Özet (TL;DR) @ 2019-04-03T18:31:13.000Z: Cumhur İttifakı İstanbul adayı Binali Yıldırım yaptığı açıklamada, "Seçimin patronu YSK'dır Seçimin sahibi ne Sayın Ekrem İmamoğlu'dur ne de Binali Yıldırım'dır." dedi.
AK Parti İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, AK Parti İl Başkanlığı onunde gazetecilere yaptığı açıklamada, 31 Mart seçimlerinin pazar gunu İstanbul'da ve butun Turkiye'de gerçekleştiğini hatırlattı. Malatya'da gerçekleşen uzucu olay dışında, yurdun her tarafında buyuk bir olgunlukla seçimleri gerçekleştirdiklerini kaydeden Yıldırım, "Seçimler gerçekleşti ama konuşulmaya devam ediyor. Bu da doğal bir şey. Çunku anayasamızın 67. ve 79. maddeleri çok açık, diyor ki 'seçimler yargı yonetimi ve denetiminde yapılır.' Seçimin başlamasından bitimine kadar, yani seçim gunu, seçimin duzen içinde yapılması ve yonetilmesiyle ilgili butun işleri yapma, yaptırma gorevi Yuksek Seçim Kurulu'na aittir. Seçim tamamlandıktan sonra seçimle ilgili butun yolsuzlukları, şikayet ve itirazları incelemek, karara bağlamak gorevi, Yuksek Seçim Kurulu'nundur. Çok açık. Yani seçim bitmiştir, şikayet, itiraz donemi devam etmektedir." diye konuştu. Yıldırım, bunun ilk defa gerçekleşen bir şey olmadığını, bugune kadar butun seçimlerde gerçekleştiğini anlatarak, birçok ilde, birçok ilçede, İstanbul'da olduğu gibi şikayet ve değerlendirme sureçlerinin devam ettiğini soyledi. İlçe seçim kurullarında fedakarca, gece gunduz, gozunu kırpmadan çalışan memurlar, hakimler ve parti gorevlileri olduğunu belirten Yıldırım, şoyle devam etti:"Dolayısıyla seçimin patronu Yuksek Seçim Kurulu'dur. Artık seçimin sahibi, ne sayın Ekrem İmamoğlu'dur, ne de Binali Yıldırım'dır. Seçimin sahibi ve karar vericisi Yuksek Seçim Kurulu'dur. Bir kere Sayın İmamoğlu'nun bu gerçeği gormesi, kabul etmesi gerekir. Ben ilk gun çok açık bir şekilde soyledim. Mazbata kime verilirse başkan odur. Ben şimdi soruyorum, Sayın İmamoğlu elinde mazbatan var mı? Yok. O halde İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanı yazarak, sağa sola gitmen, orada burada hava atmanın ne anlamı var. İstanbul halkı kararını vermiştir ve bu karar Yuksek Seçim Kurulu tarafından açıklanacaktır. Bu karar açıklanmadan, itiraz sureçleri karara bağlanmadan sorumsuzca davranmak, toplumu germek ulkeye zarar verir, millete zarar verir. Her şeyden once adayın kendisine de zarar verir."
