dek her şey normal ve 'neden itiraz ediyorlar' demek anormal. Ancak onceki yıllardaki açıklama ve somut ornekleri anımsayınca muhalefet cephesinin neden itiraz ettiğini anlamak mumkun. Bakın, geçmişte muhalefetin itirazları konusunda kim ne demiş: İçişleri Bakanı Suleyman Soylu: Seçim sonuçlarında şaibe olmayan ender ulkelerden biriyiz. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İbrahim Kalın: Turkiye'de sandıklarda hile yapılmaz.
Ba şbakan (Eski) Yardımcısı Bekir Bozdağ: Kim 'sandıkta hile yapılıyor' diyorsa bilin ki kaybetmiştir.
Cumhur İttifakı Ankara Adayı Mehmet Özhaseki: 'Seçim gunu geliyor sandıklar açılıyor, gerçekler yuzlerine çarpıyor. O zaman ne diyorlar? (Oylar çalındı, sahip çıkamadık). Yapma ya? Ağlak ağlak gezmeyin, adam gibi çalışın biraz durust olun durust…'
Aynı şekilde 31 Mart 2019 gunu yapılan yerel seçimlerden iki gun once muhalefetin seçim guvenliği endişesi sorulan AK Parti Genel Ba şkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz şu yanıtı vermiş: 'Dunyada seçim guvenliği işini en iyi yapan belki de biziz.' Bu değerlendirmeleri yapan siyasetçilerin AK Parti İstanbul'da Buyukşehir Belediye Başkanlığı seçiminde ikinci çıkınca seçim guvenliği konusunda soylediklerini bir duşunun. Sizce ne derece tutarlı? Bir çok ornek verilebilir ama sadece Genel Başkan Yardımcısı Yavuz'un 'Bu seçim demokrasi tarihimizin en buyuk şaibelerinden biri' açıklamasını anımsamak yeterli olur diye duşunuyorum.
Ç İFTE STANDART VARSA ADALET OLUR MU?
(C) AA / İsa Terli
Gelelim işin yargı boyutuna. Yargı denetimi ne kadar olmazsa olmaz ise bu denetimi yapan yargının tarafsız ve bağımsızlığı da o derecede elzemdir. AK Parti'nin İstanbul'da iki tur itirazı vardı.
-- Birinci itiraz, sandık başı tutanağı ile birleştirme sonucunda YSK sistemine kaydedilen rakamların karşılaştırılmasıyla bulunan 'kaydırılan (başka partilere yazılan) oylar'dı. Bu çerçevede yapılan duzeltmelerde Binali Yıldırım'ın oyları yaklaşık 4 bin adet arttı. Kimse buna itiraz etmedi.
-- Kaydırılan oylar farkı kapatmaya yetmeyince ikinci itiraz yasaya aykırı kullanılmış (geçersiz) oyların yeniden sayılması için oldu. Yıldırım, geçersiz oy sayısının rakibi ile arasındaki farkın çok çok ustunde olduğuna dikkat çekerek, o oyların yeniden sayılması talebinin haklı olduğunu vurguladı.
Benzer bir talep de Ankara'da geldi. 2014'deki yerel seçimlerde Mansur Yavaş'ın 'rakibimle aramda 32 bin fark var ve 124 bin oy geçersiz. O oylar yeniden sayılsın' başvurusunu 'sandık başında itiraz etmeliydiniz' diye reddeden YSK, AK Parti'nin talebini Ankara'da 9 ilçede, İstanbul'da 18 ilçede kabul etti. İtiraz eden CHP ya da HDP olduğunda 'ret' kararı verilmesi, AK Parti olunca itirazın kabul edilmesi bir çifte standart değil mi?
Yargının çifte standart uyguladığı bir yerde 'adalet' kavramından soz edebilir miyiz?
GE ÇERSİZLERİN ÇOĞU GEÇERSİZ KALDI
Geçmiş içtihatlar ve uygulamalardan farklı bir şekilde Ankara'da ve İstanbul'da 5 ve yukarı sayıda geçersiz oy bulunan sandıklar yeniden açıldı ve geçersiz oylar yeniden tek tek sayıldı. Açılan sandıklarda ortaya çıkan rakamların sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldı.
Örneğin Ankara'da aradaki fark 125 bin iken geçersiz oy sayısı 100 bindi ve tamamı AK Parti'ye yazılsa bile sonucu değiştirmeyeceği halde seçim kurulu kararıyla 9 ilçede geçersiz oylar yeniden sayıldı. Sonuçta AK Parti'ye 545, CHP'ye 200 oy geldi.
İstanbul'da da dun gece yarısına dek yapılan sayımlarda İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki fark 20 binin altına duşmedi. Kamu gorevlisi olan sandık kurulu başkanlarının, kamu gorevlisi olan yardımcısı ve parti muşahitlerinin onayı ile geçersiz saydığı oyların yeniden sayıldığında geçerli hale gelmesini kimse beklenmiyordu zaten.
Neticede kampanya boyunca tatlı sert bir yarış içinde olan İmamoğlu ve Binali Yıldırım, oyların sayımı surecinde de o yarışı devam ettirdi. Yargı surecinin tamamlanmasını ve kimsenin hakkının yenmediği bir sonucun bir an once netleşmesini beklemek, her vatandaşın ozellikle de İstanbulluların hakkı."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.