" (SOKAĞI HAREKETLENDİRECEĞİZ) İMASI YAPMAKTAN VAZGEÇİN"
Binali Yıldırım, İstanbul gibi bir şehri idare edecek insanların daha olgun, daha sorumlu davranmasının beklendiğini vurgulayarak, "Gorduğum kadarıyla bir sabırsızlık hali vardır. 'Bir an once mazbatamı verin', 'Hukuki sureçler ne canım', 'İşte seçildik, kazandık...' Sanki benim iki katım oy almış, seçimi kazanmış da biz oyalamak, 3 gun 5 gun daha zaman kazanmak için burada bir pozisyon alıyoruz. Bunu şiddetle kınıyorum ve İstanbul halkının bize oy versin, vermesin her bir hemşehrimin oyunun doğru yere gittiğini gittiğini tespit etmek, ortaya çıkarmak benim vicdan borcumdur, namus borcumdur. Bunu sonuna kadar yapacağım. Sonuç ne olursa olsun, ben kimin kazandığına bakmıyorum, verilen oyun zayi olmasının onlenmesi gibi bir sorumluluk taşıyorum. 15 milyon İstanbulluya boyle bir gorevim var. İster rakibime, ister bana oy vermiş olsun, bu oyun yerini bulduğundan emin olmamız lazım. Şu anda yapılan işlem de bundan ibarettir." ifadelerini kullandı. Bu gerçeği Sayın Ekrem İmamoğlu'nun gormesi ve bu sorumluluk içerisinde hareket etmesini İstanbul halkının beklediğini aktaran Yıldırım, sozlerini şoyle surdurdu: "Dışarıdaki, başka ulkelerdeki belediye başkanlarına tebrik ettirmek, aratmak, uluslararası baskı yapmaya çalışmak, dış ulkelerden destek mesajları talep etmek, almak Turk milletinin sinirini bozmaktadır. Açık konuşuyorum. Bu milletin sinirini bozmaya hakkınız yoktur. Bu millet farklı duşunebilir, iç siyasette birbirine rakip olabilir ama ulkemiz uzerinde burayı bir Venezuela gibi bir havaya sokmak isteyenlere karşı da butun ayrılıklarımız bir tarafa gider ve bir tek yumruk olarak dururuz. Turk halkının sinirlerini bozmayın. Sokağı hareketlendireceğiz iması yapmaktan vazgeçin. Hukuka saygılı olun ve surecin sonlanmasını sukunetle bekleyin. Benim soyleyeceğim budur. İmamoğlu, ilk gun soylemiştir 'En guvendiğim yer Yuksek Seçim Kurulu.' Madem, Yuksek Seçim Kurulu'na guveniyorsan onun kararını bekleyip, Yuksek Seçim Kurulu'nun mazbatayı vermesini bekleyeceksiniz. Bundan başka yapacak bir şey yok. O aşamada yapacağın her şey kendine de zarar vermektedir, İstanbul'a da zarar vermektedir, ulkeye de zarar vermektedir. Kendisinden daha tecrubeli bir siyasetçi olarak, bir devlet adamı olarak benim kendisine onerim budur. Şu aşamada başka yollara başvurmak, fevkalade rahatsız edicidir ve bunun ulkemize hiçbir yararı yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi'ne de yararı yoktur."
" BU ÇELİŞKİNİN ORTADAN MUTLAKA KALKMASI LAZIM"
Yıldırım, Kemal Kılıçdaroğlu'nun da bu mealde bir açıklama yaptığını ifade ederek, "Bu da fevkalade talihsiz bir açıklamadır. Hukuk devleti herkese lazım. Hukukun içinde kalmayı surekli vurgulayan Sayın Kılıçdaroğlu da 'Niye bu sureç tamamlanmıyor?', 'Niye bu kadar uzadı?' gibi anlamsız laflar etmektedir. Bu da fevkalade yadırganacak bir durumdur." dedi. Sureç tamamlanıp mazbata verilmesi durumunda ilk once tebrik edecek olanın kendisi olduğunu belirten Yıldırım, "Bunu da bilmesini isterim ama tersi gerçekleşirse aynı davranışı, aynı tutumu da kendisinden beklemek hakkımdır." değerlendirmesini yaptı. Binali Yıldırım, "Partimiz, il teşkilatımız, il başkanımız başta olmak uzere, partimizin butun yetkili kurulları bu hukuk surecini, partimizin haklarını, seçmenin haklarını, adayın haklarını korumak için gayet tabii sonuna kadar kullanacaklardır. Kaldı ki CHP de aynı şeyi yapmaktadır. Yani Sayın İmamoğlu bir şey konuşuyor, parti teşkilatı başka şey yapıyor. Onlar da itiraz ediyorlar. Demek ki bu sureç sadece AK Parti'yi bağlamıyor. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi'ni de bağlıyor. Bu çelişkinin de ortadan mutlaka kalkması lazım. Bir kafa karışıklığıdır gidiyor, karşı tarafta. Allah sonunu hayır etsin." şeklinde konuştu.
Bir gazetecinin "Ekrem İmamoğlu'nun 'İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanı' sıfatıyla Anıtkabir'i ziyaret etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusuna Yıldırım, "Bunlar fevkalade yanlış şeyler. Gidip Ataturk'u tabii ki herkes ziyaret edebilir. Anıtkabir'deki deftere İstanbul Buyukşehir Belediye Başkanı diye yazmak, akla ziyan bir iştir. Sabret kardeşim, 3-5 gun sonra hakkınsa zaten bu unvanı alacaksın. İstediğin kadar, istediğin yere git. İstersen Sultanahmet Meydanı'na çık 'Ben belediye başkanı oldum' diye bağır. Kim ne diyecek? Tebrik ederiz, o kadar ama şu yapılan işler, talip olduğu gorevin ciddiyetiyle, ağırlığıyla bağdaşmamaktadır. Bunu şunun için soyluyorum, bir kez daha tekrar ediyorum. Goren de zanneder ki iki kat oy almışın. Binde 2 oy farkından bahsediyoruz. 8,5 milyon oyda binde 2'den bahsediyoruz. Bunun ne anlama geldiğini İstanbulluların ferasetine bırakıyorum." cevabını verdi. "İlçelerdeki oy sayım işlemlerinde gelinen durum nedir?" şeklindeki soru uzerine Yıldırım, "Bilgiler geldikçe, değerlendirmeler geldikçe her an değişiyor. Burada sadece bizim lehimize olanlar sayılmıyor. Rakibin hakkı olanlar da ortaya çıkıyor. Toplanıyor, çıkarılıyor kalan kimin hesabına yazılacaksa yazılıyor. Dolayısıyla tek taraflı bir sureç değil bu. Bizim uç beş oy eksiğimiz var diye yapılmış bir iş değil bu. Bilinmesinde fayda var." diye konuştu.
" TEŞEKKÜR ETMEYİP 'ÜZGÜNÜZ' MÜ YAZACAĞIZ"
Seçimden sonra asılan teşekkur afişleriyle ilgili soruya da Yıldırım, "Bugun de CHP'nin pankartlarını gordum. Seçimden sonra İstanbullulara teşekkur etmenin anlaşılmayacak nesi var? 181 meclis uyesi ittifak olarak olarak kazanmışız, karşı taraf 130 tane kazanmış. Ezici çoğunlukla mecliste farkımız var. İlçelerin 25 tanesini kazanmışız. CHP ve ittifakı 14 ilçe kazanmış. Bunun için teşekkur etmeyeceğiz de 'uzgunuz mu' yazacağız?" yanıtını verdi. Yıldırım, "Seçim sonrası bazı bakanlarla neden goruştuğu" şeklindeki soruyu, "Bakanlarla goruşmek yasak mı? Ben AK Parti'nin genel başkanlığını yapmış biriyim, Başbakanlığını yapmış biriyim. İstanbul Buyukşehir Belediye Başkan adayı olmuşum. Gayet tabii ki seçimlerle ilgili sureci aramızda her an değerlendiririz. Bundan doğal bir şey var mı?" diye yanıtladı.
" SABRET, YATACAĞIZ, KALKACAĞIZ HER ŞEY ORTAYA ÇIKACAK"
Oyların yeniden sayılması ile sonuçların iki parti lehine de değişebileceğine vurgu yapan Yıldırım, sozlerini şoyle surdurdu:"Burada bazen bizim lehimize oluyor. Bazen de Sayın İmamoğlu'nun tarafına yazılıyor. Dolayısıyla bu hataları duzeltme. Usulsuzluk, yolsuzluk varsa, kasıtlı yapılan işler varsa bunlara da bakılıyor. Butun bu sayım, dokum işinin ozu budur. Gerçeği ortaya çıkarmak, İstanbullu tatil gununde evinden kalktı gitti, oy verdi. Şundan emin olması lazım 'Benim oyum yerini buldu.' Bunu sağlamak benim gorevimdir hem de butun adayların gorevidir. Ekrem İmamoğlu başta olmak uzere. Olay boyleyken bunu yok sayıp, 'Aman verin, Mazbatam nerede? Ben başkan oldum, Ben başkan oldum.' Ya bırak kardeşim daha işin başındayız. Olursan, Allah selamet versin. Allah nasip ederse projelerini de yaparsın, biz de memnun oluruz, takip ederiz. Sabret, yatacağız, kalkacağız, yatacağız, kalkacağız, yatacağız, kalkacağız sonra her şey ortaya çıkacak. Ne bu telaş? Hakikaten hayretle izliyoruz."
" T ÜRKİYE, DERSİ MİLLETTEN ALIR"
Yıldırım, sayım işlemlerinin CHP'nin talebi uzerine durdurulmasına da değinerek, şunları soyledi:"Bu hukuki bir sureç. Durdurulunca bir sonraki adım Yuksek Seçim Kurulu. YSK'ya partimiz muracaat etti. Bu işlemin doğru olmadığı yonunde karar verdi YSK ve bugun sayımlar kaldığı yerden devam etmeye başladı. Her yanlışın bir duzeltme şekli vardır. Bu seçimler sonrası yapılan işlemle normal hukuk davaları arasında bir fark yoktur. Butun hukuki yollar, kademe kademe nasıl izleniyorsa bugun de yapılan odur. Biz, YSK'nın hem geçmiş donemde hem de bu seçimde başarılı bir şekilde sureçleri yonettiğini ve tum dunyada takdirle karşılandığını biliyoruz. Tecrube ile sabittir. Seçim surecini tenkit edenler şunu soyleyemiyor 'Turkiye'de, İstanbul'da seçimlerle ilgili şeffaflık yok, demokratik bir seçim olmadı.' kimse diyemiyor. Bu çok onemli. Sadece adaydan yana, bazı adaylardan yana taraf olunuyor. Bunu anlayabilirim. Bir şey demem ama kimse bizim işlerimize burnunu sokmasın, kendi işine baksın. ABD sozcusu bize laf yetiştireceğine nasıl Sayın Trump'ın seçimi son 3 eyalette yeniden yapılan sayımla elde ettiğini unutmasın. Unutmuş gibi gozukup bize ders vermeye kalkıyorlar. Turkiye'nin bu derslere ihtiyacı yok. Turkiye, dersi milletten alır. Millet de dersini verir. Dersine de çalışır." "İBB'den dosya kaçırılıyor mu?" şeklinde soru uzerine Yıldırım, "İnternet, bilişim çağındayız. Kimsenin dosya kaçırdığı yok. Kaldı ki mevcut başkan yerindedir. Uysal bu konuyla ilgili gerekli cevabı vermiştir. Boyle bir şey yoktur. Bu da yine kafa karıştırmaya, halkı galeyana getirmeye ve gerginlik çıkarmaya yonelik bir soylemden ibarettir. Gaza gelmesin, aklı selimle hareket etmesini kendisine oneriyorum. Sureçte az bir zaman kalmıştır. Tamamlanacaktır. Bugun Turkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da bir açıklama yaptı. 'Herkesin itiraz hakkı vardır.' dedi. Herkes hukuku işaret ediyor. Herkes hukukun verdiği kararlara saygı duymasını, riayet etmesini bekliyor." dedi. Yıldırım, açıklamasını İstanbullulara kendisine verdiği destekten dolayı teşekkur ederek tamamladı.
Binali Yıldırım'ın basın açıklamasına, AK Parti genel başkan yardımcıları Mahir Ünal, Fatma Betul Sayan Kaya, Ali İhsan Yavuz ve Erkan Kandemir ile AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak ve parti yetkilileri de eşlik etti.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.